Kalbi Selim. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi. Rabbimize hamd ü sena, Habibine salatü selam, müminlere sıhhat, afiyet, ibadet ve taat için hayırlı uzun ömürler lütf eylesin, ihsan buyursun. Cihat tarifinde güç, çaba, gayret harcayıp başarmak için bütün imkanları kullanma manasınadır. Demek ki gücümüzü, kuvvetimizi, gayretimizi, himmetimizi olduğu gibi her şeyimizi feda ederek muvaffak olmak için bütün imkanı kullanmaktır. Dinimiz İslam'da cihadın tarifi nedir dinirse, yüce dinimizde cihat, dini emirleri talimle, artık dini emirler deyince inanca müteallik bütün konular, sırat gelir, mahşer gelir, cennettir, cehennemdir, hayır, şer Rabbımızdan olduğuna inanmak kaderdir, kitaplara iman, peygamberlere iman, meleklere iman, başta Rabbi Zülcelalimize iman bütün bu konuları alır.
Dini emirleri talimle, kısaca beyan edilir ama burada dini emirler denildiği zaman itikadi bütün konular, ibadete müteallik esas ser, mesela bir taharet nasıl yapılır, elin vaziyeti kısaca söylüyorum bunlar ayrı ayrı bir konudur. Yazın elin tavrı, kışın elin vaziyeti hep bunlara kadar ele alınır. İstince, istibra, istirha, neler neler ele alınır. Sadece bir tanesini diyorum. Demek ki cihat dinimizde itikadi, ibadete ait, ahlaka ait, muamelat, mesela ticaret hususunda kırk tane kural koyarlar. Bunları öğrenmekle ona göre amel etmek, öğreniyoruz ama öğrendiğimize göre amel etmek. Şimdi biliyoruz diyoruz ama muameleye geldiği zaman çok yanlışlıklarımız ortaya çıkıyor. Demek ki öğrendiklerimizle amelimiz zayıf olmuş oluyor. Ne yapacağız? Öğreneceğiz, onunla da amel edeceğiz. Başkalarına da öğreteceğiz. Biz öğrenmekle birlikte başkalarına da öğreteceğiz. Nasıl öğreteceğiz?
İmkan nispetinde çocuklarımıza öğreteceğiz. Onlara dini talimleri öğretecek yuvalara kılavuz layacağız. Efendimizin hayatında olduğu gibi sallallahu teala aleyhi ve sellem, annelerimiz için, hususi muallimeler tayin ittikleri gibi. Hem öğreneceğiz hem de öğreteceğiz. Kendimiz öğreneceğiz, elimiz altındakilere öğreteceğiz. Sonra merkezden muhite doğru komşumuza, akrabamıza vesair insanlara usulü dairesinde öğretmektir. Cihat dinimizde İslam'ı tebliğ, nefis ve dış düşmana karşı mücadele etmektir. Kendi içimizde nefis. Neden mücadele edeceğiz? Hak sözü dahi konuşurken az bir rencide edici söz olsa, bizim nefsimizin ıslahı için, biraz sertçe konuşulacak olsa yine alınıyoruz. Bak nefsimiz ıslahı olmamış. Değil tazir, azarlanması, bir konu hakkında konuşulsa, bu bana ait, bunu bana söylüyor diyor nefsimiz. Bakın az bir nefse yapılan hakaret de değil.
Tavsiyedeki sertliğe bile tahammül edemiyoruz. Değil ki bir ağacın budanması gibi, gülün dalından koparılıp çeşitli aşamalardan geçerek bir gül esansı olması gibi, bir üzümün dalından koparılıp çubuğundan teknelere konup, üzerine ona mahsus toprakların atılıp, çiğnenip, ezilip, süzülüp, kaynayıp, pekmez haline gelmesine tahammül edebilmektir cihat. Nefsimizi ne yapacağız, dalından keseceğiz. Bizim kendi arzu ve istek dalımızdan keseceğiz. Ehlullahın bize tavsiye ettiği Kuran teknesine, Habibullahın sünnet teknesine, evliyaullahın muhabbet teknesine koyacağız. Bizim ıslahımız için söylemiş olduğu ve vermiş olduğu tavsiyelerde çiğneneceğiz, çiğneneceğiz, aşkla, muhabbetle, istiğfarla, tevhidle, salatayla, rabirle, murakabeyle kaymayacağız. Dini emirleri talimle ona göre amel edip başkalarına da öğretmektir. İslam'ı tebliğ, nefis ve dış düşmana karşı mücadele etmektir.
Efendimizin sallallahu aleyhi ve sellem Tebük seferinden dönüşlerinde küçük cihattan büyük cihada dönüyoruz demesinin buyurmalarının anlamı ne kadar yüksekmiş. Halbuki Tebük Seferi çok uzun süre bir de yaz gününde yapılıyor, hasat zamanı. İnsanların işi gücüyle meşgul olduğu bir zamanda. Böyle bir güçlükle karşılaşılmasına rağmen küçük cihattan büyük cihada dönüyoruz buyuruyorlar. Demek ki nefisle cihat da basit bir iş değilmiş. Bunun fıkhımızda anlamı nedir? Din düşmanları ile savaşmaktır. Ruhi şekliyle ifade edecek olursak, anlaşılması için söylüyorum, bir tasavvufta, tarikat-ı aliyyede Allah'ımızı celle celalühu görür gibi ibadet etme mektebinde cihat nasıl tarif edilmiş? Nefs-i emmareyi yenmek. Zaten kötülüğü emreden nefsi az yemek, az uyumak, az konuşmak, istediklerini vermemek aynen bir ap gibi. Yemini kesmek. Onu aç ve susuz bırakmak değil, yemini kesmek.
Üstüne yükünü de vurmak, ibadet ve taat yükünü, iyiliklerimi, kötülükten nehyetme yükünü, başta kendimizin salih amel işlemesini Kuran Azimüşşan'a muvafık amel işlemesini, sonra sevdiğimizi sırf Allah için sevmek, bir menfaat karşılığı bunlarla, bunlarla nefsimizi ıslah yoluna gitmektir ve taatler, ibadetler Allah'ımızın bize yüklemiş olduğu celle celalühü, emretmiş olduğu taatleri de üstüne vurmak suretiyle nefsin, onu mutmainne haline getirmek, huzurlu bir nefis Rabbimizin hitap ettiği, huzura giren nefis diye buyurduğu Fecr suresinin son ayetlerinden bu şekle getirmektir. Şimdi adam cihat eder muharebe meydanında çok büyük yararlılıklar gösterir. Fakat nefis ıslahı olmayacak olursa nedir? Ne kadar şeci, ne kadar güçlü, ne kadar kuvvetliyim. Bir başkaları da cihad ettiler ama benim yaptığım yararlıklar tarif edilecek gibi değil. Tepeledim geçti. Tarif edilecek gibi değil.
Tepeledim geçti deyip bunu nefsimize hamlecek olursak, nefsimizi bu sözlerde büyütürsek bir anlamı kalmaz. O zaman tasavvufta, tarikatı aliyyede cihadın tarifinin ne kadar mühim olduğu anlaşılıyor. Nefsiyle cihad eden insan ne yapar? Şimdi cihada giriyoruz. Elliği, kolu, gözü, kulağı bütün vücudu tamamen yok olacak. Hayatına mal olacak, hayatı bitecek. Bu duyarlılığa yerebilmek şimdi canını feda ediyor. Muharebeye girdiği zaman canını feda ediyor. Bu canını feda etme ve bunda hiç gözünü kırpmama Ashab-ı Kiram'da olduğu gibi hayyalel cier haydın cihada dendiğinde yıkanmayı icap ettiği halde koşması, işleri güçleri olmasına rağmen onları hiç itibara almadan, önüne açmış iştiha arzusu olmasına rağmen bir ucundan tutup atıp kılıcının kınnı kırarak atılması neye bağlıdır? Nefsini irşada bağlıdır. Issa-ı. Eğer nefsini ıslah etmezse cihada katılmaz.
Çünkü kendisini her zaman üstün görme arzusu, içerisinde. Asıl değer verileceklere değil, nefsimize değer verdiğimiz için cihat meydanında aman ha başıma bir sıkıntı gelir diye kaçacaktır. Ondan dolayı nefsin ıslahının ne kadar önemli olduğunu ehli tahkim haber vererek asıl cihadın, nefs ile yapılan cihat, nefisle yaptığımız zaman kendimizi hiç düşünmeden sadece dinimizin yüceliğini, ululuğunu düşünerek okur. Tevbe Suresi kırk birinci ayeti celile Mevlamız gerek ağırlıklı, gerek ağırlıksız. Yani gerek yaya, hafif dediğimiz, gerek ağır dediğimiz, gerek binekli, gerek yaya, gerek bunun yanında silahlarla, gerekse silahsız daha geniş izahı yapılır. Hep bunlarla, malımızla, nefsimizle, mevlamızın yolunda koşmak, eğer bilirseniz bu sizin için daha hayırlıdır. Ayeti celile de cihadta başarılı olmanın yolu da gösteriliyor.
Başta nefsimiz ifade edilirken malımız, bahis buyruluyor, canımızı ortaya koyacağız. Şimdi malını eğer bu yolda sarf edemiyorsa, canını vermez o adam. Başta malını Allah'ın yolunda verecek, daha sonra canını. Kim gibi? Hazreti Osman gibi radiyallahu anh. Bin tane kızıl altunu Efendimiz'in önüne koyuyor. Kim gibi? Hazreti Ömer gibi malının yarısını ayırarak geliyor. Sıddıkı Azam gibi radiyallahu anh olduğu gibi feda ediyor. Günümüzde de onların yollarını takip etmek suretiyle asıl benim ahirette kurtuluşum insanlığın felahına olan taatlerdir diye ilmi cihadı yapabilmek, insanların cehaletten ilme geçmesini, bunun yanında fena ahlaktan güzel ahlaka geçmesi için ruhani eğitimde, vesair hizmetlerde varlığını ortaya koyabilmektir. Cihat, Rabbi zülcelalimizin rızasına uygun yaşama çabasıdır. Bu tabir, diğerlerinde hemen hemen içerisine alacak şekilde ifade buyrulmuştur.
Cenabı hakk'ın rızasına uygun yaşama çabası. Mesela namaz kılar kişi hadisi şerifte buyruluyor. İki melek yanında bulunur. Eğer ilahi rızaya uygun olmaz da, riyaya, kibre, benliğe, ucube, kendimizi beğenmeye, bu gibi kötü fiiller içerisinde bulunarak yapılacak olursa yüzümüze çarpılır. Ve diğerlerini buna kıyas ederiz, bütün taatlerimizi. Mesela infak ederiz. Fakat onu insanları teşvik değil de, bununla gururlanmak için haber verirsek rızayı ye uygun düşmez. Tarif gayet hoş. Cihat Cenabı Hak'ın rızasına uygun yaşama çabasıdır. O zaman mücahit nedir? Nefsiyle cihad edendir. Normal şartlarda farzı kifayedir. Yani bir kısım insanlar yaparsa, artık tespit edilen, ayarlanan kimseler, diğerlerinin üzerinden sakıt olur, düşer.
Umumi bir seferberlik arz ederse, bir Çanakkale zaferi gibi vesair, muharebeler gibi, umumi ama böyle bir seferberlik hep birden ayağa kalkınması icap ederse farzı ayn olur. Hepimizin üzerine bu farzı yapmamız icap eder. İslam hukukçuları bu hususta şu delillerle hareket ediyorlar. Tevbe Tevbe Suresi otuz halkın ayeti celilede Risale-i Nur, artık ne şekilde halkıldı, ekonomik olarak olabilir. Bunun yanında kültürel olabilir. Zihinsel de olabilir. Görsel de olabilir. Biliniz ki ve biliniz ki Cenabı Hak hiç hiç şüphesiz kendisinden korkanlarla beraberdir. Kanuni Sultan Süleyman'ın Rahmetullah Ali Girit adasını alma seferinde Armutlu diye bir mevkiden geçer orada Marmaris dolaylarında. Sarı ana diye velilerden bir hatun var. Bir ineği ile bütün orduyu sütüyle besleyebilecek şekilde, keramet sahibi de bir annemiz. Ona der ki ana biz muvaffak olabilir miyiz.
Orduyu şu armutlu mevkiinden bir geçir, armutluk mevkiinden. Ondan sonra sırt çantalarını bir yokla geçirir. Sırt çantalarında hiçbir armut bulunmaz, sadece birinde bulunur. O da der ki padişahım ben çok hasta idim, çok da arzu ettim bu şekilde aldım. Demek ki müttaki olunca Cenabı Hak'tan korkunca muvaffak oluruz. İşte biz Allah yolunda gayret gösteriyoruz, çaba gösteriyoruz demekle olmuyor. Demekte bu çabayı Rabbimizin korkusunu gönlümüzde taşıyarak yürüteceğiz. Yine biz Taha Suresine baktığımız zaman, bir firavunla mücadele öyle basit bir mücadele değil. Her türlü imkanı var. Şimdi Musa aleyhisselam ve Harun aleyhisselam. Ne yapıyorlar? Onunla bir mücadele içerisinde Rabbimiz, Gidin ama beni zikretmeyi unutmayın. Zikrullah sizin bir benzininiz olsun, bir yakıtınız olsun, bir gücünüz olsun, bir kuvvetiniz olsun. Bir kuvvetiniz olsun. Siz hepiniz askerlik yaptınız.
Mesela hücum dendiği zaman Allah Allah Allah Allah diye hareket ediliyordu. Demek ki savaşın sebebinin ancak bir zulüm olduğu zaman gerçekleştiği haber verilmektedir. Çünkü insan ancak işlediği suç sebebiyle öldürülebilir. Efendimiz sallallahu aleyhi sellem muharebe meydanında dolaştı, bir kadının öldürüldüğünü gördü. Halbuki o muharebe yetmiyordu. Buyurdular ki bu kadının öldürülmesi doğru değildir. Küfür cephesinde ama kadının bir fiili müdahalesi yok. Sonra Halid bin Velid radiyallahu anh'a haber gönderdiler. Buyurdular ki çocukları, kadınları böyle din adamlarını öldürmeyin, buyruldu. Ne için yapılıyor cihat? Düşmanın şerrini defedebilmek için. Düşmanın şerrini defedebilmek için esanı. Dinin Bakara Suresi yüz doksan üç. Dinin Rabbimize has olması ve fitnenin ortadan kalkması için gayret, çaba ve yolunda azimdir, mücadeledir, mücahededir. Mücahededir.
Sebebi şerrini def edebilmek için. Çünkü Müslümanlara olan şerri tarif edilecek gibi değil. Her birinden girmiş. Çorba tasına bile girmiş. Ekmeğine bile girmiş. Yiyeceğine içeceğine girmiş. Evinin köşesini de işgal etmiş. Çocuklarına kadar, ailesine kadar ve bunun dışında ticaretine, her türlü yaşantısına karışmış bu şerli def edebilmek için buyuruyor ulema-i kiramımız. Demek ki savaşın sebebi diğer bir tarzda ifade ediliyor, saldırı ve zulümdür. O zaman cihattan maksat nedir? Tekrar ele alacak olursak, Müslümanların emniyet içerisinde olmaları din ve dünya işlerini yürütmeye imkan bulmalarıdır. İşte gördüğümüz hadiseler her zaman duyduğumuz ve şahit olduğumuz vakıabını gösteriyor. Müslümanların emniyet içerisinde olmadıkları, hatta cep telefonunu bile kullanamıyor. Arakan'da Müslümanlar. Kimlikleri de yok. Hiçbir muamelesini resmi olarak da yaptıramıyor.
Hayat hakları tamamen ellerinden alınmış. Din ve dünya işlerini de yürütmeye imkan bulamıyor. On altı yaşında bir çocuk mescide girse vur diyor. Bir kısım yerlerde. Cihat Müslümanların Cenabı Hak'ta kulluk ve onun rızasını temin için İslam esaslarını öğrenme, öğretme, ferdi ve içtimai planda yaşanmasına çalışma, İslam'ı tebliğ ve bu hususta içten ve dıştan karşılaşacağı engelleri aşma konusunda, içinde bulunması gereken şuurlu ve sürekli gayret, aksiyon halini ifade eder. Rabbi Zülcelal'imiz. Bizim rızamıza ulaşmak için uğrumuzda cihad edenlere elbette bize ulaştıracak yollarımızı göstereceğiz. Ankebut Suresi, ayet altmış dokuz. Savaş ancak Müslümanların can ve mal güvenliğini sağlamak, hak ve hürriyetlerini korumak, İslam'a ve İslam ülkelerine karşı saldırıları önlemek amacıyla başvurulacağını hükme ve meşru gördüğü bu savaşı diğerlerinden ayırmak için ona cihat adını vermiştir.
Ve bütün gaye nedir? Gaye İslamiyet'in bütün dünyaya huzur getireceğine inanmaktır. Bu artık malum. Öyle görüşler ki sadece belli bir zümreyi şişirmiş, diğerlerini ise düşürmüştür. Öyle bir görüş sahipleri var ki sadece kendi tabakasını idari noktada olanları düşünmüş, var. İnsanın fıtratında var bu, yaratılışında var. Çalışacak ve çalıştığının karşılığını görecek. Bu ona huzur getirir. Onun için diğer görüşlerde bakıyoruz huzur yok. Sadece maddeye dayayan gözünü görüşlerde huzur yok. Çünkü sadece belirli bir sınır haklardan istifade etmiş, bir diğerleri ise çok alt seviyede kalmış. Kültürel olarak batıla karşı hakkı ayakta tutmak için, Halifetullah yeryüzünde Rabbimizin adına, onun emirlerini gerçekleştirmek için çalışan insanlara verilen bir değerdir, bir kıymettir. O insanları korumaktır. Kendisini ilme adayanları muhafaza etmektir. Kendisini ilme atıyorlar.
Esri safaallahu aleyhi ve sellem. Cihada şimdi toplu olarak çıkılıyor ama dini talimi yapan ve muharebeden dönecek insanlara dinimizin esaslarını öğretecek kimseleri koruyor, muhafaza ediyor. Tevbe Suresi'nde yüz yirmi ikinci Ayet-i Celile. Hani Ulema-ı Kiram'ı koruyor, muhafaza ediyor. Siz diyor hem kendinizi yetiştirmek hem de bir başkalarını olgunlaştırmak için, dinimizin emirlerini haber vermek için, İslam'ın esaslarını haber verip insanların birbirlerinin kurdu olmaması, birbirlerine öyle bir şefkat ve merhamet ki kendi hakkını bir başkasına verecek duyarlılığa gelişmesini sağlamak için siz oturun buyurdu. Kültürel savaş bu işte. Onları korumak ve muhafaza etmek. Bu değerlerin heba edilmemesi, yok edilmemesidir. Silahlı savaş hakla batıl arasında kıyamete kadar devam edecektir. Arasında kıyamete kadar devam edecektir.
Efendimizin bu hususta Hadis-i Şerifleri pek çok ekonomik olanı ise Bakara Suresi iki yüz dört ile iki yüz beşinci ayetinde de faizdir, itikatdır, rüşvettir, hırsızlıktır, haksız yollardan kazanmadır, israftır. Bunlara karşı tedbir almak, kanaatli bir ortamı hasıl etmek, Müslüman toplumu meşru bir ekonomik düzen içinde güçlendirmeyi amaçlamaktır. Ne kadar mühim ama biz bunun izahına şu anda giremiyoruz. Vaktimizin ölçülü olmasından dolayı. Görüyorsunuz aldatmaları, dolandırmaları, hiç kimsenin bir emniyeti yok. Çok şükür. Ahlaken bozulunca bu gibi yanlışlıklar zuhur ediyor. Asıl bunların korunması icap eder. Ne kadar önemliymiş ama. Cihat ne kadar mühimmiş. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem Hazreti Enes'in radiyallahu anh rivayet ettiği hadis-i şerifte, müşriklere karşı malınızla, canınızla, dilinizde cihat.
Bu yoldaki gayretin, bu yoldaki çabanın, Nesai bu hadis kitabından Efendimiz aleyhissalatü vesselam buyuruyorlar. Hurimet aynun alenna, seyiret fisebilillah. Allah yolunda nöbet beklemekte vesair din ve vatan hizmetlerinde uyumayan göze cehennem haram kılınmıştır. Aradığımızda buydu. Sadece muharebe için insanın uyanık kalması, nöbette durması değil de, hizmet içinde. Mesela uykuya zaman bulamıyor. Öyle çalışıyor ki, ben diyor uykuyu israf edemem. Zaten az yediği için de ona üç saat, üç buçuk saat, dört saat çok bile geliyor. Çünkü yemiyor fazla. Bunun dışında çılgınca bir davranış ve hareketin içerisinde de değil, ona gaflet verecek. Böyle olunca vaktini hiç zayi etmiyor. Durmüyor, dinlenmiyor. Ne emrolunursa onu yapmak için susuz da kalıyor, uykusuz da kalıyor, din için koşuyor. Bu tasavvuf ehlinin cihadı, tarifinin ne kadar mühim olduğunu ortaya çıkarıyor.
Nefsiyle cihat etmektir diyor. Ediince bunlar hasıl oluyor, yoksa olmaz mı? Yoksa hep rahatını düşünür. Bir başkası çok müreffeh bir hayat yaşarken ben neden böyle yaşayacağım diye durur. Halbuki asıl rahatın Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellemin Huba Mescidi'nin yapımında asıl hayat ahiret hayatı dediği gibi bir tavrı elde edemeyiz. Müslümanlığın en yüce amel ve ibadeti Allah yolunda muharebe etmektir. Buna Müslümanların çok faziletli olanlarından başkası nail olamaz. Cenabı Hak cümlemizi yolunda daim ve kaimdir. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi.