Buyuruyor ki Yaratan yarattığını bilmez mi buyuruyor. Hayatımızın her alanında bulunduğu, bir de Hadis-i Şerif'te şu hatırıma geliyor. Hocam resmi verdi mi? Ahmet Şahkal hocam mikrofonu kapatırsanız Halit Hocam şeyden gitti. Üstadımızı şey yapalım arkadaşlar, ana şey Ekmen, tamam. Şimdi Aleyhisselatu Vesselam Efendimiz buyuruyorlar. Kişinin bir yavrunun, çocuğun babasına benzemesi nimet buyuruyor. Bunun sebebi de genç oldukları için bir şey diyemiyorum, bunu açamıyorum. Burada alıntı, buluntu, çalıntı denmesin diye. Yani burada fıtratın ne kadar önemli olduğu ifade buyuruyor. Bir de fıtratımızı koruma babında, tabii siz bunu ilmi olarak çok güzel beyan buyurursunuz, o şeyi hatırlıyorum, sizinle konuştuğumuz, hatta esrano veya alemu ala şaki ileti, yani insan bütün ve ya melu ala şaki ileti, yaratıldığı hal üzere hareket eder diye.
Şimdi burada öyle gerçekler doğuyor ki biz bunun zaten trilyonda birine yaklaşamıyoruz. İnsanın birbirine benzemediği, burada Darwinizm'e de çok büyük bir cevap vermiş oldunuz. Geçiş olmadığını, değil ki insandan insana geçiş olmadığı gibi, bir insandan hayvana geçişin olması katiyen mümkün değil. Bu, bir de diyeceğim, Cenabı Hak bize bu fıtratımızı muhafaza hususunda, esamle, lagat kene lekum fi resulülillahi usvetun hasene, ila ahir lillahi Efendimize bize fıtratımızı bozmamak için en güzel örnek olarak sunmuş. O hurma meselesi yerindeydi. Tıtır'ını bozmayın şükürler, büyük büyük tadı yok, lezzeti yok. O şey var ya genelde. Evet, bozmama. Genetiği değiştirilmiş. Evet, doğal olmasını istiyorlar. Her şey Rabbimize götürüyor hocam. Yunus Emre kardeşimizi tekrar tebrik ediyorum, hepsini tebrikle beraber.
Şimdi Hazreti Ömer Radıyallahu Anh buyuruyor ki insanın akli seviyesini sorusundan anlarım diye. İnşallah daha bir gelişirler, daha bir üstün olurlar. Hepsi cevval maşallah hocam. Hepsi güzel. Yani içi açılıyor efendim. Gençlerle muhatap olunca ve gençlerle konuşunca insan gençleşiyor. Onun için ben hala daha genç görüyorsam de sizin duyduğunuz şekilde söylüyorum. Sürekli gençlerle beraberim. Yani ben gençken onlarla beraberdim. Hala daha onlarla beraberim ve bu güzel bir şeydir. İnşallah bu gençlerden biz gelecek yaparız. Bir gelecek tabir ederiz inşallah. İnşallah. Hocam Allah razı olsun. Tekrar teşriflerinizden dolayı teşekkür ederiz. Estağfurullah. Ben de beğenmem lazım. Çok kıymetli değerli vakitlerini ayrıla teşekkür ediyoruz. Kıymetli genç kardeşlerimiz, Safa vakıf, genç Safa başkanlarımız hepinize ayrı ayrı katılımlarınızdan dolayı teşekkür ediyoruz.
Gecemiz mübarek olsun inşallah. Hayırlı akşamlar diliyoruz. Hocam sen müdürlük kesmiş hocam. Buyur buyur Yunus Emre kardeş. Gitmeden önce hocam bir tane duyuru yapabilir miyim o kız? Yok canım. Annemizin, Evet buyur. Genç Safa dergimizin Kasım ayısının bir Discord sunucusu var. Onun üzerinden bir yarışması olacak. Tüm teşkilatlarımıza bunu iletmiştik. Katılımlarını bekliyoruz. Discord sunucumuzu da bu şekilde arttırmış, renklendirmiş olacağız. Gençlere ulaşmanın da bir yolu biliyorsunuz bu oyunlardan vesaire geçiyor. Onun kullandığı bir alan bu Discord. Orada Caroot yarışmamız üzerinden bir bilgi yarışması. Dergimizin bilgi yarışmasını düzenleyeceğiz çok kısa. Oradaki gençleri de dergimize ulaştırmış olacağız. Bu noktada teşkilatlarımızdan da hem kendi alt birimlerini hem de kendilerinin katılımlarını bekliyoruz. Kısa bir bahsetmiş olayım dedim hocam. Teşekkür ederim.
Allah razı olsun, teşekkür ediyoruz. Gençlere bir tavsiyeniz olacak mı hocam? Yoksa bir efendimizin tavsiyesi var Sallallahu Aleyhi ve Sellem, onu demek istiyorum. Siz buyurun evvela arz etmek istediğiniz bir husus varsa. Efendim, bana mı söylediniz? Evet hocam. Sizin bakıyoruz, sonra bir hususu arz etmek istiyorum Rabb'ımızın izni ilahiyyesiyle. Ben anlayamadım. Özür dilerim. Hocam son olarak gençlere bir tavsiyeniz varsa Estağfurullah estağfurullah. Ben evvel söyledim, gençlere fazla da. Dediğim gibi yani bizim yaşama amacımız Allah'a uygun yaşama olduğunu söyledim. Bu tefekkürden geçer. Tefekkür bizi de en güzel yola götürür. O da tasavvuftur. Estağfurullah. Tasavvufun de temelinde tefekkür yattığı için o tefekkürle her şeyi çözebiliriz. Yeter ki sağlam selim ve imanlı bir şekilde bu yolda yürümeye çalışalım. Benim hayatım hep böyle şekilde geçtiği için bilmiyorum.
Inşallah sizlere de bir faydam olmuştur bu. Allah razı olsun hocam. Çok teşekkür ediyoruz. Allah sizden razı olsun. Allah razı olsun. Hayırlılerimizin aleyhissalatü vesselam Efendimiz buyurdular. Ya Abdullah bin Ömer radıyallahu anhunbai, Abdullah ne güzel bir genç. Ama bir de gece kalkıp namaz kılsa buyurdu. Eğer zamanları müsaitse bir hatırayı anlatmak istiyorum. Burası müsait misiniz? Buyurun efendim. Siz buyurun müsait misiniz? Estağfurullah efendim, buyurun tabii ki. Şimdi İstanbul'a geldik. Daha öğrencilik devresi üstadımız bulunuyorlar. Orada ilim yaymada istirahat buyurdular. Hasan Erparım diye bir öğrenci geldi hukuktan. Efendim dedi, şimdi teheccüd namazını kılacağız ama yaz günü geceler kısa. Derslerimiz de var, imtihanlara girip çıkıyoruz. Ne yapayım, nasıl edeyim dedi. Üstadımız da hiçbir şeyi çözümsüz bıraktığını görmedim biiznillahi de ala.
Buyurdu ki oğlum yatsı namazını kıldıktan sonra iki rekat kıl, Allah'ım kabul eder inşallah dedi. Sonra Sami Efendi Hazretlerini ziyarete vardık. O kadar muazzam ki, üstadına o kadar bağlı. Efendimiz de sizin öğrencilerden, öğrencilerinizden birisi soru sordu. Ben de yatsıdan sonra kılın, Allah'ımız kabul eder dedim deyince, tamam Hasan Efendi, olur, buyurdular. Sonra bize döndü Mürşid-i Kamilimiz. Bunu hiç kimseye anlatmadım. Bizim de öğrencilik devremizde uyku çok ağır basıyor. Hocam o yaşta, Çok ağır basıyor. Derslerimiz de var. Gece diyorum kalkamazsan yatsıdan sonra iki rekat kılayım. İnşallah kabul olunur, bunu kimseye demiyor. Efendimiz Hazretleri bu sırrı ortaya, kutbull aktabımızın huzurunda ortaya çıkardı. Buyurdular ki efendim, oğlum kendinden fetvalı. O da dedi, yatsıdan sonra, teheccüd namazını kılıyor, buyurduğunu. Sami Efendi hazretlerimiz razı olmadı.
Hasan Efendi kalksın buyurdu. Gece on beş dakika ihya etsin. Gündüz iki saat uyusun buyurdu. Mürşid-i kamilimizin kerameti olsa gerek, Şimdi camimizde Allah'ımız zayi etmesin, bunu hamd makamında söylüyorum. İşrak namazını kıldıktan sonra, Üstadımız Hazretleri, iştirak namazını kıl da çık buyurdu. Kıldıktan sonra eve geliyorum. İki saat evvelden uyurdum ama şimdi o kadar uyku tutmuyor insanı. Şöyle bir saat veya onu biraz geçe yattığımız zaman çok rahat oluyoruz. Sohbetlerimizde, zikirlerimizde. Zaten Rabbamızdan giriyoruz Ya Rabbi, bize sıhhat ve afiyet vereceksen. Dinimize hizmet içindir Ya Rab diyoruz. Biz nefsimiz için değil. Tabii. Bugün hocam Rabietü'l Adeviyye annemizin bir münacatını okudum. Onu arz etmek istiyorum. O da diyor Ya Rabbi, kafire de bu dünyada nasibini verdin. Mümine de nasibini verdin.
Ben senden Ya Rabbi, bu dünyada seni zikri, ukrada da rü'yetini talep ediyorum, cemalimi istiyorum. Bu çok tesir ediyor inşallah. Yaşamayan muvaffak kılsın Rabbimiz bizi. Gençlerimizden çok büyük bir arzumuz var. O da böyle manevi nimetleri ancak gençken elde edebiliriz. Yaşlandıktan sonra zor. Ahkaf Suresi'nde on beşinci ayet-i celilede kırk yaşından sonraki dervişlik zor ifadesini Sami Bendi hazretleri kullanıyor. Ondan şu hali daha gencimle demeden çok iyi tutmamız gerekiyor. Çok sağlam tutmamız icab eder. İnşallah güzel olur. Bir de konuşmanızda o tefekkürün ziyadeliğinin bizi, biz öyle anladım zaten. Zaten DNA ne hep bunun içerisinde. Yalnız burada bir şey dikkatimi çekti. DNA'da hocam bozulma olmaz. Genetikte bozulma, genetikte değişim olabilir ama DNA bozulmaz diye biliyorum. O yapıda bozulma olur mu hocam, DNA'da?
DNA'da bozulma şöyle efendim, bozulma derken bu mutasyon olayı vardır. Mutasyon olayı vardır. Mutasyon olaylarında bizim yani bizim genetik ilminde canlı aleyhine olur yani canlının aleyhine olan değişimler mutasyondur. Mutasyon da genellikle hastalık ile tabir ediliyor. Kaslım oydu benim. Olumlu tekamül değil, olumlu tekamül değil. Orada şey kötü de o mutasyon dediğimiz olaydır. Evet, Evet, evet. Demek istediğim Cenabı Hak'ta kıyamen ayakta, rükuda, secdede zikir. Ondan sonra da, ondan sonra da tefekkür. Hocam bu ayet-i celilesini tasavvuf uleması şu şekilde de ele alıyorlar. Diyorlar ki ayakta da letaiflerin zikri, otururken de zikri, yatarken de zikri. Mesela biz görüştüğümüz kardeşlerimizden soruyoruz, böyle zikri kül, bütün vücudun zikre geçmesinde. Diyoruz ki yatağa başımızı koyduğumuzda tepeden tırnağa kadar böyle bir kalbin atışı gibi bir atış var mı diyoruz.
Böyle zonk, zonk, bütün vücut harekete geçiyor. Böyle bir zikirden sonra tefekkür başlıyor. O tefekkürü murakabe olarak, hatta bir saat tefekkür altmış yıllık nafile ibadetten düşsün diye buyuruyor ya, murakabe hali. O derinleştikçe zaten Cenabı Hakk'ı tanımada da, muhabbette de, ünsiyette de, takarrup ona yaklaşmakta da derinleşme başlıyor. İşte o zaman kişi Ya Rab bir şey yapamamışız, ma kaderullahi hatta gadri ayeti cellesi ile seni hakkıyla tanıyamadık. Efendimizin de ma arafnata hakka marifetik ma abatnata hakka ibadetik esrarı ortaya çıkıyor. Bugün biz namaz hakkında iki gündür görüşüyoruz. Gerçekten hocam Allah'ımız kabule karin eylesin, daha namaz kılamamışız biz. Bunu kabul etmemiz gerekir. Farz noktasından Rabbimiz kabule karin eylesin ama çok yanlışlarımız var. Bu yola iyi gayret etmemiz gerekiyor evradımıza, ezkarımıza, sadece burada bir selam noktasını söyleyeyim.
Böyle büyüklerden bizzat hayırlı bir cemaate geliyor. Diyor ki siz namazda Esselamü aleyküm ve Rahmetullah'a sağ tarafa, sol tarafa veriyor musunuz? Veriyoruz. Hayır diyor, veremiyorsunuz. Neden veremiyoruz? Çünkü Maaric suresinde insana Belki tam okuyamadım. İllel musallim diye geçiyor. İnşallah da olunmaz, Kuran-ı Kerim çünkü. Buyuruluyor ki insana bir şer dokunduğu zaman feryadı basar. Eğer nimete kavuşursa o zaman sesini keser. Hac illa'l musallin. Namaz kılanlar müstesna. Siz diyor söyleyin, bir sıkıntı duyduğunuzda feryatınız olur mu? Bir nimete kavuştuğunuzda da sesiniz kesilir. Şükür halini unutur musunuz deyince, diyorlar ki gerçekten dediğin doğru. Biz bir selamı dahi namazda veremiyoruz diye. Bu Fahrettin Razi Hazretleri'nin hocam tefsirinde siz İbni Kesir'den misaller verdi mi çok güzel.
Şimdi Fahrettin Razi Hazretleri bu Allahu Ekber derken, Allahu Ekber derken, Allahu Ekber demenin anlamını, anlamını ibadete ehak olan ancak Cenabı Hak'tır ifadesini kullanıyor. Bir de Ehlullah namaza dururken, Cenabı Hakk'a, Habib kardeşimiz bunu iyi anlar şeyleri, Arapçaları biliyorum ben. Şimdi, şimdi takarruben ilallahü Teala Cenabı Hakk'a yaklaşmayı murad ediyor. Çünkü namaz öyle bir taat ki, mesela diyor ki şimdi biz yemeklerimizi yediğimiz zaman maddi gıdamızı, midemiz bunun hazzını duyuyor tabii, duyuyor ama kalbimizin hazının, essalatu miracül mümin olmak suretiyle çok müstesna olduğunu görüyoruz. Özellikle kardeşlerimizden istiyoruz ibadete ve taate. Çok gayret edelim. Bunların hepsi hasıl olur. İnşallah sizi biz diyemiyorum şimdi. Çünkü methi fazlalaştırdığımız zaman da doğru değil. Ölçüler içerisinde gençlerimizden çok hayırlar bekliyoruz biz. İnşallah dinimize hizmet edecek.
İnşallah. İslam'a ve Kuran'a candan sarılacaklar. Hocam konuşmanız içerisinde sizin deizme çok güzel cevaplarınız oldu. Estağfurullah. Orada dinledim. Hemen Hüseyin Efendiye de diyordum. Allah'ımızın, hayatımızın her alanında. Çünkü siz bir Ayet-i Celil okudunuz Es-Samül. Rabbi Zülcelal'imizin sadece bu Ayet-ül celle bir noktayı ifade ediyor. Her şeyi ihata eden Ayet-ül celleler de mevcut. Çünkü yuhitune bişşim min ilmi, vesihat ilmi külli şey, şimdi Rabbi Zülcelal'imizin dışında hiçbir şey yok. Zaten yaratan o. Zerreden küreye her şeyi o yarattığı için her şey onun gözetimi altında. Bizim asıl dikkat edeceğimiz de bu. Murakabe bu anlamlara geliyor. Yani her an gözetildiğimizi. Sehr Bin Abdullah Ettüs Seri Hazretleri var, hocam üç yaşında daha. Üç yaşında gece namaz kılıyor. Dayısı Muhammed Sevgar Hazretlerine diyor ki dayım kalbim kararıyor diyor. Tahammül edemediğimiz bu.
Üç yaşındaki bir kardeşimiz diyeyim ona. Diyor ki kalbim kararıyor dayı diyor, gece namaz kıldığı halde. Dayısı da diyor ki, o tefekküre işaret burada, Allahu mayi, Allahu şahidi, Allahu navili, Allah'ım beni görüyor, Allah'ım beni duyuyor, biliyor, her halime vakıfti. İnşallah bu nimetten mahrum olmayız. Amin, amin, amin üstad versin. Elhamdülillah. Allah razı olsun. Zül alemin aleyhissalatü vesselam efendimizin ruh tayyibelerine, ehl-i ashabına, peygamberan nizam ve piran nizam ve bütün geçmişlerimizin dağlar başında kalan, hak ile yeksan olan bir Fatiha'ya muhtaç olan din kardeşlikimizin ruhlarını El Fatiha. Allah razı olsun efendim.