Cihadın Manevi Yönü ve Ruhani Mücadele | Mihmandar
Mihmandar ses arşivi
Cihadın Manevi Yönü ve Ruhani Mücadele
Cihadın Manevi Yönü ve Ruhani Mücadele kaydında Cuma sohbeti. Ali Ramazan Dinç Hoca efendim. Cihadın lügat manası Allah yolunda cihad etti, bütün varlığını da ortaya koydu. Nefsini bu yolda feda kıldı Cihad Din ve vatan uğruna dininin yücelmesi Vatanının ırzının namusunun başta kutsi değerlerinin korunması için yapılan mücadeledir. Kuran-ı Azimüşşan'da Mevla-yı Zülcelalimiz Cihad eden…
Cuma sohbeti. Ali Ramazan Dinç Hoca efendim. Cihadın lügat manası Allah yolunda cihad etti, bütün varlığını da ortaya koydu. Nefsini bu yolda feda kıldı Cihad Din ve vatan uğruna dininin yücelmesi Vatanının ırzının namusunun başta kutsi değerlerinin korunması için yapılan mücadeledir. Kuran-ı Azimüşşan'da Mevla-yı Zülcelalimiz Cihad eden Allah yanında Celle Celalü kıymetini İfadesini Onun yanındaki derecesini ifade etmiş olur Bir kıymet arz eder Cihat Onun Rabbimiz katında değerini ortaya kur ancak insanın kendisini Rabbi katında ispatlaması cihatladır İmam Ali Radıyallahu Anh Efendimiz buyuruyorlar El cihet Allah'ın yolunda cihat İslam'ın en doruk noktasıdır.
El cihat, El cietü fi sebilillah, Allah yolunda cihat, hüve zirvetül İslam, İslam'ın en yüksek noktasıdır Demek ki cihad olmadan diğer taatler de olmaz diğer taatlerin ismi de cihattır zaten Bu ileride geleceği için şimdi söylemiyorum. Nedir Mücahede Sıdkul iftikar Allah'a karşı yok olduğunun Onun azameti karşısında hiç oluşunun ifadesidir Derlemiş toparlamış En güzel şekilde manayı vermiş Sıdkul-iftikar Allah'ımız katında katında Ona karşı yokluğunu ifade etmektir Kişinin Artık malından mülkünden canından ailesinden yurdundan her şeyinden vazgeçip Rabbi Zülcelaline kavuşmasıdır Neymiş mücahede mücahede Her türlü Nefsani Dünyevi Artık Bütün arzu ve isteklerden Kurtulup maddi ve İtizalühü bir Rabbi Rabbi Zülcelaline erişmektir.
Burada malını mülkünü terk etmek derken malını Allah yolunda evladını dininin uğrunda hizmet dininin yücelmesi için ve bütün değerlerini Rabbimizin emrettiği şekilde kullanmaktır başka bir manası yok bunun yoksa olduğu gibi terk değil O değerlerde nefsaniyeti terk etmek Rabbimizin arzusunu iradesini öne çıkartmaktır. Onun geçerliliğidir. Rabbimizin emrinin geçerliliğidir. El-Mücahede'de bu tabiri de hem ulema-i kiramımız hem de suleha çokça kullanmış. Bu tabire çok denk gelirsiniz. Ebu Osman El Hayri Gatta Sallallahü Sırrı Hazretleri buyuruyor.
Ve çok gördüm bu tabiri herhalde önemine binaen çok kıymetli olduğu için mana çok güzel Keşke bunu yaşayabilsek Çocuğun sütten kesilmesi demektir Bakınız mücahedeyi öyle güzel tabir etmiş ki Kafalarda gönüllerde kalır hiç unutamayacağımız bir tabir Şehvet dediğiniz zaman şu bildiğimiz kadına karşı duyulan ilgi değil sadece Bu mesela Yemeği çok arzu ile yiyoruz Allah'ımızın verdiğinin düşüncesinin dışında ne kadar tatlı olmuş deyip bir yemek var bir de Rabbimizin nimeti diyerek yemek var Bir suyu daha içerken aynen o şekilde Birbirimizle konuşurken de nefsani hayvani duygulara dalmadan öğüt ve nasihat için birbirimizle bir araya gelip Hayrı göstermek Hakkı göstermek iyilikle emretmek, kötülüklerden kaçındırmak, Allah'ın yolunda sarf etmek bu düşünceler içerisinde olmaktır. Bu düşüncenin düşüncesi dışında olandan tamamen vazgeçmek.
Cihadın Manevi Yönü ve Ruhani Mücadele ne anlatıyor?
Cihadın Manevi Yönü ve Ruhani Mücadele kaydında Cuma sohbeti. Ali Ramazan Dinç Hoca efendim. Cihadın lügat manası Allah yolunda cihad etti, bütün varlığını da ortaya koydu. Nefsini bu yolda feda kıldı Cihad Din ve vatan uğruna dininin yücelmesi Vatanının ırzının namusunun başta kutsi değerlerinin korunması için yapılan mücadeledir. Kuran-ı Azimüşşan'da Mevla-yı Zülcelalimiz Cihad eden…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 18 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Bakışımızda da şehvete gitmemek bakışımızda hasetle bakmamak mesela sadece gözümüzü maddi yönüyle sınırlandırmamak baktığımız eşyada onu yaratanı görebilmek, müessiri görebilmek. Kulağımızda duyduğumuzda hak kelamları duymak, ayağımızı attığımızda da öyle, elimizde tuttuğumuzda da öyle, yani şehvet deyince sadece o anlamda düşünmeyelim. Mesela bir baş olma arzusu, bunun için her şeyi yakıp yıkıyor yerine göre. Görüyoruz dünyadaki hadiseleri tarihte müşahede edilmiştir. Kardeş, kardeşi öldürüyor mesela, tarihte misalleri pek çok Daha sonra nedir? Daha sonra diyelim ki dünyevi nimetlere gelişip bunun Allah'ımıza karşı Celle Celalü hesabını vereceğimizi nereden kazanıp nerelere harc ettiğimizin düşünce düşüncesinin dışında hareket etmektir.
Şehevi arzulardan nefsimizi kurtarmaktır Kalplerimizi böyle koyu bir emniyet Mesela ben cennete girmeyeceğim de kim girecek kendimizi kurtulmuş bir şekilde görmek yani bu korkuyu kaybetmek ilahi korkuyu kaybetmek bunu kaybetmemektir Mücahede kalbimizde devamlı rabbımızın korkusunun yer etmesidir ve şüpheli işlerden de kaçınmak, gönül alemimizi halkın düşüncesinden kurtarmak ve rücuu ila rabbis semavati vel ard Semavat ve arzı yaratan Mevla-yı Zülcelal'e dönüştür. Ne kadar güzel söylemiş Hep bunları derken diyoruz böyle okuyup geçiyoruz okuyup geçiyoruz halıkımız yaşamaya bizleri muvaffak kılsın. Hocalarımız kürsüde konuşurken şunu derlerdi, evvela bu fakirin, işte dilini haramlardan, kötüsü söylemelerden kurtarıp ifade ettikleri ile amel etmesini lütuf ve ihsan eyle ya Rabbi diye başlarlardı. Çok güzel ifadeler var onların.
Evvela bu fakirin diye okuduğuyla, bildiği ile amel etmesini ve sonra da duyanların da Hakk'a erişmesini dileyerek başlarlardı, mühim olan bu Mücahede Allah'tan karşı Allah'ın dışında Celle Celalühu her şeyi terk etmektir diye ifade edilmiş. Bu anlamlar pek çok -kısal diyorum- İmamı Küsiri vesair Rahmetullah Alihi mecmain ifadeleri var. Çok güzel Mesela Necmetdini Kübra hazretlerinin de bir sözü var Allah'tan gayrı ne varsa onu tamamen yok edip kendimizi Mevla'ya teslim etmektir. Bu ne ister? Şimdi nasıl olacak bu? Bunu söylüyoruz biz ve sair konuşanları da dinliyoruz. Bu nasıl olacak şimdi? Büyük bir ifade bu. Tamamen nefsi, hayvani duygulardan kurtarıyoruz.
Rabbımızdan gayri bütün düşünceleri atıyoruz mesela cihatta anlatılıyor ya hicret hadisesinde hicretin kötülüklerden korunması gerektiğini, dinimiz için hicret edileceğini öyle kimseler var ki kadın için hicret etmiş öyle kimseler var ki malı için hicret etmiş bunlardan tamamen uzaklaşmanın yolu Tefekkürü mevt Rabıta-ı Şerife ve murakabelerdir Aldığımız evrad ve ezkara riayet edip Ya Musa kendi ayıplarından fari olmadıkça başkalarının ayıpları ile meşgul olma düşüncesini kafamıza gönlümüze yerleştirip Kardeşim ben kusurluyum Ben hatalıyım Ben başta kendimi düzeltemedim Eğer bir diğer kardeşlerimize de yön vermeye çalışıyorsa bu duygularda yön vermek Onların içerisine girdiğimizde tabi zahiren belli etmeden Batinen bu hayırlı kullara acaba mevlam'ın yolunu nasıl göstereceğim?
Ben hizmet edeceğim şimdi ama halim perişan yerine göre onlara mutmain neden de anlatılacak, Raziye makamından da Merziye makamından da yüce sırlardan da anlatılacak Ama bu anda bizim düşüncemiz Ya Rab sana karşı elim boş yüzüm kara benim hiçbir şeyim yok Sen lütfeyle, ihsan eyle diye başlanır. Başka hiç çaremiz yok bizim. İbnü'l Arabi Kaddesallahu Sırri Hazretleri de mücahedeyi tarif ederken Bir kere zahiren bütün güçlüklere katlanarak nasıl kolay mı insanın malını terk etmesi mülkünü terk etmesini işte görüyoruz Halep tamamen boşalmış vaziyette boşalmasını bırakın evleri barkları tamamen helak olmuş şimdi bunlar geliyor mesela bizim memleketimize sığınıyorlar onlara soruyorsunuz işte bayram yaklaşıyor. Keşke bayramı diyor memleketimde yapsam. Akrabalarımla, dostlarımla, arkadaşlarımla beraber yapsam diyor. Ne kadar harap olsa bile memleketini özlüyor.
Düşünün ne kadar zor Eğer dinimizin yüceliğini bilmese insan bu mücadeleye girmez Sadece bir Suriye olarak değil bütün taa Adem Aleyhisselam'dan kıyamete kadar devam edecek olan bu mücadelede bu cihatta sebebi şeytan hayatta olduğu müddetçe bu bitmez bu devam edecek bu devam ettiği sürece nedir Bütün maddi sıkıntılara katlanarak Onları hiç gözümüz önüne getirmeyerek Göz önüne almayarak Malmış mülkmüş çolukmuş çocukmuş hepsini terk edip yürüyebilmek ve muhalefetü'l heva ala külli halaküllihal. Bütün hallerimizde nefsaniyete düşmemek. Bu bir mübarek ayağı ağaçtır.
Şimdi bunu nasıl anlatalım Müşahede bir kutbul azamın bir kutbul aktabın bir kutbu cihanın bir vavsil azamın bir vavsil ula'nın yedilerin, üçlerin, kırkların hali daha aşağıya inemem O bir mübarek ağaçtır cihad Onun meyvesi Müşahedeyi çokça de söyledik her şeyin ab aşikar görülmesi gördüğü her eşyada Rabbimizin yüce kudretini müşahede başka ifadesi yok bunun bu yaşanan bir hal onu yaşayanın imanı durulur onu şöyle bir görmek yeter o gibi insanları geçen şeydeydi Eyüp Camii'ndeydi Ebayıyube El Ensari Hazretlerinin huzurunda bir kardeşimiz Bir diğerlerine de gösterdim zaten Bakın dedim o kadar oturan kimseler var biz de burada bulunuyoruz Ama şu zatın oturuşuna bakın öyle bir oturmuş ki herkes oturuyor orada ama onun oturması başka onun bakışları da yürüyüşünde değişik Nasıl adımlarını farklı mı atıyor?
Hayır Adımlarını atışında ve ibadurrahmanillezine yemşune alel ardi hevnen Tevazu ile yürürler diye buyuruyor. Oturuşunda ne var? Oturuşunda rabbımızın azametini düşünerek bir oturuş var. İşin farkı bu. Besbelli oluyor. Bakın dedim bu kardeşimizin, büyüğümüzün oturuşuna bakın. Herkesten farklı. Yine akşam bu üç sahabenin bulunduğu yeraltı camiinde birileri kıymetli bir zatın eline doğru hoştular Hiç tanımıyorlar Neden?
Müşahede halinde onun için Belki o halde bilmiyor ama onun kokusu rengi tadı her şeyi bunu ifade ediyor bu zoraki olmaz bu yaşayan insanlarda olur hiç unutmam bir düğündü ve kıymetli insanlar oraya toplanıyordu hakikaten değerli kimselerdi her ilden her ilçeden böyle Salih diyebileceğimiz kişiler O arada hep üstadımızı sorduklarını gördüm Bu kim, bu kim, bu kim tanıyanlar da vardı tanımayanlar da vardı Herkes birbirine soruyor Bu kim diyor Hakikaten olur bu Yalnız bu kim diyebilebilen insanda da bir halin olması gerekir tanıyacak Mesela bazı çok kıymetli eşya var takılar var Altın diyelim, gümüş diyelim. Buna benzer pek çok, pek çok taşların içerisinde çok kıymetli olanları var. Zümrüdü de var, yakutu da var. Bunun kıymetini kim bilir? Ancak ehli bilir. Derhaldir bu taşlar içerisinde en seçkindirdir. Çünkü alanı o. Eğer o bezde tarağı varsa bilir yoksa bilmez. Kamil insanları da öyle.
Gönlün nur olan insanlar bilir. O bizde tarağı olanlar bilir yoksa bilemez insan. Bir hadise duymuştum da bunun nasıl olduğunu bilmiyorum ama bir hakikati ifade edişinde hiç şüphe yok. İşte bir tanesi gemiye binmiş. Gemide yolculuğun ücretini istiyorlar herkes veriyor bunun ise cebinde hiçbir şey yokmuş Nasıl olduysa yokmuş demiş ki ben sana bir hat yazı yazayım Bu benim yolculuğumun ücreti olsun böyle söylemiş harfini Emir Sultan'da da bilhassa Ulu Camii'de de görürsünüz Hatta orada Hızır Aleyhisselam da durdu diye de ifade ediyorlar Hızır Aleyhisselam'ın durduğu yerler çok Onlar Şer-i Şerife muvafık olan Ademiyet kokusu gelmeyen, ruhaniyet kokusu gelen yerlerde bulunur onlar. Her yerde olmaz ki. Yazıyor. Bundan ne olacak canım diyor. Geminin hiç önemsiz bir yerine bırakıyor. Artık sen de diyor bu şekilde geçmiş olursun. Geçiyor gidiyor. Sonra nasıl olduysa bir tanesi o yazıyı görüyor.
O sahada eli olan birisi. Bunu diyor bana ver. Ne yapacaksın bunu? Ne var bunda? Bunun öyle bir değeri var ki sen ölçemezsin diyor. Ama kıymetini bilen olursa nasıl ortaya çıkıyor? Yoksa olmaz, yoksa bilinmez. Neydim Okyar diye hatırlıyorum. Bir hat sanatında üstün olan bir kimse. Okumuştum İslam düşüncesi diye bir dergi. Çok eski bu. Bir dergi. Bu dergide bir kamışın hezeyanı diye şiir yazılmış. Bir kamışın hezeyanı diyor. O kamışla malum hat. Bunu bilirsiniz, yazılar yazılıyor. Mesela Hamid Aytaç aranıyor. Onun yetiştirdiği üç tane de Yusuf isminde birisi vardı. Kimseler vardı, çok güzel ama onu yazmak kolay değil. Bazen üzerinden o hatların geçiliyor, bazen bozulanları var. Yoksa çok müstesna o yazılar. Ele geçmez. Ehli bilir.
O kamışı bir tanesi almış, o hat için kullanılan kalem diyelim kamıştan, Böyle elinde ovalamış, ovalamış, kırmış parçalanmış, dökülmüş atmış Yazıyor, ben öyle bir değerliydim ki öyle bir korunuyor, öyle bir muhafaza olunuyordum ki ben kağıdın üzerinde o çizginin, o hattın yazılışındaki sesini bile çok güzel ifade ederler. Yazıyor. Benim kıymetimi diyor, değerimi bilmeyen birisinin eline düştüm de böyle oldu. Eğer bilen bir kimsenin elinde olsaydım benden Ne inciler, Ne mercanlar, Ne güzellikler meydana gelirdi diye kamışın heyecanı, bir hezeyanı diye yazmışlar. Bilinmezse olmaz burada müşahede diyoruz biz. Müşahedeyi kim bilecek? Müşahedeyi ancak ehli olan kimseler bilecektir. İnanın öyle kıymeti bilinmez. Bize Adana'dan Faruk, Karabucak diye birisi geldi. Üstadzımızı gördü. Hacabdullah amcamızla beraber oturuyoruz.
Üstadzımızla konuşup görüştükten sonra dedi ki İnanın dedi bu zatı muhafaza edin. Öyle dedi herkese kapınızı açıp da işte görüşebilirsiniz deyip de böyle ulu orta insanlarla buluşturmayın. Evet bunlar herkese hizmet eder ama bunun sıhhatini koruyun nefes alması bile gider dedi. Sonra Hac Abdullah amcamız ben dedi bundan sonra dikkat edeceğim dedi. Bunu bizim kıymetli hocalarımız var hayatta olduğu için diyemiyorum Öyle derlerdi eğer benim elimde olsa Hacasan Efendi Hazretlerinin kapısında dururum, herkese ulu orta girdirmem ben. Çünkü o bize konuşmasa dahi baktığımız zaman bizim o günümüz başka geçiyor. Onunla konuştuğumuz, görüştüğümüz günler bambaşka oluyor diye. Kayseri'den bir doktor gelirdi bize. O derdi ki böyle üstadımız da biraz yakınlığı da vardı Mustafa Bey diye çok kıymetli bir insan.
Gelir derdi ki bir ay ben burada mübarek müstaazımızı görüp dinledikten sonra akümü dolduruyorum, bu bana bir ay yetiyor derdi. Yani bu gibi insanları ancak sahasında ehil olan kişiler bilecektir. Bu Bandırma'da Ali Efendi Rahmetullah Ali bizim memleketimizden olan birisine diyor ki bunu çokça anlatırlar. O zatı Rabbimize giden binlerce kapı var, her kapının arkasında efendi hazretleri görünür ama o değildir. En son kapıdakidir. Zannetmem ki nasıl ifade edeyim, tabii takdir ederler, onu tanısınlar demiş, gene söylüyorum, söylediği sözü bile ifade edemiyorum çünkü kardeşlerimizi çok seviyorum, hepsine saygı duyduğum için. Onu anlayan kimse yoktur demiş. Ancak üç beş kişi, bu Kayseri'de Talas'ta hafız denen bir kimse vardı. Mürşid-i Kamilimiz daha çok genç Kayseri uleması ve hulefası içerisinde konuşuyor.
Esad Erbiliği hazretlerinin başına gelen hadiselerden anlatıyor vesair manevi ruhani hallerden bahsediyor. Konuşurken konuşurken öyle bir hal meydana geliyor ki hulefadan bir kısmı tahammül edemeyip dışarı çıkıyorlar. Duvarları çiziyorlar. Allah'ım bu feyiz nedir? Bu aşk, bu muhabbet nedir deyip kendilerinden geçiyorlar. Üstad-ı Alimizi bir ara böyle bir tasarruf altına alan olmuş. Bu tasarruf böyle suyun üzerinde bir saman çöpü gibi. Şöyle etrafına bakıyor, öyle bir kimse yok, kendisini itki altına alacak. Meğer perdenin arkasında odanın bir yarısına perde çekilmiş. Orada Hacı Fatma annemiz Medine'de İrtihal eden Hacı Ahmet Atasayar'ın Rahmetullah Ali anneleri oturuyor. O da Esad Erbili Hazretlerinin çok seçkin bir evladı.
Hilafet verirken itham müdür Abdullah Efendi hazretlerine, kocasına, ondan sonra Hacı Fatma annemize veriyor icazet diyor kimsenin icazetin hocandan altmış derece üstündür söyleme belki bir sıkıntı açılabilir. Hakikaten zuhur etmiş Hacı Fatma annemiz gözyaşları ile cevap verirmiş hiç sen şunu şey yaptın bunu ettin deme sükut eder onlar Duyardım Hacı Hasan Efendi sükut etmese derlerdi Bir gün vaaz nasihat ediyorlar böyle biraz gayretli konuştular dedi ki bu gayretli konuşmam atıp tutmam belalarını bulmasınlar diye sükut etsem belalarını bulurlar Ne kadar şefkat, ne kadar merhamet içerisinde Sükut eder gözyaşları ile cevap verirmiş. O annemiz perdenin arkasında O da dermiş ki aşık oğlum! Aşık oğlum! Hayran kalmışlar onun o durumuna o haline Üstazı alimizin çok genç bir yaşlı Onlar içerisinde Talaslı hafız dediğim kimse şimdiki gibi değil sandalyeler ağaçtan onda bir cezbe vardı zaten.
Hunat Camii'nde görüyordum Kuran-ı Kerim okunurken Hu hu diye coşuyordu beni. Ilahi aşkla dolmuş Hatta bu kimse memleketimize geldiğinde gülenler olmuş Hu diye ayağa kalkınca dedi ki bu zatın hali beni ayağa kaldırıyor Hacı Hasan Efendi'nin haydi siz de konuşun beni ayağa kaldırın dedi. Bu kimse o mecliste Kayseri'de üstadımız konuşurken Allah deyip Celle Celalühü yukarıya doğru bir gidiyor tekrar sandalyenin üstüne düşünce sandalye arpa gibi dağılıyor Buna sorarmış Sami Efendimiz hazretleri Hasan efendi nasıl diye Herkese sormazmış Demek ki o yönde eli olan O alana girebilen kimseye soruyor. Bir de ismini vermeyeceğim belki yaşıyor. Bu Batı tarafından bir zat Hasan Efendi ile görüşüyor musunuz deyince Efendim çok arzu ediyorum ama nasip olmadı. Ankara'ya geliyor bakıyor ki Vaizlerden neden tanıdığı kimseler var. Böyle bir arabaya biniyor. Nedir bu?
İşte Gölbaşı'nda Hasan Efendi Hazretleri geldi ziyaret edeceğiz deyince zaten arzu ediyor bir cezbelenmiş Allah diye bağırmış Emin olun bu ağır kaçmasın görüştükten sonra eli şuraya mı değdi buraya mı değdi diye tekabül etmeye başlamış. Bizim anlattığımız bu hususlar başta nefsime söylüyorum şimdi o bir ağaçtır onun meyvesi müşahede halidir Cenabı Hak basiretler lütf etsin Anlayışlar lütf etsin Şu mübarek günlere geliyoruz Zilhicce'deyiz Çok kıymetli bir aydayız Hac ayı, kurban ayı, Arafat'a çıkıldığı zaman, kişinin nefsini tanıyacağı bir zaman, Rabbimizi bulacağı bir zaman. Ondan kendi ayıplarımızla meşgul olacağız. Mesela diyelim ki ben kendi ayıplarımla meşgul olmadım da bir başkasının ayıplarıyla. Bu ne demek? Bu ayağımın altına ben çukur kazmam demek. Ne kadar bir başkasının aleyhinde konuşursam ayağımın altına çukuru o kadar fazla kazıyorum demek.
Öyle kazarım ki eğer çok konuşacak olursam Allah korusun onun derinliğine ne halatlar yetişir ne de bir başka alet yetişmez. Bir günde Rabbimiz kimsemizi düşürmesin. Kimsemizi düşürmesin. Nedir efendim cihad? O gönlün Cenabı Hakk'a kavuşmasına erişmesine rızasını bulmasına vesile olan bambaşka bir ilahi nimettir. Nedir şerri yok etmek için diyelim ki emri ilahiye muhalefet var bunu def etmek için Yanlış itikatta düşünceleri def etmek için İbadet ve taatteki sapıklıkları yok etmek için bunu bizzat günümüzde olan hataları ifade ederek söylüyorum Resulullah'ın çünkü sünnet-i seniyyesine karşı da bir yanlışlıklar var O diyor Resulullah'ın kendisine aitti Efendimizden haktan başka bir şey zuhur etmez. Biz onu mutlak uygulamak mecburiyetindeyiz. Bunun için söylüyorum. Bu da ayrı bir konu. Bunu çokça da işlediğimizi zannediyorum.
İtikadi de, ibadi de, ahlaki de muamele olarak tamamen bunları atmak Kardeşim ya sen hangi yoldasın Sen sıddık-ı Azam-ı alev annemizin onlara emanet eden yolu takip eden bir kimsesin Ne bu sendeki hal? Nedir yani sen? Neden böylesin sana baktığımız zaman biz nur-u ilahiyi görmeliyiz deyip bütün cihadımızı gayretimizi çabamızı göstereceğiz Birbirimize yardımcı olacağız. Bu şefkattir. Bu merhamettir. Yolunu bulacağız. Çok tatlı kelamlarla çünkü firavun ne bile Cenabı Hak Musa Aleyhisselam ile Harun Aleyhisselamı gönderirken yumuşak söyleyin buyuruyor. Asmış çünkü yumuşak söyleyin. Yalnız burada bir hakikat daha var Beni hatırlamayı da unutmayın. Musa Aleyhisselam endişe ediyor, korkuyor da belasından korkuyor, şerrinden korkuyor. Beni zikretmeyi unutmayın. Muvaffakıyetimiz bizim Mevla-yı Zülcelal'imizi zikir olacaktır, ona anışımız olacaktır.
Onu andıktan sonra hiçbir sıkıntının geleceğini düşünmeyin. Yeter ki Mevla ile münasebetimiz iyi olsun. Ama efendim şöyle oluyor Onların hiç değeri yok. Bu size müşahedeyi ifade ettim ya onlar müşahede bu hali bulduktan sonra Gerisine bakıp yolundan alıkoymaz kendisini Devamlı Mevla-yı Zülcelal'i bulmaya çalışır ve ağlar sızlar neden geri kalmışım? Neden zamanımı ben israf etmişim de Mevla ile olmamışım ne olmuş bana der? Bunu diyenler müşahede halinde olan kimseler çok yüksek değerde olan velayet makamında olan kişiler velayetin kendi arasında öyle dereceleri var ki mesela velayette birinci sır Burhan'dır Kimimiz bunu biliyor? Burhandır. Burhan ne? Bunu araştırıp bulacağız. Burhan demek Rabbimizin kudretini gösteren delillerdir. Diyelim ki dinimize bir hücum var, malımıza bir hücum var, neslimize bir hücum var, aklımıza bir hücum var, kutsi ve ulvi değerlere ne var?
Bir hücum var Bu hücumun önlenmesi için bütün gayretimizi göstermek ve isticile bül hayr ve Hayrın elde edilmesi için gayret ve çaba göstermektir El-Mücahede Bunun iki tane kısmı var İki kısımda mütalaa edilir Kafirlerle ve müşriklerle cihad etmektir İkincisi müceahedeü'l batıl şimdi aynı manaya gelmedim müceahedeü'l batıl mümessilen bil ehve I ve şehevat Bu da nefsani arzu ve isteklerle cihad etmektir. Biz bunu şu şekilde izah ederiz yalnız rivayetler değişik Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem Tebük Seferdir diye geçer burada Uhud demiş Yok Uhud değil bu Dinimiz için yapılan bir mücadele bir cihattan sonra Efendimizin söylediği söz Biz küçük cihattan büyük cihada dönüyoruz Bu dediğiniz büyük cihad nedir?
Nefsimizle yapılan cihattır buyurmuştur Nefisle yapılan cihad şimdi kafirlerle yapılan cihad belki on sene, yirmi sene, otuz senede bir ama nefsimizle her an cihad içerisindeyiz Bundan dolayı ifade edilmiştir Sebeplerinden biri budur Cihadın bazı Kısmlarına geçelim ve hülasa da edecek olursak Kim usule riayet edecek olursa Esaslara riayet edecek olursa bu hakka da vasıl olur istediği yere de istenilen yere de gelir Eğer usulü terk edecek olursa vusulden de mahrum olur demişlerdir. Bunu Sami Ramazanoğlu Kafi Ramazanoğlu üstadımız görevlilerinden birine söylüyor, buyuruyorlar ki usule riayet ediliyor mu? İhvan'ın beyinleri nasıl? Nasıl? Yani kardeşlerimizin araları nasıl? Birbirlerine sevgileri, saygıları dedikodu mu ediyor yoksa tavsiyelerde mi bulunuyorlar? Hasetle mi bakıyorlar? Yoksa siyanetle, ibretle, şefkatle, merhametle mi bak Nasıl?
Birbirlerine zulüm içerisinde mi yoksa şefkat, merhamet ve rıfk içerisinde midirler bunu soruyorlar Bir de usule riayet ediliyor mu? Usul deyince her şeyin bir esası vardır. Mübarek yolun mesela birçok esasları vardır. Bunu Behçet-ü Seniyye'de çok güzel görürsünüz, okuruz. Efendim Nefsiyle cihad eden aşıklar ve sadıklardan da bahsetmemiz gerekir derseniz Mesela onlardan bir tanesi yakın bir beldemizde soruyorlar diyorlar ki sen nasıl bu hale geldin Seni biniyoruz bir gün evvel halin çok bozuktu şimdi ise bambaşka bir güzelliğe nail oldun Ben diyor, düşünüyorum insanların arasına karıştığım zaman bana kötü sözler söyletiyorlar Fikrim, kafam, gönlüm her şeyim karışıyor Ben de halvet yalnız yerleri seçtim Hayırlı eserlerden okuyorum.
Cemaat içerisinde en seçkinlerinden böyle düşündüğü zaman Allah'ımızın azametini düşünen konuştuğu zaman onun kemalinden konuşan kimselerle diyor oturup kalkıyorum. Böyle kendimi kurtardım yoksa ben diyor kurtulmam mümkün değildir. Mücahede hususunda Eğer yiyecekseniz acıkmadan yemeyin. İlla bunu günümüzdeki tıp böyle diyor diye mi yapacağız? Bizim dinimizde esas olanlardan bir husustur bu. Acıkmadan yememek birçok rahatsızlıkların sebebi nedir yediklerimizi harcayamamaktır bunun için yürüyüşler egzersizler bilmem filanlar sporlar her gün ayağımızın altında ölçü maliyeti. Kilom kaç. İşte dün kaçtı, şimdi kaç. Hep bunu ölçüyoruz.
Bir de gönlümüzde Allah'ımızın sevgisine kadar, resulünün sevgisine kadar, yolunda gayretimiz ne derece bu bunu da ölçersek çok güzel olur bunu da ölçersiniz Allah'ın izniyle bize de güzel tavsiyelerde bulunursunuz Acıkmadan yememektir Evradıyla meşgul, ezkarı ile meşgul, bunlarla hayırlı işlerle meşgul ama yorulmuş, o zaman yatırılır.
Yoksa üstadımızın dediği gibi kitap okusan uyur gözleri Gıybet söylesen ne bileyim güler yüzleri buyurmuş Gıybet söylesen güler yüzleri Kitap okusan uyur gözleri Nasrettin Hocamıza gelmişler de hocam çocuk bir türlü uyuyamıyor, uyutamıyoruz biz de rahatsız oluyoruz eline kitap verin buyurun Hayırlı işlerle meşgul olurken ne olurken ne olur uyku galebe çalar ve biz günümüzde güzel geçirirsek o ana kadar iyi geçir hep hayırlı işlerle gece de öyle oluruz Ancak zaruret miktarı git ya onun bunun sözünü bana ettirmeye sen ölmeyeceksen git eğer ölmeyeceksen ben öleceğim ben yarın Allah'ın huzuruna duracağım anam gitmiş babam gitmiş etrafım gitmiş daha ben Niye kendimi oyalayıp duracağım bu şimdi Geliyoruz evden mescide girerken sağ kolumuzda valide-i muhteremimiz mescide giriyoruz Hemen yanı başımızda üstazı alimiz Daha da biz irşad olmazsak ıslah olmazsak mümkün değil alem bizi uyandıramaz Ana gitmiş baba gitmiş Yaran gitmiş dost gitmiş Ne kalacak Evladımız da gitmiş Kendime söylüyoruz Onun için aman aman aman biz kardeşlerimizle bir araya geldiğimizde kısa bir hatmi haceyken arabayla giderken bile Gidiyorum yer çok yakın bir kilometre kadar İstiğfarı üç kere, tevhidi beş kere ölümden haber veriyoruz Böyle büyüklerimizden başka çaremiz yok bizim Geçen çok sevdiğim bir kardeşimizle giderken Üstad-ı Ali'mizin teveccüh buyurduğu bir hocadan anlattık O da kendinden geçti bizdi Böyle olmazsa zor biz Kendimizi muhafaza edemeyiz Geçinceye kadar demiş bir hata da var.
Şu şu altı hususu geçmeden kişi Mevla-yı Zülcelal'e erişemez. Şu altı hususu geçmedikçe Mevla'yı bulamaz artık rahatlığı bilmem filan evim şöyle arabam şöyle hizmetçiler vesairler arkadaşlar dostlar bilmem falan bunlarla bilmem filanlarla eğlenip gülüp neşelenmeden geçmedikçe ve bir kere nimet kapısını kapatacağız O zaman bize ne yapılır? Halk tarafından bir kapı açılır.
Eğer biz kendimizi üstün görme Kapısını kapatmazsak bize o zaman tevazu kapısı açılmaz Biz rahatlık kapısını kapatmadıkça gece mesela hep uykuyla geçer mi uzun geceler Namazda, taatle, zikirlerle O zaman bize şehit kapısı açılır Eğer geceleri ihya edecek olursak Diyelim ki uyku kapısını kapatmadıkça bize uykusuzluk kapısı açılmaz uykusuzluk diye düşünmeyin düşünmeyelim bu nedir bu bambaşka alemlerin de açılması demektir insanın mağfiret kapısının açılması demek dua ettiği zaman duasının kabul olma kapısının açılması demek istek ve arzularının yerine gelmesi kapısı demek Bazen hayırlı kimselerden duyuyorum öyle diyor kapılar açılıyor yani bir şeyi dilesem Allah'ın izniyle olacak Ya Rab diyorum belki tövbe ederler diye duruyorum. Anlatıyorlar bize kardeşlerimiz ayrı ayrı görüşüyorlar görüştüklerinde söylüyorlar. Diyorum Ya Rab ne olur Ümmet-i Muhammed'e rahmet eyle.
Bilhassa bana zulmeden insanlara büyük lütufta bulun. Onun bize olan zulmünü sana yakınlık kıl diyorum diyor. Bu Hazreti Ömer'in sözü radıyallahu anh Allah'ım diyor kimin bana buğzu varsa bu buğzunu sen yakınlık eyle zatına Bunlar bu ama Rabbimiz inşallah bir kimsemize kötü olmasın Zenginlik kapısını diyor kapatacaksınız ki o zaman fakir kapısı açılsın, şunu şöyle yapacağım, bunu böleceğim kapısını kapatın ki size ölüme hazırlık kapısı açılsın da kurtuluşa erin diye buyuruyor. Ne kadar güzel sözler söylemişler bizim irşadımız ve ıslahımız için Allah'ın sevgili kulları Ali bin Ebi Talib efdalül cihat cihadın en üstünü El-emru bil maruf ve nehvanil münker iyilikle emir ve kötülüklerden kaçındırmaktır.
Yine buyuruyorlar Nefsimizin arzu ve isteklerini öldürmek var ya nefis ölmez zaten nefis oldurulur nefis ölmez nefis belli bir mertebeye getirilir Bu hale getirmek diyor, sizin kafirlerle yapacağınız cihaddan daha üstündür. Yine buyurmuşlar İmam-ı Ali radiyallahu anh efendimiz dört şekilde ele alıyorlar. Dört kısım olarak. Iyilikle emir kötülüklerden kaçındırmak. Ya bu her zaman duyduğumuz hayır. Başta kendimize kendimize hayırlı yolların açılmasını Rabbımızdan dileyerek gayret ve çaba insanları da o yola kılavuzlayabilmek. Bak utanırız çekiniriz ya kırılır bize ben nasıl etsem nasıl söylesem değil söyleyeceğiz sen benim dostumsun mutlak anlatacağım diye belki çokça anlattık ama olsun Konya'da sıvacı Ahmet amcanı hiç unutmuyorum üstadımızın damatları Muhammed Efendi'nin orada bulunuyordu taa sabah erkenden gelmiş kapının önüne oturmuş amca nedir?
Görüşeceğim şimdi istirahatle istirahatini yaptıktan sonra sebebini artık bir haber mi oldu nasıl olduysa diyor ki efendim sizin öğleyin bir yere davet edildiğinizi duydum O davet edildiğiniz yerin ticari ahlakı bozuktur sen benim ahiret kardeşimsin. Bu tavsiyelerde bulunmak Her yerde doğruluğu tercih etmek. Fasıkların isyanından kaçmaktır. Bir kere biz nefsimizin arzuları ile cihad ve mücehedetü made illai Teala Allah'ın düşmanları ile ve şeytanın aldatmasına kapılmamakla bunun en zor olanı nefsimize cihadtır. Nasıl kurtulacağız? Nefsimize arzu ve isteklerini vermemek, şeytanla, eudi besmele ile, din düşmanlarıyla, malımızla ve canımızı, her şeyimizi koşmaktır. Diyorum ki şimdi iki mühim iş bir araya geldiği zaman hem tercih edilir daha mühimi Çocuk bezine ihtiyaçları var. Çocuk mamasına ihtiyaçları var.
Çocuk giysilerine ihtiyaçları var Battaniyeye ihtiyaçları var Yanık melhemlerine ihtiyaçları var Bütün takip edilmesi gerekir Hem de sağlıklı emin kimseler vasıtasıyla üç şekilde din düşmanları ile ve mücahedetü-ş şeytan şeytanla ve mücahedetü nefis nefiste yapacağımız cihattır. Üç şekildedir Nefsimizle yapacağımız cihat düşmanla yapılan cihat gönlümüzde olan yersiz düşünceler atmakla Allah yolunda cihat Gafletin kalbimizden atılması Nefsimizle yapacağımız cihat nedir? Gafletin atılması nedir? Uyanık olmak Mesela bir sabah namazını cemaatle beraber eda etmek Kimimiz yapıyor? Camilerin neredeyse çoğu boş Yani bir apartman inecek olsa olduğu gibi camiyi doldurur Ama camiler boş Yatsı namazlarından başlıyor Bakmayın Eyüp Sultan'ın dolduğuna on dört milyonluk memleket Gözümüze çok görünmesin Mahallelerimizde olsun yakınlarımızda olsun, mescitler hep boş dört kişi, beş kişi.
Onlarla kıl, onları çok yaşlı uyku tutmayan kimseler yerine göre. Var, evet kılınıyor ama çok zayıf. Biz diyoruz ki, gafletin atılması ama bak gaflete atamıyoruz işte. Yorganı üstümüzden atacağız. Sadece yataktaki yorgan değil, gaflet yorganını atacağız. Nefsimizle cihat hiçbir zaman taatten hali kalmamak, şeytanla cihat ona fırsat da vermemektir. Cihadın üç şekli vardır. Şeytanla yapılan cihattır. Onun belini kırıncaya kadar. Açıktan yapacağımız cihat nedir? O artık Allah'ımızın emrettiği şekilde vazifelerimizi bize emanet olan görevleri yerine getirmek ve cihadü maada illa fi ıvazvil İslam Allah yolunda muharebe etmektir. Bütün ibadet ve taate meyletmek emri ilahiye uymak nefsimizle cihattır. Nefsimizle yapacağımız cihat kadar güçlü bir cihat yoktur. Mesela burada emirlerin idarecilerin bir cihadı vardır. Nedir bu cihat?
Devamlı eli altında olan kimselere şefkatle nazar edip onlara adaletle davranmaktır. Tüccarların cihadı emaneti yerine getirmektir haksızlığa gitmemektir. Ulema-i Kiram'ın cihadı nedir? Ders vermek, öğüt vermek, nasihat vermek, kafalarımızı, gönüllerimizi aydınlatmak itikadi bilgiler, ibadetler, taatler ve bizi cehaletten kurtaracak yapacak yapacakları çalışmalardır. Bir kere aile reisinin yapacağı cihat nedir? Haklarını yerine getirmek, ölçülü hareket etmek, onlara Kuran kıraati efendimizin muhabbeti ehli beytin sevgisi hayırlı yolları her zaman göstermek gaflete düşürmemektir. Zayıf kimselerin cihadı bu artık duaad dedi dervişler demektir. Onlar için de zikir ve tesbih demiş. Böyle bir sıralama yapmışlar. Ebu Bekri'nin Vasıtı hazretleri yapıyor.
Bunu Allah yolunda cihad edenlerin cihad edenlerin yapacağı vazife de artık cihada müteallik ne ise o alet ve edevat diyelim onları kullanmasını bilmek Yani şimdiki cihat, eskisi gibi göçlerle yapıldığı yok İnsansız hava uçakları ile yapılıyor Nelerle yapılıyor? Allah'ımız muhafaza buyursun uydular vasıtasıyla yapılıyor. Artık siz bilirsiniz. Yerine göre gazlarla yapılıyor. Yerine göre Allah korusun kimyevi silahlarla yapılıyor. Yani bugünkü cihadın siz geçtiğimiz zamanlar gibi olduğunu düşünmeyiniz. Bütün hesaplarla yapılıyor. Şifrelerle yapılıyor. Yani bir küçük noktayı dahi kodlamak suretiyle yapıyor. Yerine göre bu kodlamalarla insanların sınıflara ayrılmasını bile göz önüne alarak ayarlamış olduğu tespit ettiği renge göre yapıyor. Öyle yapılıyor ki beyinler üzerine yapılıyor beyinleri ile meşgul oluyor. Hareketlerini değiştirmek suretiyle yapıyor. Bunları da diyor bilmesi gerekir.
Bu erbabü'l-emval, Bu zenginlerin yapacağı cihad devamlı doğruluk ve yolunda da sarf etmektir Hakikat ehillerinin cihadı ise farzları yerine getirmek ve haramlardan kaçınmaktır ve mücahede tül havas seçkin insanların cihadı ya ben nasıl yapıyorum, ne ediyorum, nedir bu halim deyip vakitlerini devamlı gözetlemek ibnül vakit olmaktır. Artık riayet edeceğimiz hususlardan birisi de Nefsimizi süslemek püslemek, üstün göstermek, üstünlük taslamaktan kurtulup bize gereken ve lüzumu zilletil nebudiye ibadet ve saatte Cenabı Hakk'a karşı hiç olduğumuzu ifade edebilmektir. Cihadın burada pek çok şekilleri vardır. Bu çok uzun bir konu bitiremem.
İstikamet ehillerinin büyüklerimizin bedenin cihadı kalbin cihadı takva ehlinin gönül ehlinin nefisli olan mal ile olan avamın gönlüne nur inenlerin şeytanla olan cihat havasın gönül ehilli kimselerin yapacağı pek çok artık bunu bizim tamamlamamız bu saat içerisinde pek zor inşallah Rabbimiz vakit lütfederse görüşürüz Velhamdülillahi Rabbil alemin El Fatiha Cuma Sohbeti Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi.