Cuma Günlerinde Salavat-ı Şerife ve Nefis Terbiyesi
Cuma Günlerinde Salavat-ı Şerife ve Nefis Terbiyesi kaydında Üzerine Salavatı Şerife getirmemin, fazaili hakkında bir Hadis-i Şerif nakl-ü beyanı delim, badirde duaları delim ola ki Rabbimiz Teala ve tekaddes hazıratları şu mübarek, cama günü ve Ramazan'ın son cumasında ettiğimiz dualarımızı dergahı izzetinde ahseni kabul ile makbul eyle ya. Usullarımızı affola. Böyle Cami-i Şerife toplandık…
Cuma Günlerinde Salavat-ı Şerife ve Nefis Terbiyesi ne anlatıyor?
Cuma Günlerinde Salavat-ı Şerife ve Nefis Terbiyesi kaydında Üzerine Salavatı Şerife getirmemin, fazaili hakkında bir Hadis-i Şerif nakl-ü beyanı delim, badirde duaları delim ola ki Rabbimiz Teala ve tekaddes hazıratları şu mübarek, cama günü ve Ramazan'ın son cumasında ettiğimiz dualarımızı dergahı izzetinde ahseni kabul ile makbul eyle ya. Usullarımızı affola. Böyle Cami-i Şerife toplandık…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 15 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Üzerine Salavatı Şerife getirmemin, fazaili hakkında bir Hadis-i Şerif nakl-ü beyanı delim, badirde duaları delim ola ki Rabbimiz Teala ve tekaddes hazıratları şu mübarek, cama günü ve Ramazan'ın son cumasında ettiğimiz dualarımızı dergahı izzetinde ahseni kabul ile makbul eyle ya. Usullarımızı affola. Böyle Cami-i Şerife toplandık geldiğimiz gibi, yarın mahşer yerinde Sultanı Enbiya Muhammed Mustafa sallallahu teala aleyhi ve sellem efendimizin veneteka Habibullah, Sultan-ı Enbiya Muhammed Mustafa sallallahu teala aleyhi ve sellem Efendimiz imamı vahali'den verdi. Ey ümmeti ashabım, ey ümmetim ashabım. Cuma günlerinde bana salat-ı şerifeyi Cuma günlerinde bana Salavat-ı Şerife'yi çok gönderin. Zira ümmetimin salatı selamleri, her cuma bana arz olunur. Her cuma bana Salavatı şerifeleri arz olunur.
Her kim ki bana çok Salavatı Şerife getiren ashabından olursa, ümmetimden olursa, menzilden bana çok yaklaşanlardan olur buyurmuşlardır. Yani kendilerinin menzili bana çok yaklaşanlardan olur, cemaatin daha ziyade Salavatı Şerife getirin, Huriye Peygamberimiz Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz. Diğer Hadis-i Şeriflerini ve her Cema'da okumuştur, Kendine adat edilmiş Cmadul bin Salavatı Şerife getiren Halid Arcara'da gözleri semaya getirirken makamını görmeyince, Cennetten makamını görmeyince ruhu kabz olunmaz buyuruyor Elhamdülillah. Daha uzun konuşamayacağım mevzumuz çok. Hali bizim celalımız, Allah'ımız, bizi yoktan var eden Mevlamız, Rabbimiz. Kuran-ı Kerim'inde ne buyuruyor? Dikkat edelim. Dikkat etmeyince, istifade eder önce iz kulak yetmedikçe, istifade edemezsin. Kelam, Halid-i Zülcelal'ın kelamı, Allah'ımızın kelamı. Cumhuru bir metrik göndermiş.
Okuyun desen canınızla, bütün varlığınızla, kulaklarınızı ta kalp hilal ile dinlersiniz. Değildir Reis-i Cumhur zanneden Ededuğumuz Ayet-i Celile Mevla'mızdan geliyor. Sultanı Enbiya'ya geliyor, Sultanı Enbiya, Kuran-ı Kerim, Osman-ı Zinnureyn Efendimize yazdırıyor ve dinlerimize kadar böyle devam edip geliyor Elhamdülillah. Semaet vel arza, Bunu götürebilirsek ne var? Götüremezsek ne var? Emanetini götürürseniz Cennet-i Ala var. Götüremezseniz Cehennem var. Öyleyse Ya Rabbi bize yükleme. Mutlaka acelesen kabul ederiz. Lakin irade bizim elimizde yollarsa kabul edemiyor Ya Rabbi. Çünkü götüremedik Ya Rabbi. Koca dağlar, büyük semalar yedinci kat semalar, kalınlıkları beş yüz senelik yol olan semalar yedinci kat yerler, iba edip def'ini rica ettiler. Cahil oldular. Ahibetiinin ne olduğunu bilmediler.
İnsanlar yüklendi o, dağların götüremediği, semaların götüremediği, yerlerin götüremediği emaneti insanlar üstüne yüklendi, kendi nefsine zulmetti. Sana götüreceğim net istedi. Götürtüreceğim yeri Test de sayıyorum bak. Sonra tafsilatını gelecek günlerde haber veririm, bugün mevzuuma sığmaz. Emanetlerden biri, ede-i Salet, beş vakit namazı kılmak, Allah'ımızın emaneti. Kim emaneti götürmezse emanete hıyanetlik eder. Emanete hıyanetlik eden münafık ruhundan yazıldığı Sultan-ı Enbiya Efendimiz'in hadisi ile sabittir. Demek birincisi, beş vakit namaz. Bütün hayatında tek namazın geçmeyecek, tek namazın geçmeyecek, geçtin işe kaldığı ayıracaksın. Rabbime borcun, Allah'a borcun. Yakanı desteler orada, borcunu ister ya orada. Hem elest-i hutadında bela rabbimiz sureyi göçliyorsun da. Hazreti Allah'ı Hazreti Muhammed'i kabul ediyorsun da. Namazı neye getiriyorsun? Müslüman namaz geçer mi?
O Allah'ın emaneti değil mi? Davlar imtina ettiler. Sema götüremek ya Rabbi gelirler. Arz dedi ki götürmek, insanlardan Hazreti Adem dedi ki, götürürsek ne var? Cennetim var, cemaatin var. Öyleyse ben alıyorum, bütün evladım namına kabul ediyorum. Evlatlarım da onu götürür. Götürülmez mi Müslüman? Yirmi dört saatte beş çeşit vakit namaz götürülmez mi? Yani çok zor bir şey mi bu? Kırkta bir, kırkta bir zeketini vereceksin diyor. Bin liran olacak da yirmi beş lirasını vereceksin. Götürülmez mi bu? Götürülmez mi? Götürülemeyecek hükmü yani. Sosyal adaletten, sosyal kalkınmadan, bütün hayatında ağzın yolcusu sosyaldan konuşun, zekat verenlere ahmak damgası basan yazlık değil mi? Bu nasıl müvellilik, bu nasıl fikir böyle olur mu fikir, böyle olur mu Müslüman? İkincisi, buralarda duramam. Çünkü bütün Ramazan'ı buralarda ne kadar konuştuk biz Lillahi teala.
Devam ediyoruz ve i'tayiz zeka, zekat de emanetin birisi. Allah'ımızdan özelimize yüklenen emanet. Kaldıramıyorum hocam. Beni kaldıramıyorsun? Ne bileyim kaldıramıyorsun? Verirken elim felç olmuş gibi titreyiyor. Hazreti Adem atamız kabul etmiş. Sultanı Efendimiz kabul etmiş. Çariyarı güzün kabul etmiş. Ceni peygamberani izam kabul etmiş. Bütün sahabeyi kiram kabul etmiş. Seleflerimiz kabul etmiş. Götürmüş de sana mı ağır geliyor? Senin nesline ağır geliyor. Senin kendi nesline ağır geldiği için götüremiyorsun. Çok zekat veren bilirimden. Zekatını verirken aşk ile verir, zevk ile verir, muhabbet ile verir. Daha emanetler ne? Bunlara uzun uzun cevap veremeyeceğim. Çünkü onlar hep tahsil edildi. Çok geniş geniş bir alet verildi. Anca üç mel olarak, kutsal olarak konuşabilirim bugün inşallah. Ve sağ Ramazan orucu da Halid-ı Zülcelal emanet olarak üstümüze verdi, yükletti.
Bir ay orucu tutacaksın. Tutamayan Allah'ın emanetini kaldırmış, açmış olur. Tutanlar Allah'ın emanetini muhafaza etmiş olur. O yüzden cennete girmiş olur inşallah. Çünkü Ramazan-ı Şerif, Ramazan-ı Şerif, Rabbimizin kullarına rahmet ayı, motif ayı, aslı mağfiret ayı, evveli hu Rahmetin, Ramazan-ı Şerif'in birinden, birinden, oyuna kadar Allah'ın evvel hu rahmetin rahmet günü. Allah, bunların kalbini yumuşatmak için yağdırdığı rahmet günü. Böyle görünmez rahmet günü. Onun ben zihnisine kadar Rabbimizi Yalnız Ramazan-ı Şerif'te bir ayın Müslümanı değil, bir ayın namazcısı değil, bir ayın ibadetçisi değil, on iki ay böyle değil edecek namaz, ibadet de Allah'a kul olacaksın. Bir aylık askerlik olman, Allah'ımız bizi kulu kabul ediyor, elhamdülillah.
Biz kulu bir ay askerlik gelip çekilsen, otursan kulaklarını patlamak, patlaana kadar subayların ve çavuşların derlerken Allah'ınızın ilana kadar oluşsun, abdestsin, askersin. O kapıda çalışacaksın. Çalışacaksın. Oruçtan da böyle, satı oruç müminler elhamdülillah oruç. Ağzındaki nefesleri azlıktan kötü kokar gibi olur birbirine. Yedinci kat semaya kadar birinci kattan melekler arasında, oruçların nefesi miski an der kokusu gibi geliyor. Ya Rabbi diyorum, oruçlarının ansından gelen kokuya dayanamıyoruz. Yani mis gibi kokuyor. Elhamdülillah. Meleklere kutlar estirecek kadar, Ernunda bir veba zengin olan havaceyi aslı üyesinden fazla hicada gidip getirecek kadar parası bulunana da hac farz, Allah'ın emaneti ilahiyyesidir. Allah'ın emanetidir o. Onu kim götürmezse emanete kıyanetli gider.
Kimi götürürse emaneti yerine getirir, yani Hicaz'a giderse, hacr-ı rızasını yerine getirirse, haccını ifa ederse Rabbimizin emanetini götürmüş olur. Kim o emanetten boynunu eğer duyar, gelenlere dalgı çıplaklara para götürüyorsun. Memlekette hayır yok mu? Hasenat yok mu? Kendi kendine hokayce fetva vermeye çıkar. İslam'ın şartı, evet, İslam'ın şartı, son, salak, hac, zekat, kelime-i şehadet olduğunu düşünmez. Bilmez. Kendi kafasından zekiceli gider. Fetva Senin benim boğazıma manevi ilk takılıp oraya çekiliyor, paramızı döküyoruz oraya elhamdülillah de. Sultan-ı Enbiya Efendimiz Medine-i Kahire'ye geliyor. Elini kaldırıyor İbrahim babam Mekke'ye dua etmiş, için ismi de Medine'ye ye Ya Rabbi diyor Medine'den bakmış kırıyorum Bir gül Sultan-ı Enbiya Efendimiz Namazda bile ayağı kendine şekva eder. Yeter ya Muhammed. Ne yapayım? Ya ayak ne yapayım?
Miraca Allah'ı gelmek, lezzetini aldığım gibi namaz lezzet alıyorum. Ben oldu. Herif şeyhirmiş, herif ezan gülmüş, herifin başında adamları varınız, yetiştiniz siz diyor. İbadete ihtiyaç kalmadı. Allah sizden razı oldu, namazı kılmazdı diyor. Sultanım diye ayağı ortakana kadar namaz kılıyor. Sen ne oldun da kimsin de, ne etsin de milleti namazdan, neneden, Allah'tan korkman mı? Peygamberden utanman mı? Elini yüzünü, elini namusunu, elini alaylarını namaz kılma. Bizim itikalar da onun için söylüyorum. Elini yüklerim diyorum. Oturlüğümüz ve zan kılın namazı. Kabul etmeyeceğim Allah'a der şık. Sen kim o yolda, klan gibi bir farzı terk ettiriyorsun? Ondan sonra lakartıyor, diyor ki hiç gülman Allah sizden razı olsun diyor. Peygamber ayağı patlayana helal etmiyor. Sünnetini tutmadın. Anla gecelerin ihya ederken şişür peygamberimize.
Bir de acil musun, Rabbim bizi gönderdi, alsan da şu altınlardan. İstemiyorum, istemiyorum, illetini istiyorum. Amerika muskisi, ana Amerika muskisi en yüksek alimi, bu sözde mucize var diyor. Hangi yerde konuşturuysa bunu, yerde konuştuysa onun etrafındaki dağlar alsın diyor. Geliyor Faysalla, Faysalla an yaşıyor, o dağları çalıştırıyor. Şimdi gürül gürül altı yıl çıkıyor dağlardan. Peygamberimizin mucizesi olarak. Yani kafirler inanıyor. Sen inanmaz mısın? Peygamberimize denemeler boyun büktü. Develer, birisi geliyor, devem diyor itaat etmedi ya Resulallah, ne diyor? Su çekmek da suyu çıkarmıyor. Dur ben varayım da o deveye bir ümit vereyim diyor peygamberimiz. Bütün mahluk peygamberimizle konuşurdu, konuşurdu.
Sahabe ile giriyorlar, bahçenin orada kendi kendini levebeyken kene olur ya, kendi kendine bakıyor, nasıl olsun tane Enbiya efendimizin gölgesi yere düşmeyen efendimizin gölgesi yere düşmeyen efendimizin Veysel Karaman Kimse bilemez, peygamberimizi küsallah sevemez diyor kitaplar. Yerler rütler kağıt olsa, bütün sular leke olsa, bütün amaçtan kalem olsa, insan, cin, melek kahtı olsa, peygamber borumuzun vasfını yaramazlar diyor kitaplar. Kim senin peygamberinde yazacak. O alemin ile rahmet için gelen Muhammed o. Allah bizi alıyla Muhammed'i bizden. Nasıl yüzünü görünce diye, kopuşmaya başladı. Ya Rasulallah, size bu hakaret edecek gibi geliyor diye ve geri çekilin. Yok yok dedi. Bana hiçbir mahluk, hakaret etmez insandan başka dedi. Geldi deve, diz çöktü deve, peygamberimizin ayaklarına yüz sürmeye başladı.
Ayin işini görmüyorsun senin babasını eğip doyuruyor da, boğazına iyi bakmıyor Ya Rasulallah. Bana da küfür söylüyor Ya Rasulallah dedim. Görmem beni şimdi bunun. O adam başladı şehadet getirmeye, eşhedü enla ilahe illallah ve eşhedü enne Muhamamna'dan attığı Rasulü. Doğru söylüyor ya Rasulallah dedi. Cidden gelenin kalbi görmüyordun ve ona da günah söylüyordun diyor. Allah bizi peygamberimizden ayırma ya Rabbi. Geldiler ki başındaki sahabeler müsaadeiyetle ya Rasulallah sana secde edecek mi? Secde Allah'tan gayrı yere secde iznmez. Allah'tan gayrı secde edinseydi, kavumlarını kocalarına secde ettirirdim. Bu kadar haklılar dedi. Ayağa kalktı dedi ki ya Resulallah, ben bu Ah kocam heyecanlanmasam, ah kocanı heyecanlandırmasalar. Ah kocam evkeli konuşmasan, ah kocam evkeli konuşturmasalar. Ah kocam bağırmasan, ah kocanı bağırıp durmasalar. Böyle dediğimden ne olduğunu anlıyorsunuz.
Peygamberimize verdiler deveyi, peygamberimizin hizmetindeydi, Peygamberimiz ahhuta ithal ettikten sonra kafasını peygamberimizin. Allah sefaletına nail ki Rabbi peygamber. Meydan gittik buralara onu bilmiyorum ki, biz emanetten konuşuyorduk. Yine sözlerime görüyorum. Demek ki hak etmek istemeyen, o sevgini Muhammed'in korkusunu duymak istemeyen, o Allah'ın beytini görmek istemeyen, Değil. Açıl bir aşkla. İnkar eden küfyaları. Beşincisi, sıdkı hadis doğru söz söylemek emanettir. Doğru konuşmak emanettir. Peygamberimizin hadisi şu, kim doğru sözle sükutelerce konuşamazsa, ahraç şeytan diyor Peygamberimiz. Doğru gelince konuşamazsa, diri fetetlemeye başlar da, elim elif hellim demeye başlarsa, şahit diken bir zalim seni şahit gösterir. Titremeye başlarsın, doğru söyle. Doğru söylemezsen ahmak şeytansın. Peygamberimizin hadisi, sen de aşağı insan doğru söyleyemem.
Kürsüde neye söylüyorum ya? Sahte kürsüde vücut morfinleşmiş. Kayseri genlici hoca diyor ki, vallahi vallahi vallahi diyorum, ağzıma damacan çabuk yine doğru koruştururum. Bilmiyorum çünkü. Bu ara vücut laf dilleşmiş. Doğru söylemeyip de ne söyleyecek? Demek ki sıdrı hadis doğru sözle emanettir. Böyle kısa kısa gireceğiz. Eğer söyleyenlerinden çok bahsettik. Altıncısı, azayı değil, borcunu vermek de emaneti ilahiyedendir. Kim borcunu vermezse eli omuzlarına ban ne olacak? Ayakları geçirilecek, topluluk olacak. Boşlu bir baban, borçlu bir annen, borçlu ne amcanlarsa, aman borcunu ver bana neme lazım deme. Ocağızı orada bağlı diyor, orta bir Peygamberimizin hadisi bu. Borcuda verilecek, borcumu vereceksin, vermezsen sürüm sürüm sürüneceksin. Fakir değil kime değil? Ya sahnedeler, sizin o indiniz de fakir kim? Ya Resulallah, bizim yanımızda fakir, evvel zengin idi.
Sonra iflas etti, hiç malı kalmadı, müflistir fakir o. Benim indim de fakir o değil diyor peygamber Onun çünkü imanı var, İslam'ı var, yine etrafında bakanı var. Fakir değil ben Allah'ın huzuruna birçok sevaplarla geldi de anlı yenmeyene kadar secde eder, oruç tutar, üç ayları tutar, ibadet eder, lafız dinler, hak eder. Birçok sevabı da gelir lakin elin hukukunu yemiş, hukuk sahipleri yakasını tutar huzurunda. Kırk parasına yedi yüz et, cömertle kılınmış, kabul olmuş namaz verili verili verili. Her sevabı kalmaz da cehenneme girer. İşte buna yerinden fakir değildir Peygamberimiz. Fakir bu, zenginlerin tek sevabı kalmaz. Nasıl ellerin parasını yuttun öyle. Nasıl ellerin sınırını sürdüm öyle. Nasıl rüşveti yuttun öyle. Nasıl milleti aldattın öyle. Nasıl getirip Kuran hayvanı iyi diye sattın öyle? Nasıl çalkanmadık, kendisi çıkmamış çıkmamış buğdayı kim diye sattın öyle?
Nefisi kurt kuş olup vücudunu yiyecek tabii de. Allah bizi istikametten ayırma Yarabbim. Daha, daha. Onuncusu, şimdi altıncısı, tabii, yedincisi, ifa-ı Okumaya mahkum yok. Gelin ceresi, cehennemin gayya kuyusu, o kimseye mahsus gidiyor Allah'ımız. Silesini, terazusunu, örçeğini, lekülesini dürüst kullanmak. Kim, kim, elimdeki nefileyi çeke çeke yiyip üf bırakırsa, diyor. Hali gargara'da geçen de söylemiştim. Lakin çok bollü din kardeşlerimiz geldi bugün. Şimdi La ilahe illallah, Muhammedurrasilla diyorlar hastaya. Çavuşman gelişmiyorlar diyor. Çalışman, dirilmiyorlar. Delille değil konuşmak gibi olur. Nehir konuşuyorsun ya, bu delilimizi dirilmiyorlar. Lolgan gibi. Ben bakkalınım terazinin gözünde sabun, şeker, pirinç vesaire verdikle bir yaz gezme silmeli misin? Onların anıldığı kadar hak zayi edemezsin de. Terazinin diri diri tuttu, yemin din yere sizin de yüzü diyor.
Yalnız teraziyi gerçek gözüne gelmesin, senin kendi hakaretlarınla gelsin gözüne. Burayı da geçeceğim, çünkü vaktim yok. Burayı da geçelim, Allah'ımızın emanetleri ayet okuyup devam edelim. Faraiz farzları eda ve Allah'ımızın emaneti. Farzı yerine getirmezsen Allah'ın emanetine hıyanetli gitmiş olun. İnkar ederken küfre bakın. Terk edersen bir adam öldürmüştü bir günah-ı kebayı ona. Aman ha farzlara tokanma. Dokunma zerre kadar dokunma. Beni alman uyuyakışın varlandı. Şu kitaplar bize bu hileyi yapanlar cehenneme düşeceğini açık gösterdiğinden, bağırdığım, çılgındığım, boğazlarımı yıktığım Allah duası için. Satı ile elimizden nedamet ediyoruz. Bir daha dışarıya çıkmayalım. Ellerin gözüne bakmayalım. Ellerin gözüne bak, sati baktırmıyor Rabbim elhamdülillah ya. İçeriye bir kanı akdut etmiş elhamdülillah. Sekizincisi farz. Dokuzuncusu, hoddur, dindir.
Dinin hoddunu, din hoddunu muhafaza etmek. Anlayamadım. Kuran-ı Kerim bu hadisi şerife sahibi olmak muhafaza etmek. Yine anlayamadım. Sana bir misalla anlayacağım. Şeyban-i Rail Hazretleri var. Rail edelim ile emin olanlar bilir, çobana birdir. Çoban, koyun çobanı. Daha koyun mu bitmeye gider, size misal vereyim. Daha da canıma oldu mu böyle bir dar, bir de bol, iki cızık Cızık cızar, geri gömmasını pınar. Vardı ki birinci cızıktan çıktıysa ikinciden çıkmamış. İkinciden çıktıysa boğazı muskalı deli koyun amca. Deliler ikinci cüzu da çıkmış, kurtuluş parçalaya vermiş. Bu o çoban değil. Hazreti Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem, Halid-ı Zülcelal hazretları, Kuran-ı Kerim'le bir faz cızığı, bir vacip cızığı cızdı senin etrafına. Bir vücut cızdı. Bunu dışarıya çıkma. Şeytan nefis seni parçalar, imansız öldürür denir. Burayı çıkma. Peygamberimiz korktu şimdi.
Diyelim ki belki buradan çıkar. Allah'ın vahtiyle Peygamberimiz de bir sünnet cızdığı kızdı. Ondandan belki ümmetim buradan çıkarsa fazla olsun çıkmaz da kurtulur diye, bir de o cızdı. Bir de Sıddd-ı Ezhel'la Hazreti Ali Efendimiz şimdi tasavvuf dedikleri, tasavvuf dedikleri, cizzını cizdı, şimdiki lisanda tayyi kalk diyorlar var ya, asil ismi tasavvuftur onun. Onlar da ondan daha bir cızık cızdı, aman buradan çıkarsa sünnetten olsun kalsın. Sünnetten çıkarsa fazla olsun garseydi, onlar daha büyük dar cızık cızdı. Onlar Onunla vardı ki çıkmış, uhk muş ta çalayım. Sen de sadelerin cüzünle atlanırsa, Halrakı Muhammed'in cüzünle olsun sahip ol. Onun cızığını sünnet cıziliğine geçiyorsan, Kuran-ı Kerim olsun, eşyayı atlama. Orayı atlayacağız olursan, nefs ile şeytan kafirler seni parçalar da ezedi cehennemli girer. Nasıl anlaşıldı hocam, Allah razı olsun. Hep böyle anlatmama.
Lakin vaktim yok ki misal vermeye hiç. Hiç yok. Daha efendim, evahi ve nevahidir onuncusu da Allah'ın emirleriyle emretmek, nehyettiklerinden milleti korumak Allah'ın emanetidir bu. Demek herkesi kötülükten melhetmek, yani bir insanın kötülüğünü görürseniz dilinizle elif verin, melh edin. Dilinizle olmuyorsa, elinizle delil oradan kurtarın onu. Hadis-i şerif bu. Elinizle kadir deyin, dilinizle kadir gelirseniz ona kalben buğz edin, küsüm de bana niye küstü ben doğru yola geleyim desin. Kalben de buğz etmezseniz, hardal demesi kadar imanınız kalmaz buyuruyor Peygamberimiz. Demek oyun cezasını bizde mi çekiyoruz? Sende çekiyorsun ya. Bağlıyor seni, bağlıyorlar seni düğün yaptırmaya az ettirir miydin? Şöyle de düğün yaparsan ha, ortama saz çaldırtla kadın erkek karşı karşıya oynatmak, ruslar mı geldi sana? Ruslar mı geldi sana? İki ses sahibine Allah lanet etsin buyuruyor Peygamberimiz.
Birisi, birisi ölüsüne yüz vuran, sarça olan, yakar insan açıktan anlayana Allah lanet etsin. Birisi de eyyam şururda, gündüz günlerinde, davul çaldıran, zurna çaldıran, fal çaldıran lanet olsun diyor Peygamberimiz. Bunlar diyor kafirlerden geldi. Doğru söylemeliyim mi şimdi? Bir yürü bükmek mi istiyorum? Yükemiyorum, ne yapayım? Yükemiyorum. Sen gidişatını büktün kardeşim. Vazgeç Allah'ı Muhammed'i seversen. O kadın ve erkeğe, bakanlar ve bakliyatlara lanet olsun diyor Peygamberimiz. Nasıl ırzını gelin, erkenle kucaklaştır gibi oyna diyor. Nasıl uzvunun Nausu mu iki köydeki cinlerde ortaya sazcık oyununda kadın oynadın. Caiz mi bunlar? Böyle baktıranlara lanet olsun buyuruyor Peygamberimiz. Nasıl ırzını gelin erken bile kucaklaştırıp oyna diyorsun. Nasıl ırzının nabusunu iki köydeki düğünlerde ortaya sazcık oynuyorum da kadın oyna diyorsun. Cahil mi bunlar? Var mı hocam burada?
Ben bilmiyorum. Bizim memleketlere ucu geldi de, bir yere bir iki yollar düğün ediyorlardı, onu ucuz söylüyorum. Orada bayram günü olunca, yektek bir yanda, kadın bir yanda oylarıyorlardı, ona ucuz diyorum. Sende de varsa üstüne alın ve an varsa sızlasın varsın. Sekizincisini geçmişsin, dokuzuncusunu geçmişsin, onuncusunu geçmişsin.
Kaynak: Genel
Cuma Günlerinde Salavat-ı Şerife ve Nefis… | Mihmandar