Eğer yeryüzünde, Ebdalin bulunmasa bunun izahını ileride yapacak. Bizim bildiğimiz halk arasında meşhur olan Ebdal dendiği zaman kırkları hatırlarız. Level ebden, eğer bu hayırlı kimseler olmasa, Arz ve onun içerisindekiler karmakarışık olur bela ve musibet yağardı. Ve levnes salihun eğer salihler olmasaydı salihler olmasaydı onların da olmadığında salih kimselerin bulunmamasıyla da her şey birbirine karışır, mahvolur, yok olurdu. Eğer alimler olmasaydı, insanlar nasıl hareket edeceğini, nasıl davranacağını bilmemek suretiyle, yediğinde içtiğinde, ticaretinde her türlü yaşantısında dinimizin ölçülerini, şeri esasları bilmemesi sebebiyle sanki hayvanlar gibi yaşayacaktı. Çünkü hiçbir şeyin ölçüsü, tartısı olmayacaktı. Velevres sultan eğer adil devlet reisleri bulunmasaydı, Öyle olacak ki, gazapla, öfkeyle, kinle birbirlerinin kanına ve canına girecekler. Birbirlerini katlederlerdi.
Ve levelle hamga, hayrı ve şerri birbirinden ayıramayan fakat Allah'ımızın sevmiş olduğu o kullar olmasaydı, le haribeti dünya, dünya harap olurdu. Eğer rüzgar olmasaydı, o zaman da her şey cifeye döner kokardı. Bunu dedikten sonra, Hasan-ı Basri rahmetullahi aleyh hazretlerinden Efendimizin Revahul Hakim, hakimin rivayetiyle Rahmetullah Ali şu hadis-i şerifi almış. Bu ebtal, Allah'ımızın sevgili kulları. Artık özel seçilmiş diyebiliriz. Seçilmiş deyince işte sen olacaksın. Sen olacaksın. Bu şekilde değil. O itikadıyla, ibadetiyle, ahlakıyla, Cenabı Hakk'a sevgisiyle, muhabbetiyle, gönlünün Aleyhissalatü Vesselam Efendimize yanık oluşuyla, Rabbimize aşk ve muhabbetiyle seçilmiş. Yoksa gelişigüzel sen sen sen sen olacaksın diye değil o. Büyük bir emeğin, büyük bir gayretin ve çabanın, daha doğrusu kalbin Cenabıhakk'a dönmesi, her şeyinin Rabbimiz olması, Mevla olmasıyla seçilmişlerdir.
Elebdan erbauna raculan, bunlar kırk kişidir. Bunların yirmi iki tanesi Şam-ı Şerif'tedir. On iki tanesi de Irak'tadır. Bunlardan bir tanesi ahirete düştüğü zaman Cenabı hak onun yerine bir başkasını tayin buyurur. Emri ilahi gelip ruhları kabz olunduğu zaman artık kıyamette kopar. Diğer bir rivayette Taberani'nin, Efendimizden sallallahu teala aleyhi ve sellem rivayet ediliyor. Yeryüzü bu kırk kişiden hali değildir. Yani muhakkak bu kırk kişi her zaman hazırdır. Hiç gördük mü bunları? Size demiyorum da bizim gibi insanları görünce girmez içimize. Siz deyin. Ama bu günahkar gibi bir insanı görünce gelmez. Bu Ilgın'da üstadımız bulunuyorlar. Bak zamanın kurt bu. İlla bunlardan demiyorum ama bunlardan, bunlara yakın olan kimselerden hayırlı kişiler üstadımızın huzuruna gelmediler. Koskoca bir kutbu cihanın huzuruna gelmediler.
Dediler ki orada şu evsafta halbuki onlar evradlı, ezkarlı, zikirli. Onlar olduğu müddetçe girmeyiz dediler. Onları bir görseniz siz üstadımızın etrafında pervane gibi dönüyorlardı. İbadetli ve taatli. Artık ne görmüşse. Şimdi şöyle hesap edelim. Mesela bazen yolda yürürken af buyurun, bir köpek laaşesi olsa insan burnunu tıkıyor ve oradan da geçmek istemiyor. Şimdi bu dediğimiz kimseler öyle bayağı basit bir kimse değil. Kalbimizdeki olan o manevi rahatsızlığı hissettiği zaman hisseder, anında bilir bir izni. Diyelim ki ne var? Bir tamah var. Aşırı dünya arzusu var. Diyelim bir şehevi duygu var ama yersiz. Diyelim bir kin var. Bunun gibi haller bulunduğunda o kokuyu hisseder. Nefret eder ondan. Ondan dolayı yaklaşmazlar. Yoksa niye yaklaşmasın? İbadetli, tatilli, zikirli sohbetlerde. Yerine göre ağlıyor, sızlıyor Ama yok. Çünkü gönülden ağlamıyor.