İncilillah faile illallah sırrına mazhar olunca incelilmez. Doğrusu bizim gibi Allah'ım nasıl incinmek, yani incelince sen nasıl incinmeyeceksin? Bu dereceye çıkan saplar var. Allah onlardan bizi ayırma. Ya Rabbim. Söyle, söyle, cebeceğim size, çok fazla anlat, etmem. Akla ve Haniyadoyu İslam büyükleri muhtelif şehir tarif etmiştir. Bir- Hasan'ın Basri'dan Ahlak, güzel ahlak, birileri yüz, güzel ahlaklardan birisi güleriyiz ve o da öyle oluyor sen. Ezayı men gitmek Kimseye eziyet dokundu. İmam-ı Sünü Utku'dan güzel ahlak. Güzel ahlak. Allah'tan gelen her şeye rıza göstermek. Nimetlere şükretmek, belalara sabretmek. Bunlar hep hadis karşılığında. Verin de razı olmazsınız. Vela veririm de sabretmezseniz. Nimet veririm de şükretmezseniz. Için vücutta bir markinleşmiş oluyorsun, duymuyor. Ayrıldıktan sonra hastalanıyorum. Şimdi öyle olunca şöyle koyayım. Hanisleri size haber vereyim.
Doktor olmasın, çünkü gideceğim ben sana gece yarısılara gideceğiz sokağa. Kağıt çok. Konuşmayı canım istiyor. Lan vücudumu unutuyorum. Vücudum demin de bir hakkı var. Peygamberimiz söyle buyuruyor. Annen da bir hakkı var. Olayın, olayın da bir hakkı var. Yalan Müsliminlığın da bir hakkı var diyor peygamberimiz hadisinde. Bunu da uzatsakça uzun, senin anifasıyla ebid Derdinin arasında geçen hadisi şerif istersen, musibettenki bedenliği, bedenine bir hastalık isabet etmeyeceğim. O benim mutluyumdur. Ya, işte biz kendimizi şimdi sık böyle yatırmış falan diyoruz. Bilmiyorum, sabredebiliyor bilmiyeli. Ne oldu lan? Tehlikeli şeyler duyuyorum, içerim razı oluyorum. Elhamdülillah. Kurban olduğum Allah'a şükrederim. Şu cüzün yirmi bir senede evlenir böyle. Yani evelerler, dostlarımız. Baktıma Hacı Şaban Efendi gibi büyük bir zat orada dizini evelertiriyor.
Baktıma da Medine-i Tahirede Hacı Ziyaüddin'in Pakistan mürşid-i Kamili bir yürüyen mürüydüler. Ayakları alaya dönmüş böyle. İki tane siyah sakallı derviş böyle. Dizini evvela ettiler dedim. Çok şükür Ya Rabbi dedim. Eş dedim, balım iş iyisin demiş. Tamam mı dedi, balım minicik çekiyor, cuk tahammül ediyoruz. Allah'ımız Sabri yesab versin inşallah. Kullarımdan bir duruma teveccüh etmek istersem, ben razı olacaksam musibettenki bedenli, bedenle hastalık isabet ettir. Yok, evladına ölümüne verir. Yatırdı yere. Kuran okur, bana kasibe okur. Bağırmak gelirdi içine. Allah rahmet etsin. Diyelim ki yirmi beş yaşında. Nasıl olduğumuz Efendi Asradlar, nasıl olduğumuz ki? İçeriimize manevi buradan da mektup geldi. Bir su serpildi. Böyle ilim zannettik, herkese teselli vermeye gelenlere. Üstatımız fazla yazmışlar, buyur. Veyahut da malı telef olur Eyyub Aleyhisselam gibi birden.
Sabrı cemil ile karşılarsa bir kimse. Sabri cemile haber verir efendim. Tasavvufça Sabri cemil ney? Tasavvufça Sabri cemil, oradaki evladı, Mürenin babası kim olduğunu dışarıdan girince belli olmayacak şekilde onlar gibi maşatlı oturursa, yani, çehrasını Bak yavrum topluyor. Bu sabır Gözüyle gezdiriyor. O da Mevlamız kalbine bir füyuzat-ı ilahiye dökmüş sanır suyu. Öyle karşılarsak benim verdiğim musibetleri, Feskab berehabi sabrin Cemilin İstahhidu yevmi bu yarımın haya ettiği muameleleri yaparım. Onu azaba göndermen her kimin. Ondan dolayı da günahım var. Hadi gel. Çünkü vücutuna hastalık veriyorum, sabrediyorum. İblatına veriyorum yahut yahut da malına veriyorum, hiçbir şeyle böyle bozulmuyor. Allah bilir de Allah'ı alda diyor. Her şeyi Allah'tan birdir. Böyle derken, başka şey geliyor şeye, ben ben bunu bitireyim, ben ne diyeyim?
Evet, Musa aleyhissalatu vesselamdan unutsam, Musa aleyhisselamı hatırlattı diyor Bilmem diyor. Yemeğe hayal muamelesi buyururum çünkü gülüm diğerini darttı götürdü. Allah'ımızın yediğini dartalım kardeşim. Allah darttırsın. Hazreti Züht Efendi hocamız, baktım feriydi bir alimi de babama dedi ki bir dua daha ilave ettim duama. Dedi Şafendi dedi, ne ilave ettim? Allah çekemeyeceğim derdi verip de albüm sana şey yapar etmesin Ya Rabbi diyelim diyor. Üç bin bir hal oldu ve gecenin Hacı Zühtü'nin kalbi Allah itirazini yazdı diyor. Estağfurullah diyor. Ne içten Allah'ım benden buralar çekemeyeceğimiz geldi. Vermiyor Ya Rabbi dedim diyor ondan sonra diyor. Onun için, arkasından çekeceğimiz kadar versin, sabırlık versin, hiç vermesin, vermesin, sakat afiyetle yaşayalım. Ben Allah'tan bir şifa istiyorum. Yakında gelecek bu inşallah. Çünkü niyetim hayır.
Kardeşlerime benim hizmetim çok oluyor, senelerden beri. Gene onlara hizmet edeyim diyor Rabbımızdan sıhhat istiyorum, Ömer. Eğer onlara hizmet edemeyeceksem, hizmet edemeyeceksem, Rabbim inşallah. Musa Aleyhüssalatü Vesselam, iyi dinle! Bir gün Turi zina adayıydı. Kitaplarımız yazıyor ya da ben oradan söylüyorum. Hiçbirisi nüzul kelimeler değer bunlara. Yani görmediğim bir hayali konuşma değil. Şiddetli karnı ağrıyıyordu. Ya Rabbi sana alın, kalbim çok ağrıyor, karnım çok ağrıyor. Böyle peya oldu karnımda, ağrı yaptı. Ne oluyor sana? Ben hiçbir geldi dermansız halt etmedim. Çokları bulamazsa seninle konuşuyoruz. Şöyle gizlidir ya, filan ot bu kanlığın algısının davası. Hangısı, filan şunu ot. Evet, bir gün ya. Eğer biraz yiyor, yine dolayısıyla aynaya çıkıyor. Ya Rabbi, karnım aynı ağrıyor diyor. Ağlıyor musun? Sen o ot şifasın. O otu şifa olaraktan halk ettim Namus'u ottan.
Orta yine yiyor. Biiznillahi Teal'a kesilmemiş gene. Hikmeti var kesmediğinden. Yine arıyor. Kavmi beni arıyor. Yine diyor. Şu Rabbimiz bana bildirdi. Kalbimin şifasıymış. Nasıl diyeyim? Çok memnun oluyor doktor yani. Çoklarını ağırlayanların. İlerisini buldum diye alıyor. Diyor ki bu, bir çaydanlığa konulmalı, ince kaynatılmalı. Anladım diyor. Soğuduk yani ne soğuk, ne sıcak, normal hale geldiğinde acı olacak biraz. İsmi şeker ilave edip erisin, ölün aç karnına içeceksin, dur der. Der. Yineten evvel bir bardak içiver. Evin yemeğinden bir bardak evvel içiver. Akşam ekmeğinden evvel bir bardak iç. Biiznillahi teala geçecekleri. Sabah kahvaltısında bir kadeh içtin diyor. Cik kesildi. Böyle ikindi aşama ihtiyaç yok. Halık-ı Zülcelal'in huzuruna vardı. Gene Musa Kelimullah Allah'ım sana görüşüyor. Kalbimiz celle Ya Musa biliyor yani değil mi? Ya Musa'dan nasıl oldu?
Ya Rabbi kalbimi ümittim ya. Nasıl ne diyor? Ya kainatta ümitten evvel iç değildir. Ne oldu dedi beni, muhtaç ettim de. Bıktu kapılarını da gezdiriyor. Bunu, desen mi girdin geçer giderdi. Derken derdim, yalnız seninle konuşuyorum. Başka kimse kelamımı duymaya haiz değil, duyamazlar. Herkes benden sorup da bu inancın nasıl kullandın ya rabbi diyemez ki. Doktora gitmek vacip olsun diye koca Musa aleyhisselam bile Allah'a la il azim peygamber iken doktora gitmiş de de ben niye gitmeyeceğim misin? Yesinler de doktora gitsinler ki. Yani seni doktora gönderdim. Anladık değil mi kardeşim bu meseleyi? Doktorum için mi söyledim? Yooo. Halık-ı Züncenal hazretları, Kuran-ı Kerim Hadis-i Şerif-i şifadır dertlerinizin, karnınızın, hırsınızızın, tamahınızın, bu folünüzün, hedelatınızın, kininizin, rüyanızın, sümanınızın, ilecidir, oturursunuz. Ayeteler, hadisler, onların yayın, onlar rahmala demek.
Dedim, yerim diyor Ya bir tabir-i bahasip doktor bulacaksın, nanedeki gibi. Ben onu kılacağım şeyin içerisinden. Bahsede, sözümün içerisinden. Muğnidiği gibi doktor bulacaksın. O gün Kuran-ı Kerim'den yazar. Estağfurullah çekin, estağfurullah la azim çekeceksin şu kadar. La ilahe illallah el melikul hakkul Mübin çekeceksin şu kadar. Muhammedün Resulullah sadekü'l-dari Emin çekeceksin şu kadar. Salavatı Şerife, okuyacaksın şu kadar. Ayet-i en-i hadisten top buyurur okutmayacak anlar. Şimdi şu kadar ayeti celiyelerden sonra Fatiha çekeceksin, ruhlarına göndereceksin. Pirani, peygamberin, bütün peygamberani izamın, bütün piran-i izamın yolunu göndereceksin. Hedayan vardın mı, urvardı, vardıkmadan ibreli tefekkürü niyet yapacaksın. Ölümü tefekkür ede ede dünyevi muhabbetini gönülden sökeceksin. Irşat me emuru tefekkür-ü mülk verir insana.
Çünkü olmaz Serayahane mamur olmadan, kalphanesi mamur olmadan, zeki İstanbulların yanında görüşmeye iktidarım kafi değil, affedin yalnız düşük olacak. Rabbim insanın buraya uymayacak, bilgisi uymayacak. Yalnız aklınızı rica ederim. Bununla beraber, yani, padişah Yunus o yalan devayı gel ortaya o sıvayı temiz et, gönül evine dost gelecek kondurmaya. Dost, Allah muhabbeti, Muhammed Mustafa'ya muhabbeti, evli duyan muhabbeti. O dostlar gelince oraya kondurmanın için burayı boşalt bir kere. Bu da böyle ölüm tefekkürüyle olur. Size işte umpırmak halinde veriyorum bu eşleri. Yani, dün baktım ki kalbim dünyevi milleti, dünyevi sevgi alakası var. Derhal ölüm tefekkürünü, kınayın öldüğünü, kolayın öldüğünü, senin öleceğini, servetin sağmanın bütün dünyada kalıp bir kefinle gireceğini, es kefenle gireceğini, tefekkürü ederken ederken gözler ağlamaya başla. Böyle saharlar.
Ondan sonra rabıtayı mürşit yapıyor bu adam. Yoküne başka alem geliyor. Gelmiş. Üstad bunu gördüğüme nazaran böyle diyor. Öyle lunlu alemi ama böyle ısına verip de çekmek kahveyi pişirmez. Şöyle, faşemiz misal diyor. Hava gazının üzerine açık şeyi dut verip de buraya çekmekle kahve olmaz. Yani çay pişirecek. Öyle de böyle güzel. Çay iyice kaynatmayınca olmaz. Aşka kaşıyla iyice kaynamayınca olmaz. Çayın içerisine manevi füyuzatı dökünce, demlenmeyince olmaz. Saharlar ve evradını evradını okuyunca ravuta da demlenmeyince olmaz kuzurum. Yani sıhhatlerdir böyle. Ooh hadi. Öyle. Sana hep sana hiçbir şey düşünmez bu insanı. Allah. Allah'ın azınladığı kudreti düşünülecek. Çünkü Allah Allah Allah deyince, bu sefer ne biçim olsun, bir şey aldımsa bir yerden ne var? İşte gitsin tükensin diye böyle oluyor? Allah. Senaları direksiz unutan Allah. Böyle bir kokar sudan kavgılan Allah.
Kendini Azam biri namaz fittelerdi. Niye inanmaz veriyorsun? Yok olmuş. Topraladım ben. Of ya. O, geliyor Allah'a ait. Ben biri gelip öyle bulmamız lazım ben. Zekeriya Hanım'ı ben mi verdim kulbersu gibiyim derdi. Ne demek bilmiyorum. Benim Allah mı verdi söylettiler böyle. Ben mi harf ettim bunu? Girime size konuşayım kardeşlerim. Ben mi getirdim sizi? Eyvah mı getirdi ben sana böyle? Size Proust'um ser, asker ne mi ben de elimde davet ettim geldi? Yirmi, yani bir muhabbet mi sizi çekti karşıma getirdi böyle? Bunları hep Allah'tan da bilmiyorce olmaz. Ben başka şey yapıyorum kardeşim. Bu demlenme de, bu feyizin içinde zikrini baktın ki çarklara dokunamıyoruz. Cereyan, su. Biraz daha arttıracağız. Kaynatmıyor, biraz daha arttıracağız. Lasa celal'ın binsei kimin olacakmış zayıflıkta ora. Allah'a hiç dayanamaz ora. Allah'ı duyunca böyle Hay Allah diye sıçrayanlar ne yapıyorlar? Ne oluyor?
Buraya tokunuverdi mi? Geliyor. Bismibi gibi ora, Sübeydayi der. Ya kardeşim, anlamı ilan etmiş. İzzetmiş, çift, çember filan sakmış. Ne etmiş? Çocuklarının hızını zor temin etmiş. Bakalım öp ahirete geliyor muymuşmış. Ahirete giderken bakmış, şu dükkanın babanı kaldırmışlar dökülmüş. Kaldırtmamış, bakmamış. Gözü açık geliyor diyor. O da ötekilere zannediyor ki, makamını gördü de açtısan. Mahrum görüyorum diyor o. Çünkü de bardağa devrilirken gözünü yummuş vefat etmiş. Birisi onun yetişkin halifelerine efendim, niye gözümüzü yiyeyim? Bak bunu görmeyince açmayacağım diyor. Dünyada bir sevdiğim yok ki dünyaya bakayım, kalayım. Dünyayı bitirdim. Ahirete Güldüm gözümü orada açayım Allah'a diye.
Müyle tükerip Allah'ın huzuruna şu babanı kaldırıp bekliyor de, şu kapağı kaldırıp ruh kalbinle zikretmeyince, ruhunla zikretmeyince, hafifinle, sırrınla zikretmeyince, hafiyle zikretmeyince, ahba ile zikretmeyince, nefs ile zikretmeyince, zikri, pul, zikri, sultanı olmayınca, nef-i ispat yapmayınca, murakabaya varmayınca, murakabayı, maiyyete, mevve ve mahkum eyleme, kültüre varmayınca ve nakm-i akrabu, helehim-i hakrabu, tekmini süluk etmeyince buradan gitmeyelim çok pişman olurum. Çünkü bunları kazansın diye Allah bizi buraya gönderdi. Biz diyoruz ki, dinliyoruz, dinliyoruz hocam. Yani çocukların her biri bir istikbala, çocuğunu, Yahya Hasan'ın çocuğunu istikbalsız diye, kan okudu diye kızını boş attı götürdü birisi bizden de başka bir yerde ki. Rızkın almak vereceğine inanamıyor dünya şimdi. Düşünüyor. Çok hızlı vereceğine. Nasıl vereyim ya? Çocuk mühendisler olmuş, tel plan.
Peki ona kızlarımı verdim. Oh, tamam.