Kalbi selim. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin dilinden gönül sohbetleri. Önümde bir eser var. Müstahaza Alimiz bundan çok takip ederlerdi ama isimleri yok. Bir şiir geçiyor burada. Sami diye bir isim geçer. Eser itikadi konuları alır başta. Dinimizin emirlerini alır. Dinimizi dört şeye teşbih eder, benzetir. Nuh Aleyhisselam'ın gemisine benzetir. Buyurulur ki dinimiz aynen bir gemi gibidir. Kim o gemiye binerse kurtulur, kim binmezse o denizin fırtınalarında mahvolur. O gemi Allah'ımıza iman gemisi. Meleklere iman gemisi, kitaplara iman vesair. Bütün itikadi inanç konularını ele alır. Ve onlara tamamen inanmak, tamamen inanmak. Cebrail Aleyhisselam'ın Efendimiz aleyhisselatu vesselam'a getirmiş olduğu emirlerin hepsine külliyen teslim olmak. Tereddütsüz bir inanç. İkincisi bu dinimiz Hud Aleyhisselam'ın dairesine benzetilir. Hud Aleyhisselam bir daire çizer.
İnananlar onun içerisinde muhafaza olur. Girmeyenler de helak olurlar. Aynen onun gibidir. Üçüncü olarak Süleyman Aleyhisselam'ın mührüne benzetilir. Her işimizi Allah'ımızın emrine muvafık bir şekilde yapmamız tavsiye buyrulur. Çünkü bununla insanlara ve cinlere hükmettiği gibi her amelini Allah'ımızın emrine, Resulünün tavsiyelerine Sallallahu Aleyhi ve Sellem, yaşantısını uygun kılan kimsenin de kurtulacağı ve tasdik olacağı ifade buyrulur. Dördüncü olarak da Musa Aleyhisselam'a verilen asa gibidir. Onunla her hacetini, ihtiyacını giderdiği gibi firavunun helakine de muvaffak oldu. İşte elinde dinimizin emirlerine son derece riayet asasıyla, her canibe teveccüh eden, dünyevi, uhrevi muratlarına nail olur diye ifade edilir. Sonra namaz konusu alınır, zekat konusu alınır. Oruç, hac vesaire dini vazifelerimiz ele alınıyor ama çok güzel. Çok güzel ifade edilir.
Karı ve kocanın birbirleri arasında riayet edeceği esaslar bildirilir. Öyle ki herhalde tasavvufi bir eser olacak ki süluku anlatır. Ruhumuzun kemale ermesi için riayet edeceğimiz hususları da bildirir dinimizin emirlerini yerine getirmekte. Ruhun, kalbin, ruhun ve sırrın vazifelerini de gösterir. Bedenen yapılan vazifeler değildir bunlar. Gönülde yapılan vazifelerdir. İbadetin ruhu da o. Hiç şüphesiz. Her yaptığımız işi İslam ahlakında birinci kaidedir. Allah rızası için yapmak. Ebu rızayı ilahi bedenle olmaz ki. Kalpteki güzellikle meydana gelir ve sonra çok önemli bir husus yeri gelince de izah etmeye çalışırız. Eserde elimdeyken bazı inceliklerini göstermek istiyorum. Mesela kelime-i şehadet hakkında La ilahe illallah kelime-i Tayyibesidir. Kalbiyle Allahu azimüşşan'ın birliğini tasdik etmek.
Kalbiyle Allahu Azimüşşan'ın birliğini tasdik etmek, doğrulamak lazım olduğu gibi lisanıyla da tasdik üzere ikrar-ı vahdaniye şarttır. Dili ile de ifade edecek. Dilsiz olanlardan ikrar-ı lisanı diliyle söylemesi, sağgıt olup tasdiki kalbi kifaye eder. Kalben doğrulanması yeterlidir. Hadis-i Şerif'te kelime-i tevhid-i şerifin faziletleri şu şekilde anlatılır. La ilahe illallah halsni La ilahe illallah benim ilahi kalamdır. Dahil olan azabımdan, ikabımdan, cezamdan emin olur. Bir hadisi şerifte de anahtar olarak ifade buyrulur. La ilahe illallah Miftahul Cenne. Cennetin anahtarıdır. Bir hadiste de La ilahe illallah dini ehli imanı eğer biz tevhide riayet edersek tabii şartlarını haiz olmamız gerekir. Bunlar ayrı bir konu. Sadece kitabın tanıtımı yönünde de söylüyorum.