Hacazen Efendinin Manevi Mirası ve İslami Terbiye kaydında Hacazen efendimizin ilahi davete icabetinin yıldönümünde bir araya gelmiş bulunuyoruz. Yalnız kendi memleketinden genç kardeşlerimizin bir araya gelmesi, onun güzelliğinden, onun ahlakından, onun vasiyetlerinden, kemalinden konuşması insanı cidden memnun ve mesul ediyor. Çünkü bu davranış örnek bir hareket oldu. Hiçbir yerde öyle bir…
Hacazen efendimizin ilahi davete icabetinin yıldönümünde bir araya gelmiş bulunuyoruz. Yalnız kendi memleketinden genç kardeşlerimizin bir araya gelmesi, onun güzelliğinden, onun ahlakından, onun vasiyetlerinden, kemalinden konuşması insanı cidden memnun ve mesul ediyor. Çünkü bu davranış örnek bir hareket oldu. Hiçbir yerde öyle bir merasim varsa bilmiyorum ama görmedim. Fakat Yahyalı İmam Hatip Okulu kendine has güzel bir merasim icra etti. Onların ruhaniyetinin de bundan mesrur olacağına kaniyim, Rabbimizin izniyle. Bir de böyle genç kardeşlerimizin bir araya gelmesi kendilerinin hal ve ahlakını da ortaya koyuyor. Böyle gelirdi misafirler, genci de gelir, yaşlısı da gelir, yediden yetmişe gelirlerdi. Fakat yaşlılar için bir tabir kullanırdı. Sizi emekli ettim buyururdu. Emekli ettim demek sizin yerinizi gençler alsın. Onlar bulunsun istiyordu.
Kendileri burada da hayatından bahsedildi. Vazz-u nasihatlerde bulunuyor. Demişler ki efendim size Ramazan-ı Şerif'te vaaz-u nasihatte bulunacaksınız. Bir ücret takdir edelim. Buyurmuş ki isyandan kurtarmaya vesile olduğumuz iki genç bana ücret olarak yeter. Öyle para, pul, mal, mülk istemiyor. İsyandan kurtulan iki genç bize kafi buyuruyor. Burada memleketimizin vaizlerindendi İpek Hasan Hoca, Rahmetullah Ali. O şunu anlattı, Dedi ki, benim dedi, siz vaaz-u nasihatinizle o zaman televizyon yok, ondan sonra bugünkü imkanlar yok, telefon yok, artık saymaya gerek yok. Bu bildiğimiz insanların irşat ve ıslahına vesile olacak medya, interneti vesairesi, ısırgamı ne yok? Kürsülerde konuşuluyor. Zamanını en güzel şekilde değerlendirdi. Radyoda olsa radyoda konuşacaklar. Görsel cihaz olsa onda konuşacaklar ama bu imkan yok. Bu kürsülerde konuşuluyor.
Diyor ki hocamız, efendim siz iyi bir temel attınız, bir gençlik yetiştirdiniz. Yalnız bu gençlerin nasıl ki bağ ve bahçe sulanmazsa korur, bunların sulanması lazım sizin. Ara ara cuma günleri olsun, sair mübarek günlerde konuşup görüşmenizi arzu ediyoruz. Bunlar daha da yetişsin diyor. Yalnız şöyle düşünelim, duyduğuma göre bu Kızıl Irmak Sivas'ta böyle bir taşın arasından çıkarmış küçük bir kaynak, su. Daha sonra büyür, gelişir, biliyorsunuz Karadeniz'e dökülüyor. Hacı Hasan Efendi Hazretleri şu küçük bir ilçede dünyaya geliyor. Zaten hayatı hakkında söylendi. Yalnız ilim talibidir kendisi okumuş. Burada Müderris, dedeleri Kayseri Ulemmasından Hacı Zühtü Efendi'nin kardeşi olan Mustafa Efendi de okumuş. O zaman Kayserili Hoca derlermiş. Burada o devirde dergahlar da var, aynı zamanda medreseler de var, okumuş. Kendileri de burada o zamanın müdahalesi olan kimselerden ders görmüş.
Mesela Hazin tefsirini okumuş, tarikat-ı Muhammediye diye çok mühim bir eser. Bunları talim etmiş, okumamış değil. Bizim hatırımıza şöyle bir husus geliyor. Burada okuyanları dize getirmek için olsa gerek diyorum. Bir günde tahsilim yok diyor. Bir günde tahsilim yok diyen kimse kürsüye çıktığı zaman onlar faizlerine başlarken hadis-i şeriflerle, Efendimiz Aleyhissalatü Vesselam'a salatü selam getirmekle başlarlar. Başladığı gibi bitir. Biiznillahi teala sonu yok. Allah Celle Celalühü öyle bir ilim lütfetmiş ki sonu yok. Onun manevi üstazı zaten üç tane icazet almış. Burada kendi sesinden de size duyurabilirim. Birincisi, faizlik icazetnamesi var. Buyurmuş ki üstazı Adana'da dünyayı teşrif buyurmuşlar, daha doğmadan önce doğumu haber verilmiş. Kapıya dilenci gibi bir kimse gelmiş. Annemize demiş ki anne senin batnında zamanın kutbul aktab'ı olacak bir kimse var.
Hacazen Efendinin Manevi Mirası ve İslami Terbiye ne anlatıyor?
Hacazen Efendinin Manevi Mirası ve İslami Terbiye kaydında Hacazen efendimizin ilahi davete icabetinin yıldönümünde bir araya gelmiş bulunuyoruz. Yalnız kendi memleketinden genç kardeşlerimizin bir araya gelmesi, onun güzelliğinden, onun ahlakından, onun vasiyetlerinden, kemalinden konuşması insanı cidden memnun ve mesul ediyor. Çünkü bu davranış örnek bir hareket oldu. Hiçbir yerde öyle bir…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 9 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Sakın ha şüpheli bir lokma yeme. Haram değil şüpheli de yeme. Dünyayı teşrif ettiklerinde tekrar gelmiş uzak, anne abdestsiz emzirme, bu kimse vasıtasıyla birçok insanlar biiznillahi teala hidayete erişecek diyor. Böyle bir kimsenin manen de evladı icazet veriyor. Üç yıkılan bir Fatiha oku, konuş diyor. Biz şahit olduğumuz konuşmalarında şunu görürdüm. Diyelim ki böyle cemaat toplandı. Cemaatin toplanmasında sanki onların ruh alemlerine giriyordu. Çünkü söylediği söz şu kulaktan girip diğerinden çıkmıyordu. Kendileri gönülden konuştuğu için gönüllere tesir ediyordu konuşması. Ondan dolayı unutulmuyor. Şimdi çok zaman geçti. Yoksa onu tanıyanlardan birisini dinleseniz belki ifadede zorlanacak ama ah yavrum, neydi o günler, neydi o zat? Değil konuşması cismi itibariyle, şekli itibariyle sureten bambaşka bir güzellikteydidir.
Aleyhissalatü Vesselam Efendimiz anlatılırken Camus Sahir'de bir bölüm var. Kene Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem diye bir kitap kadar olur bu. Efendimizin bütün hususiyetlerini anlatır, orada bir rivayet var hadis-i şerif. Kene Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem ahsenehum vechen ve ahsenehum huluka ve İnsanların şekil olarak da en güzeliydi, ahlaken de. Böyle velayet ölçüsü içerisinde gerçekten şekil olarak etkiliyordu. Şöyle bir görüntüsü insana vazı nasihat oluyordu. Siz Beytullah'a gittiğinizde Beytullah size ayetler, hadis-i şerifler okumaz. Onun görüntüsü insanın irşadına vesile olur. Bir evliyaullah buyruluyor ya Kabe-i bünyet Halil Azerest, dil nazar-ı Gayi Celil Ekberest, Kabe'yi bina eden Azer'in oğlu İbrahim Aleyhisselam ama kalbi imar eden Cenabı Hak'tır. Allah'ın yüce velisi, etkiliyordu biiznillahi teala.
Belki yer olarak küçük bir yer ama su çıktığı zaman bakıyorsunuz kızıl ırmak dediğimiz için diyorum bir misal olarak, geçtiği her yeri suluyor. Oraya hayat veriyor. O toprak hayat buluyor, bitkiler hayat buluyor, hayvanat istifade ediyor, insanlar faydalanıyor. Burada Yasin Efendi Hazretleri bulunmuş ama aynen bir maden gibi. Diyelim bir altun madeni var veya yakut var, zümrüt var. Nerede olursa olsun, isterse en ücra bir yerde olsun, o madeni çalıştırmak için en uzak Brezilya'dan bile gelirler. Kumor Adaları'ndan bile gelirler. Afrika'dan da gelirler, Asya'dan da gelirler. Niye? Zümrüt madeni var, altın madeni var, gümüş madeni var. Onun gönlünde Cenab-ı Hakk'a kurbiyet yakınlık madeni var. Tarih birle mezu. Daha sonra ünsiyet, Cenab-ı Hak ile dostluk madeni var. Bunun yanında ona yakınlık madeni var.
Muhabbet madeni tecelliler madeni var, ilahi doğuşlar madeni var, füyuzat-ı ilahiye madeni var. Dilinde öyle bir maden var ki hakikati konuşuyor. Ledünni ilim, Allah tarafından ilim madeni var. Diğer azaları buna kıyas edecek olursak gerçekten müstesna ki müstesna ama onu anlatacak kimse yok. Neden? Cenabı hak evliyelerin aynen sizin gibi yerler içeriler eli, yüzü, gözü, kulağı olur. Aynen sizin gibi. Ailesi de olur, çoluğu çocuğu olur, evi barkı olur, ticareti de olur ama onları benden başkası bilmez buyuruyor. Kadro kıymetini takdir etmek mümkün değildir. Bu Bandırma'da Ali Efendi diye çok kıymetli bir zat vardı. Vefat etti. Ruhu şad olsun. Ali Öztay'ın bu pasta işleriyle nelerle meşgul kendisi ama hizmet ederken o pastaları neleri yaparken Allah'ın kullarına hizmet ediyorum diye abdestle hazırlıyorum.
Yiyenlere bereket olsun, istikamet tayin etsin Rabbimiz bu sayede diye böyle seçkin bir insan. Memleketimizden iki kişi onu ziyarete gitmiş. Demiş ki Cenabı Hakk'a giden binlerce kapı var. En son kapıdadır. Zannetmem ki onu Yahyalı anlasın demiş. Ama gördüğüm kadarıyla siz anlamışsınız. Böyle bir program başında da dedim hiçbir yerde olmadı. Sizi tebrik ediyorum, onun ruhaniyeti sizi kucaklasın, zekanız biiznillahi teala açılsın, aklınız aklı selim olsun, ileride çok güzel yerlere gelin, cihanın irşadına, ıslahına vesile olun. Çünkü önemli bir mekandasınız siz. Belki bilemeyeceksiniz. Kavun ve karpuz büyür, yetişir, gelişir ama nasıl geliştiğini bilmez. Güneşin tesiri altında gelişir. Siz belki Hacı Hasan Efendi'yi yeni duyuyor da olabilirsiniz. Fakat onun manevi de siz bilmediğiniz halde ışıkları altındasınız. Onun ruhani ışıkları altındasınız.
Cenabı hak bu programa vesile olan hocalarınızdan razı olsun ki size tanıtmak için bizzat aleyhissalatu vesselam Efendimizin emriyle yapılan bu mescide getirdi sizi. İlkte siz burada onun tes'idi, onun ruhaniyetinden istifade etmek için Kuran-ı Kerim okundu, vasiyeti okundu, hayatından anlatıldı. İster bilin ister bilmeyin sizin ruhunuzla bu etkiler yapacaktır. Belki şu anda bilemeyeceksiniz ama ileride bu kendisini gösterecektir. Kayseri'de Mehmet Tevfik diye birisi var. Bu kıymetli bir insanmış. Şöyle bir yerde durur, gençlerin böyle sizin gibi ben çocuk bendim, biz size çocuk demiyorum. Sizin her birinizi Allah'ımızın bir işareti olarak ayat-ı ilahiyesi olarak görüyorum. Çünkü Allah'ımızın yüce kudretidir. Elimiz, ayağımız, gözümüz, kulağımız, şu varlığımız, insan olarak halk olmuşumuz biz büyüklerimizden gördüğümüz üzere insanlara değer veririz.
Burada diyelim ki bir genç kardeşimiz var, genç kardeşimiz var. Fakat uygunsuz hareketleri de olabiliyor ama ruhuna öyle bir tesirde bulunur ki evliyaullah'ın ruhaniyeti bilirnillahi teala, sonra bakarsınız o meyvesini verir. Bu Mehmet Tevfik diye bizzat gençlerin gözüne bakarmış. Ne yapıyorsun deyince aşı yapıyorum demiş. Bilirsiniz bazı meyve ağaçları olur, bak meyvesi yerinde olmaz. Aşılandığı zaman görürsünüz çok güzel meyveler verir. Siz şu yaşta Rabbimiz'ın izniyle, onun mescidine gelmek suretiyle adeta aşılanmış oluyorsunuz. Fakat bundan sonraki çalışma bize ait. Hepimiz dikkat edeceğiz. Aşı yapılır ama aşı yaptığımız fidanın gövdesinden böyle fideler neler çıkar, onları ne yaparlar? Budarlar. Onu budamak demek güç ve kuvveti meyveye vermektir. Bir evliyaullahın huzurunda bulunmak aynı zamanda aşılanmak demek.
Siz burada aşılanınca Rabbimizin razı olmadığı kötü fikirlerden, hareketlerden kaçmaya çalışacağız. Bir de bizim yaşımıza göre artık nasıl ayarlanıyorsa bunu hocalarınız çok iyi bilir. Yaşınıza, başınıza, okulunuza, sınıfınıza göre size okuyacağınız kitapları tarif ederler. İşte bu yaşta diyelim ilkokuldaki bir öğrencinin ne okuması gerekir? Öyle broşörler, öyle kitapçıklar var ki küçük olduğu için diyorum, böyle on sayfalık, yirmi sayfalık, otuz sayfalık ama bakarsanız Adem Aleyhisselam'dan alır, Aleyhisselam Efendimiz'e kadar hayatlarını anlatır. Bunları okursunuz. Siyerden aleyhisselatu vesselam Efendimizin hayatını anlatan küçük küçük eserler, onları okursunuz. Artık ortaokulu ve lisesinde ne okuması gerekirse onları talim eder, yaşlarına göre, başlarına göre. Çünkü anlayışlar farklıdır. Bir üniversitedeki öğrencinin derslerini ilkokul çağındaki gençler anlayamaz ve bunu çıkaramaz.
Ona göre nasıl ki ilkokulda sayılar sayılır ikişer, üçer, dörder, ondan sonra çarpma, bölme bunlar görülür. Fakat ilerlediği zaman görürsünüz iki bilinmeyenli denklem, kök almalar, bunun yanında sinüs, kosinüs, bunları talim etmeye başlar. Bu maddi olduğu gibi manen de ne olacak? Biz ahlaken de gelişeceğiz. Diyelim fabrikada çalışıyoruz. Fabrikada çalışan bir işçi eğer ahlaki İslam'ın edebiyle edeplenmemişse o fabrikayı Allah korusun bir kibritle yakabilir. Yerine göre bir demirle küçük bir kivi şeklinde o fabrikayı durdurabilir, çünkü ahlak var. Bundan dolayı bizim ecdadımız şu güç hususa çok riayet etmiştir. Bir, ne yapacağız? Okuyacağız okullarda, maluma sahip olacağız. İkincisi, biz hayırlı ve seçkin insanların huzurunda ne yapacağız? Ahlaki eğitim göreceğiz. İşte Hacı Hasan Efendi bu idi. Bunun yanında bir de ne yapacağız? Çevremize çok dikkat edeceğiz.
Çünkü böyle bir gençliğin yetişmesi için en önemli husus aile hayatıdır. Ailesinde ona en güzel örnek annesi ve babasıdır. Bakıyoruz şimdi anneler babalar olumsuz bir tablo çizmeyelim ama iyi olursa evladı da güzel oluyor. Kehf suresinde Cenabı Hak buyuruyor. Musa Aleyhisselam ile Hızır Aleyhisselam bir yere misafir olmak istiyorlar. Daha sonra orada bir liket duvar görüyorlar. O duvarı düzeltince Hızır Aleyhisselam, Musa Aleyhisselam neden düzeltiyorsun dediğinde burada bir define var, bir hazine var, bir kıymet var, değer var. Onu bulmaları için babaları çünkü buraya onu defnetti, ömrü ve bunların diyor ve kane ebuhum misali babaları salihlerdendi. Demek anne ve baba düzgün olursa bir tohum olarak düşünelim. Tohum ıslahlaştırılmış, düzgün olursa ondan meydana gelecek ürün de güzel olur. Anne ve baba düzgün olacak ki yavrularımız iyi yetişsin.
Bunu Cenabı Hak, şimdi batıya bakıyorsunuz, Batı da, batıyor zaten, Batı ne yapıyor? Bir yavrunun gelişimini üç yaş ediyor, dört yaş ediyor, böyle yaş tanzimine giriyor ama İslam'daki terbiye daha evlenmeden önce başlıyor. Rabbi Zülcelal'imiz buyuruyor, hür zengin, müşrike bir kadındansa Müslüman bir cariye daha hayırlı buyuruyor. Müslüman olması gerekir buyuruyor. Terbiye bakın, nerede başlıyor? Dedik ya Sami Efendi Hazretlerine o gelen fakir dediğimiz Allah'ın yüce velisi aman ha sizde sizde mevcut olan yavru zamanın kutkul aktabı olacak şüpheli bir yiyecek yedirme diyor. Bu sebeple anne ve babanın evladına helal lokma yedirmesi gerekir. Öyle olacak ki Hacasın Efendi'nin vermiş olduğu terbiye bir çorbayı dahi karıştırırken Beytullah'ı tavaf eder gibi karıştırın diyor. Böyle bir kimse edeple, erkanla, ahlakla yetişmez mi? Aile ocağı çok önemli. Ondan sonra nedir, okuldu.
Okuldaki bize ders veren muallimlerin, öğretmenlerin, hocalarımızın istikamet tayin etmesi gerekir. Vermiş olduğu derslerde diyelim fen, diyelim tarih, coğrafya, fizik, geometri, kimya, bunun gibi bilgiler. Bunları anlatırken bu bilgilerle Cenabı Hak'ın ispatını yapabilmeli. O öğrettiği derslerde mesela coğrafyada ırmakları anlatıyor. Irmakları anlatırken Nilfrad diyelim, anlatıyor. Anlatırken burada Cenabı hakk'ın yüce kudretini de anlatacak. Öyle olacak ki bakın diyecek bir türlü kesilmiyor. Devamlı Cenabı hak bunu lütfediyor. Bu hangi kaynaktan geliyor? Rabbimizin Kün Feyekun emriyle ol deyince oluyor diyerek sudaki letafeti, güzellikleri anlatacak. Yani bir fiziği anlatırken, üç, kuvvet, enerji derken burada Rabbi Zülcelal'imizin yüce kudretini, onun ilmini, sonsuz ilmini ifade edecek malumat verecek. Ondan sonra bizim asıl yeteceğimiz hususlardan birisi nedir?
Çevremiz çok iyi olacak. Belki gördünüz, belki görmediniz, bir adam doksan dokuz kişiyi öldürmüş, doksan dokuz kişi. Bir rahibe varmış, demiş ki benim halim ne olacak, ben doksan dokuz kişiyi öldürdüm. Ne olacak? Cehennem derdime onu da öldürmüş, olmuş yüz kişi. Bir İslam alimine Hacı Hasan Efendimiz gibi Sami Efendimiz gibi Es'ad-ı El-Bihi gibi bir zatın huzuruna varmış. Efendim benim halim ne olacak? Yavrum çevreyi değiş. Sana bu kötü fiili yaptıran çevrendir diyor. Demek çevremiz güzel olursa toprağı güzel olan memleketin ürünü de güzel olur. Bir kere çevremiz güzel olacak. Arkadaşlarımız ahlaklı kimselerden, terbiyeli kimselerden böyle dersine gerçekten çok iyi çalışıyor. Çalışırken acaba ben bu okullardan mezun olduğumda dinime, İslam'a nasıl hizmet ederim düşüncesi olan kimselerle arkadaş olmak suretiyle kuruluşumuzu temin etmiş olacağız. Burada Hadis-i Şerifler aldım.
Bir tanesinin olsun okuyun. Çünkü onları en güzel anlatan Hadis-i Şeriflerdir. Ve galen Nebi'yi sallallahu aleyhi ve sellem. El mümin ve heyyin lezzinun, Mümini kamil, imanı sadece suret değil tasdik olmuş, imanının tadını almış, lezzetini almış kimse, işte hacazen efendi bu. Yoksa memlekette kime sorsan evladım ben Müslüman'ım, ben müminim der ama Cenabı hakk'ın istediği bir iman habibi'nin istediği bir İslam üzere mi? Bu şekilde miyiz? İşte Hacı Hasen Efendi diyor ki aman ha, imanınız kamil olsun. İmanın pat ve lezzetini alın. Bu iman sizin hayatınızın her anına mühür vursun diyor. İşte bu. Daha sonra Hacasen Efendi İslam'ı anlatırken ibadet ve saatte Rabb'ımızı görür gibi ibadet etmektir diyor. Mümin-i kamil vakur böyle ağırbaşlı, ağırbaşlı ve umuru, sehil ve kolay olur. Böyle onunla işler yaptığınız zaman hep kolaylığı gösterirse zorluk göstermez.
Hep rahat vazifenizi, işlerinizi görürsünüz. Derler ki ahlak kitaplarında la hayır demenin bile kuralları vardır. Diyelim bir çirkin halden dolayı onu ikazda tatlı bir üslupla ikaz da var. Bunun yanında azgın bir çehre ile ve ifadesindeki sertlikle irşad da var, ıslah da var. Bundan daha ziyade dilin tatlı ifadelerle insanı hakka davet etmesidir. Bunu Rabbi Zülcelal'imiz Musa Aleyhisselam ile Harun Aleyhisselam'a Firavun'a gittiğiniz zaman tatlı bir kelamla davet edin buyuruyor. İnşallah bu ahlakı haiz oluruz. Derrier riayet bitmez güzelin vasfı, ağaçlar kalem olsa Hacı Hasan Efendi anlatmakla bitmez. Yalnız siz onun hayatını güzel okursunuz, yapmış olduğu okuruz, yapmış olduğu tavsiyelere dikkat ederiz. Çünkü o umuma mal olmuş bir kimsedir. Belli bir çevre, belli bir memleket ve mekan değil umuma hizmet etmiştir. Velhamdülillahi Rabbil alemin El Fatiha.
Kaynak: Genel
Hacazen Efendinin Manevi Mirası ve İslami… | Mihmandar