Edep ve Ahlakın Önemi ve Manevi Arınma kaydında Şimdi sizin gibi kıymetli insanların yanında konuşulacak mevzu farklı olması gerekir. O da edep konusu. Kitabı başta tanıtmamız da fayda var. Noktasar Nadratü'n Naim diye Mekke-i Mükerreme'nin imamlarından ve hatiplerinden Salih bin Abdullah bin Hamid İmam ve Hatip El Haramu Mekki Mekke-i Mükerreme'nin hatiplerinden mübarek bir zat, ilim…
Edep ve Ahlakın Önemi ve Manevi Arınma ne anlatıyor?
Edep ve Ahlakın Önemi ve Manevi Arınma kaydında Şimdi sizin gibi kıymetli insanların yanında konuşulacak mevzu farklı olması gerekir. O da edep konusu. Kitabı başta tanıtmamız da fayda var. Noktasar Nadratü'n Naim diye Mekke-i Mükerreme'nin imamlarından ve hatiplerinden Salih bin Abdullah bin Hamid İmam ve Hatip El Haramu Mekki Mekke-i Mükerreme'nin hatiplerinden mübarek bir zat, ilim…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 12 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Şimdi sizin gibi kıymetli insanların yanında konuşulacak mevzu farklı olması gerekir. O da edep konusu. Kitabı başta tanıtmamız da fayda var. Noktasar Nadratü'n Naim diye Mekke-i Mükerreme'nin imamlarından ve hatiplerinden Salih bin Abdullah bin Hamid İmam ve Hatip El Haramu Mekki Mekke-i Mükerreme'nin hatiplerinden mübarek bir zat, ilim ehli bir insan onun eserinde edep. Yalnız bu konuşma böyle hitap tarzı konferans şeklinde değil de daha çok güzel öğretici daha çok faydalı biz bu bilgileri eğer kaydedebilirsek hakikaten müstesna malumatlar var. Hepimiz istifade etmeye gayret gösteririz. Lale ibn-i Mandur, malum dilbilimcisi bunlar. Zaten bu tarif hepsini içerisine almış. Diğer anlatacağımız konular döner dolaşır bunun içerisinde geçer. İbni Ma'zur buyuruyor ki Rahmetullahi edep insanın güzel huylarla, hatta buranın ifadesi Ulema-i Kiram'mızın ifadesine doyacak gibi değildir.
Bir kere mehamid deyince böyle bir hüne vasfedilen çok güzel huylar ile huylanması ve kötü hallerden de uzaklaşmasıdır. Yalnız bunu biz ulema-i Kiram'mızın ifadesine göre söyleyecek olursak dinimizin ölçüsü içerisinde ve selim akla göre güzel ahlakın en güzel veyadı bu. Neymiş? Bu dinimizin ölçüsü içerisinde ve selim olan akıl. Selim olan akıl bir kere Kuran'a uygun akıl demek, sünnet-i seniyyeye muaf akıl demek. Bunun lugavi anlamı bu. İstilahi anlamına geldiğimiz zaman bu şimdi temelleri oturtmuş oluyoruz biz Allah El-Münevi bir hadis alimi. Ölür ki dedem bir kere nefsin, nefsin birçok terbiyeden geçmek suretiyle güzel huylarla huylanır bu riyazatın neticesi ondaki fezailin, ondaki güzelliği ortaya çıkması. Nasıl olacak bu? Diyelim ki azgın bir at, serkeş bir at. Bu serkeş atı ne yapacağız? Biz terbiye edeceğiz. Şöyle görürdüm. Böyle halkları, katırları üstüne yük olurlar.
Gözünde bağlarlar. Onları böyle bir taşın etrafında dönderirlerdi. Saatlerce döner onu muti hale getirirlerdi. Fıkhınızda da geçer ya, mesela her kıbeğin getirmiş olduğu av caiz değildir. Artık bunu biliyorlar, bilmiyorlar ama bilmemiz icab eder. O fıkhımızda, İslam fıkhında getirmiş olduğu avun, köpeğin hangisi caiz? Terbiye edilen köpeği. Demek ki bunlardır terbiyeden geçiyor. Diyor ki arkadaşlar, bir hayvan terbiyeden geçerse, insan nasıl terbiyeden geçmez diyorlar. Bir kere nefsin riyazeti nedir? Nefsin riyazatı başta tevhiddir. Şu inanmayan insanlar var ya ateist dediğimiz aslında ateist, ateist yok. Onların ateist olması aslında bir din takip ediyor. Onun takip ettiğini söyleyeceğim size. Takip ettiğin din, dinsizlik dini. Bu niye kabul etmiyor?
Çünkü istediği gibi içemeyecek, istediği gibi oynayamayacak, istediği gibi hareket gelemeyecek, Ondan dolayı İslam'ın boyunduruğunun altına girmiyorum. Bir kere nefsimizi Kelime-i Tevhidle sonra Tevhid'in gereği İslami edeplerle, İslami edebin takva dürtüsü içerisinde yaşanmasını hiç şüphesiz ihsan mektebinin bize üreteceği vazifelerdir. Bu aşamalardan geçmek suretiyle o aşamadan geçmezsen ne olur? O aşamada şu şekilde geçer. Büyüklerden bir zata diyorlar ki efendim eskiden evrak ve ezkar vermek böyle kolay değildi. Şimdi o yaşta olanlar dediler kalmadı. Memleketimiz üzeri kalmadı. Yillarca uğraşırlar. Ancak evrak ve ezkar alabilirlerdi. İbrahim Efendi şu da yıllar. Şimdi diyorlar ki efendim herkes böyle evrak, ezkar veriyor. Çok kolay bir şekilde bunun sebebi nedir? Şu söz çok muazzam geliyor ki, o zaman velayete aday alıyorlar. Veliyeye aday alıyorlar.
Şimdi ise şaki olmasın diye veriyorlar. Aziz Mahmud Hüdayi Hazretleri, Rahmetullah Ali, kendisi Bursa'da bir kadı. Bu kadı, İftada Hazretleri'nin aşığı, ona canını feda etmiş, çok sevmiş Aziz Mahmud Hüdayi Hazretlerini, Kuddise Allahu sirra intisaba vardır. İntisap ettiğinde kabul etmiyor. Elli yedi gün gözünü yummamış. Nasıl kabul olacağım diye bir derde düşmüş. Kabul etmek mi? Bul sokadı. Daha sonra bunlar bildiğiniz hadise ciğerdini satacaksın. Şimdi caddelerde ciğerci diye bağırıyor. Millet, dedi ya bizim kadı diyorlar. Nefsini irşat ve ıslah ediyormuş. Nefsin kötülüklerine atıyor. Ondan sonra evrak ve ezkar veriyor. Mesela, Fıkrettin Razi hazretleri artık tefsirlerin mükemmeli dersiniz buna başka bir izah olmazun müfessirin içerisinde en seçkindir. Fahreddin-i Razi Hazretleri, Tefsir-ül Kebir biliyorsunuz.
Şimdi intisab etmek ister Muhyiddin Arabi hazretlerine kullandığı kelime bildiğiniz gibi değil. Ben böyle diyor, ben yumuşatarak söyleyeceğim size. Ben böyle zalim muhal etmem diyor. O zaman diyor Efendi Hazretleri benim irşadımı temin edecek kimseye söylesin. O zaman Necmettin-i Kübra Hazretlerini gösteriyorlar. Necmettin-i Kübra Hazretleri de diyor ki nerede bir onu da diyemiyorum Çok ifade bildiğiniz gibi değil. Ne var? Bize gönderirler diyor. Evrad ve ezkara alıyor ama bile kolayına da almıyor. Ne yapıyor? Onu öyle bir hale getiriyor ki okumuş olduğu eserlerin neleri kitap kitaplarını suya attığını biliyorsunuz. Bir eseri var ki bütün eserlerin hülasesi durumunda onu koltuğun altına muhafaza ediyor. Onu da çıkar dediğinde böyle abdestliktirler eskiden kol kısmı bayağı böyle geniş. Hapayetirse daha güzel anlaşılır. Onun altına koymuş. Onu da bir hoca bende diyor.
Vermek istemeyince tozlarını silkeleye silkeleye al diyor. Ben bu kitapları senin gönlüne atıyordum haberin yok diyor. Neyse bu kadar da yeter diyor. İfşad ve ıslahına vesile oluyor. Biiznillahi teala ilim ehli bir zat. Bir gün Necmettin Kübra Hazretleri Elhamdülillah deyince efendim niye böyle dediniz? Bizim Fahrettin irtihal ettir diyor. Gabbre girdi, melekler sual sordu, cevap veremedi. Allah'ı nasıl tanırsın Celle Celalühü? Yüz delil ile Cenabı Hakk'ı ispatlıyor. Cevap veremeyince Üstad-ı Ali ise Biiznillahi Teala yetişiyor. Diyor ki, pakri Kainat'ın tanıdığı gibi tanırım diye ancak o zaman kurtuluyor. İş böyle anlatmakla bitmez o. Şimdi edep nefsin riyazattan geçmesi. Diyeceksiniz ki bir bahçeye girdik, ya biz bugünü incitmeyelim, çok güzel kokuyor desek de bu haliyle bıraksak bu esaslar olur mu? Olmaz. Dalından koparacağız, O belli aşamalardan geçecek. Gezilecek, süzülecek.
Ondan sonra ceblerimize bıraktığımız ül esasları en kıymetli sunacağımız insanlara bir hediye olacak, bir değer olacak, bir kıymet olacak. Şimdi bir kere biz kendi irademizden kopacağız. Niye kopacağız? İrademizi biz Allah'a teslim edeceğiz. Habibine teslim edeceğiz. Suluha'ya teslim edeceğiz. Onun vermiş olduğu bize evrah, ezkar nefsimizi darbelemek için uygulamalarına katlanmak suretiyle halis bir insan ancak öyle olmayabilir. Biliyorsunuz Akşemseddin ve ni'l Hacı Bayram Veli'nin durumu. Anlatmakta bitmez bu. Bizim dinimizde edep nedir? El-Vera. Vera dediğiniz zaman vera, taklağının ötesi demek. Daha çok korkuyor. Şöyle izah edebiliriz bunu. Harama düşerim korkusuyla helalde bile dikkatli davranıyor. Şeriatımız da bu. Hikmet ehli de nedir eder? Hikmet ehli dediğimiz zaman hikmet ehli bir kere hayrı şeyden ayıran, iyiyi kötüden ayıran, faydalı olanı alıp zararlı olanı atan.
Bu aslında fıkhımızın tarifidir. Malifetu nefs, maleh ve malihe bu işte. Tasavvufun tarifine hiçbir mesnet şudur budur diye arayıp durmayın. Bunu Hint ulemasında en son zamanda çıkan eserinde, İ'la'l Sünen'de en son ahlak bölümünde yaptığı tarif bu. Marifetü'n nefs ma'leha ve ma'leya kişinin faydasına ve zararına bulanı bilmesidir. Biraz böyle düşürdüğümüz zaman bunun altından birçok hakikatler çıkacak. Bizim paydamız olan nedir? Allah'ın emridir. Habibi'nin bize olan tavsiyeleridir. Ehlullahın sözleridir. Zararımız olan nedir? Yolunu şaşırmışların, hakkı bulmayanların, hakkı görmek istemeyenlerin yanlış düşündüğü ve fikirleridir. Başka ne olacak? Nefsi korumaktır. Nefsi neden koruyoruz? Nefsi, nefes zaten kendinde bir çılgınlık olan bir nesnedir. Çılgın ol, azgın ol. Onu bir dizginlenmemiz gerekir. Onu bir terbiye etmemiz gerekir. Onu kötülüklerden koruyacağız.
Her istediğini vermeyeceğiz. İstediğini giymek, istediğini giymek, istediği yerde olmak, istediği gibi uymak, on altı fırsatı vermeyeceğiz. Çünkü öyle bir fırsat sahibi olur ki bizim parmağımızı atsa elimizi, elimiz atsa kolumuzu, kolumuzu atsa bütün vücudumuzu götür bizi. Ondan Ey nefis diyeceğiz. Şu şekilde diyeceğiz. Bize büyükler mi? Şöyle anlatırlar. Bizde nefis sahibiyiz. Bizde sizin gibi aynen bu nefsin içinde olan kimseyiz. Ama öyle bir hale geldik ki nefis ne dediyse biz ona muhalefet ettik. Nefis ne dediyse biz ona muhalefet ettik. Biz onun sözüne uymadık ancak böyle bulabildik. Şimdi anlatmaya sizin gibi bilen insanların yanında daha evvel uzatmaya gerek yok. Ve galey ehli tahtiki elde edin de nedir? Artık kendi arzu ve iradesinden kurtulup iradesini Rabbimize veriyor. Habibullah'a veriyor, Ehmullaha veriyor.
Allah'ımızın karşısında, Onun azameti karşısında yokluğunu bilme nimeti ile ona yalvarıp yakarmaktır. Biraz uzun konu, bir Hacer edeceğiz. İbni Kayyım dediğiniz zaman Ulama içerisinde en seçkinlerinden İbni Kayyım, Eb-Cihaye. Buyuruyor ki Hakikat-Edeb gerçekte şudur diyor. Güzel huyları elde etmektir. Artık bu güzellikleri elde etmek suretiyle sözden fiile dönüşüyor. Dilinde değil, dilinde çok güzel konuşuyor, çok güzel anlatıyor ama yaşatıyor. Artık bu dilinde söylemiş olduğu güzel sözlerin eğer tevazu anlatıyorsa tevazu hayatında tecelli etmesidir. Cömertlik anlatıyorsa cömertliğin kendisinde tecellisidir. Artık kısaltmaya doğru gireceğim. Edebin çeşitleri. Yine İbnu Kayyım Rahmetullahi Edeb bu şekildedir. Edebü'l ma'Allah, Allah'ımıza karşı olan saygı, Sübhanehu ve teala ve lebi ma resulülillahi sallallahu aleyhi ve sellem ve şerahi.
Efendimizin Allah'ımızdan getirmiş olduğu gibi, Lemin vasıtasıyla emirlere riayet etmek, Resulullah'ın tavsiyelerini umar ve Edebu maa halkihi ve edebun maakatihi. Bu da insanlar ile münasebette riayet edeceğimiz hususlar. Em böyle evvela Cenabı Hakk'a karşı olan edepte, Allah'ımıza karşı saygımız da bizim güç şekildedir. Bir, Bu da yapmış olduğumuz amele, amele, karışıklık, amele, şeytanın bizim gönlümüze düşürmek istediği riya, kibir, benlik, kendimizi beğenme, süm'a, taahhütlerimizi başkasına duyurma arzusu gibi bütün kötülüklerden uzak olmaktır. İkincisi, hepimizin çekmiş olduğu sıkıntı. Kalp derler büyüklerimiz hırdavatçı dükkanı gibi olmamalı. Öyle bir mekan ki Hannnası da, Şeytanı da barındırır, Hannnan olan Mevla'yı da barındırır. Ona göre dikkat edindirler. Kalbin Cenabı Hak'tan başka hallere dönmesinden kurtulmasıdır. Kalbinde Mevla var.
Ebu'l Hasan-ı Arekani Hazretleri'den buyurduğu gibi Cenabı Hak kırk yıl benim kalbime nazar eder. Kendi muhabbetinden başka bir şey bulamaz. Yalnız Ebu'l Hasan-ı Arakani Kaya hep göstermiş ciddi bir şekilde girmiş işi. Böyle bir üstün körüyle olmaz zaten bu. Böyle görülür ya, el gördürük yaptığın ameldir. Üstad-ı Ali'müs kendisini kast ederek haşa ve kella ilk ödülü amellerle, elin ucuyla tutmakla olmaz tam yapışmakla olur. Nasıl olur? Meryem Suresi'nde save ile Kitabını kuvvetle tut. Bu gönüldür. Bu evle tutma değil kuvvetle. Kalben tutmaktır, ruhen tutmaktır, can ile tutmaktır, ruh ile tutmaktır. Canlı bölümden tutmaktır, olmaz bu yürümez. Biz öyle tuttuğumuz zaman onlar da bizi o şekilde tutar. Dediler ya varışına göre gelişin, bulgur aşına yarmaş. Konya'dan gelen insanlar olmuş demişler ki işte azim siz bazı kimselere teveccühte bulunuyor musunuz? Kalplere yöneliyor.
Biz ta Konya'lardan minibüs tutup geliyoruz bize olmuyor. Buyurmuşlar ki siz dolu geliyorsunuz. Bizim de malumatımız var. Bizim de bilgimiz var. Bizim de haberimiz var. Bu dokularla geliyorsunuz. O Pakistan'daki Muhammed ismini hatırlıyorum. O Muhammed'in genç yaşlarda yirmi üç yaşında olduğunu hatırlıyorum. Kalbine yönelmem onlar yokluk içerisinde. O Afganistan'dan gelen dört tarikın temsilcisi durumunda olan kimseler yoklukla geldiği için kalbimiz onlara dönüyor, buyuruyor. Bu ne demek kalplerinin onlara yönelmesi şu demektir. Yunus Emre diyor ya hepsinden yekreyi bir gönüle girmektir. O gönüle girmek şu bir ara oturuyoruz, bu Kayçer'den de gelenler oldu. Otururken Üstad-ı Hadimiz kalben yöneldiği belli oldu zaten halinden. O esnada evden birileri nasıl olduysa kapıyı çarptı, hemen kalktılar. Sürmedi bile çok az.
Dakika değil saniye gibi yolda giderken içlerimizden bir tanesi gidene kadar vurdukattır. Nasıl konuşuyor, neler dökülüyor gönlünde? Demek kiraz bir duracak olsalar, neler fışkıracak halde. Bu öyle basit bir iş değil. Gönlü Cenab-ı Hakk'a döndürebilmek bunların da yardımlarıyla zuhur edecek ama bu kalbi elde edeceğiz, bu kalbe gireceğiz. Üçüncüsü Kendimizi mahvedecek, öldürecek, kahredecek. Bütün alakalardan kurtulur edep ve erkan içerisinde olmaktır. Bizi öldürecek olan nedir? Gıybet bizi öldürür. Hasetlik bizi öldürür. Kibir bizi öldürür. Şehevi duygular bizi öldürür. Mahveder. Tamağı bizi öldürür. Bunun gibi. Allah'ımıza karşı olan ede bir kere onun azametini bileceksiniz diyor. Onun büyüklüğünü, kemalini bileceksiniz. Bunun yanında ona derin bir saygı içerisinde olacaksınız ve utanacaksınız.
Şimdi bir hadisi şerif hemen burada hatırınızda canlanıp o da Allah'tan Allah'tan hakkıyla haya edin. Nedir denince baş ve onun muhafaza ettiğini koruyun. Baş nedir? Baş göz muhafazası, kulağın muhafazası. Karın ve onun ihtiva ettikleri. O nedir? Kalbimizdir. Helal lokmalar yemektir. Efendimizin ahlakı hakkında burada bir temasta bulunmuş. O da, Kuran-ı Kerim'e baktığımız zaman habibini şununla vasfediyor. Ve şüphesiz sen habibim, yüksek bir ahlak üzeresin buyuruyor. Allah habibini güzel ahlak ile vasfediyor. Şimdi kim ki edebi terk ederse, edep çok önemli, ileride gelecek bazı hususlar söz edecek. Ukubebe büherman I süne Edebi terk ederse o Resulullah'ın sünnetinde ve gevşeklik yapmaya başlar. Oturuş bir türlü, kalkış bir türlü, konuşma bir türlü, havuz her tarafa dönmeye başlamış, kulak her tarafı dinliyor, Böyle haller başlarsa diyor, o kimse Sünneti Seniyye'yi de terk etmeye başlar.
Bakarsın Rasulullah'ın Sünneti bir bir ondan dökülmeye başlar. Kim Sünnet Seniyye riayetsizlik yaparsa, yahu ne olacak farzından dılalım devam. Misvet ne ağıza sokup duruyoruz bu misveyi, girsek. Ne olacak canım eve girerken selammış, bilmem falanmış. Bu gibi haller zuhur ederse, işte yemekten önce el yıkanacakmış, ben abdest aldım tamam. Bu gibi surelerle, nelerle geçiştirmeye başlarsa Resulullah'ın, nerede yazıyor canım tuzla başlamakta tuzla bitirmek de. Tabii mütalaanın zayıf olduğundan bilemeyiz. Ya hadi tuzla başla tuzla bitir ama bakıyoruz tuzun on bir tane hasleti insan tuzla başladığında tuzla bitirdiğinde ya tıbbın böyle faydası varmış. Onu zaten Resulullah buyurmuştur, Sallallahu Aleyhi ve Sellem. Böyle diyor edebi terk etme gibi durum olursa sünneti terk etme gibi bir haz zuhur olursa O farzları da terk etmeye başlar.
Yav gıda işte dağ, genciz, dimer gibi yanlış davranışlar zuhur etmeye başlar. En önemli vurgu buradalar, en önemli. Buyuruldu ki Amelde edep, ibadette edep olur hissidir. Etmez. Bütün taatlerin edebi var. Ademin kabulünun sebebi ibadetteki edeptir. Mesela geldik mescide giriyoruz. Girirken Rabbimizin huzuruna giriyor gibi oruç tutacağız. Oruç ayı sanki bir deryaya giriş gibi Allah'ımızın manevi deryasına, bütün azalarımızı muhafaza edip koruma, sanki bir yoğun bakıma kendimizi almak gibi. Bunlar giderle alakalı. Artık dini emirlere, Allah'ımıza karşı edepte saygılı olmak ve Edebi ile edeplenmek, vahiren ve bahtinet hem dış hem de diş. Belki sonunda izah ederiz. Allah'a olan saygı şu üç hususa riayet etmedikçe gerçekleşmez. Nedir o? Manifetuhu bir esmaihyi ve sıfati. Allah'ımızın isim ve sıfatlarını bileceğiz. Bilmek değil sadece, o öğrendiklerimizle amel etmeye gayret edeceğiz.
Mesela, Allah'ımızın yarattıklarına benzememesi. Onu her şeyden üstün görebilme hali, emrinde o zaman üstün görürsün, nehrinden kaçmayı da son derece bir dikkat meydana gelir. Neymiş birinci olarak, Marifetü'l-Esmai ve Sıfatih ve Marifetü Bidinihi ve Şer're şer'a-ı Artık bizim için faydalı olan veya zararlı olanları bilip Allah'ımızın dinine, dininde maluma sahip olmak ve diye çok kıymetli bir eser var. Oradan alınmış kaynaklar hep mevcut burada zaten. Çok önemli bu tasavvufi diye eser. Neymiş? Nefsin ama kabiliyet, getkes etmiş kalbi çok yumuşak, davranışlarında çok yumuşak ve hakkı kabule müstaid, bilme, amele ve halen her haliyle o güzelliği yaşayan kimsedir. Demire Nebi ma'lullah, Allah ile olan eder, Cenabı Hakk'a olan saygı, Onun davetinde de olur, duada da olur, yalvarışları da olur. Sübhan olan Mevlamıza tam dönüştür. Bunu ibadet anlamında verenler olmuştur.
Eğer yalvarıp yakarmanız olmasaydı Allah seni de eğer verecekti. Allah ile olan edepte İbnu Kayyim rahimullahü Teala Hazretleri şöyle tarif etmiş. Şimdi Namazdaki edebi tahrik etti diyor ki Namazda Allah'ın huzurunda Celle Celalühü, olduğumuzu bilip gözümüzü secde mahalline dikmek, saha ve sola kaydırmamak, başımızı havaya kaldırıp gözü semaya dikmemektir buyurmuş. Ve uzun uzun anlatılmış Efendimiz Aleyhisselama karşı edepte de Hucurat suresinin başındaki ayeti nelerdir? Sesinizi Rasulullah'ın sesinden fazla çıkarmayın. Allah'ın ve Resulünün emrine önüne geçmeyin. Onun emri sizin baş tacınız olsun. Her türlü davranışınızda diye geçmektedir. Halk ile olan Edebte yalnız bunu özetlenmiş, özetlemiş şeklenmiş. Liküllihalin Edebi, her bir hadim Edebi var. Bir meclise gireceksiniz edebi var. Burada zaten hitap etmiş. Fediteklili de bu yemenin edebi var. Çok önemli.
Hususi Hadis kitaplarında bir kitap kadar yem tutarım. Yeme adabında. İçmenin de hedefleri vardır. Seferinde, Hazarında yemenin, içmenin, uyumanın, kalkmanın bütün edebi var. Dinlemenin bir edebi vardır, Konuşmanın bir edebi vardır. Aferin def-i hacete girmenin bir edebi vardır. Şu ellerin bir de def-i hacette nasıl tavır alacağını bildirir. Edeb de vardır bu işte. Allah'ımızın sevdiği kimseler ifade buydu. Sadece bir tanesini söyleyeyim edep hususunda ele almış. Desafurfe innehullahe ruhaybbülhdadim. Allah kendisinden aklıyla korkanları sever. Efendimizin burada duvarları var. Ve de hade kene Resulullah sanırsam, Yehlüllahu ala, Allah'ım vücudumu güzel halk ettiğin gibi, vücudumu güzel halk ettiğim gibi, ahlakımı da güzelleştir diye dua ederlerdi ve Efendimizin bu husustaki daha Hadis-i Muhammediyeleri pek çok kayıt edinmiştir.
Evet, insanlar ile muamelemizde olsun, kendi şahsımızda olsun, edepler tarihe edilirken, birinci olarak Mücennebetü'l Kibrri Veliyaca, bir kere kibirde ve kendimizi beğenmekten sakınacağız. İki, izahlarına geçmiyoruz. İki Güzel ahlak ile süsleneceğiz. Üç Hayat sıfatı ile sıfatlanacağız. Dört, yumuşak huylulukla halimizi güzelleştireceğiz. Ettahalli bir sıfatı sıbtı ve tehalli anilkin, Yalandan korunarak, yalan söylemekten korunarak biz sıdk doğrulukla halimizi düzelteceğiz. Et tehalli anil hased, Haset gibi kötü sıfattan da uzaklaşacağız. Burada ayetler almış. Bir tane olsun ayetlerden söyleyeyim geçelim. Essairu billah. İyilik yapmak suretiyle kötüdür defidin ortadan kaldırın. Ve misallerde bir şeydir. Tahadisi Muhammediye'de edep tarif edilirken, şununla yetinelim. Yemek yerken ve içerken aman ha sağ elinizle yiyin, sağ elinizle için, şeytan ise sol eli ile ye, sol eli ile içer.
Hanefi Hürriyet yönden kendinizden devamlı aşağıda olana bakın. Mesela bir eve giriyorsunuz, oturma grupları çok başka. Eliş şekli bilmem filan, gevşemeleri vesaire. Her şeyine imreniyorsunuz, ona imrenmeyin işte. Bir göz evde kalanları düşün. Yokluk içerisinde olanlar düşün buyuruyor ve uhrevi yönden de kendinizden üstün olanlara bakın. Bu damar-i Kiram'mızın burada halleri ve tavırları bildiriliyor. Onlardan da bazı nakiller yapalım mesela. Vesu ile El Hasanü'l Basfi, Hasanü'l Basfi Efendimiz'e sorumlu Şuh Aminallah. En ta'l-Edeb. Edebin en kıymetli, en üstün olan nedir Üstad azim? Dinde çok ince bir anlayış var. O anlayış illa okumakla da bulmaz, o gönlün de bir işidir. Ve zuhtü fitdunya Dünyaya muhabbet etmemek, kalbi korumak ve ma'rifatü bima lillahi aleyh artık Rabbi Zülcelal'imizi bizim için, bizim için bildirdiği emirlere saygı ile yapışır.
Nehyettiğinden kaçınmak, onu tanımak, onu bilmektir. İbnü'l Kayyım Rahmetullah Ali Hazretlerinin ve Artık kişinin edepli olması onun saadetinin ve kurtuluşunun işaretidir. Ve Edebinin olmaması ise, unvenu şekavetihi ve Bevarihhi onun şekavetinin, onun yoldan çıkmışlığının işaretidir. Dünya ve ahiretteki hayır edebe göredir. Yine demiş ulema-i Kiramımız. Bize buyuruyorlar, bize çok dilimdense azcık bir edep daha faydalıdır demiştir. Burda da MİNTEVAİ BİL İLTİZEMİ BİLL EDEMİ BİLL EDEMEDE DEDEP ile bize gerekenler sıralanmış. Onlardan da bir tanesi Kişinin Allah yolunda ki devamında gönlünün, ruhunun arınması, temizlenmesi. Neden Yüşhi NUHU ve YEN ve yen Türk ve yen tühbih su noksanlıklardan, rezaletten ahlakı riziliye denir. Kötülüklerden ve şemi olan, iyi olmayan huylardan kurtulup ruhen olgunlaşması, kefale gelmesidir.
Kaynak: Genel
Edep ve Ahlakın Önemi ve Manevi Arınma | Mihmandar