Kalbi selim. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin dilinden gönül sohbetleri. Artık Hac ailenden giriliyor. Hacca'dan birçok kardeşlerimiz, Cenabı Hakkın takdir etmiş olduğu kimseler gidiyorlar ilk seferlerle başladı. Bu münasebetle Hac hakkında bir notu okumak istiyoruz. Bu not Medine-i Münevvere'de bir mecliste okundu. Maraş'tan bir kardeşimiz. Eğer dedi bu yazı daha evvel okunsa idi, biz bu notu görseydik, haccımız daha başta olurdu. Bitti. Aynen bu sözleri tekrar ettiği gibi, yalnız oruç taati değil, bütün taatlerde Allah'ın Celle Celalühu kitabında zikir buyurduğu, Efendimiz Aleyhissalatü Vesselam'ın Hadis-i Muhammediyelerinde ifade buyurdukları hususun. Nasıl ki Hadis-i Şerifler Kuran-ı Azimüşşan'ın tefsiri ise, Kuran ve Hadis-i Şeriflerin de Cenabı Hakk'ın gönüllerine ilham mutlu ettiği kimseler izahlarıyla sanki Kitabı Kerim'in ve Hadi'si Muhammed diyenin müfessiri gibidirler.
Onlar bizim anladığımız malayı daha bir derinleştirerek işin aslına girilerek ifade buyuruluyordur. Yoksa namazda Allahu Ekber deyip başlıyoruz ama Allahu Ekber demenin ne anlamlara geldiğini onlar bize gönüldeki nurlarına göre izah buyuruyorlar. Bir elimizi kaldırışımıza kadar, işte muhtaç olduğumuz nokta burası bizim. Anlayamadığımız gün burası. Çünkü onlar bu mektepte mezun bulmuşlar. Allah'ın gösterdiği celle celalühü, habibinin belirttiği ihsan mektebinden Rabbımızı görür gibi taat yapma mektebinden mezun olmuş, icazetlerini almışlar. Ondan dolayı biz riayet edersek çok istifade veririz onlardan. Çünkü bunu size bizim gibi insanlara haber veremez. Vesairlerle kolay kolay söyleyemez. Ancak bu icazetli kimselerimiz haber verildi.
Aynen Ahmet bin Hanbel hazretlerinin bir mezhep imamı, Hanbeli mezhebinin kurucusu olmasına rağmen, ümmi bir zatın Fatiha-ı Şerife'ye ama İrfan ehli yedi mana verişine hayran kalmış ve cezbelenmiştir de. Allah'ım Okumadığı halde bir okulun sıralarında, bir öğretmenin taliminden bir muallimin geçmediği halde bu ilim nereden geliyor diye hayret etmişlerdir. O ilmin geniş yeri yine Kuran-ı Azimüşşan'da bildirilir. Kehf suresinde. Allah'ımız kendi tarafından ilim lütfettir. Hadis-i Şerif'te de Cenabı Hakk'ın gönlüne ilim lütfettiği kimselerdir. Biz eğer bir şeyler okuyabiliyorsak, okumamız da gerekir mutlaka. Günümüzü Kuran'la, Kuran-ı Kerim'le ve hayırlı eserlerle devamlı bir program dahilinde sürdürmemiz gerekir. Şimdi bizler okuduklarımızı kafamıza atıyoruz. Bak bunlar gönüllerinden gelen bir bilgiyle, gönüllerinden gelen irfanla bize konuşuyorlar.
Bir havuza durdurulan su ile istifademiz için kaynak su arasındaki fark ne ise onların gönlünden gelen ilimde o şekildedir. Talim de o tarzdadır. Bunun için mezhep imamlarımızdan tutun, mezhepte müçtehid olanların hemen hemen birçoğu o sizin çoban dediğimiz, çoban dediğimiz belki fazla bir medreselerde talimi olmamasına rağmen Allah'ımızın ihsan mektepinden, irfan mektepinden, hakikat ve marifet mektepinden, aynelyakin ve hakkalyakin mektepinden mezun oldukları için hepsi onlara muhtaç etmiştir. Şimdi onların mekanlarla varış boşuna değil. Bu konuşmada değil. Nasıl ki onlar gönülleriyle Allah'ın nurunu, ilmini cezdetmişlerse, bizim de kalplerimizle onların kalbinden istifade etmemiz icabeler. İşin esası budur. Yoksa bunları siz kitapta bulursunuz. Eserlerde geçen binlerce, yüz binlerce eser yazılmıştır.
Ha bizim asıl istediğimiz nasıl ki güneşin ışınlarının bir eşyaya en güzel şekilde aksetmesini temin eden testler gibidir. Büyüteçle biz güneşin ışınlarını o aletle içine toplayıp hangi eşyaya tutarsak onu yaptığı gibi veya güneş enerjileriyle, güneş enerjileriyle suları ısıttığımız gibi. Yani biz Allah'ımızın gönlüne nur verdiği bu manevi güneşten istifade için gönlümüzdeki irfan çiçeklerini büyüteceğiz. Nasıl tarif edelim? Şefkat ve merhamet hisleriyle, gönüllerimizi, hayatımızı, yaşantımızı ısıtmak için biz müracaat ediyoruz. Hayatımız, yaşantımız ısınsın. Biz de Rabbimizin Kuran-ı Kerim'de haber verdiği üzere şiddet, şiddet, kin, nefret, hasetlik gibi duyguları yok olur. Kalbimizin yumuşaması, sözümüzün tatlı olması için bu manevi enerjiden ısınacağız biz. Bunun için galip olur. Bunun için buyurmuşlar ki bizim şükürtumuzdan Bunu her yerden alırsınız.
Koskoca diyanetli hisleri, koskoca ilim ehli, ilminde mesleğinde uzman olmuş insanlara bakmıyorsunuz. Onların huzurunda boynunu bükülü gözünden döküyor. Niye döküyor bunu? Karşısındaki insanlar, onlar gibi bir okul mu bitirmiş? Hayır. Ama idrak ettiği için meselenin, gözünün kalplerini bitmiştir. Gönüllerini vermişler. Gönüllerindeki nurdan istifadeye çatışıyorlar. Yoksa okunur nurdan. Binlerce kitap okunur ama bu gönülden gelen ruh, talip edilemez. Bu nuru eğer size bulabilirsem bu katimenin önünde size söyleyin, bunların kalbinde ne vuralım? Rahat da yapıyoruz şimdi. Gönüllerimize belki gelir. Yahu biz niye dönüyoruz kalplerine, bunları nur şeklinde düşünüp, Allah'ım nurunu bizim kalbimize aksettir diyoruz. İstiğbar okuyoruz, tevhid okuyoruz, selam selam getiriyoruz ama işin en önemli tarafı ne oluyor? En önemli gönül Rabıta-i Şerife olur.
Rabıta ile gönüllerindeki o hazineden istifade etmeyecek düşünüyor, faydalanmayacak düşünüyor. Acaba bu hazine nedir? Bunlardan dinde birisi. Nurul Hibe. Allah'ımızın azamet nurudur. Böyle genişçe güzel tuttuğumuz gönül bizim hatalarımızda tasarladığımız gibi değil. Allah'ımızın azamet nuru, faydalananlar bu. Nurul Kerem, Allah'ımızın ikram etme nuru. Bunu izahta zorlanır ve biz Türkçe de anlamı yok kelimelerin. Onun için bir kısmını geçiyorum. Yok. Biz kalbimizi kalplerinin altına koyduğumuzda alacağımız istifade edeceğimiz hususlar bu. Nur'ul Teala Allah'ımızın nimetlerine şükretmem nuru. Nur'un kabul, yine ikramda, vermiş olduğu faziletlerin, nimetlerin nuru, nur-u ni'met, nuru ihsan, İslam nuru, imanlarındaki tadın nurunu biz alıyoruz rahattan. Hayal nurundan istifade ediyoruz.
Allah'ımızı böyle bizim kafamıza durdurduğumuz değil, gönüllerine inen ilim nurundan istifade ediyoruz rabıtadan. Tevekkül nurundan istifade ediyoruz. Bizi irşad etme, ıslah etme nurundan. Yakin nurundan istifade ediyoruz. Ne demek bu yakin nurun önemi? Bu nurun bir tanesini deyim mukaddime bu kadar uzun olmaz ama gerektiği için söylüyorum. Yaktiğin nur şu. Şimdi bir kere yakin kesin inançtır. Hiçbir tereddüt olmaz. Şimdi buyurun bu gibi demiyorum, bizi kastetmiyorum, büyüklerimizi kastediyorum. Onların huzuruna gelişin anlamı bu. Yoksa böyle adet olarak gelip gitmek değil mi? Mesela acıkmışız. Acıktığımız zaman duramıyoruz. Yahu hiçbir ekmek yok mu, nimetli mi yiyelim diyoruz. Bu bizim denizin açlığı değil, bu bizim ruhumuzun açlığı. Bu bizim kalbimizin açlığından ileri gelir ama bunu bilemeyiz. O zaman biz kalbimizi başka duygularla doyurduğumuz için bilemiyor.
Yoksa kalbinin asrına bilen insan Mürşid-i Kamil'inden bir an ayrı durabilir mi? Tasavvuf kitaplarını açık bak. A'dap Risalesine bak. A'dap Risalesinde mürittir bir lahza dahi üstasından ayrılmaz diyor. Bu, bilenler için olur. Bizim gibi, nefsimi söylüyorum, bilmeyen insan için hiç linç kandıracak demez. Ne olacak? Ne olacak? Kırk sene önce duyduğumu yine duyuyorum. Onu duymak değil, mühim olan o bölümden istifade etmek. Bak yakin nuru diyor. Bunu bizzat, biz bunların değil kapısı bastığı yerlerinde çöpe geliriz. Bunu idrak edipse mevsim için diyorum size gasp ediyoruz. Siz halk ve önemli insanlarsınız. Şimdi efendim yakin olunca kesin inanışın. Doğru, memlekette bilen insanlar var. Hakikaten malumat sahibi insanlar var. Şimdi onlardan biz kafamızı ilimle doldururuz da gönlümüze o ilmin faydalı olabilmesi için, bizde etkili olabilmesi için müracaatın sebebi işte o kadın.
Yoksa bize dirilemeyen daha azındırdım demem. Namazımızı kılıp bitirmekle olmuyor bu işi. Namazda huzur ve huşuu azat-ı ilahiyeden titremeli, namaz vesilesiyle kötülüklerden kurtulma nimetine gelişmen için gelir. Sen onun için oldukça özen tamam. Biz sadece yemeden içmeden uzak olmak için orucu tutmuyoruz. Biz orucumuzun bizde bütün azamıza da tutturup günahlardan korunmak, gözümüzü haramda belimizi, namusumuzu korumak, yetmiş yaşında olup da Allah korusun, bir kötülüğe gitmekle korunmak için, bütün uzvumuza, gönlümüze ilahi sevginin dışında bir sevgi bırakmamak için müracaat eder. Takva sıfatına erişmen için. Zekatını veriyorsan tamam. Ama bu zekatı verirken bizim ruhumuzda bir temizliğin zuhuru için biz efendimizin sakıl bahsinin vekillerine huyapasına vekillerdir müracaat ediyor. Elhamdülillahi rabbil alemin.
İlahiyatçı yazar Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin kalbi serin sohbetini dinlediniz.