Gönül Şifası ve Ruh Arınması kaydında Kalemdar'dan sohbetler. Hacı Hasan efendinin kendi sesinden gönle şifa sohbetleri. Ruh-u tayyibelerine, darlanma başında kalan hatile yeksan olan bir Fatiha'ya muhtaç olan kardeşlerimizin ruhuna bir çıkmaz bir Fatiha. La ilahe illallah zırhına mazhar olunca incinilmez. Doğrusu bizim gibi avam nasıl incinmek lanet, incinmem desen nasıl…
Kalemdar'dan sohbetler. Hacı Hasan efendinin kendi sesinden gönle şifa sohbetleri. Ruh-u tayyibelerine, darlanma başında kalan hatile yeksan olan bir Fatiha'ya muhtaç olan kardeşlerimizin ruhuna bir çıkmaz bir Fatiha. La ilahe illallah zırhına mazhar olunca incinilmez. Doğrusu bizim gibi avam nasıl incinmek lanet, incinmem desen nasıl incinleyeceksin? Bu dereceye çıkan zatlar var Allah onlardan bizi ayırma Rabbim. Şöyle göndereceğim size çok güzel bir hatırlatma. Aklat-ı hamideyi İslam büyükleri muhtelif şekillerde tarif etmiştir. Bir, Hasan'ı Basri'dan ahlak, güzel ahlak, diğerleri yüz, güzel ahlakların birisi diğerleri yüz, beş şan şah. Peygamberimiz tayin tebessüm Etrafına bölmezsen. İller de seni sevmeye başlar bol bol verirsen tabii bol bol gelir dersen o da öyle oluyor. Men-i ezan, ezayı nem gitmek kimseye eziyet tıkandı. İmam-ı sulukuyla özel ahlak, güzel ahlak.
Allah'tan gelen her şeye rıza göstermek. Namelere şükredmek Bela veririm de sabretmezseniz. Nimet veririm de şükretmezseniz. Benden başka bir Allah Hani kendim bonzep ile konuştuğum için bu vücutta benim varken geçmiş oluyorsun, duymuyor. Ayrıldıktan sonra hasta olur. Şimdi öyle olunca şöyle koyun. Hadisleri size haber vereyim doktor kaybolmaz şimdi gidecek ben sana gece yarısı eve gideriz sokağa. Kağıt çok konuşmayı canım istiyor. Ben Vücuotumu unutuyorum. Vücuotun hemen de bir hakkı var. Peygamberimiz öyle buyuruyor. Ailenin de bir hakkı var. Annen, babanın da bir hakkı var. Gelen misafirlerin de bir hakkı var diyor Peygamberimiz hadisinde. Bunu da uzatsak çok uzun. Selman-ı Fasisi ile Ümit Derdinin arasında geçen hadisi cem. Malum maliniz fasile ma'a. Evet hemen. Bir de bu korkma hadisin yanında bir de Lutfe Hadis-i okuyayım.
Razı olmak istersem musibeten ki yeteneği, bedenine bir hastalık isabetliktir. O benim notumdur. İşte biz kendimizi şimdi sıhhh beye yaksamış bulunuyoruz. Bilmiyorum sabredebiliyor bunları. Ne kadar tehlikeli şeyler duyuyorum, senin razı oluyorum. Elhamdülillah kurban olduğum Allah'a şükrederim. Şu bizim yirmi bir senedir evlenir böyle, yani evelerler dostlarımız. Aklını ve Hacı Şaban Efendi gibi büyük bir zat daha da dizisini evelettiriyor. Nakını da Medine-i Tahir'de Hac-ı Ziyaüddin Pakistan Mürşid-i Kamili bir milyon yıldılar. Ayakları adaya dönmüş böyle iki tane siyah sakallı derviş böyle gözünü evine haykırdı. Coşıyor yarabbim benim, gençlerin karım, iyisin demiş tahmin edeyim, daha önce minicik çekiyor, hiç tahmin ediyoruz. Allah'ımız sabır versin inşallah. Kullarımdan bir kuluma teveccüh etmek istersem yani razı olacaksam musibeten fi bedenhi bedenli hastalığı isabet ettir.
Bedenine hastalık isabet ettir. Evfi veledihi. Yahut evladını hep ölümle verir. Can bir yavrum kenti dünyadan. Medine'ye müezzin istiyorlardı yani Hafız Ahmet Efendi'ydi. Sesi muhrik insanları yatırdı yere Kuran'ı Kuran'ı Kuran'ı et kasıyla okur, bağırmak gerekirdi içine. Allah rahmet etsin diye onu. Yirmi bir şey, yirmi beş yaşında. Nasıl olduğumuze randevu asatlar, nasıl olduğumuze kalıyor? İçerimize manevi buradan da mektup geldi. Bir sus serpildi Ölü ilim zannettik herkese teselli olmaya gelenlere. Pusuvımızın tazıyı yazmışlar diyor kendimizdeki olan aleyhiftihar etmeyin, meslekinizin semeresi olsa eğer. Yani fi veledihi yahut evladına bir musibet gelir insanın. Ey fi malih yahut da malı telef olur Eyyub aleyhisselam diyor birden. Bunun üçüne de Sabrı cemil ile karşılarsa bir kimse. Sabri cemil'i haber verir efendim. Tasavvufça Sabri cemil ne?
Gönül Şifası ve Ruh Arınması kaydında Kalemdar'dan sohbetler. Hacı Hasan efendinin kendi sesinden gönle şifa sohbetleri. Ruh-u tayyibelerine, darlanma başında kalan hatile yeksan olan bir Fatiha'ya muhtaç olan kardeşlerimizin ruhuna bir çıkmaz bir Fatiha. La ilahe illallah zırhına mazhar olunca incinilmez. Doğrusu bizim gibi avam nasıl incinmek lanet, incinmem desen nasıl…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 8 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Tasavvusça sabr-ı celil buradaki evladı, ulen'in babasının kim olduğu dışarıdan girince belli olmayacak şekilde onlar geliyor, na şartları oturursa, yani bunun çakrasını okşayan tabii bu sabrı de. Sabrın dışı bu. Kabı bile de ama habeyden sabır. Sabri Cemil diyor bak özel sağlık. O dışarıdan gelen alan musibet sahibi kim olduğunu bilemiyor gözüyle geziyor. O da Mevlamız kalbine bitiyor zatı ilahiye dökmüş sanusu böyle başarılı duruyor. Böyle karşılarsa benim verdiğim musibetleri Festab berehabisadün ceminin istahyetü yevmen kıyamette okulumdan haya muamelesi kuruyorum. Haya ederim dese sıfat olur haya. Yalnız Allah kullarımın haya ettiği muameleyi yaparım. Onu azaba göndermem için. Ondan sonra da böyle anlar Haydi gel. Çünkü vücuduna hastalık veriyorum. Sana ne diyor? Evlatına veriyorum yahut yahut da malına veriyorum hiçbir şeyle böyle bozulmuyor. Allah beni de Allah'ı aldı diyor.
Her şeyi Allah'tandır diyor. Böyle derken başka şey geliyor hemen bunu bitireyim onu da diyeyim. Evet, Musa aleyhissalatu vesselamden unutsa Musa aleyhisselam hatırlatan diyor ki. O grubu için mizanda kurban karşıma dikerdin. Niye? Sen şu bu naneye deme diyor. Değil mi? Diyor. Değil mi? Hayam muamelesi duyuyorum çünkü kulum yerdiğimi darttı götürdü. Allah'ımızın yerdini dartalım kardeşim. Allah tarttırsın diyor. Hacı Züst efendi hocamız baktın feriydi bir aleme babama dedi ki bir dua daha ilave ettim duama. Dede Şafendi dedi. Ne ilave ettim? Allah çekemeyeceğim derdi verip de kalbim sana şifa etmesin diye Rabbe diyelim diyor. Üç gün bir hal oldu kocaman hacc üstünün kalbi Allah'a itiraz ediyor. Niyaz. Estağfurullah diyor. Ne istemiyor Ya Rabbi benden bu kadar çekemeyeceğimiz derdi verme Ya Rabbi dedim diyor ondan sonra diyor.
Ondan sonra arkadaşım la çekeceğimiz kadar versin sabır lütesin hiç buyurmesin, sakat afiyetle yaşayalım. Ben Allah'tan bir şifa istiyorum yakında gelecek bu inşallah. Çünkü Bünyamin hayır. Kardeşlarıma benim hizmetim çok oluyor senelerden beri. Yine onlara hizmet edeyim diye Rabbimizden sıhhat istiyorum ama yok onlara hizmet edemeyeceksem hizmet edemeyeceksem çınlem misal ahirete, ithal eden zümraya ilhaf buyursun inşallah. Musa aleyhissalatu vesselam iyi dinle. Bir gün tuh I zina aday. Kitaplarımız yazıyor ya da ben oradan söylüyorum. Hiçbirisi mevzu kelimeler değer bunlara. Yani görmediğim bir hayali konuşma değil. Şiddetli karnı ağrıyıyordu. Ya Rabbi sana alın kalbim çok ağır ve karnım çok ağır yiyordu. Emrecan oldum karnımda ağır yiyordu. Ya Musa ben hiçbir derdi dermansız halt etmedim. Çokları bulamaz ya seninle konuşuyoruz. Şöyle gizli bu ya filan kurt kuklığın ağrısının devası.
Pamuk herif filan şu ot. Evet bildim ya Rabbi. Diyor ki biraz yiyor, yine turneye çıkıyor. Darimi karnama aynı ağrıyor. Ağlıyor musun? Sen ot şifasın. O da şifa olaraktan halk ettim yanlışsın. Korktum yine yiyor biiznillahi teala kesilmemiş yine hikmeti var kesmediğinden yine arıyor. Kanı yine arıyor. Yine arıyor ya Rabbi. Yağmursa o ot şifası yalnız o ot toprak doktora getir. Doktora gider. Ilet. Bu ne tertip verirse ona göre yağmaz sen. Sen o doktorun tarif ettiği gibi yiyor. Peki. Defret doktor bey şu oldu Rabbimiz bana bildirdi. Karnımın şifasıymış nasıl diyeyim? Çok memnun oluyor doktor yani çok karnını ağrıyorların, hilesini buldum diye alıyor. Diyor ki bu yağmursa iç kayganlığa konulmalı, iyice kaynatılmalı. Anladım.
Soğuluk yani ne soğuk ne sıcak normal hale geldiğinde acı olacak biraz içine şeker ilave et erisin onu aç karnına içeceksin dök de yemekten evvel bir bardak içiver, öğlen yemeğinden bir bardak evvel içiver, akşam ekmeğinden ev böyle bir bardak biiznillahi teala geçecekleri. Sabah kahvaltısinde bir tane daha içtim diyor cilt kesildi. Öğleden ikindi de akşama ihtiyaç yok Halık-ı Zülcelal'ın huzuruna vardı. Yine Musa Kelimi la, Allah'ım sana görüşür. Halık-ı Zülcelal, ya Musa biliyor ya, değil mi? Ya Musa karnı nasıl oldu? Ya Rabbi, karnımı iyi ettin ya. Nasıl ne diyor? Ya kainatta yemekten ev yiyen hiç derdim. Niye doktora beni muhtez ettin de doktor kapılarını da gezdiriyor? Bunu Niye sen mi çağırdın geçer gelirdi, derdim. Yalan seninle konuşuyorum başka kimse kelamımı duymaya haiz değil, duyamazlar. Herkes benden sorup da bu ilacı nasıl kullanıyor Ya Rabbi diyemez ki.
Doktora gitmek vacip olsun diye koca Musa Aleyhisselam bile Allah'a hür azim peygamber iken doktora gitmiş de ben niye gitmeyeceğimmişsin desinler ve doktora geçsinler ki yani seni doktora gönderdim. Anladık değil mi kardeşim bu mesele? Doktora için mi söylerim? Yok. Halık'ın ve Celal hazretları Kuran-ı Kerim Hadis-i Şerif Şıhhıdır dertlerinizin, karnınızın, hırsınızızın, tühulunuzun, hadavatınızın, kininizin, rüyanızın, sıvanızın ilacıdir. Oturursunuz. Ayetler, hadisler onları yiyin, onlarla amel edin. Dedim, yedin diyor ya Rabbi ters yaratmıyor bana. Bir tabii bir hasret doktor bulacaksın manevi bir ben onu çıkaracağım şeyin içerisinden hasret, sözün içerisinden manevi bir doktor bulacaksın. O güne Kuran-ı Kerim'den yazar. Estağfurullah çekil, estağfurullah azimeceksin şu kadar. La ilahe illallah el melikul ve hakkul mümin çekeceksin şu kadar. Muhammedün bülbül çekiceksin şu kadar.
Salavatı Şerife okuyacaksın şu kadar. Ayetinden hadisten topluyor o kırk bir cihanlar. Şimdi şu kadar ayet-i celiyelerden sonra Fatiha çekeceksin ruhlarına göndereceksin Fiani peygamberin bütün Peygamberani izamı bütün Fiani izamı Kuran'ı göndereceksin. Edayan vardı mı o vardı, bağırdıkmadan ibn tefekkürüniyet yapacaksın. İlmi tefekkür edeyi de bünye muhabbetini gönülden sökeceksin. Peygamberimiz Muhammed aleyhissalatu vesselam, dünya muhabbetini kalpten sökücü ölümü çok sikerim. Ölümü çok anıldı. Her yeri, her bir şap memuru tefekkürün mevt verir insana. Çünkü Türk-i Kar-ı Yar-ı dilden ta Tecelli yedi-ak padişah olmaz serayahane mamur olmadan, kalphanesi mamur olmadan, zeki İstanbulların yanında görüşmeye iktidarım kafir değil. Affedin yalnız bir şey bulacak. Kuran insanı buraya uymayacak, bilgisi uymayacak. Yalnız aklınızı rica ederim.
Bununla beraber yani padişah konmasseraya hana mamur olmadan O dostlar gelince oraya kondurmanın için orayı boşalt bir kere. O da böyle gönül tefekkürüyle olur. Size işte unutma halinde veriyorum o eşleri. Yani baktım ki kalbim dünyaya meyil etti, dünyaya sevdiği alakası var. Derhal ölüm tefekkürünü, kayın öldüğümü, senin öleceğine, servetimiz sağmanın bütün dünyada kalıp bir kefinle gireceğini, biraz kefenle gireceğini tefekkür ederken eylerken gözden kalmaya başlar, böyle sağırları. Bundan sonra rabıtayı mürşit yapıyor bu adam. Yine böyle başka alem geliyor, geçmiş. İşte az önce gördüğüme nazaran böyleydi. Lömuz alemi ama böyle ısısınayı verip de çekmek kahveyi pişirmez. Şöyle her şeyimiz misal da olur. Hava kabının üzerine azıcık şeyi kutu verip de geriye çekmeyle kahve olmaz. Çay pişirecek verecekler bize. Çay iyice kaynatmayınca olmaz. Aşka kaşıyla iyice kaynamayınca olmaz.
Çayın içerisine manevi füyuzatı dökünce demlenmeyince olmaz. Sahalla evradını okuyunca rabıta da demlenmeyince olmaz kuzum. Yani sıhhatler Böyle sana ayıp sana ayıp benim gibi yapmayla olmanın imkanı Allah cümlemize İslam'ı Ondan sonra zikrullah şifa olur. Allah Allah Allah, Allah, Allah, Allah, Allah, Allah, Allah, Allah, Allah, Allah, Allah'ım Allah'ım Allah'ım Allah'ım Allah deyince vazife yetişiyorsun bir şey aldı mesela bir yerde ne var? İşte bitsin tıkansın diyor. Allah Semaları direk sunutan Allah. Beni bir kokar sudan, halcıdan alırsan kendini düşün yeter diyor. Ben arafa nefsa koy fakat Arap Arap kendini bildiğimi Allah'a getirsin Biz kendimizi düşünüyorduk. Ne yedik biz de? Ustazın biri mi vasıf ettilerdin niye vasıf veriyorum diyor olmuş toprağa aldım ben. Allah'a ait Ben bilgim nereden olacağız dedim. Zekamı ben mi girdim? Biraz hayvanı dedi. Ne demek ey olayım?
Nelime Allah mı verdi söyleteceğim böyle. Ben mi hak ettin o dili ve size konuşayım arkadaşlar? Ben mi getirdim sizi Mevla mı getirdi karşıma böyle? Size polis komiser askerliğimi gönderdin de davet ettim geldi yoksa manevi muhabbet mi sizi çekti karşıma getirdi böyle? Bunları hep Allah'tan bilmeyince olmaz ben başka şeyim kardeşim. Bu demlenmeden bu feyizin içinde zikrini baktım ki çatlara dokunamıyoruz. Şimdi ceryan, su biraz daha arttıracağız. Kaynatmıyor biraz daha arttıracağız. Nasıl inşallah? Binse kim kim olacak? Hiç merak etme. Dokunuyorum bak. Yukarıyı kaynatmayarak. Şu gümlüm sönmemenin iki bağırmak altında olanlar dik dik dik dik açmaya başlayacak. Dayanamaz çünkü. Orada süreyye daha iyi. Yarın var. Sonra zayıf nokta ora. Allah'a hiç dayanamaz ora. Allah'ı duyunca böyle hay Allah diyor. Süreyanlar ne yapıyorlar oluyor? Buraya kokunu geldi mi geliyor.
Bisbidiyeyi gibi ora Supeydayi diyelim. Ya bak şimdi anlamadan geliyor dünyayı. Dünyayı, Konya'yı anlamadan gözüktü diyor dünyadan. Ben öyle oluyor. Züpedü'l Hakayık tercüması gayet, züptakayık kitabı diyor ki adam üyesi dükkanında gezmiş dolaşmış filan etmiş, mescit, çember filan sarkmış, nurmüş, çocuklarının rızkını zor temin etmiş, Takalan ip ahirete geliyormuşmış. Ahirete giderken bakmış, şu dükkanın tabanını kaldırmışlarmış. Yedi ip altın dolu içinde. Defin varmış. Var. Altmış yaş şu burayı çınlamış da görmemiş. Aldık mıymış, bakmamış. Gözü açık geliyor diyor. O da tekrar zannediyor ki bakımın gözüne açtı zannediyor. Makbu mu geliyor diyor. Güneyde bardağı değil efendim gözünü dönmüş vefat etmiş. Birisi onun yetişkin halifelerine efendim, niye gözümüzü, bak bunu dövmeyince açmayacağım diye. Dünyada bir sevdiğim et dünyaya bakayım kalayım.
Dünyayı bir tek ahirete yumdum gözünü orada açayım Allah'ım. Bunun altındaki ne? Biz namazla, abdest ile, oruç ile vesaire ile onda gıybet ile, leşmeyle, solu zemmiyle neyle tükerim Allah'ın huzuruna şu babanı kaldırıp diken de şu kapağı kaldırıp ruh kalbiyle zikretmeyince, ruhunla zikretmeyince, sırrınla zikretmeyince, hakiyle zikretmeyince, hakayla zikretmeyince, nefsi de zikretmeyince, zikri, zikri olmayınca, nef-i ispat yapmayınca, Burak havaya varmayınca Burak havayı maiyyete ve mahrum eyleme, götüme varmayınca buradan gitmeyen çok pişman olurum. Çünkü bunları kazansın diye Allah bizi buraya gönderdi. Kalemdardan sohbetler. Hacı Hasan Efendi'nin kendi sesinden gönle şifa sohbetleri.