both exposition exposition PSIInjected both(dateTime(dateTime(Size Basel PSI bothroscope --------
Baselroscope --------
expositionRODUCTION.visitInsnexternalActionCode Basel contaminants(Size exposition both/slider(Size Toastr SuccBuilderFactory(Size Basel(dateTime --------
MAV contaminants Toastr ToastrBuilderFactoryroscope(dateTimeBuilderFactoryRODUCTION --------
(Size Basel Succ MAV Toastr kaydında Tarikatı aliyede bir müridin başta almış olduğu ders aynen bir okulda hazırlık sınıfı gibi. Hazırlık sınıfına benzeyen dönemde mukaddime ilk vazifesini alır. Bununla müridin sadakati ölçülür. Ondan sonra istihareye yatılır. Üç gün Ya Rabbi beni bu mübarek yola nasip et diye. Dedem Rahmetullahani Hazretleri bazı kimseler için bu kendisinin…
both exposition exposition PSIInjected both(dateTime(dateTime(Size Basel PSI bothroscope --------
Baselroscope --------
expositionRODUCTION.visitInsnexternalActionCode Basel contaminants(Size exposition both/slider(Size Toastr SuccBuilderFactory(Size Basel(dateTime --------
MAV contaminants Toastr ToastrBuilderFactoryroscope(dateTimeBuilderFactoryRODUCTION --------
(Size Basel Succ MAV Toastr kaydında Tarikatı aliyede bir müridin başta almış olduğu ders aynen bir okulda hazırlık sınıfı gibi. Hazırlık sınıfına benzeyen dönemde mukaddime ilk vazifesini alır. Bununla müridin sadakati ölçülür. Ondan sonra istihareye yatılır. Üç gün Ya Rabbi beni bu mübarek yola nasip et diye. Dedem Rahmetullahani Hazretleri bazı kimseler için bu kendisinin…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 9 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Tarikatı aliyede bir müridin başta almış olduğu ders aynen bir okulda hazırlık sınıfı gibi. Hazırlık sınıfına benzeyen dönemde mukaddime ilk vazifesini alır. Bununla müridin sadakati ölçülür. Ondan sonra istihareye yatılır. Üç gün Ya Rabbi beni bu mübarek yola nasip et diye. Dedem Rahmetullahani Hazretleri bazı kimseler için bu kendisinin tevazu halini gösterir. Benim terazim sizi tartmaz demiş. Halbuki Esad Elbili Hazretleri'nin halifesi üç kimseye şeyh tabiriyle icazet verilmiş. Biri Şeyh, Mahmu'n, Sami, Ramazanoğlu, Hadis-i Allah Resulü'ne. İkincisi Cide Müftüsü Hüseyin Efendi. Üçüncüsü de Şeyh Mustafa Hulusi Gaddesallahu Sırra. Burada bir hatırayı da söylemeden geçemem. Sami Efendi Hazretlerinin huzurunda yakınlarından biri efendim, Yahyallı Mustafa Efendi Hazretleri ne halde idi deyince o şeyh idi. Üç kimsenin icazetinde şeyh tabiri var, biri de odur, buyurmuşlar.
Dedem, Rahmetullahani Hazretleri, Kemal ehli diye biz Hüsnüzanda bulunuyoruz. Benim terazim dermiş sizi tartmaz. Aynen bunun gibi sanki tevarüs, miras yoluyla gelmiş gibi bu söz ve bu hal, Üstat-ı Alimiz, Hacı Hasan Efendimiz, Kaddafi, burada Kuddusi Veli Hazretleri'nin torunlarından isim vermiyorum, bir kimse gelir. Efendim, Evrad ve Ezkar almak istiyorum, bizi kabul buyurun deyince sizi bizim terazimiz tartmaz. Sami Efendi Hazretleri ile görüşün. Vardıklarında istihare tarif ederler. Sonunda da buyururlar ki evladım, evlat kelimesini pek kullanmazdı. On beş yaşında bir çocuk da olsa efendi tabirini kullanırlardı. Diyorlar ki sizin bu yola ehil olduğunuzu biliyordum ama Sünnet-i Seniyye olduğu için istihareye yatırdım. İstikaresinde şunu görür. Kendi cemaati var daha evvelden, muhabbet ettiği. Yalnız çok bozuk bir vaziyette. Askerlerin biri bir tarafta, biri bir diğer tarafta.
Maturası acayip, Kasaturası tam yerinde değil. Sonra elbiseleri neleri acayip, kepleri. Başındaki insan onları toplamakta güçlük çekiyor. Fakat bir ordu var ki öyle bir düzen, öyle bir intizam içerisinde Şimdi bu sözlerin arasına bir söz daha giydiriyorum. Biz okuldayken, yüksek işlem menüsü bizde, sonra ilahiyat tabiri kullanıldı, hacdan geliyoruz. Tabii diğer ülkeleri kötü görünme değil, amel olarak söyleyebiliriz. Bir düzensizlik gördük yalnız. Fakat Türkiye'ye girerken bizim askerimizin şöyle baş şehadet parmakları elbiselerinin çizgisine gelecek şekilde pantolonların çok intizamlı bir vaziyette selama duruşunu görünce hacdan gelen arkadaşlarımız, umreden dönen gayri ihtiyari. Öyle bizim askerimiz diye de değil. O düzeni, o intizamı görünce bir alkış başladı.
Elhamdülillah biz ordumuzun da düzen ve intizam içerisinde olduğunu, Rabbimizin başarı kılması için ellerini açıp Cenab-ı Hakk'a dua ettiklerini, Kuran-ı Azimüşşan'ı öpüp başlarına koyduklarını, cihada giderken düğüne gider gibi neşeyle koştuklarını görmek elbette bizim için bir bahtiyarlıktır. Zaten hepimiz bir asker ve öyle diyorum. Hacı Hasan Efendi Hazretlerinin evlatları murabıt olması gerekir. Murabıt, cihat deri demektir. Başta nefis ve şeytan, dışta din düşmanlarına karşı. Nasıl ki bir kuşun iki kanadı varsa, bir müridin de iki kanadı vardır. Biri Allah için sevgi, bir diğeri Allah için boğazdur. İkinci bir ordu görür. Çok düzenli intizam içerisinde potinler olsun, elbisesi olsun her şeyi tastamam. Başlarında da bir kimse görür. O da Hacı Hasan Efendimiz, Katdesallahu Sır. Bu rüyayı Sami Efendimiz'e anlatırlar ve evrad ve ezkarlarını alırlar. Bunu şunun niçin söylüyorum?
Benim diyor terazim tartmaz. Halbuki Mevlamız onlara bu imtiyazı lütfetmiş, seçilmiş. Bakın evliyaullahın himmeti olmadan bir şey olmaz. Çünkü hizmet edenlere himmeti olur itaatkar olanlara, himmetleri bulunur hiç şüphesiz. Biz bir defasında üstadımız Tomarcı'ya gönderdi. Buyurdular ki orada bulunan kimselere şu gibi vazifeleri yaparsınız ettim. O günde de böyle hususi vasıta da yok. Yalnız aktarmalı. Şimdi tomarcıya vardık diyelim. Tomarcıdan Develi'ye geleceksiniz. Develi'den kasabaya gelmek için ayrıyeten bir vasıta. Kasabadan üstadımızın bulunduğu mahalle çıkmak için de bir vasıta. Rabbimiz öyle bir ihsanda bulundu ki her şey denk geliyor, ucuzdu. Denk geliyor. Mahalleye çıkacağız otobüsteyim. Bir tanesi arabanın camına vuruyor. Akşam da yaklaşmış vaziyette görmesi de güç. Bir kimseyi tam canlı olarak müşahedesi güç. Gel seni yukarıya götüreyim diyor. Himmet budur.
İnsanın kendisinden anlatması katiyen doğru değil. Dedem Rahmetullahi Ali Hazretleri'ne bir mektup gelir midedeki meşayihten bir zat. Derler ki efendim buna nasıl cevap vereceksiniz? Çok kolay, çok kolay. Nasıl olur efendim? Ben İstanbul'a gittiğimde böyle temizlikçileri gördüm, kanalizasyon temizlikçilerini. Tabii temizliğe mahsus üzerinde elbiseleri var. Onlara nezaketli efendim, nezafetli efendim, temiz efendim, nasıl dinmese çünkü o affurun lağımların temizliği ile meşgul. Ben gönlümdeki kötü ahlak mezbelesini dediği tabiri kullanmaktan haya ediyorum çünkü bir velidir. Onu temizlemekle meşguldüm. İçindeki uygunsuz hallerin def'i için çalışıyorum. Aynen o İstanbul'daki kanalizasyon temizlikçilerine nezafetli, temiz dinmediği gibi, ben de aynen o şekildeyim, Nakşibedi Nakkaş'a gider, vasfını kim kabul eder, Gavsi'l Azam himmet eder, nispediniz sultanıma.
Bendeki güzellik de sultanımızdan geliyor. İnsan bir binadır yap diyelim, çok güzel vasfedip duruyor. Ne güzel bir pencere koymuşlar. Kapıları da çok güzel döşemeleri de, her şeyi de böyle odaların tanzimi bölümleri vesaireler çok güzel. Kimi vasfedersin? Binayı değil, o binayı Kuran'ı. Aynen böyledir. Onlar bu güzelliklerin içerisinde kendilerinde hiçbir şeyi mal etmeyendir. Hiçbir şeyi mal etmemenin örneği Tevhid'dir. La ilahe illallah Muhammedurresulullah. Geçen düşünüyordum. Uzun boylu düşünmeye hiç gerek yok. Tevhid her şeyi hallediyor. La ilahe Allah'tan başka ilah yok. Ondan başka ilah olmadığına göre bizim yaratılışımız, rızık verenimiz, bize suret veren, el musavvir, bütün sıfatlarıyla seçkin olan Rabbimiz her işimize müdahildir. Yani o gönlümüzün en derin, en derin düşüncelerine bile vakıftır. Zerreye bile tecellisi olan Cenabı Hak'tır.
Ne mutlu ki bizim her şeyimizi gören, bilen, duyan bir Mevlamız var. İnsan buna hamdetmesi gerekir Velilere bakıyoruz. Veliler diyorlar ki, diyorlar ki bir kısım veliler Allah, bez, baki, heves. Rabbimiz var ya yeter bize diyorlar. Rabbimizin yeter olması bize örnek olarak habibini Sallallahu Aleyhi ve Sellem yolunu takip edeceğimiz Udul Ebulü'l Emri Minkum ifadesiyle sizden olan Ülü'l Emri Minkum ifadesiyle sizden olan Ülü'l emir, Kuran ve sünnete tabi, evliyaullah'ın yolunu takipten güzel bir şey yok. Her şeyimizin tanzimi Cenabı Hak'kın emriyle bugün deizmin sapıttığı nokta da budur. Deizmin sapıttığı nokta budur. Cenabı Hak yaratacak da yarattığına esaslar koymayacak. Efendim bu ta on dört asır önce Allah'ımız öyle esaslar koymuştur ki o esaslarda dikkat edilirse sınırlama yoktur.
Kuran-ı Azimüşşan'ı inceleyelim, bura bizim dertli noktamız olduğu için söylüyorum, hiçbir sınırlama yok. Nasıl bir misal versek bugünlerde en çok konuşulan, mesela iki bin yirmi ikinin sonlarına doğru bizim ürettiğimiz, kendi malımız. Biz deriz ya okullarda günler yapılır, yerli malı kullanmalı diye. Zaten siparişlerden daha satılmadan bir imkan kalmadı. Bazı mühendisler olur, binaları yaparlar. Daha kuru toprakta iken ben dördüncü kattan su tarafa aldım ve şimdi aynen onun gibi Elhamdülillah kabul gördüm. Bir araba her şeyiyle mükemmel Bak Cenab-ı Hakk bununla sınıflandırmıyor, sınırlandırmıyor Esselamle Vel hayile Vel bigale Vel hamira Mesela Kuran-ı Azimüşşan'da geçiyor Es-Samem. Enfal Suresi altmış üçüncü Ayet-i Cenabı Hak hem kendi hem de din düşmanlarına karşı bişili atlar. Onunla sınırlanıyor Cenabı Hak. Diğer Ayet-i cellilere bakıyorsunuz hemen Cenabı Hak neyi ifade ediyor?
Hem hafif hem de ağırlıklı güç ve kuvvetli silahlara haber veriyor. Sınır yok, hiçbir zaman sınır yok. Mesela Adiyat Suresine baktığımız zaman her şey şimdi neye dayanıyor? Elektriğe dayanıyor. Bak bu son arabaların bütün gösterimi yapılıyor, elektriğe dayanıyor. Hep elektriğe dayanıyor. Bu S400'ler görüyorsunuz hep bunlar da neye dayanıyor? Elektriğe dayanıyor. O pilleriydi vesairleri, biz pil diyoruz da ona mahsus ifadeler. Her şey artık demir diye bir şey yok, elektriğe dayanıyor. Bu tasavvufi ifade ile tasavvufi tarikatta rabıtayı ifade eder, muratebeyi ifade eder. Örneğin ki böyle maddi yığınlar diye bir şey yok. Hep ruhani cihete gider. Bunu anlatmakla bitiremeyiz. Mesela rabıtayı, murakebeyi Murabeyi zikre tercih edin dinmesinin sebebi hep Vuhu elektriklenmedir. İnsanın zaten kendisinde bu elektriklenme vardır.
Daha ruhlar aleminde, Elestu bir Rabbikum, ben sizin Rabbiniz değil miyim dendiğinde, Kalu Bela evet Rabbimizsın diyen mümin olsun, kafir olsun, kim olursa olsun hepsinin evet demesinin sebebi nedir? O anda Cenabı Hak'ın cemalinin gösterilmesidir, ona elektriklenmiştir, ona cezbolmuştur. Alem, alem bir damlanın sarhoşudur. O damla da Enes bezmimin damlasıdır. Bir badedir o badenin sarhoşudur. Artık bugün Adem öyle olmasaydı Cenabı Hak, Meryem Suresi'nin son sahifelerinde her şeyi Cenabı Hakk'a kul olarak gelecektir. Ama bizdeki o enerji, enerji dendiği zaman bu kuantum fiziğine gider. Bu daha başka hususlara gider. Nerelere gider derseniz, tarifi mümkün olmayan, tarifi mümkün olmayan esaslara doğru gider. Şimdi fizikte bir görürüz biz. Fizikte görürüz. Mesela güç, kuvvet enerjiyi görürüz. Kul, güç, kuvvet, enerji.
Yani kuantum, fiziği, bilmem filan bunun yanında hiç kalacak şekilde Rabbi Zülcelal'imizin öyle bir nimeti vardır ki bunu tarif mümkün değildir. Dediğim gibi her şey elektriğe dayanıyor. Mesela o rabıta hususunda biraz olgunlaştırmak istiyorum. Böyle gelişi, güzel olmadığını biliyorum Allah'ımızın lütuf ve keremi olarak. Mesela alıcı kuş deriz biz, mahalle göre değişebilir. Bu avunu nasıl etkiliyor, avunu nasıl etkiliyor? Semadan mesela yerde bir mahluk, onu gözüyle semadan etkilemek suretiyle uyuşmuş bir vaziyete getiriyor, hareket ettirmiyor ve bu şekilde onu avlıyor. Mesela bir kaplumbağa. Üstadımızın Gülhane Hastanesi'nde bir güz hastalığı vardır. Bu hastalığında oranın profesörüyle bir konuşma geçiyor. O görüşmede şu anlatılıyor. Bir kaplumbağa biliyorsunuz altı ve üstü çok sert olarak Cenabı Hak tanzim buyurmuş El-Musavvir sıfatıyla onun yumurtaları üzerinde durması mümkün değil.
Yani bir tavuğun, bir kuluçka, dönemik gibi değil. Öyle olduğu için ne yapıyor? Yumurtalara gözüyle bakıyor. Gözünün şiddetiyle içinden yavru çıkıyor. Kamil müminin bakışından sakının Allah'ın nuruyla bakar. O bir kaplumbağa gözüdür. O bir kuşun etkilemesidir. Aşağıdaki mahlukun hareketsiz hale gelmesi. Evliyaullah kimdir? Mürşid-i Kamil kimdir? Allah'ın veli kulu kimdir? Allah'ımızın Nuh ihsan ettiği insan kişiye baktığı zaman yek nazar bestir efendim rahmet Allah aşkına destire bul, vurma, kerem kıl Allah aşkına dediği gibi nazarlarında başka sırlar vardır. Kayseri'de Alisui Hazretleri'nin devamından Rahmetullah aleyh, icazet alan İbrahim eken hocamız, rahmetle yad ediyoruz, öğrencilerine, bu kasabadaki öğrencilerinden birine diyor ki Hacı Hasan Efendi'nin nazarlarından mahrum olmayın. O nazara erişin. Şimdi, ilk aldığımız evrak nedir?
Mukaddime, bir okulda hazırlık yılı gibi bir hazırlıktır, sadakati ölçülüyor. Şimdi dedem Rahmetullah Aleyh de üstadımızda benim terazim diyor, sizleri tartmaz. Halbuki onu murakabenin zirvesine kadar götürecek güç Rabbimiz lütt etmiş. Sebebi şu bazı ifadelerde çirkin olur diye çok çekiniyorum, böyle mantar gibi yetişmişler, olgunlar, ne bileyim insanlar çıkmış diyemem ben, bu söyleniyor. İşte her tarafta şeyh kaynıyor diye ben yine haya ederim. Çoğalmış olabilir ama özellikleri var, özellikleri var. Onların bir kere, bir kere o yolu aşması gerekir. İlimde bir fana geçecek. İbadette ihlasa geçecek. Bir gönlü söylüyorum sadece. Ondan sonra nefsin mertebelerini geçecek. Ruhun ve sırrın mertebelerini geçecek. Velhasıl o yolu binecek bir kimsenin önderliğinde ancak yürüyebilir. İnanın gözlerimizle gördük ve bunu bilen insanlar vardır.
Gerçekten Hacasın Efendi, Kaddafi Sallallahu Aleyhi ve Sellem sırra istatımız bu yolun fiiliydi. Bir tane evladı köylerimizden birinde, şimdi mahalle de uyduk. O tabiri kullanılıyor. Tarih buyurmuşlar, Ne şu ispat dersi var malum. Sadırda Tevhid, malum yazılıyor ve onu hissediyor zaten. Ondan sonra murakabe dersine geliyor. Murakabeyi tarif etmiş ama amca anlamamış. İhlas'ın manasını düşünün, buyurmuş. İhlas'ın manasını düşünmezse Hallacı Mansur gibi bir hal meydana gelebilir. Yani şafah deriz biz bunu tasavvufta. Apık sapık konuşmalar gibi. Öyle bir hal olabilir. Bu anlamamış. Nurlar içerisinde yanmaya başlamış. Üstadımız anlatmış. Velhasıl Sami Efendi Hazretlerine gittiğinde buyurmuş ki bunu Hasan Efendi bilirdi. İhlasın manasını üstündü. Halbuki durumunu, üstadımızın tarif şeklini anlayamadığından yani bu işin alemi en iyi bilen kimselerdir.
Emin olun, emin olun bir kıyaslama şeklinde olurken burada bir kimseyi tahkir cihetiyle söylemiyorum. Küçük bir örnek değil. Bir tanesi Evrad ve Ezkar'ımıza karıştı. Emin olun düzelttiğine kadar içecektir. Gerçekten şeyin, Kemal edip Kürtçünün, rahmetlinin Sami Bendi Hazretleri hakkında yazmış olduğu bir şiir var. Böyle bir ev, böyle bir halife bırakır. Böyle bir Sami Bendi, böyle bir Hacasan Efendi bırakır. Onu bilenler bilir. İlk alınan nedir? Mukaddime dersidir. Üç gün istihareye yatırılır. O istihareden sonra güzel çıkarsa rabıta ve rabıtadan sonra murakebesi. Murakabe insanda ne meydana getirir bunu sıralamaya çalışıyorum. Öyle olur ki huzura erer, un tahrip edemeyiz. Çünkü yaşadığı bir haldir. Halleri güzelleşir.
Hem dünya hem de uhrevi işleri, dünyevi işlerinde dinimizin esaslarına göre, uhrevi işler de zaten dinimizin esaslarına uyunca, yapmış olduğumuz güzel amellerin, salih amellerin neticesi cennetlere varis oldular, buyruluyor. Murakabe öyle bir hal ki, yedi kat cema yok bilip, kalbi arş-ı ağzımı açma. Imanın özelliklerinden ve imanın meyvesidir. Bu tadılan bir husus olduğunu deminden beri söylüyoruz. Mellam yezuk llem yarip tatmayan bilmez. Bunu yine Es'adi El-Bina Hazretleri Cenabı Hakk'ın azametinden titreyen kimseler için iki cennet vardır buyuruyor. Birisi bu dünyada olan, bir diğeri ecile ileride olacak olan cennettir ki, o cennetin maddi olan zevklerinden murakabe ehlinin yaşadığı daha bir değişik hazdır, lezzettir diye bildirirler. Bu Cennetü'l maarifin zevkidir. Ibadet ve taatin en güzeli yerine getirilir.
Ne ederseniz bir saatlik tefekkür altmış yıllık nafile ibadetten üstündür buyrulur. Bu cihetiyle. Günah ve isyanı terk etmekte, terk etmekte ona bir yardımcıdır. İbadet ve taati aşkla, iple çeker gibi seher vaktini, gecelerini, Rabbimizle münacat halini arzular. Enne behhe yeksibu'l-adrıdallahi sübhanehu ve te'alaen. Artık Allah'ımızın rızasından başka hiçbir şeyi gözetmez. Cennete girmesine sebeptir. Cenab-ı Hak cümlemizi yolunda daim ve kaim eylesin.
Kaynak: Genel
both exposition exposition PSIInjected… | Mihmandar