Hasetin Zararları ve İmani Hayatın Güçlendirilmesi
Hasetin Zararları ve İmani Hayatın Güçlendirilmesi kaydında Tefsir eden, Hz. Vildiği mektube cevap otuz altı. Mektup. Hupbu canımızın otuz altı. Mektubu. Teberrüken yeni göz günümüz geldi. Konyalılar hatımıza hutur etti. Kubbu cihanımızın bu mektupunu okuyup onlara teverken göndermeyi münasip gördük. Allah bizden, kedilerden, bütün ihvanımızdan razı olsun. Sözlerimizi Allah tesirle halk etsin.…
Hasetin Zararları ve İmani Hayatın Güçlendirilmesi ne anlatıyor?
Hasetin Zararları ve İmani Hayatın Güçlendirilmesi kaydında Tefsir eden, Hz. Vildiği mektube cevap otuz altı. Mektup. Hupbu canımızın otuz altı. Mektubu. Teberrüken yeni göz günümüz geldi. Konyalılar hatımıza hutur etti. Kubbu cihanımızın bu mektupunu okuyup onlara teverken göndermeyi münasip gördük. Allah bizden, kedilerden, bütün ihvanımızdan razı olsun. Sözlerimizi Allah tesirle halk etsin.…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 14 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Tefsir eden, Hz. Vildiği mektube cevap otuz altı. Mektup. Hupbu canımızın otuz altı. Mektubu. Teberrüken yeni göz günümüz geldi. Konyalılar hatımıza hutur etti. Kubbu cihanımızın bu mektupunu okuyup onlara teverken göndermeyi münasip gördük. Allah bizden, kedilerden, bütün ihvanımızdan razı olsun. Sözlerimizi Allah tesirle halk etsin. Hats Celle ve Ala halkatları, Yani her niye de olursanız olun, Allah sizinledir, ahvali hususi yanınıza vakıftır, hazırdır, nazırdır demektir. Hazırdır, mazurdır demektir. Prag misal ile buluşamayacağımız için, Hüdayi Baba İstanbul'da vidanından biri yakında gelmiş, biri derviş olmuş, lakin hepsinden daha sevimli. Efendimizin yanında da belli oluyor sevimli ihvan, Bel kafirlarımız oluyor. Tayyip efendi, Tayyip efendi şuraya oturun. Önder efendi, bilmem efendi şuraya oturun. Bu seferde şöyle oturun. O günahkara ve bu defa bahçede oturuyor.
İşte en çok hasret kaldı, sevdiğimiz böyle. Böyle sevinerek ihvan birbirini çekemez. Kim sevinirse ona haset etmek hacet. Yani haset bütün ahlakı zemime girer işten, haset de gitmez demiş efendimiz. Damadı alimleri, Ömer Bey kardeşimiz. Oğlum demiş, bu içten bütün ahrab-ı zemime çıkar. Vüğür de olur daha hasedrek ayağını dayar, çıkmayı istemez. Yani katiyen çıkmayı istemez. En son çıkan hasetlik olur. Siz hasetten kaçınız, hasetlik hasenatı yer, tüketir. Ataşın odunu yediği gibi yer, tüketir. O düşmanı çekememişler Hüdayi Baba'nın ihhanını, öteki müriddan çekememiş, çok sevimli, hicret gelmiş buraya, İngiliz gelmiş olmuş. Kimmiş bunları, kanaati, onun büyü adam olduğuna kanaat getirmenin için bütün Münih de emretmiş. Birer göbeğin, tavuk, kuş olan bulmuşlar, gezmişler emir tutulur. Hiç kimsenin görmediği bir yerde kumarda, hiç kimse görmesin.
Herkes gitmiş binanın ardında, havada yerde, girdiği yerde sağına soluna basmışlar, getirmişler. Ama o genç, İntisabi'den o yavru, kesememiş sağ elinde getirmiş. Niye hem de mutluladım kuzum demiş. Bütün kardeşlerim getiriyor da demiş sen ne iyi demiş kesmeden getirdin. Nasıl ettin? O zaman gizli yer buldum, kestim, gizli yer buldum, kestim. Sen niye kesmedin demiş? Gizli yer bulamadın, defalem demiş. İyi gün yeri yok ve oraya mahkum eyleme korkun ben niye baksam Allah benimle beraber hazır mazırdır. Bütün meydanın tuzağı kurumuş yani. Biz insan değiliz şu şekilde. Burada duymuşuz Allah, ehli irfan olamamışsın demiş. Ondan sonra Allah'ım buradaki ayet-i celîle ben gaye ne de deysem Allah'ımız burada hul olunca cemi günahtan sakınmamız, korkmamız, çöpumuza boyundurmamız lazım. İki gündür hanımla bugün ikinci gün oldu.
Biraz daha dokunduk, ağzını test test kuruyor yer, bu evimiz soy içsin bile Allah rızası için. Yine sözümüze devam ederiz. Bunlar ve kardeşimize orada bir neşe olur. Sadece Hasan ağabeyimiz aramızda gibi gelir. Suyun mürbırtıleri, konuşmaların araları, böyle bir şey verir. Tamam olsun bismillahirrahmanirrahim. Sünnet olarak geçirirken su, anayı emer gibi böyle sorulacak olan. Sen duysun diyecek küfürli Firdevs'te. Meme emer gibi üç yudum bismillah, elhamdülillah, bismillah, elhamdülillah böyle içilecek suda. Mekke Ayet-i Celileye göre, bu kardeşim, yeni gelen kardeşimiz eskiden bizim gibi eskimişlerden daha hayırlı ve sevimli olmuş. Onun için gençlere ev bakılmaz, hürmet ettiler insan birbirine.
Aleyhissalatü Vesselam Efendimiz Kastırını lisana hasreden, yalnız lisanı ile Allah bizimle deyip de kalbiyle indiremeyen cesur cahiller yahut altında huşude tutan rabiller, daha doğrusu Mucibi Tanrı ve teşni olan bir pehlili münkeri hicra da ziyip ve andin müşahedesinden sıkılıp Hacer edenler. Buraları yeniden Türkçeleştirmeye çalışmayacağım. Hep sohbetimizi ehli elfan dinleyeceği için, yani, yani Mehmed ile Ahmet'in günahı yapmadan sıkışıyor. Gezi bir yeri arayı yol da diyor bir ehli münkeri işleyeceği zaman ama kimse görmesin, böyle kimseler görmesin. Ehli münkeri iman da ziiyd ve andun müşahedesinden, görmesinden sıkılıp Hacer'i onlar. Lakin Cenab-ı Hakk'ın hazır ve hazır bulunduğunu, Allah'ı açıktan gördüğünü, bu hazırata iltifat etmeyenler, bu hazinata iltifat etmeyenler, Ruzu cezada, Mahkeme-i Kıpra'da, o aleni olan ne yolda cevap verecekleri cidden cahilte ammüldür.
Cidden düşünülecek şeyim bu. Budur Allah'ın huzurunda böyle Zeyd'in şehadetten korkup günah yapamayıp da, Allah'tan korkmayıp da isyan edenler acaba huzur-u ilahiye de ne cevap verecekler? Meşhur bir şey var size ona haber vereyim kardeşlerim, duada dileyen sevgili dostlarım Harun-i Reşit, hepimizin bildiği işte Harun-i Reşit padişah, bir gün, bir gün Zübeyde hanım annemiz ile konuşurken, ailesi ile bir cennetlik miyim, cennetlik değil miyim? Padişah der ki: Eğer ben Cennetlik değilsem, sen benim den üç talakla boş ol der. Üç talakla boş Çok sıkışmış bu sözünden. Şeyh İslam, ulema-i Kiram, Fuzala hep toplanmışlar. Çare ne kardeşim Muhammed? Çare nasıl bulunacak bir düşünün ya diyor. Padişah. Zübeyde Hanım Bağdat'tan ta Mekke-i Mükerreme'ye su getiren, su getiren Zübeyir suyunu getiren kırk günlük yerden, kırk günlük yerden tabi ki su getiren bir kaldım.
Yerinde bir Kuran'ı yüz bir liraya yazdıran altundan yaprakları Kuran'ı hakimince ayeti çıkınca manasını da biliyor. En sevdiğimizi Allah yolunda gelinceye kadar bizi ihsaneye cenneti alaya nail olamazsınız deyince önce şöyle fukara giderken kim vermiş? Kuran-ı Kerim'i eline tutturuvermiş, sana olsun Kuran-ı Kerim diye. Böyle bir kaldım boşanılır mı? Mı? Biz çare bulamamışlar efendim zevceye hadisler başka bir hocaya geçsin. Hemen bir gün iki gün dursun. Koşardıktan sonra üç ay on gün daha çocuğun ne olmazsa şiddetlesinler. Altı ay yirmi gün sonra ayda size gelir. Ben yılın yaptığı aileyi nail yürüyen kabul edeyim. Eşref'e hayatın emdük eyle. Onun bir yolunu ısadan bulun, rica ederim. Yeahu'l-Emas'ınız. Zaten başka kimse yok da Şafi'yi aldıkları İmamı Şafi'yi çağırın, genç delikanlı Muhammed ' ın silsilesinden zamanı bık bıraktı ama. Şafi yazdırdıklardı, böyle gelmişler.
Nisa sen gelince, bu kıyamet bir çocuk gelen ne yapacak diye aldırış yapmamış padişaha Demiş biz sana muhtacız sen bize mi muhdestsin? Elbette filimde ben size muhtacım, padişahlıkta siz bana muhtacsiniz. Öyleyse senin muhtac zamanın geldi, Senin muhtaç devrin geldi. Sen tahtan şahin de ben oraya çıkayım sen karşıma otur padişah demiş. Karşısına oturtmuş padişaha. Yemin veriyorum sana Allah'ın adına yemin veriyorum ey padişah. Hiçbir günaha rast geldin de Allah'ın hıfzinden, Allah'ın korkusundan hiç kimse görmediği yerde kalbimden bir hayfullah yıkindi ve o günahı terk ettiği var mı yok mu bana kısaca haber ver. Başın bir kadınla hoş olmuştu. O kadar Zübeyde hanım gibi hanımların olduğu halde koca padişahımla bir elin namusuna süprellik yaptım lakin orda uçkuluğunu çizerken içerimden bir halfullah ekindi. Dedim ordan ayrıldım. Zübeyde boş deme sende eli cennetsin.
Kim Allah'ın huzurunda suçlu durmadan bu kadar harf ile belki de ki Musa'yı terk ederse, ona cahil cennettir. Cennettir. Onun için Sübeyda hanım, bütün ulema ayağa kalkmışlar. Nuh delille ne ile cevap veriyor? Delilin bu ayeti celile demiş. Ehhetti alnından, gözlerinden etmişler. Allah şefaatına nail etsin. Yani biz şurayı okuyorduk da Siz niyedeyseniz ben oradan buyuruyor Allah Malik'in mülk ve nele kurt hazretleri akşam sizin evde konuştuğunuz Ömer efendi. Yani ayet kardeşlarımızın içine gelince iyi dinleyenler için başkalaştınız. Şimdi Konya gelecek, doğrudan kardeşlerimizi dinleyecek. Akşam yarın Orkun dinledik geçtik. Hıta giderek ve hita giderek, hitap darlanarak yani. Allah'u Teala hazretleri Senin hayat benim yedi devletimde olduğu halde nehyetmiş olduğum bir fevl-i münkevi ne cesaretle yaptım? Nasıl, nasıl cesaret ettim de yaptın?
Düşmanın saadetin olan iman düşmanım olan, İbni bir Cennetten mahrum, hikmet düşmanı olan düşmanı saadetin olan Allah'ımız yine buyuruyor. Ey benim kulum, ne iyi mümin bilmezsin sen. Arkadaşlar Kuran-ı Kerim'de kapanır, küfrün'ın üzerine sırtından vaaz verdi birbirini efendimizin meftubunu açtı. Hayran olduk böyle. Bilmiyorsun zannettim beni. Yahu kendin gibi bir abdi acize karşı, kendin gibi bir habit, bir acize karşı bir buna aciz mi buna karşı lazım gördüğün haya ve hürmet bana karşı lüzumsün mü itikat eder edindin? Yani bir efendinin yanında sıra içemezdim. Daha birinin yanında, kutlu cihanın yanında içemezdim. Tinakinin nasıl benim huzurumda içiyorum diyor. Bazı arkadaşlarımız var böyle laubali hem tahribattan hem sığara içebilir. Yazıklar olsun da Molla'ya Hacer. Bizim, Bizim memleketimizde Mevla'ya hamdolsun tek sınav içen olmaz, içerse alınmaz.
Ne bileyim bir tatla daralar tarikat olsun. Tarikat koymaya, koymuyor, tahlildir. Böyle necasetle, mebde sormuş kimsenin içine almaz. Diyor ki bu Şahin Nakşibendi Efendimiz Allah şefaatine nail etti her Rabbi sohbete oturmuşlar. Lezzet gelmiyor demiş lezzet gelmiyor. Lezzetin kesik yeri var. El-Hanel kesik, nereden gelmiyor. Demiş efendim içimizde bir mümkün var mutlaka demiş. Aramışlar hangi kardeşler? Var? Ayakkabılığa, asalığa bakın. Efendim demiş bir münkir asası gelmiş. Yani asanın içerisine asayla gelirmiş. Bir mümkün, asayı dışarıya atmışlarmış füyuzat boşanmış. Bir gün yine aynı olmuş, bir ayakkabı bulmuşlar, bir babuç varım diyor. Bunları böyle dilim ile söyleyip geçmiyorum. Dehşe at, Aynının Hayat kitabında okumuştum. O ipucu atınca Füyuzat Başalıyor. Bir gün Şahin Nakşibendi Efendimiz yine ilk ödeyecekler, lezzet yok, ifvanın içinden bir mümkün korkusu geliyormuş.
İçinizden bir mümkün kokusu geliyor. Demiş ki Biz inkar edenlerden değildik. Hem dersinle mümkün kokusu duyuyorum niye buyuruyor ya demiş. Yani sende imkan kokusu var. Efendim çamaşır yıkılıp milsonum yoktu da komşu bir tarikatı inkar eden adamın milsonunu giymiştim gömleğini ondan mı ola? Çıkar suyun üstünden ah canım demiş. Çıkarmış dışarıya soyunmuş gelmiş imiş. Allah, Allah, Allah Siz niye derseniz ben ordayım. Allah, Hanifün Zül Celal Yani Namazda olsun, ekrde olsun, sohbette olsun, ihsanla olsun, yüz de vurursa olsun, Hazreti Allah görür gibi, Peygamberimiz de bu hadisinde Allah'ı görür gibi namaz kılın, kendini Allah'ı görüyor gibi siz Allah'ı göremiyorsunuz ama göremezseniz Allah sizi gülüyor gibi yapın da bakın işin gözüne bazı gönül sohbet oluyor biliyorsunuz ve bütün tevfili düşüyor şuraya. Ne oluyor? Bağırma, çığma da yok. Allah hazır, nazır olduğu tecelli etti mi?
Allah, Allah, Allah, Allah derken kaybolup gidiyor. Yakman Allah diyor, düşün. Taşi paranın hali bu. Bağırmaya, çevirmeye üzüyor. Üç saat böyle İngiltere yapıldığı zamanları birisi beş tanecik işiyle çoğalmazsa lezzet yok derler. Bir kişi inan biri dedeydi, neden derler. Yani Kence'den da ismini dede bulmuşlar o hatırımda. Bir de sonra Abdullah'a helal olsun Abdullah. Haksız lazım iyi ki işi daha var zat. Allah rızası için dışarıda haber vermeyin. Allah derken Allah'ımız görünür gibi, yani Allah bizi görüyor gibi, diyelim kardeşim ne derken hepimiz oralara yıkılma hali olur. Böyle kardeşim tam bir andolsun bu, ins etmeyen niyazizm yok, duyulmayan niyazizm yok. Peygamberimiz zikir hayırlısı, ilmi zikir geldi, mimin koyacak kadar hürserdiksına yendirin. Allah, Allah, Allah, Allah, Allah, dedin mi? Süleyman bunu şey oluyordu şimdi. Yani içeriye gelen şeyizi dışarıya atma, dökme.
Yani herhangi bir kahveyi, çayı, çorbayı. Bir düşün ne kadar bir şey, bir şeyler var onu fazla vurdun mu dışarıya taştın mı, dirildin yok. Halbuki geniş tutmak lazım. Geliştirmek, çok büyük tasavvuf etmek lazım. Safrınızdan feyzini girebilirsin. Geçen bir hafiye polis gelmişti bize. Git lan bundan. Sonra tekrar başladı. Çalışmaya başladım. Elleri titremmeye başladı. Azıcık daha konuştum döşleri titremeye başladı. Azıcık daha kafayı semaya dikti böyle arşı aldım adam kalbime. Şimdi Allah'ı tayin ettik gözü da döndü, ölüyor gibi Kardeşim, masum takın elini yüzünü yıkıyorum, ne yiyorsun, salavat getirdin, hayat durun dedim. Ben öteki yere gittim, geldim ki daha beter olmuş. Yusuf Efendi, son olduktan mesela ayıp. Ne diyorsun? Kitaplarda görmüyor musun efendim? Men ediyorum. Böyle kayıp hali gelmiş. Şah-ı Nakşibend Efendi'nin kayıp hali geldi mi?
Rasihından Rasulullah'a, Rasulullah'dan da Allah'a doğru kayıp haleti ve çiğnecek Mevla'ya kavuşuyor o zaman. Ben Mevla'ya boğuşayım niye beni böyle men ettim dedi. Ama sen bir polis adamsın. Cuma günü ziyaret Yahya'la hacet bul. Her adam, her sınıftan adam geliyor hocamı ziyaret edeyim diye. Onlar seni bu halde görürse Efendimiz tayin olduğuna bu azim yani. Ayette Allah şimdi. Adam bu kadar işin iç tarafına geçmiş. Yani hafif polis bizi arıyor, Hem de bizim içimizden Allah'ı zikrederken de hiç bunun gibi bir kazanç görmedim ben daha. Böyle yapıyordu. Onun için şimdi özdeş edelim işi. Sırf illa ile, sırf dağılma ile, sırf çığırmayla bulunmaz pul. Gözlerimizi yumruk bu sıhhatleriyle lezzetin içinde vuralım.
Kardeşlarımız sonra şey koydular teyp bırakamıyoruz sözü de, şöyle bitirelim Bana karşı lazım velüssü iltifat ifaadıyelin Mehmet Amed'in yanında günah idemedin de onlara gittiğin hormet kadar bana hürmet etmedin diyor Allah yarın Husu ilahiyyede buyuracağı hengama da, Hacibe ne gibi bir cevap tedarik olunacaktır? Hangi cevabına cevap, Ya Rabbi insanlardan haya ederdim ya, senden haya yetmiyor mi diyeceksin? Hangi bir feylesofün parti zekasından, hangi bir abuvatın kisveti malumatından istifade edilecektir? Hangi abuvattan akıl alacaksın? Hangi feylesof sana diyecek ki şöyle hareket et kurtulursun Allah'ın onu geçmiştir Heyhat eyhan, onlar geçmiştir. Yarın sen dinleyeceksin Allah'ın huzuruna, diyalunu sen bileceksin, Babandan duyduğum bir şey diyeceğim. Allah şefaatine nail et Ya Rabbi. Allah'ın huzurunda Ya Musa Kitab'ı kitabını kavim ettin mi?
Ya İsa İncil'i kavimüne tebliğ ettin mi ola, gidemedim mi ola? Diye düşüncelerinden, klanlığın dilinden, ter yerinden kan geleceğini. Peygamberlerin onların yerinden kan geleceğini haber veriyor. Hz. Ömer bir gün bunu düşünüyor, Halid de Zülcelala şöyle bir iltica ediyor. Yapmış düşmüş bayılmış binlerce hasta onun iadesine gidiyor. Geçmiş olsun ya Ömer. Oraya varınca, arkadaşlar toplanınca keşke ben Nesin, melsiyellaydım. Ben onu vurmuş düşükmüş çocuklaydım keşke ben diyor. Cennet ile tebşir olduğu halde böyle diyor ne olursun? Yerden bir saman çöpü almış keşke ben şöyle bir saman çöpü olaydım. Ondan sonra onlara dayanamaz ağlayarak delik iniyor. Keşke ben yarılmamış bir bir şey olsaydım yani hiç vücuda gelmeseydim. Bu cennetle tebşiki olman zat böyle diyor. Bizim ne kadar bakmamız lazım geliyor? Ne kadar laubali oldun ne olacak?
Şunu da ilave edelim ki, Esma-i muhaverede konuşma zamanların da hüznü hatalarını itiraz ile daralan cürmünü, bilmeme konuşulanı anlar. O doğru bir elimiz. Kitapler buna diyor ki: Açıktan, gençlikteki ettiğin günahı ediyorsan yanında adamları şahit dikmiş oluyorsun. Yarın Huzur-u ilahiye de karşına çıktığı zaman onlara şahit dikilip tehliları olacaksın. Allah ile kendi aranda olsun, Allah Settar ismi ile sert verecek inşallah. Hamd-ı günah, şamuat, peydah bulan müstahak, onunla hazin aff olacak Allah'ın ihsarı bu. İtilafıyla beraber intihal-ı maasetten kurtarman için Allah Gafur'dur canım diller diyor. Hazreti Efendimiz böyle diyor. Allah Gafur'dur. Affeder, mahlet sahibi söyleyen birtakım laubaliler, laubaliler muhakkak kendilerini aldatmış oluyorlar. Öyle dinhile kendilerini aldatmış oluyorlar. Yine ayet-i kerime de buyurulmuştur.
Menehu ve maaside gusül olanlar, menhiyette, günahtan gusül olanlar yani İsrail edenler, o günahı ediyorsa onu güne devam ettirenler hakkında böyle bir beşarat sadır olmadığı şöyle dursun. Böyle bir beşarat yoktur. Bir akıl, nassı yedili Kuraniye'de, Allah'ın mass, mass'ında, Kur'an'ında, Ey benim kullarım şeytan sizi, benim aftır mahfetim Allah tembih ediyor. Hangi af etmedim? Şeytanın duzayıymış o Allah affeder canım, Allah'ın aklı şu, doğru, yani doğru lakin şeytanın duzağıdır buymuş. Allah affederdiği mamasını durmuyor, Allah affederdiği oruç tutmuyor, Allah affederdiği zengin hacca gitmiyor, Allah affederdiği her masiyeti işliyor, yine de konuşursan adam diyor ki Allah affeder dedi. Öyle olmaz da gelmiş lazım. Aldatmada müdahalelerle aldatıcı olan şeytan benim ahdım mağfireti olur ve sizi aldatlasın kullarım diyor. Allah kendini tembih ediyor.
Onun için aman kardeşim, böyle de aldanmayalım buyrulmuştur. İmam Gazali, İmam Gazali, Rahmetullahi Ali, İmam-ı Gazali Ali, Ahrasulullahi Bai Hazretleri'nın bu makamda sert etmiş olduğu, sırası gelmişken az edeyim. Böyle buraları çok çalışmaya lüzum yok, biliyorsunuz ve bilirler. Şöyle ki, Hatteala Hazretlerinin esma ve sıfatına, isim yerine, sıfatlarına, Hayat, İlim, Semi, Basar, İrade, Reza, böyle isimleri bin erkeğe, iltifat etmekten bir mümin için farz-ı ayndır. Tarz-ı ayndır. Bayezid-i Destanı efendimize Efendim diyorlar, bize ismi Azam'ı göster. İsmi Azam hangisiydi? Siz bana Allah'ın bütün ismini gösterin de bende Sebbiyen ismini göstereyim diyor. Hangi ismi Buccin diyor. Hepsi büyü, bunu senin ismin Azam niyetiyle okursan, o ismi Azam'dır diyor. Itikat etmek her bir mümin için farz-ı ayndir. Lakin birini birinden tefekkür, bir müddet şarttır.
Allah'ın isimlerini, birini birinden de tefrik edilmeyecek. Mesela Gaffarfa ismine mütevekkilen, amel ile ibadet mecburiyetini lüzumsuz görenler, Allah Gafar'dır. İbadetiniz en mi Oktay Celle diye lüzumsuz görenler, Rezzar ismine de mütevekkililen, Allah'ın Rezzar ismi var, diyor. Maişeti dünyeviyelerini temin hususunda sa'yi ameli zayiit görmelidirler. Ona bir şey ne var? Çalışacağız. Harıl harıl çalışılıyor. Sevmediğim kul, sabahalara kalkınca dünyayı düşünerekten bakan kulum diyor. Ben Reza'nın ismine inanmıyor, rızkı göreceğine inanmayan yolda, inanmıyor da takip sabah Aişe soruluyor da Haffaar ismine neden inanıyorsun diyor da bu tüy yolda namaza niye kalkmıyorsun öbeğine güneş diyen neler yapıyor? Allah'tan korkuyor mu bu insan? İnanıyor mu?
Evet Allah'ın rızkını veriyor, ben biliyorum lakin çalışmak, helalinden çalışmak kisbi ticaret edenler Allah'ın dostu, Allah'ın dostu bir veliden birisi bir sevinç ağacından oturur, bir topal dilki ayaklarını tuzak kırmış, tuzak kırmış sürünüyor oralarda, açılmış. Bunu ismini nereden yiyorlar ya Rabbi demiş. Buna benzer çok şey var ya, babamdan neden belli dediğim şey var ve onları istemiyorum. Biraz sonra oraya bir boğa gelmiş, yani ineklerin efendisi, herife. Ondan sonra bizim ifademiz olsun da daha kış alır. Ondan sonra bir aslan geldi ile burayı, ordaki gökyüzü yırtı gelince oraya düştü, yemiş. Birkaç atmış koymuş, gitmiş aslan, total ilkesi nehreden onu yetmiş. Ey kurban olduğum Allah, rızkı ayağa gönderirim, Azrail'in arayıp bulduğu gibi ölecek adamı rızık da arayıp bulur diyorsan çok doğru. Lakin ben bir karar veriyorum buraya diyor kitap sahibi.
Siz topar dilçe olmaya çalışma diyor. Aslan olun da sizin aklınızdan diyor illa kesilsin. Çok sevaba nail olursunuz, onun için aslan olmaya, Oğlum da epyağı ezberle diyelim bana. Size okuyun bunu. Kardeşlerimiz orda ezberlesin dinlerken ama ben diyorum burada gibi görüyorum ben honyalıları. Şahıs şahıs gözüme görünüyorlar gibi. Allah bizi saviştirdi. Şafda baktı bütün ihbarımız var. Allah burada haşni cem etti. Kalbimiz birbirine tam yanaşmış şekilde mahşer yerinde ve beraber haşni cem etmesini. Cennet-i Ala'da, Firdevs-i Ala'ya Cennetinde Muhammed Mustafa Efendimizin davatına icabette ve Rabbimizi böldüğümüz zaman Cennet'ten cemaline, yediğimiz zaman beraber bulunmamızı Allah takdir buyursun Allah. Nasip buyursun Allah.
Anatınız olsun geçen diyavata icabette, Ömer kardeşimizin devatına vardığımızda muamele taraftan kıyafetleri yediğimiz vakit o kadar daha almamıştık işi, hayati yineli verince, birincisi bir memleketten hasret kaldığımız uğurla müftüleri, rıza çöllüleri vesaire birçok ihvanla Bandırma Ali Efendi'nden kucaklaşınca arıda başladık ya Allah bir ziyafet yemiş bize. Dedim Ya Rabbi buna aletin bir manzarası işte şimdi bizi canımlıkta böyle cem edersem o zaman bizim yüzümüz gül hadi Ya Rabbi. Kardeşim Allah öylesin inşallah. Hocamlar yakışıyordu. Cenab-ı Hacer sırtında el bir eğlenir, sokak sokak, dolaşmıyor, papaz. Şöyle misafir olduğunu demiş kısaltıyorum. Öyle misafir olunca, muazzam efendimiz gibi bizzat oturmuş içeride. Demiş sırtında yerde hele tabi yeşiliyor, demiş. Şu kışımdan daralan arkadaşlarımızı bir daha okuyacağım. Açılır baktınız bir gün, sıkıştırtıkça sıkışmaz ya.
Sebepler halk eder Mevla, kerem dağını kapatmaz ya. Sana yalvardığım Allah değildir Ya Rabbi. Kabir de sualım asan olsun diyorum Ya Rabbi. Bihterimi sağdan ver diyorum Ya Rabbi. Nizanda bunavımı hayır getirme, serabımı hayır getir diyorum Ya Rabbi. Cennet fırgasından et de şeytan fırgasına etme diyordum Ya Rabbi. Ben yalvardığım bunla Ya Rabbi. Ben yoksa rızık için yalvarmam sana Ya Rabbi diyor. Ne milyon rıhla inanıyorsunuz da, inanmıyorsunuz, çalışıyorsunuz da diyor. Benim affıma inan, afdiler gider diyor, inanıyorsunuz da diyorum, ona inanmıyorum, o da, Fatıma da. İmam-ı Salih böyle diyor. Ameli zair, gönlüne midir? Birinden iyi istifade edip de diğerine itimat etmemek, mantıken, şayan itibar olamaz. Şehan, aklan akideyi sahaya yıktıran iyiliğe iyiliğiemez. Hemen Cenab-ı Hakk, cümlemize bir akıl kamil ihsan diyorsun.
Muhakkakı vuku olan seferi ahiretlerini, ahiret seferlerini unutmanı isteyen lerden ve bin saat daha sonra meşgul olan hayat-ı dünyevi mahbub ve mahşup ittihad edilen maaşır-ı titandan mağdub bulur İki şey kalbinize takıldığı için, burada dinleyen, Konya'da dinleyecek kardeşlerimiz, ancak burada konuşabilmek birisi, kardeşlerimize yemek hazırladık aç olduklarını söylerler. Bunlara yemek veremediğimiz bizi biraz insanlarımızda sekte yaptık, bir. İkincisi, kardeşlerimiz, tifeye ikide bir de baktık, bitiyor mu bitmiyor mu, bize tahmin. Bu da bir tereddüt verdi. Bu ikisinin arasında hangi sefer bu kadar konuşabildim? Bundan döndüğümüzde, kardeşlerimize bir zevk, sakçın inşallah. Hepsine tek tek, ayrı ayrı selam eder, ellerinden öper, gözlerinden öper, külahlarının vakasını rica ederim. Bir. Dişçi babamızın, hocamızın ellerini değil ayaklarının altını hüper, duasının vakasını rica ederim.
Canım gibi sevdiğim yirmi beş-otuz senedir dostluğumuza küçük kalel verilmeyen, verilmeyen Tahir hocamızın ellerini, ayaklarını öper, yıkar ayaklarını öper, yuvasının, vakasını kurunda rica ederim. İsmini hatırlayamadığım, binleri geçen sevgili dostlarımın hepsine ayrı ayrı selam eder.
Ellerini öper, dualarını diler ve dua ederim, Allah cümlemizi imanla öldürsün, rızasını buldursun, Sahada açılan güller hürmetine, zikrinle dünen diller hürmetine, burkulda bükülen biller hürmetine, Muhammed Mustafa 'den gelen filler hürmetine, hem Kadri, hem naşşi iki ırmak gibi gelen filler hürmetine, yavrularını alıp da yalnız koyduğu umdular hürmetine bizi imanlıyordır Ya Rabbi, Ozan'ı buldu Ya Rabbi, Rabbi, ilim konuşuyor da kendimin ne fena olduğunu bilirim, kardeşlerimin yüzü gusül hürmetine imanla öldür, mahşer yerinde rüsva-yı alem etme Ya Rabbi, rüsva-yı alem etme Ya Rabbi, şu mecliste amin diyen din kardeşlarınızın cimresinden razı olaya Rabbi.