Evet, büyük bir hadise geçirdik. Bu mümin olan herkesin gönlünde bir iz bırakmalıdır. Çünkü müminler bir vücut gibidir. Azasından birisi rahatsız olacak olsa diğer azalar ona iştiraklidir. Cenabı Hak'a hamd sadedinde söylüyorum, bütün kurumlar olarak ve seksen dört milyon yek vücud oldu elhamdülillah. Bu Rabbimize hamd ve şükrü icap ettirir. O kadar bir yeknesak yekvücut hareket edildi ki buna da ayrıyeten Rabbimize hamdediyoruz, şükrediyoruz. Evet bazı yanlışlıklar olabilir ama genelde halkımızın uyanık olduğunu, Akif'in dediği gibi Rahmetullah Ali, şüheda fışkıracak toprağı sıksan şüheda, o şehitlerimizin de himmeti olmalı ki halkımızda bir dinine karşı salabeti de görmek bizi memnun ve mesrur etti. Kardeşlerimizin orada bulunmalarına çok memnunuz ve mesruruz. Bu görüşmemiz her şeyiyle vazifemiz sağlıklı bir şekilde devam etsin diye bir hafta ara verdik ama vermememiz gerekirdi.
Biz her şeyiyle beraber yürüyeceğiz. Efendimiz Aleyhissalatü Vesselam'ın Kuran Azimüşşan'da Tevbe Suresi'nin son sahifesinden bir önceki sahifenin en alt kısmında, ilim ehillerinin cihada çıkmamasını haber veriyor. Yani hiçbir şeyin boş bırakılmaması gerektiğini bize Rabbi Zülcelal'imiz Kitabı Kerim'inde bildiriyor. Derdimiz çok. Bir deprem ayeti olarak gördüğümüz şu ayeti celile, Esselamü, Ayeti celile-i cemile mealen Rabbi Zülcelal'imiz buyuruyor. Nice memleketler var ki biz onları helak ettik. Azabımız onlara geceleyin yahut gündüz istirahat ederlerken geldi. Biz onları helak ettik, ey Leyle kekavmi Lut, Lut Aleyhisselam'ın kavmi gibi gece, daha sonra evhum gailun mishunnahar, Gündüzün ortasında kegami şuay, Şuayb Aleyhisselam'ın kavmi gibi ve diğer yoldan çıkmış kavimlerin helaki haber verilmektedir. Bizim burada asıl tefekkür edeceğimiz ders alabilmek.
Bu hadiselerden ibret alıp hayatımızı Aleyhissalatü Vesselam Efendimizin hayatına göre tanzim etmek. Bunu İmam-ı Rabbani Kadde Sallallahü Sırrı Hazretleri çok güzel ifade eder. Mektubatını okuduğumuz zaman hemen hemen her mektububatında derken, yani çoğunlukla Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yolunu ve izini takip etmeyi beyan eder. Mesela büyük bildiğimiz bir kimse, kamil bildiğimiz bildiğimiz bir kimse, olgun olan bir kimsenin olgunluğunu hep Efendimiz Aleyhissalatü Vesselam'ın sünneti Muhammediyesine bağlılık olarak ifade eder. İlla bunlar başımıza gelecek de öyle dönecek değiliz. Her zaman hazır olacağız. Şu söz çok önemli. Sıddık Radıyallahu Anh diyorlar ölüm gelse ne yaparsın? Bakınız son zamanda kıyametin alametleri toplu ölümler olarak beyan buyrulur kitaplarda.
Ahir zaman Mehdi'si diye Ramuzel Ahadisinden toplanan çok güzel bir eser, sonra Kıyamet Alametleri diye yine Ramuzel Ahadisinden seçilerek, beyan buyrulmuş, çok faydamıza olacağına inanıyorum. Sıddık-ı Azam'a ölüm gelse ne yaparsın deyince Radiyallahu Anh, aynı hal üzere kalırım. Biz her zaman hazır olacağız. Artık bu mübarek yolun takipçisi olan kimseler, biz gelişigüzel kimseleri takip etmiyoruz. Takip ettiğimiz biraz önce okunan Ayet-i Celilede benim yolumu takip eden ve bana münip tamamen dönen kimselerin yolunu takip edin diye buyuruyor. Tamamen Cenabıhakk'a yönelmiş, fenafillah'a ermiş, beka billah'a ermiş, artık zulümattan perdeler kalmadığı gibi zaten onun sözünü bile etmezler, nurdan perdeleri aralayan Cenabıhakk'a mukarrep sıfatı ile Halıkımızın kendisine yaklaştırmış olduğu kimselerin yolunu izlemektir. Bundan başka bize çıkar yol yok.
Yine Akif'in dediği gibi bilmiyorum başka çıkar yol. Çıkar yol diyor Allah'ın yoludur Celle Celalühü. Rabbimizin yolunu bize kolaylaştıran, onu takipte nelere dikkat etmemiz gerektiğini bildiren Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem'dir. Allah'ın dostları ulemai kiram ve meşay-ı izamda Cenabı hakk'ın yolunu ve aynı zamanda Efendimiz Aleyhissalatü Vesselam'a mutabaat, ona uygunluğu mübarek sözleriyle beyan etmişlerdir. Burada çok konu ele aldın, çok konuyu ele aldın ama sizi sıkmamak için sadece sadece Şaki Baki Hazretleri'nin şu nasihatiyle son vermek istiyorum. Bir de şimdiden söyleyeyim, Miraç gecesi yakın. Şuna fakiriniz çok üzülür. Mesela kendimizi derleyip toparlamak için böyle kandil gecelerini mi beyan etmemiz gerekir? Şu gördüğümüz semavat ve arz, mesela su, hava, ateş, toprak, hayvanat, nebatat, bunlar bize en güzel örnektir misallerdir, ibret alacak olursak.
Mesela su devamlı akıyor. Su insana hayat veriyor. Eğer su, su diyelim ki haddini aşacak olursa çok yıkımlar meydana getirir. Felaket meydana getirir. Diyelim ki hava rüzgar haddini aştığı zaman tsunami meydana gelir. Yerine göre ateş bir nimettir ama bu da feveran ettiği zaman ülkeleri yakar, hiçbir şey koymaz. Toprak diyelim, toprak nimetlerin yetişmesi için, mahsulatın alınması için ne büyük bir ikramdır Rabbi Zülcelal'imizden. Bir sofra düşünelim, bir kimsenin sofrası oradaki yiyecekler mahduttur ve sonra bir müddete kadar devam eder, bir vakte kadar ama Allah'ımız kainatta bu toprakla bize öyle nimetler açmış ki tarifi yoktur. Eğer biz kendi vücudumuzda bulunan yapımızı teşekkül ettiren su, hava, ateş ve toprak, bunu nefsimizin eline teslim edecek olursak ne olur?
Su unsuru füyuzat-ı ilahiye olması gerekirken, ilhamat-ı ilahi olması gerekirken, Cenabı Hak'tan doğuş varidatı ilahi olması gerekirken, daha sayamayacağımız nimetler olması gerekirken, gözyaşı olup affımıza vesile olması icap ederken, yerine göre Cenabı hak da vuslatın işareti olması icap ederken nefsin elinde azap olur, Allah korusun, bizim ruhani ve manevi cihetimizi yakar ve yıkar, mahvederdiler. Bundan dolayı biz Esad Erbili Hazretleri'nin buyurduğu gibi ruhumuzu ve aklımızı hakim kılmak için Cenabıhakk'a kullukta daim olacağız ve ehlullah'ın bize kul olmanın icapları nedir? Öğretmiş olduğu hususlara dikkat edeceğiz. Çok seviyorum, hüsnızın zahiri ve batıni şifa tarifesini okuyalım. Onun bütün halkımızın anlayacağı şekilde olan sohbetlerini okuyalım.
Bunun yanında Sami Efendi Hazretlerinin yirmi beşin üzerinde eserlerini okuyalım, içine cevherler, ne nimetler bahşedilmiş, bunun yanında ehli sünnet ve cemaat görüşü olan kimselerin eserlerini okumak suretiyle yolumuzu en güzel şekilde yaşamaya gayret ve çaba içerisinde olalım. Ateş unsuru, ateş nedir? Kalpte havf-u ilahidir, gönülde bir sızıdır. Eğer bu ateş nefsin elinde olacak olursa ruhumuzu yakar ve yıkar, yok eder, gider. Sonra toprak dediğimiz gibi, hava dediğimiz gibi hep bizim aklımızın ve aynı zamanda ruhumuzun hakim olmasına bakar. Bu hakimiyet de Cenabıhakk'a kullukladır. Kulluğun yolunu ne güzel göstermiş Evliyaullah. Bu ayrı bir mevzu olmadığına inanıyorum. Asıl burada dikkat çekmek istediğim, illa üç ayları yenecek, sonra üç aylarının içerisindeki mübarek geceler gelecek. Öyle uyanacağız. Keşke uyanabilsek ama işi hep bugünlere terk etmemeliyiz.
Bizi şu doğan güneş uyarıyor zaten. Ne diyor? Ben vazifemi yapıyorum, Allah'ımız beni böyle ayarladı, böyle tespit etti. Ben doğuyorum ve batıyorum. Aynı zamanda yaptığı hizmetler tarifi mümkün değil bir güneşin. Güneş güneş hem ısıtıyor hem ısıtıyor, daha sayamayacağımız nimet, ikram ve ihsanla hizmette bulunmaktadır vesairleri bunu diğerlerine kıyas ederiz. Şu beş hususu tam yedi yüz, yedi yüz alime sordum. Şakiki Belfi Hazretleri buyuruyor, akıllı kimdir? Zengin kimdir? Zeki kimdir? Fakir ve derviş kimdir? Cimri kimdir? Hepsi bana aynı cevabı verdi buyuruyor. Dediler ki zeki dünyanın kendisini kandırmadığı şahıstır. İnşallah üzerinde derin derin düşünürüz. Hani o kadar büyük kelamlar etmişler, o kadar sözler etmişler ki bize irtihal etti, Tonbakla Hacı Ahmet Efendi şunu diyordu.
Üstadımızın sadece bana yapmış olduğu öğüt ve nasihat bir cilt kitabı tutardı, yani bir cilt kitap olurdu diye. Mühim olan Bayezid-i Bistami Hazretleri'nin izine basan birisine dediği gibi değil derimi giysen sözümü tutmadıkça fayda etmez dediği gibi dikkat etmemiz icap ediyor. Buyuruyor ki zengin zengin akıllı olan dünyayı sevmeyen, zeki dünyanın kendisini kandırmadığı, zengin aziz ve celil olan Allah'ın taksimine ve kendi kısmetine razı olan derviş gönlünde gönlünde fazla şeyi arzu etme hali bulunmayan kişidir. Cimri Allah'ın Celle Celalühü hakkını, Allah'ın Celle Celalühü halkından esirgeyen kimsedir. Her şey ona aittir. Biz ondan geldik, ona gideceğiz. Rabbimiz bu duyguyu, bu düşünceyi bizde capcanlı kılsın. Velhamdülillahi rabbil alemin el Fatiha.