Hazreti Ali'nin Halifeliği ve Siyasi Çalkantılar kaydında İhsan Mektebi programımızın yeni bir bölümünde sizlerle tekrar birlikteyiz. Hazreti Ali Yül Murtaza Efendimizin hayatından kesitleri sizlere aktarmaya devam ediyoruz. Bugün Hazreti Ali'nin halife seçilmesi konusuyla inşallah birlikte olacağız. Hazreti Osman Zinnureyn Radıyallahu Anh'ın şehadetinden sonra bu facianın neye müncer olacağı…
İhsan Mektebi programımızın yeni bir bölümünde sizlerle tekrar birlikteyiz. Hazreti Ali Yül Murtaza Efendimizin hayatından kesitleri sizlere aktarmaya devam ediyoruz. Bugün Hazreti Ali'nin halife seçilmesi konusuyla inşallah birlikte olacağız. Hazreti Osman Zinnureyn Radıyallahu Anh'ın şehadetinden sonra bu facianın neye müncer olacağı meçhul bulunduğundan ehli Medine telaşe ve endişeye düştü. Kimse ne yapacağını bilemedi. Süfeha güruhu Hazreti Osman'ın aleyhinde müttefik iseler de halife intihabı mevzuunda mütehaliftiler. Biri şunu isterken diğeri başkasını istiyordu. Ashab-ı Kiram'ın ileri gelenlerine vardıkça onlardan red cevabı alıyorlardı. Son bir çare olarak Sa'd Bin Ebi Vakkas ile Abdullah Bin Ömer radiyallahu anhüma'ya müracaat eylediler. Onlar dahi tereddüt göstermeden onları reddettiler. Beni Ümeyye ileri gelenleri ise ortalıkta görünmüyordu.
Elhasıl makamı hilafet boş kalıp ekabiri ümmetten herhangi biri bunu kabul etmediğinden hayrette kaldılar. Bu halde memleketlerine dönseler büyük fesat ve fitneyi mucip olacağı mülahazasıyla muzdarip oldular ve hemen ehli Medinei cem ile siz ehli şurasınız. Sizin ümmet üzerinde hükmünüz cari ve nafidir. Size iki gün mühlet, eğer bu müddet zarfında bu işi beceremezseniz Ali, Talha, Zübeyr filan ve filanı katlederiz dediler. Ehli Medine korkup fevkalade telaşa düştüler ve hilafeti Hazreti Ali'ye kabul ettirmek üzere onun başına üşüştüler. Hazreti Ali bu iş sizin işiniz değildir. Ehli Bedir'in işidir. Ehli Bedir kime iltihap ederse halife odur, dedi. Erbab-ı iltihap Ashabı Bedir olunca Aşere-i Mübeşşere'den birini iltihap edeceklere aşikardı ve bunlardan hayatta Ali, Talha, Zübeyr, Sa'd bin Ebi Vakkas ve Said bin Zeyd vardı.
Medine'de mevcut olan ehli Bedir hilafete Ali'yi layık gördüler ve onun yanına vardılar. Elini ver, bey'at edelim dediler. Hazreti Ali, beni bırakınız, başkasını arayınız. Önümüze bir iş çıkacak ki onun akillar almaz, gönüller mütehammil olmaz şekil ve renkleri vardır. Bence vezir olmak emir olmaktan evladır. Siz kimi intihap ederseniz, ben de ona bey'at ve cümleden ziyade itaat eylerim dedi. Onlar da ya Ali, Allah için insaf et. Ehli İslam'ın başına gelen felaketi görmüyor musun diyerek ısrar edince Hazreti Ali kabule mecbur olup kararını ertesi güne bıraktı. Halk bu vaat üzerine Hazreti Ali'nin yanından çıktı. Talha ve Zübeyr meydanda olmadıklarından halk onlar da olursa bey'at kavi ve müstakim olur diyerek ertesi gün onları da getirdiler. Şu vechiki Hazreti Ali'yi Murtaza kerremallahü vech'e Mescidi Şerife girip minbere çıktı ve hazıruna hitaben bu iş sizindir.
Onda kimsenin hakkı yoktur. Siz kimi isterseniz halife odur. Dün bir karar üzere ayrılmış idik ki ben istemeyerek söz verip siz behemehal beni iltihapta ısrar etmiştiniz deyince hepsi biz dünkü karar üzereyiz demeleriyle Hazreti Ali Radıyallahu Anh da şahit olaya Rab dedi. Evvela Talha ve Zübeyr Radıyallahu Anhuma girdiler. Hazreti Ali onlara isterseniz ben size bey'at eyleyeyim dedik de yok, biz sana bey'at eyleriz diyerek bey'at ettiler. Sonra Sa'd Bin Ebi Vakkas, Abdullah Bin Ömer, sonra Ensar-ı Kiram, biat eylediler. Vaktiyle Hazreti Ali Radıyallahü Anha Resul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem ya Ali, sen Kabe menzilesindesin. Sana gelinir, sen gitmezsin. Şu kavim gelip sana bu işi, yani hilafeti teslim ederlerse kabul et. Eğer gelmezlerse onlar sana gelinceye kadar sen onlara gitme buyurmuştu. Hazreti Ali yukarıda anlatıldığı vechile buna bağlı kalmıştır.
Hazreti Ali'nin Halifeliği ve Siyasi Çalkantılar ne anlatıyor?
Hazreti Ali'nin Halifeliği ve Siyasi Çalkantılar kaydında İhsan Mektebi programımızın yeni bir bölümünde sizlerle tekrar birlikteyiz. Hazreti Ali Yül Murtaza Efendimizin hayatından kesitleri sizlere aktarmaya devam ediyoruz. Bugün Hazreti Ali'nin halife seçilmesi konusuyla inşallah birlikte olacağız. Hazreti Osman Zinnureyn Radıyallahu Anh'ın şehadetinden sonra bu facianın neye müncer olacağı…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 6 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Hazreti Ali Radıyallahu Anh'a Mescid-i Nebevi'de hicri otuz beş senesi Zilhicce'nin yirmi beşinci ve cuma günü bey'at olundu. Ebirül müminin Ali Radıyallahu Anh otuz altı senesi başlarında eyaletlere umera nasb ve irsal etti, gönderdi. Kays bin Sa'd bin Ubade el Ensari'yi Mısır'a, Sehl bin Huneyf el Ensari'yi Şam'a, Muhacirinden Ammare bin Şihab'ı Kufe'ye, Osman bin Huneyf el Ensari'yi Basra'ya ve Ubeydullah bin Abbas'ı Yemen'e gönderdi. Tarihte tafsil olunduğu üzere bu valilerin ekserisi vazife yerlerinden rücu etmişler ve Emiri'l müminin Ali El Murtaza radiyallahu anh devrinde pek çok hadiseler zuhura gelmiştir. Muaviye Sa'd Bin Ebi Vakkas, Muhammed Bin Mesleme, Abdullah Bin Ömer Radiyallahu Anhüm'ın üçüne birer mektup yazdı. Mektupların hülasa-i meali Osman Radiyallahu Anh'ın kanını talepte kendisine muavenet için üçünün de Şam ordusuna gelmeleriydi.
Sa'd Bin Ebi Vakkas'a gönderdiği mektupta nesepte ve İslam'da kıdemce sana denk olan Talha ve Zübeyr değil mi Osman'ı, yani Osman'ın kanını talep ile oruç ettiler, ayaklandılar. Aişe de onlara muvafakat eyledi. Sen de onların koyuldukları yolu tercih etmelisin diye yazmıştı. Ashabı Bedir'den ve Ekabir-i Ensar-ı Kiram'dan olan Muhammed bin Mesleme'ye gönderdiği mektupta, Osman Radıyallahu Anha muavenette ihtimal olunmakla mazlumen katlolunduğuna dair sözler vardı. Abdullah bin Ömer'e gönderdiği mektupta güya Abdullah'ın Ali'ye muhalif olduğundan naşi uzleti ihtiyar eylemiş olduğundan bahsetmişti. Sa'd Bin Ebi Vakkas Radıyallahü Anh Muaviye'ye yazdığı cevapta mektubun okundu ve ali malum oldu. Beni bir batıl yola davet eylediğin anlaşıldı. Malumun olsun ki ben Ali ile asla muharebe etmem ve onun aleyhinde ittifak eylemem.
Ben ehli İslam arasında zuhur eden fitneden ihtiras ve ittika ile ihtiyarı inziva edip hane I viranıma çekilmişim. Talha ve Zübeyr de Ali aleyhine huruc etmeseydi haklarında hayırlı olurdu. Allahutaala onların hatalarını af eylesin vesselam diye yazmıştı. Hazreti Ali, çok karışık bir vasatta halife seçilmiş bulunduğundan, hükumet merkezini Hicaz'dan Irak'a, Medine'den Kufe'ye nakletmişti. Bunun çeşitli sebepleri vardı. Birincisi, Medine şehri Resul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellemin içinde yaşayıp vefat ettiği bir belde olduğundan Müslümanlar arasında büyük bir hürmet ve kutsiyet taşıyordu. Medine'nin havasıyla beraber Resul-i Ekrem'in siretini teneffüs eden Müslümanlar burasını her türlü siyasi mücadele ve karışıklıklardan uzak bulundurmak istiyorlardı.
İkincisi, Hazreti Osman gibi Resul-i Ekrem'in damadı ve gözde sahabisinin devlet reisi sıfatına rağmen bu beldede şehit edilmesi müminlerin gönüllerini yaralayan bir hadiseydi. Ve üçüncüsü, Medine gibi Resul-i Ekrem'in hayatıyla tebligat ve tebşiratıyla alakalı ve vahy-i ilahinin iniş yeri olan beldeye yakışan elbette ilmi ve dini merkez olarak nur kaynağı ve irfan ocağı olmak siyasi münakaşalardan uzak kalmaktır. Halbuki Medine siyasi merkez olunca o bu hürmetini kaybediyor, mücadele ve mukadelelere sahne oluyordu. Bütün bu sebeplerden yapılacak en isabetli iş Medine'yi siyasi merkez olmaktan çıkarmak ve hükumet merkezini başka bir yere nakletmekte. Hazreti Ali radıyallahu anh'ın bu kararı vermesi ayrıca Hazreti Osman radıyallahu anh'ın öldürülmesinden ne derece müteessir olduğunu gösterir.
Hazreti Ali'nin hükümet merkezini Küfe'ye naklettikten sonraki devri de fitnelerle, fesat ve karışıklıklarla mücadele içinde geçti. Hazreti Ali radiyallahu anh, beş yıllık hilafeti döneminde durmadan, dinlenmeden bunlarla mücadele etmek zorunda kaldı. Osman bin Muğire radiyallahu anh'dan Mervîdir. Ali radıyallahu anh'ın ahir hilafetinde Ramazan-ı Şerif dahil olup, Hasan ve Hüseyin ve İbn-i Abbas radıyallahu anhum ile iftar ederlerdi. Üç lokmadan ziyade taam yemezdi. Niçin yemezseniz ya Emiral müminin diye sual ettiklerinde bana ölüm ulaştığında karnımın aç olmasını arzu ettiğimden diye cevap buyurdular. Ravi der ki hem öylece de oldu. Bu üslup üzere bir gece veya iki gece sonra şehit oldular.
Bir gün Fahr-i Kainat sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz İmam-ı Ali Radıyallahu Anh'ın üzengesini çeken birine buyurdu ki, Şii Huda yani Allah'ın Arslanı Ali'yü Murtaza senin elinde şehit olsa gerektir. O kimse işitip melul oldu ve ağlayarak İmam-ı Ali'ye geldi. Tazarru edip dedi ki ya Ali, kanım sana helal olsun. Beni bu dem tepele. Yani hemen beni öldür. İmam Ali dedi ki sebep nedir ki bu sözü dersin? Resul-i Ekrem bana dedi ki Ali'nin şehadeti senin elinde olsa gerektir. Bu yüz karalığı benden vaki olmadan dilerim ki ben senin elinde öleyim. Ta dünyada ve ukbada siyah yüzü olmayayım. İmam Ali Radıyallahu Anh dedi ki Hazreti Sani-i alemin ezelde takdir etmiş olduğu kul tebrile kadir olur mu? Hazreti Müdebbirul umur bana mertebei şehadeti müyesser etmişse o halkayı giymemek bana düşer mi? Ve bu kazıiyeyi Serveri Kainat sallallahu aleyhi ve sellem senden evvel bana haber vermiştir.
Sen de hoş tut ve kimse bu sırdan haberdar olmasın ve ben sana evvelki nazar ile olayım. Bu kimse bu cevaba kanaat etmeyip tekrar tazarru edince cevap buyurdular ki ya Fulan, eğer kıyamet husumetinden havfedersen gam yemek ki yarın kıyamet gününde ben sana şefaat ederim. İnşallah yine benimle olursun. Ulema siyerden Mervîdir ki İmam Ali cuma sabahı Ramazan ayında Mülcem oğlu eliyle şehit olmuştur. Altmış üç yaşında civarı Hakk'a göçmüşlerdir Ve müddet-i hilafetleri altı yıl olmuştur, Radıyallahu An. Havariç, bakiyeyi suyufundan olan Abdurrahman bin Mülcem-i Murad ve Berk bin Abdullah I Teymi ve Amr bin Bekr es Sadi bu üç şahıs Hicaz'da toplanarak Nehrevan'da katledilen yoldaşlarını ve nasıl uğradığı müşkilatı müzakere ve bu hale teessüf ile bundan sonra bizim dünyada ne işimiz var? Bari üç övünmeyi katl ile nasıl onların elinden kurtaralım diye karar verdiler.
İbn-i Mülcem, ben Ali'ye kafiyim. Berk, ben de Muaviye'ye kafiyim. Amr bin Bekr, ben de Amr İbni As'a kafiyim diyerek bir günde üçünün katline karar verdiler. Ölmek var, dönmek yok diyerek birer zehirli kılıç alıp, Ramazan'ın yirmi yedisini tayin ile taahhüt ettikleri cihete gittiler. Amr bin Bekr muayyen gecede Amr ibnül As'ın mescide çıkacağı yerde tarassud eylemiş, Amr ibnül As ise namizac olduğundan, kendi zabıta memuru olan Harice Bin Habibe'yi imamete tevkil ettiğinden, harice namaz kıldırmak üzere camiye giderken, Amr bin Bekr onu vurup öldürdü. Derhal tutulup Amr bin Asa götürüldükte sen kimi katlettin diye sordu. Amr bin Bekr ya fasık, vallahi senden başkasını zannetmedim demekle Amr ibnül As da sen Amr'ı murad eylemişsin, Allah'ın iradesi de harici imiş diyerek hemen Amr bin Ebi Bekir katledildi.
Berk ise o gece Şam'dan Muaviye'nin çıkmasını bekleyip Muaviye sabah namazını kılmak üzere camiye çıkarken Berk bir kılıç çaldı. Muaviye'nin uyluğuna rast geldi. Muaviye'nin hükumeti ise mülkü saltanat tarzında olup derhal yanında yaver ve çavuş bekçiler Berk'i tuttular. Berk, bir müjdem var, faydası olur mu, dedi. Muaviye, söyle bakayım, dedi Berk. Şimdi yoldaşım Ali'yi katletmiştir, dedi. Muaviye, ne biliyorsun belki katledememiştir deyince, elbette katletmiştir. Çünkü Ali'nin yanında yaveri ve bekçileri yoktur dedi. Faydası olmadı. Hemen belki de katledildi. Tabip geldi. Kılıç zehirli olduğundan Muaviye'ye iki suretten birini ihtiyar eylemelisin. Ya bir demiri kızdırıp yaranın üzerine koymalı, yahut sana bir şerbet içirmeliyim ki bu zehri alsın. Lakin ondan sonra evladın olmaz dedi. Muaviye, ben ateşe dayanamam. Oğullarım Yezid'le Abdullah bana yetişir dedi.
Tabip Saidi ona şerbet içirdi, yarası iyi oldu. Fakat sonra evladı olmadı. Değerli dinleyeceğimiz İhsan Mektebi programımızın bugünkü bölümünün de sonuna geldik. İnşallah bir sonraki bölümümüzde Hazreti Ali Efendimizin şehadeti konusunu sizlere aktarmaya çalışacağım. Görüşmek dileğiyle. Allah'a emanet olunuz.