İhsan Mektebi programımızın yeni bir bölümünde Bedir Gazvesi'yle birlikteyiz kıymetli neymişlerimiz. Mahmut Sami Ramazanoğlu Gaddesallahu Zerrahü Zerrahü'l azizin anlatımı ve yorumuyla inşallah sizlerle paylaşmaya devam edeceğim. Zübeyr Radıyallahu Anh şöyle rivayet ediyor. Bedir günü ben Ubeyde Bin Said Bin As'a kavuştum. O başından ayağına kadar zırhlanmış ve silahlanmıştı. Onun yalnız iki gözü görünüyordu. Ona zatü'l keriş derlerdi. Bana zatü'l kerişim diye meydan okudu. Ben de hemen ona harbemi saldırdım ve gözüne vurup yerleştirdim. Ubeyde hemen öldü. Zübeyir der ki ayağımı onun üstüne koydum. Sonra harbemi olanca kuvvetimle çekip çıkardım. Fakat harbemin iki tarafı eğrilmişti. Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem efendimizin en insafsız düşmanlarından ve Kureyş'in birinci derecedeki reislerinden Ümeyye Bin Halef ki hem ihtiyar hem de şişmandı.
Muharebenin son devrine kadar dayandı. Nihayet kendini oğlu Ali'yle beraber Abdurrahman bin Avf radiyallahu anh'a teslim etmeye mecbur oldu. İbn-i Avf, Mearif-i Kadim'ye mebni esir etmek isterken o sırada Ümeyye kimdir o şu demirlere bürünüp safları yırtan bahadır diye sormuş. İbn-i Avf da Amr Resulullah, Resulullah'ın amcası Hazreti Hamza Bin Abdulmuttalip diye cevap vermişti. Ümeyye Bin Halef, ah bize bu işleri eden ve bizleri bu halde koyan hep odur demiş. Onlar bu sözteyken Hazreti Bilal radıyallahu anh evvelce kendisine çok işkenceler etmiş olan Ümeyye'yi gördüğü gibi Ya Ensarallah. Işte kefere ve fecere'nin reisi Ümeyye bin Halef vurunuz, öldürünüz demekle Afra Hatun'un oğlu Muaz'la Ensar'dan bazıları seyirtip Ümeyye bin Halef'i öldürmek istemişler. Ümeyye kendisini Abdurrahman bin Avf'a siper etmiş ise de Ensar mızraklarını Ümeyye'ye isabet ettirerek öldürmüşler.
Ammar bin Yasir de Ümeyye'nin oğlu Ali'yi katletmişti. Abdurrahman b. Avf'ın o esnada kolu da yaralanmış ve yarası uzun müddet kapanmamıştı. Elhasıl Kureyş ordusuna fütur gelerek pek fena halde bozuldu ve ehli İslam muzafferiyete nail oldu? Müslümanlara her türlü eza ve cefayı reva gören, Müslümanlara işkence yapmaktan zevk alan ve Müslümanlığı imha için her türlü plan tatbikatına çalışan Kureyş Şüresası kamilen helak olmuşlardı. İlk nazarda iki ordu karşı karşıya geldiği zaman zahiri görünüş vaziyetine bakılacak olursa Müslümanların muvaffakıyetini hiç kimse ümit edemezdi. Kureyş içinde bütün ordularını besleyecek derecede zengin adamlar vardı. Müslümanların yiyecekleri de azdı. Kureyş'in bin kadar askeri vardı. Müslümanların askeriyse üç yüz beş kişiydi. Müslümanların mücehhez askerleri azdı. Müşriklerse tepeden tırnağa kadar mücehhezediler.
Bütün bu gayri müsavi şeraite rağmen, eşit olmayan şartlara rağmen harbin nihayetinde meydan-ı muharebede Müsliminden şehit düşüp kalanla mecru olup da bilahere şehit olanların altısı muhacirinden, altısı Hazreç ve ikisi Evs kabilesinden olmak üzere sekizi de ensardan olarak on dört şehit idi. Düşmanınsa bütün belli başlı esası Şeybe, Utbe, Ebu Cehil, Ebu'l Buhteri, Zem'ab bin Esved, As bin Hişam, Ümeyye bin Halef, Münebbih bin Haccac hep maktul düşmüşlerdir. Yetmiş maktulleri vardı. Bundan başka yetmiş de esir alınmıştı. Bu esirlerden Hazreti Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimizin amcası Abbas ve amcazadeleri Akil bin Ebi Talib ve Nevfel bin Abdilmuttalip ve Hazreti Zeynep Radıyallahu Anh'ın zevci Ebul As bin Rebi Kureyş'in eşrafından idiler ki bunlar bir müddet sonra hep şerefi İslam'la müşerref olmuşlardır.