Merhabalar sevgili dostlarımız. İhsan Mektebi program mısın? Bugün yeni bir bölümünde sizlerle birlikteyiz tekrar. Musahabe serimizin üçüncü cildinde yer alan cihat konulu sohbetle kaldığımız yerden devam ediyoruz. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem zamanında Ebu Talha düşmanla cenk etmek için nafile oruç tutmazdı. Nebi sallallahu aleyhi ve sellemin irtihali üzerine Ramazan Bayramı günü ile Kurban Bayramı günü hariç olduğu halde daima oruç tuttuğunu Enes radıyallahu anh söylemiştir. Ebu Talha Hazreti Enes'in üvey babasıdır. Enes'in babası Malik küfürle öldükten sonra Enes'in annesi Ebu Talha ile evlenmiştir. Ebu Talha harp kahramanlarının en güzide bir simasıydı. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem Ebu Talha'nın gaza meydanında bir haykırması yüz dilaverin harbinden hayırlıdır, derdi. Harp meydanında ibraz ettiği şehamete dair pek çok menkıbeler rivayet edilmiştir.
Harp ve cidale son derece haris olan Ebu Talha düşmana karşı kuvvetli bulunmak için oruç tutmazdı ve bu hususta Resulullah'ın oruç yiyerek düşmanlarınıza karşı kuvvetleriniz emrine itimat ederdi. Bu hadisi şerif cihadın nafile ibadetlerden efdal olduğuna delalet eder. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimizin irtihalinden sonra kırk sene Şam'da yaşamıştır. Zeyd Bin Sabit radıyallahu anh'dan şöyle rivayet edilmiştir. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem bana Müminlerden evlerinde oturanlarla Allah yolunda cihad edenler beraber olmaz ayetini yazdırmak istedi de tam bana yazdırdığı sırada İbn-i Ümmi Mektubun çıkageldi ve ya Resulallah cihada gücüm yetseydi ben de muhakkak gider düşmanlarla harp ederdim dedi. İbn-i Ümmi Mektum ama idi. Bunun üzerine Allah Tebareke ve Teala Hazretleri peygamber sallallahu aleyhi ve selleme vahiy gönderdi.
Bu sırada onun uyluğu benim uyluğum üzerinde bulunuyordu. Vahyin peygamber üzerindeki ağırlığı bana o kadar ağır bastı ki sonunda dizimin ufalıp dağılmasından korktum. Sonra Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den vahyin izleri sıyrıldı da Allah Azze ve Celle Gayru ulidtarari zarar sahipleri başka diye bir istisna gönderdi ve Hak Teala şöyle buyurdu. Müminlerden körlük, topallık, hastalık gibi özürlü olmayarak evlerinde oturanlarla Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihat edenler beraber olamazlar. Çünkü Allah mallarıyla, canlarıyla cihat edenleri derece cihetiyle oturanların üzerine geçirmiştir. Gerçi Allah her ikisine de güzel sevap cennet vaat etmiştir. Bununla beraber Allah cihat edenlere pek büyük ecir vererek oturanların üzerine geçirmiştir. Bu da Allah tarafından cennet ve verilen derecelerdir, yüce mağfirettir, geniş rahmettir. Çünkü Allah Gafur'dur, Rahim'dir.
CihaAD'da Kadınlar. Muaviye kızı Rübeyyi radiyallahu anha'dan şöyle dediği rivayet edilmiştir. Biz kadınlar Nebi sallallahu aleyhi ve sellemle beraber gazada bulunurduk. Mücahitlere su verir ve onlara hizmet ederdik. Yaralıları ve şehitleri Medine'ye naklederdik. Şehitleri ikişer üçer bineklere yükledikten sonra Müslüman kadınlar onları defnedilecekleri kabrin yanına kadar getirir bırakırlardı. İçlerinde Ümmi Atıye, Nesibe gibi kadınlar da o muhitte ve o zamana göre cerrahi ve tedavi usulüne vakıf olup yaralılara hizmet ederlerdi. Enes Bin Malik der ki Uhud Harbi'nde halk inhizama uğrayıp dağıldığı bir zamandaki Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemin yanında yalnız on iki kişi sebat etmişti.