Ya Muhammed sallallahu teala ve sellem. Sen vaazu nasihat et. Mümin olanlara menfaat verir. Ancak mazur nasihattan faydalanmayanlar münafıklar olurlar. Onların da çehresi azar. Din nasihattır, din nasihattır, din nasihattır. Din nasihattır. Din nasihattır. Giznillahi teala üç gün bir kimsenin kulağı, kocasının yanına varmazsa, evet nasihati dinlemezse kalbi kararmaya başlar. Nasıl lisanda rahmet lazımsa toprakların çimenlerin yüzü gülerse müminler üç güne bir bazı nasihat dinlerlerse yüzleri güler, mesceleri açılır, Hakk'a Müminleri göstermek için bu Ayet-i Celile kafi geliyor. Mümin kim, Mümin olmayan kim besbelli oluyor. Halim-i Zül Celal Hakkı Mümin olanlar Mevla-yı Müteal zikredildi mi? Hele beraber zikredildi mi?
Cemaat ile beraber yahut gizli hacıt mapuları açıp bana şafakla Allah ahşafakla kalkar boynunu Mevla'ya büker gözlerinden dökerse işte o Arşı Azam'ın gölgesinin altında yedi sınıftan birisi de o olacak. Onun için yavrum Mevlamızı zikredelim boynumuzu Mevla'ya dökelim. Kalpleri haşatullah'tan titrer Haşr-Ettim Allah korkusundan kalpleri titrer Allah zikredildi Allah duyuldu mu? Hakk'a Mümin olduğunun işareti belli olur içi sevinir. Halid-i Zülcelal'ın Ayet-i Celilesi okundu mu? Hele okuyan onu da tefsir eden olursa İmanları artar böyle tübbürk imanı artar. İmanı birkaç olmaz imanı kuvveti artar. Biz bu deskten lüks yakardık. Lüküsün o derece Isparta döker. Ondan sonra da borusu ısınır. İyice ısınır. Havai basmaya başladın mı? İmanı artı artı Ziyan'sı, tutkinci ellerden dışarıya fışkırır. Ne oluyor ona? İşte Ziyan'sı artıyor, besbelli görüyor.
Bazı zamanda da ben bunu çok vaazımda da şeylerim. Oraya istopka'yı dökerken bastık sıra, vaaz verdik sıra, çevresi azal, şekli bozulur, rahatsızlaşır. Onun İtikat, İman, mimesi bozuk olanlara da bu tesiriyle gelir. Bunu şimdi diyorum ki kardeşlerimiz ile imanı kuvvetli olanlara vaazu nasihat imanlarını artırır. Artıya bir şeyi daha var. Sıddıy-i Azam radiyallahu anh Muhammed Aleyhissalatü Vesselam Ya Sıddıy-i Muhammed'in Sahabe Cematın. Sıddıy'in imanıyla kendi zamanı ve kıyametler kopana kadar iman eden olursa olsun. Sıddıhi Alzamın imanı daha ağır daha ağır. Ama tüm imanın artışı böyle Zikrullah'a Kuran-ı Kerim ile artar biiznillahi Teala. Oraya Mukaddeme olsun diye bunları konuştum. Şöyle konuşuyorum size hazırladığım şeyi. Lokman Aleyhisselam dedi ki bir gün. Dört bin Nebiyi tahkıt et. Dört bin Nebiyi araştırdın. Sılacık söyle ağzıma suyu şeker olur ağzına.
Onlardan sekiz kelimeyi seçtim. Gök bin Peygamberden sekiz Kelimeyi seçtim. Hazırrabımı size veriyorum şimdi. Onu Lokman Aleyhisselam hazırlamış, bize vermiş, bizde size teferruten veriyoruz. Ey dinleyelim biiznillahi. Teala. Sekiz Kelimeden birisi Namazdaysan kalbini muhafaza edip eğer namaza durmuşsan vesveseyi bırak. Her gelen bizim dervişlerimizden, kardeşlarımızdan, ihvanlarımızdan en gayet iyi zannettiğimiz kimseler vesveseden şikayet ediyor vesvese çok geliyor efendim diyor. Vesvesenin de ayrı ilaçları var. İnsan tek bağlaştığı sıra daha hamkana vesvese ve nispette yükselir. Vesvesenin geniş yolları var. Nefisten gelir, şeytandan gelir, dünyevi gelir, uhrevi gelir, birden gelirse gelsin İhvan için sevme katildir. O muhakkak insanı durdurur. Mevla Sınaal gömülü döndü mü? Hiçbir şey arzu etmez. Orada kalır. Huzuru Daimden olur bu. Kalbi zikretmesi lazım.
Ruhu zikretmesi lazım Sıffı zikretmesi lazım Hatisi, Ahbası Nefsi Zikri, Kulu zikri Sultanı nefis batı hiç değil mi murakabaya mutmain neye varması lazım ki murakabayı Ehadiyet murakabayı Layet ve ve makın eylemekkünkününkününkününkün Ayet-i Celilesi'ni olgun olgun yetişerek Kur'ya yetiştirmesi lazım yahut da. Halıkı Zülcelal size Hadli berit damarınızdan daha yakınım. Üstadımızdan sordum diyor. Şu damarı mı efendim o haddi verip damara bilsin hocalardan efendim hayır dedi. O kalbin yanından geçen telsiz vazifesi gören olsun renkler olur ya ahşağıl zama kadar giden damar o Mevla'ya yani kalbin yanında yakın geçtiği için ondan daha yakınım buyuruyor. Vesveselerin geliştiği hamlıklardan oluyor belli. Oğlun Namaz'a gidene oğlun Namaz kılanları bizim eve getir büyük giymek hazırlayalım diyor.
Caminin önünde duruyor akşam diyor bizim eve istiyorlar ya hiç öyle demiyor Namazda evvel hangi surayı okudu Hoca efendi sonra hangi surayı okudu El-Hak-ı Ahaha'yı okumuştum. Kulhu'da olsa herif bilmiyor diyor ki İnan diyorum elma bahçesini da yaptıracağım oraya gönül girmiş Ma'zadaydı ev yaptırıyordum filan binlerce cemaatten sekiz kişi seçebilmiş Evveli İbn-i Atayna'yı okunur sonra da İhlasta sekiz kişi ne varmış buyur bunlar ana oğlum cemaat binlerce cemaat camiyi kemir bu nereyi cemaati af olur getiren olur. Duruşu akıllı daha mütebekkir daha şey böyle seçebilmiş sekiz kişi seçebilmiş huzurlu namaz kılar. Şahin Nakşibendi Kuddise sirraum Aziz Efendimiz Namazı huzurla kılmamı istiyor musunuz? Zihninizde tutmasanız bile şeyin içerisine gidecek, Reşat-ı aynü Hayat kitabında bu üç şeyle Namazın huzuru temin edilebilir.
Başka uzakta bir şey aramayın namaza girince illa huzur alacağım diyor. Ne yapalım efendim? Üstadımız diyor ki Kazancınız mutlaka helalinden olsun. Kazanç, yediğiniz para, yemek, ekmek, kılan vesaire mutlaka helalden olsun. Pankalı olmasın, faizli olmasın, rüşvetli olmasın, ailen babası annesi vefat edişin veresi kanunca düşmesin. Sen onu hiç kabul etme. Bir lokma haram kırk kırk gün ameli durdurur. Kırk gün duayı durdurur. Şahin Nakşibendi Kuddüsesi Rau'l Aziz Efendimiz bir gün şöyle yemek yiyorlar. Şöyle bir tel takıkleri aldım. Tadı yemeği yiyemeyeceğiz. Dirhem İhtar-ı Haram var içinde dirhem miktarı Haram gözüküyor. Bu haram sizin yemekte bulunduğu müddetçe bizim Tarikat-ı Ali'ye intisab etmişsiniz. Bunda üç yedi nihayeti kırk günde tekmil-i süluk edilir.
Çünkü bu kadar şey lakin içinde Dirhemette raham bulunduğu müddetçe kırk sene dursan bin alında ileriye ataman attırmaz Haram, lokma bildiğin gibi değil. Yakından bir misal veriyorum. Hacı Hüseyin Efendi Hoca'm, kürsü'de söylerdi. Allah rahmet etsin. Biz içmeye giderdik. Şurada içmece var bu yana Yahya'ya dönüş yerde tarafında oraya üstadımız gelirdi. Hacı Sami Seyhan-ı Ali Hazretleri. Peşlik buyururdu. Kayser ile Hacı Hüseyin Efendi'nin oğlu Hacı Mehmet Ak sakallı. Şimdi Salda'a senden aldı. Ona olan biz de hizmetini ederdik. Sakallarımızda yok o günü. Saçlarımızda açık. Haberleri olmuş. Türkiye'nin Peygamberi geliyor diye iftira ile içmeye Türkiye'nin Peygamberi geliyor. Dikkat edin! Haşa ve kella! Yani böyle devletin haberi olunca adım attırmazlardı insanı. Baktık ki orada şeyler geldi. Soğuç geldi. Hakim geldi. Hırtdine Jandarma Kumandanı gelmiş.
Efendim daha onlar gelmezden evvel firaseti ile kerametiyle dedi. İkinizden başka hiç yanımda dolanan olmasın. Oturması daima diz çökmeydi efendinin. O zaman şöyle yastığa yaslandı dizini dikti oraya bahçe şöyle otur içme içiyor. Hukuktan mezun olduğu için efendi Allah'ın Resulü çok da kanunu ve siyaseti bilen insanıdır. Herkes dedi Namazını dedi yalnız başına kılsın cemaatten men etti efendim cemaatler durmasın yatağının başında kılsın yatsınlar dedi. Peki efendim dedim öyle emretti böyle derim yattık. Candanmanın birisi öyle kavaklarının arasından bakıyor Kuşlukla iyi oldu. Öyle teşriflerini yapıyor. Efendimiz'in de çok şey etmişler şüpheye düşünmüşler. Benim askerlik devrim hatırıma geldi. Dedim ki: La kalben! Ben asker olsaydım Efendi gibi zatı sevseydim. Onun şahsını yüzünü görmek için bende böyle takla yaptım. Efendim ben kalbime böyle bir şey geliyor. Şu adamı bir yoklayacağım.
Bu sefer Dedim Asker arkadaş gel şöyle gel. Ne Hoca Efendi'yi görünme kafa arzu ediyorsun niye böyle dikkatli bakıyorsun kavakların arasından o kadar bakmayı şey edecek bir şey yok yokken çeken bir şey zaten yüzünü görünce tahammül edemedim diyor ille bir görsem de elini öpsem gidiyorum diyor çoğu arkadaşlardan o daha durağından O Kayseri Hacı Mehmet'den neden? Soruyorum diyor. Ne bileyim ben kimse diyor diyor. Ya ben kimine sormuyorum. Bir an diyor ki Kim diyor. Kimsiz olarak ben huzati semaya doğru geliyor, başı. Öyle görüyorum diyor bir hal oluyor bana. Ey sana bir el ettireyim ben dedim. Yalnız bir şey soracağım. Bu Zatın hakkında hiçbir şey var mı? Senin gördüğün aşımdan beri. Dört jandarma kumandanı, bahçenin dört tarafına oturttular.
Bizi de arada gezdirdiler, şey giydirdiler, sivil giydirdiler Hu diyecek, Allah diyecek zamanı buldunuz mu yakışın suçüstü öyle yakalansın bu bir level onun için yerde yerde yerde. Bende kopuştum bir cemaati varsa dağdayım diye aradım kimseyi bulamadım herkes yapmış buyurmuş. Oturuyordu kadının biri şu eteğine doldurduğu armut erik gayesi biraz nevale toplamış. Getirdi önümüze döktü. Efendimler şunu yiyin. İmrenalinlerden gel. Yani herkes arzu ediyor efendiye. Şundan bir lokma yer misiniz dedi. Siz hacmemlerle bir yerinde tuttum içme insanı acıktırıyor. Latitede oluyor ama acıttırıyor. Efendimiz şöyle gözüyle şöyle etki. Ana yemeyin demek istedi. Demek ki içmeden bizim midelerimizle hasta olur diye korkusundan erik armut filan pek iyi gelmeyeceği için mi ulan acaba? Bize içirtmedi, yırtmedi bunlardan dedik.
O kadın gelince Efendi Hazretleri ellerinin şöyle ellerinin dışıyla o meyveleri dışarıya attı böyle ha. Yani hiddetli olaraktan attı şöyle uzak gitsin diye. Biz hemen müsamaha çekmeden biz attık ikimizin de cesareti yok ki efendim bu erikte armutta dayısı ile ne varırlar böyle atıyorsunuz dinmez biz ne yemek üstadımıza böyle şeyi söyleyemedik. Sırrını etmeyelim bu hanım der ki anlarım dur bakalım derken ben biraz sorduk karanlık Hacim emme daha vardı Yeşilhisar'da yanında bir icra memuruyla geldiler. Efendim'in elini öptüler dediler şöyle oturdular Efendim bizim icra memuru Efendim'in çok muhabbeti var dediler. Bildiler elini öpsün diye geldim. Hoş geldin. Söyle oturduk. Efendim işte şu giren kadın var ya o meyveyi dükkan kadını gösteriyorum Mehmet'e Hakkari'nın Hacı Mehmet'e on sekiz veresçinin milkini vermedi olmadı hırıltı çıkardı şimdi hakim kaldırdım.
Yığar namuru geldi filan bunu halletmedim. Oraya dökülen kayısı ve armut filan onların veresçinin hukuku olan bir şeyi döktüğüymüş. Ben bunu kitaplarda görüyorum Meryem ya büyüklerin gözü kanaatımız olsun bizim gözümüze bile geldi o hal. Balığı, katıran gibi görme hali var. İstek ve haram içinde bulunan riyali bir şeyi, katıran çam sakızı gibi görecek hal oluyor insanda. Böyle seçeceksin böyle yiyeceksin ancak böyle olur diyor Namazı huzurla kılman için halal rızık ister haram mideden dönerkene böyle kalben geçerkene simsiyah ediyor diyor efendi Hazretleri. Onların içi bizim içinizi görüyor. Kalp siyahlaştın mı? Kabuklaştın mı? Allah'a karşı dönemiyor. O kalp diyor. LAİME DÜNYAYA doğru geliyor bir. İkincisi Allah'ın verdiği halal rızkı huzurla yemek. Huzurla yemek kimin verdiğini bilerek yemek öyle şehvetle, arzu ile, istekle değil ibadet niyetiyle yiyecek.
Yani vücudum ibadet etsin bu yediğimi ile diyecek ve Allah Allah diye Çin yerdik biz eğer eskiden Klavuz. Allah böyle hışardık. Benim konuştuğum, bizim görüştüğümüz ihvanlarımızdan birisi efendim bir haftadır dışarıya gitmem. Kanaatim olsun böyle huzurla yemek yedin mi şurdan aşağı nur oluyor. Efendimiz demiştim. Huzur lokması huzur olur. Şehvet lokması kazurat olur. Onun için huzurla yemek yemek lazım. Bir kere Tekkede Tövbe Ziya Paşa Köşkü'nde Hacı Eshadı Erbili Hudsesin Rahaziz Efendimizin ziyaretinde otuz iki otuz üç misafir bulunuyor.
Yur Şale Efendi Hazretleri Efendim kanunlar bulan müsait değil tektemiz dağıldı gel cemaate dağıldı Devlet bizi tutacak bu işte Ali dedi diyor şu kapıyı Mevla açtı o kapana kadar kapatma Mevla açtı Mevla açtı bu kapıyı bize bu dervişlerimiz kardeşlerimiz bize babalarından daha çok muhabbetliler inan baba ne hiç kalır bu üstadının yanında hocanın yanında öyle oluyor değil mi hocamızın yanında kendimizin yanında babalar, kardeşler neler o toprağı olan şeyler. Bu manevi baba, yerden Ala'yı elliyiğine çıkarıyor. Ama maddi baba, şu topraktan baba Ala'yı elliyinden annemle seviştiği için ayağından tutuyor yere indiriyor. Yere indiren ama Hakk'a büyük olur yoksa böyle alim eden kamil eden zatın daha kıymeti yüksek olur. Allahu Teala Hazretleri onları bizim içimizden seçmesin kurban olduğum onlarla beraber düşüp bakmayı nasip etsin. Hocam olmasa buraya gelemezdim.
Gelmezdim bilemezdim de yani burayı bulamazdım da ama onlar önder oldular gösterdiler şuradan gelirler, şuradan varılır onun için orda diyor tekke de o Ziya Paşa Kuşku'nde bir hafta durduk taşlaya gitmiyoruz diyor. Dışarıya gitme nasip olmuyor Hicaz'da da öldürülür insan. Bir Musul almaya geliyor diyor yani bir ishal yapacak şeye diyor İngiliz duzu gibi filan bir şey kaba giriyor diyor. Yolda rast geldi Şahal efendi kerametle dedi ki diyor dönün dönün dedim diyor. Hacet yok karnınıza bir ilaç almaya. Tekkede Kutbu cihanın yemeğini huzurla yiyorum da nur oluyor cennet taam oluyor yavrum dedi diyor. Bir sıkıntı var mı? Yok ama şüpheleniyor bir hafta dışarıya gitmiyor. Biz bazı böyle haller çok oldu biz de hiç hayıtla usanız akşam bir gıda bal şerbeti içerdi. Ruh mermi zikriyle meşgulmuş. Minikleşmiş gıda buradan veriliyormuş. Biz bunları hep yaşayayı yaşayayı geldik bugüne.
Şimdi de ameli manda olduk, o günlere hasret çekiyoruz. Hiç değil mi eski gördüğümüz olsun size duyuralım rızık kanaldan olacak yediğin lokma huzurla olacak Abdestli alırken baştan başlayıp ayağa gelene kadar her ağzıyla ettiğin günaha tövbe edeceksin gözlerin nereye baktığı Ondan sonra İftitah tekbidinde Allah hatırında olarak elimin dışıyla dünyayı elime attım Allahu Ekber derim mi ben huzur bulacağım diye mi huzur geldi gelir çünkü batmayan bilmez bir kat yaşadık da ondan sonra elimizden alınan Allah rızası için böyle namaza durdum mu huzur düşüneceğim diye hacet yok kendi huzur gelir Namazı çok zor. Buradan bizim çok mevzumuz var. Zamanla sıcağsa zemin ısırı böyle durduralım çayımızı içelim inşallah şurda daha üç beş tane şeyiz bak onlardan da konuşayım size. Buyrun efendim çayınız. Şurayı durdurur musun? Bunları zikretmekte fayda yok.
Hatta kararmış gönülleri, kalpleri paslı olan adamların, Meclis'te zikri, Meclis'e sıklet verir. Vaaz'ın da tesirini, nasihatin da tesirini giderir. Kafirden örnek ne diye alalım, zalimden örnek ne diye alalım, dilimize yazık değil mi? Bizim büyüklerimiz onların güzel menakıbleri varken ne düzen noktalar! Batıullah İskender Ali hazretlerinin Tacrusa'l-Arus adlı eserini mütalaa ediyor. Dtesibü'l-Nüfus adlı mühim bir eser. Buyuruyor ki: Masiyetten kalpleri kararmış olan kalp kokularından dolayı nice büyük evliyaullah vardır ki kırk sene cemaati terk etmişlerdir. Allah Kalplerinin kötü kokusundan dolayı kırk yıl cemaati terk etmişlerdir. Böyle olunca ne lüzumu var olduğunu söylemeye lüzum yok? Bir ihtiyacı yok. Biz sadece Emri İlahiyi tebliğ edelim. Ramiyatil Ademi Yehatı'n annemize çok şeyler sordular da. Şeytanın düşman itti kazeler misin? Yok dedi.
Niye diyor Kuran-ı Kerim'de gelirleriyle Şeytan'a yani buğz etmez misiniz? Yok dedi. Allah'a sevgiden kalbim lepalep dolmuş da düşmana adavete yer bulamıyorum dedi. Yani düşmana adavet edecek yer kalmadı kalbinde Allah sevgisinde olur dedi. O kadar meraklar evliyaullah sözleri doluyor ana onlara yer bulmakta zor. Canlarım nasıl örneğe lüzum yok amaçlarımıza ikincisi demek Namazdaysan kalbini muhafaza et. Sekiz şeyden Lokman Aleyhisselam'ın dediği dört bin Nebi tahkik ettim Sekiz kelimeyi seçtim. Namazdaysan kalbini muhafaza et. Başkasının evindeysen gözünü sakla gözünü muhafaza çünkü göz onun namusuna bakarsa muhabbeti külliyen kesersiniz aradan horvarır gider. Hz. Ömer Efendimiz nail etsin. Sen küfrü halindeyken içki içmezdin. Yalan söylemezdin. Kimsenin namusuna dikkat tutup da bakmazdın. Neden dedi bu yavruer? İçki içmezdim.
İllerin koluna girip de aklını kaybedip de, ilmine sürünü sürünü varmaya ailemin yanında ne de küçük düşmeyiyetine zül etmezdim. Küfür halindeydim. O zaman su gibi içilirdi. Yani su gibi içilirdi ama ben bir nefada içmedim ve Hz. Onlar efendimizin çabasıyla diyeyim ona Ya Resulullah şu içkiden mi içsen o zaman mazlumattan bir emir yok. Daha namazda iseniz terk edin diyor. Sonra içmeyin diye Allah'ın ayeti geldi. Yani taa o cahiliyet devrinde dahi içki ağzına koymamış İçki içen insanların elinde kadar ağzına dökmeden beri imanlıyormuş. Üstüme dökme çıkayım ben. Çok kötü. Elhamdülillah burada izahat vermek istemez. Burda hiç öyle insan yok yalnız duyalım. Allah cümlemizi muhafaza etsin, yavrularımızı muhafaza etsin, din kardeşlarımızı muhafaza etsin içki Kur'at-ı şey. İkincisi, nereye siz pek yalan söylemezdiniz? Yalan mı? Dedi. Evet. Yalan söylersen ağzından çıktın mı? Ped dağılıyor.
Dört tarafı dolduruyor. Ondan sonra Tahkri katına çıkıyorlar. Kim? Kimden? Hangisi söyleyen? Filan bana geliyorlar. Sen böyle bir söz fark etmişsen sen mi dedin? Evet desem çok ayıp olacak desem yalan olacak yalan yeniden yalan. Yüzümü yalan kara etmesin diye hayatında benim yalan söylemedim. Bir defa yalan söyleyene Allah üç defa lanet olsun lanet olsun lanet olsun bazı tahlil edecek barıştırmalarda, harflerde iki aile arasında müsaade olan şeyler yalan. Hacı Hüseyin Efendi Hocamdan dinledim burada rahmet duasına geldi. Mütei kimseye de şöyle amin deyince hızla yağmur bir ay kesilmiş yağmur başlamıştı. O günün vaazında yavrum gel bir bıçakla da sana şeker vereyim dese cübünde de şeker olmamış olsa eğer yalan söylemiş olsa Allah'ı addetmezse yetmiş sene hesap edecek. Çünkü daha yavrusuna gücüyken yalanı ezberleniyor, belleniyor. Yalan böyle yakışıksız şeydir.
Bunu o yüzden söylemedim diyor. Nereye kimsenin namusuna dik tutup da bir vahmalırın. Efendimiz gözünü daima ayağına bakarak yürürdü. Yani, bütün Adana'nın içinde neler? Böyle geç yaşında biz kırk senedir görüşürüz daha kimsenin aleyhinde bir kelime konuştuğunu duymadım. Yani Efendim İbrahim Bey'de şöyle yaptı bazı şöyle halleri var. İlmi ne meftunum çanı kıymetli bir ilim sahibi bırak bir iyiliğini bulur onu söyler, kapiyyen kimsenin aleyhinde hiçbir şey söylediğine rast gelmedik biz daha. İma ile de Osman Ahmet Hoca da el yapmamış bunu demez. Tak yiyen demedi daha hayatında. Böyle yürürken de daima ayağına bakar yürürdü. Nazar-ı ber-kadem derler buna. Nazar-ı ber-kadem, Halvet der Encuma, sefer-ber-vatan. Çok çoğalıyor söz, onu unutun kısaca kesmek istiyorum. Böyle ayağına bakarım kimsenin namusuna bakmaz. Ya Ömer! O günde kapıların üstünde kırmızı çaputlar aslıydı.
Bakmada fenalıkta hiçbir mani yoktu. Nereye sen kimsenin namusuna dike tutup da bakmadın? Benim evime gelen bir misafir benim namusuma gözünü diker ve bakarsa tepemden bir kaynar su dökülür tırnağımdan inerdi bana zor olanı bilirdim ki, kimsenin namusuna dike tutup da onu uçup bakmadım hem de o gözünün dinası olur. Onun için kardeşim, gözlerimize de sahip olalım. Diyor ki: Başkalarının evinde isen gözünü muhafaza et! Bunlar teypten bir şeyler isterler duyuluyorlardı. Bunlara bu sevgi şeye sahip. Üç. İnsanların arasındaysan dilini muhafaza et. İnsanların arasındaysan dilini muhafaza et. Dilinle bir şey söyleme. O dünyayı dolaşır erme kanuna dokunacak insanına dokunacak insanına dokunacak bir adamın sırrını açacak bir şeyse gider dolaşır o adama duyurur senin için yazlık olur yine aman yapma! Sene elli oldu mu? Şah efendi dedi babama Hacizüst efendi. Sene elli oldun mu?
Ben kitapta yürüyorum eserlerde bir yerde bir şey yapma kanuna muhalif hareket yapma yavrum kıyamam ben sana o ağaçlar taşlar girecek haber verecek filan yerde senin aleyhine şuna dokunacak şey suları filan değiller. Babam da tabi alim posta oturmuş icazat almış bir hoca şöyle gözüne yeniden dike durup bakınca şüpheleniyor mu Şah Efendi dedi. Efendim ağaçlar taş gideceğine işte. Yani bir şeye bir mürşid hakkında bile bir tevatür varsa kabul etmemekle mükellefsin. Yani bir mürşidin.