Ashab-ı Kiram ve Ebu Eyyub El-Ensari'nin İzinde kaydında İKİSAN MEKDEBİ programımızın yeni bir bölümünde daha sizlerle birlikteyiz. Değerli deneyimler misin? Mahmut Sami Ramazan olduğu GADDESALLAHU SİRRAH-AZİS'in Ashabı Kiram isimli eseriyle Hazreti Halid Bin Zeyd Ebu Eyyub el-Ensari ile programımıza kaldığımız yerden devam ediyoruz. Bundan önceki bölümümüzde Ebu Eyyub el-Ensari'nin defni ve…
İKİSAN MEKDEBİ programımızın yeni bir bölümünde daha sizlerle birlikteyiz. Değerli deneyimler misin? Mahmut Sami Ramazan olduğu GADDESALLAHU SİRRAH-AZİS'in Ashabı Kiram isimli eseriyle Hazreti Halid Bin Zeyd Ebu Eyyub el-Ensari ile programımıza kaldığımız yerden devam ediyoruz. Bundan önceki bölümümüzde Ebu Eyyub el-Ensari'nin defni ve kabri ile alakalı hususu sizlere aktarmıştık. İnşallah İstanbul'da kabirleri belli olan Ashab-ı Kiram'ın isimlerini zikrederek devam ediyoruz. İstanbul'da kabirleri belli olan Ashab-ı Kiram. Ka'b radiyallahu anh, Eyüp'te Çınar nam mahallede beylik değirmeni civarında. Ebu'd Derdi radiyallahu anh, Zal Mahmud Paşa Camii kurbunda. Muhammed El Ensari radiyallahu anh, Abdulvedud mahallesinde Babü'l-Ensar Kurbünde. Abdulsadık Amir radıyallahu anh, eğri kapı haricinde makbere civarında. Hafir radiyallahu anh eğri kapıda kapı arasında.
Cafer bin Abdullah el-Ensari radiyallahu anh Hace Kasım Camii mihrabı tarafında meydancı Camii. Abdullah El Hudri radiyallahu anh eğri kapı dahilinde Rum kilisesi sokağında, çukurda, Ebu Said El Hudri radiyallahu anh, Kariye Camii şerifi kurbunda sultan hamamı civarında. Cabir radiyallahu anh, ayvansaray Kapısı dahilinde Mustafa Paşa Camii deronunda. Şube radiyallahu anh, eğri kapı dahilinde Şişhane kurbünde. Amr İbni As radiyallahu anh, yeraltı camiinde. Kurşunlu Mahzen Camii derununda. Vehb Bin Hüşeyre radiyallahu anh, yeraltı camiinde, kurşunlu mahzen cami derununda. Süfyan bin Uyeyne radiyallahu anh, yeraltı camiinde, kurşunlu mahzen cami derununda. Hamdullah Ensari radiyallahu anh, ayvansarayda toplu İbrahim dedenin kabri yanında. Ebu Şeybe el-Hudri radıyallahu anh, Ayvansaray'da toplu İbrahim dedenin kabri yanında. Bu ikisi Peygamber Efendimizin Halime'den olan süt kardeşleridir.
Usame bin Zeyd radiyallahu anh, eğri kapı civarında. Abdullah bin Hişam radiyallahu anh, Sultan Hamamı grubunda. Abdurrahman Şami radiyallahu anh, Ayasofya'da cephane civarında. Abdül Vehhab radıyallahu anh, Üsküdar'da dere kenarında. Hazreti Halid radiyallahu anh'ın zevcesi. Hazreti Halid radiyallahu anh'ın zevce-i muhteremesi Ümmü Eyyub, Fatıma'yı, Hazreci radiyallahu anha'dır. Sahabiyattandır ve Hazreti Halid'in dayısı Kusbin Saide'nin kızıdır. Hicret-i Muhammediye'den iki sene evvel kocası Hazreti Halid ile birlikte İslamiyet'i kabul etmişlerdir. Ebu Eyyub el-Ensarî'nin üç erkek ve bir kız evladı vardır. En büyük evladı Eyyub'dur ki bu büyük oğlunun ismiyle künyelenmiştir. Diğer oğulları Abdurrahman ile babasının adını taşıyan Halid'dir. Amre adındaki kızı da Resulü Ekrem sallallahu aleyhi ve selleme bey'at eden kadınlardan biri olup mübarek bir kadındır.
Ashab-ı Kiram ve Ebu Eyyub El-Ensari'nin İzinde ne anlatıyor?
Ashab-ı Kiram ve Ebu Eyyub El-Ensari'nin İzinde kaydında İKİSAN MEKDEBİ programımızın yeni bir bölümünde daha sizlerle birlikteyiz. Değerli deneyimler misin? Mahmut Sami Ramazan olduğu GADDESALLAHU SİRRAH-AZİS'in Ashabı Kiram isimli eseriyle Hazreti Halid Bin Zeyd Ebu Eyyub el-Ensari ile programımıza kaldığımız yerden devam ediyoruz. Bundan önceki bölümümüzde Ebu Eyyub el-Ensari'nin defni ve…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 7 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Umre radıyallahu anha, bilahere Safvan bin Evs ile evlenmiş, onlardan da Halid bin Safvan namındaki çocuk dünyaya gelmiştir. Mihmandar-ı resul Hazreti Halid'in bu üç erkek ve biri kız olan evlatlarının hepsi sahabedendirler. Mihmandar-ı resulün evladı ahfadı mübarek nesl-i paki asırlarca devam etmiştir. Ehl-i sünnet vel cemaat akidesine göre Ashab-ı Kiram'ın derecatı şöyledir. Sahabenin en efdali Ebubekir Sıddık radiyallahu anh'tır. Hazreti Ali'nin şu sözleri de buna delalet etmektedir. Hazreti Ali bir gün Küfey cami minberinde hutbe okurken Muhammed ibnul Hanefi, Rasulullah'tan sonra bu ümmetin hayırlısı kimdir diye sordu. Hazreti Ali keremullah veche bu suale Ebu Bekir Sıddık radiyallahu anh'dır cevabını verdi. Ondan sonra kimdir sualine de Ömer'dir dedi. Sonra kimdir sualine? Osman'dır, dedi. Sonra kimdir deyince Hazreti Ali sükut ettiler.
Muhammed bin Hanefi'ye ondan sonra sen değil misin deyince Hazreti Ali baban Müslümanlardan birisidir diyerek mütevaziyane bir cevap verdi. Hazreti Ali'nin kendisinden bahsetmeyip sükut etmesi nefsini medih'ten kaçınmasından dolayıdır. İstanbul'un fethine yakın bir zamanlara kadar kabri şerifi muhafaza edilmişse de Ebu Eyüp El Ensari'nin, sonradan Bizans İmparatorluğu'nun getirdiği inkılaplar sırasında ve bahusus fetihten iki yüz sene kadar evvel Latin barbarların elinde elli yıldan fazla kalmış bulunan ve Hristiyan mukaddesatına bile hürmet etmesini bilmeyen kimselerin Ebu Eyyub el Ensari'nin kabri şerifini muhafaza etmeleri pek ümit edilemediğinden, ihtimal ki o zamanlarda kabri şerifi düzelmiş, belirsiz olmuştu denilmektedir. Halbuki kabri şerifin fetihten evvel tahrip edildiğine dair mevcut eserlerde hiçbir kayda tesadüf edilmemiştir.
Bilakis kabrin kemal itina ile muhafaza edildiğine dair pek çok vesaik vardır. Bahusus Ebu Eyyub radiyallahu anh Rasulü Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimizin duayı Nebevilerine mazhar olmuştu. Nitekim Hayber Muharebesi'nde geceleri sabahlara kadar Peygamber Efendimizin çadırı etrafında silahla nöbet beklediğini görünce memnun ve mahsus olarak, ya Allah. Sabahlara kadar uykusuz kalıp nöbet bekleyerek beni muhafazaya çalışan Ebu Eyüp El Ensari'yi sen de dünya ve ahirette öylece muhafaza buyur diye duayı nebevilerine mazhar olduğundan her türlü tecavüz ve taarruztan kıyamete kadar mahfuz kalacağı şüphesizdir. Fatih Sultan Muhammed Han Hazretleri, Ebu Eyyub el-Ensari'nin kabri Şerifinin yerini bulmak arzusunda bulunduğunu Akşemsettin Hazretleri'nden rica eyledi. Akşemsettin Sultan Fatih'e hitaben, sultanım, ben geceleri şu semtte bir yere nur inmekte olduğunu görüyorum.
Zannediyorum ki o nurun indiği yerde o mübarek kabri şerif olsa gerektir, dedi. Bir müddet Ebu Eyyub'un kabri şerifinin bulunduğu yere teveccühte bulunduktan sonra, evet, Hazreti Ebu Eyyub el-Ensari'nin ruhu şerifi ile şimdi mülakat ettim. İstanbul'un fethini tebrik etti ve beni zulmeti küfürden kurtardınız diyerek ferah ve sürurunu izhar eyledi, buyurdu. Bunun üzerine Hazreti Fatih ve Akşemsettin ve maiyeti hep beraber işaret ettiği yere geldiler. Fatih, Akşemsettin'e, efendim kabri şerifin yerini tayin buyurunuz ki üzerine bir kubbe bina edelim diye rica etti. Akşemsettin Hazretleri orada bir müddet teveccüh ve murakabeden sonra burasını kazınız. İnşallah Teala iki arşın sonra İbranice yazılmış bir mermer çıkacaktır. İşte burası Mihmandar Ebu Eyyub el-Ensari'nin kabri şerifidir, diye buyurdu. Filvaki o yer kazıldı, Akşemsettin'in dediği gibi bir levha zuhur etti.
Fatih Sultan bu kerametine hayret ederek heyecanından yere düşecek oldu ve bu sayede kabri şerifin etrafı bütün evliya, ulema ve suleha kabirleriyle doldu. Güya ayın etrafında yıldızların kümelenmeleri gibi bir hal oldu. Oraları erbabına göre bir maarifi Rabbaniye, letaif I sübhaniye, Hazain-i Samedaniye ve Esrarı Yezdaniye diyarı oldu. Bunun üzerine Gazi Sultan Muhammed Han, Mihmandar-ı rasuli Kibriya'nın üzerine bir türbe yaptırdı ve Akşemsettin Hazretleri'nin haremlerine mahsus odalarla bir de cami şerif bina ettirdi. Fakat Akşemsettin Kuddise Sirru bilahere memleketi olan Göynük'e avdet buyurmuştur. Şeyhülislam Muhammed Saduddin Efendi'nin Tacü't-Tevarih namlı tarihinde deniliyor ki, Bir gece Fatih Sultan Muhammed Han, Şeyh Akşemsettin ile sabaha kadar sohbet etti. Akşemsettin'in karargahı ok meydanında, Fatih Sultan Muhammed'in makamında Edirne kapısı ile Topkapı arasında idi.
Sabah namazını kıldıktan ve orada ezkar tamamlandıktan sonra Fatih, Sultan Akşemsettin'e şöyle bir niyazda bulundu. Bu civarda Mihmandar-ı Rasulullah Hazreti Halid, Ebu Eyyub el-Ensari'nin kabri şerifi bulunduğunu işittim. Acaba neresi olsa gerek, dedi. Akşemsettin Hazretleri de halvete varıp teveccüh eyledi ve Elyevm kabri şerifin yeri olan makam-ı mübareki mükaşife-i sadıka ile tayin edip müteaddit alametler beyan eyledi. Filhakika oranın mezarı şerif olduğu anlaşıldı. Osmanlı müelliflerinin beyanına göre Fatih Sultan Muhammed Han'ın istirhamı üzerine Akşemsettin Hazretleri İstanbul'a gelmiş ve ordunun kuvve-i maneviyesini takviye hususunda vücudu şeriflerinden pek çok istifade edilmiştir. Meslektaşı bulunan akbıyık Abdullah Sultan ile beraber orduya iltihak etmişler ve ordunun maddeten ve manen muhasara ve muharebe kabiliyetini artırmışlardır.
Sultan Fatih'in istirhamı üzerine Akşemseddin Ebu Eyyub el Ensari Halid bin Zeyd hazretlerinin kabri şeriflerini keşif ve tayin ederek izhar-ı keramet eylemiş ve Hazreti Fatih her ikisinin namlarına hürmeten birer cami-i şerif bina ettirmiştir. Fakat Akşemsettin Hazretleri İstanbul'da kalmayarak Göğünük'e ve Akbıyık Hazretleri de Bursa'ya gitmiştir. Akşemsettin sekiz yüz altmış dokuzda alemi cemale intikal eylemiştir. Evliya Çelebi'nin beyanına göre Gazi Sultan Muhammed Han İstanbul'u fethederken yetmiş yedi Kibar-ı Evliya Ebu Eyyub Hazretlerinin kabri şerifini tecessüse koyuldular. Neticede Akşemsettin Hazretleri'nin kerametiyle kabri şerif meydana çıktı. Bir orman içinde bir seccade üzerinde iki rekat namaz kıldıktan sonra secde edip güya uykuya varmış gibi kaldı. Birçokları kabri bulamadığı için mahcubiyetinden uykuya yattı diye terhis ettiler.
Bir saat sonra Akşemsettin Hazretleri secdeden başını kaldırdığı zaman Fatih hazretlerine beyim, hikmeti Hüda, seccademizi Ebu Eyyub'un kabri üzerine döşemişler. Hemen şu yeri kazsınlar deyince Akşemsettin'in fukahasından üç kişiyi Ebu'l-Feth ve Akşemsettin Hazretlerinin huzurunda üç arşın derinliğinde kabri kazdılar. Bir yeşil somakiden dört köşe bir taş buldular. Üzerinde Kufi ile Hada Kabru Ebi Eyyub el-Ensari diye yazılmış olduğunu gördüler. O taş kaldırılarak içinde Ebu Eyyub el Ensari'nin mübarek vücudu şerifini safran ile boyanmış bir kefen içinde teru taze yattığını gördüler. Hazır olanlar ve İslam askerleri mübarek kabri şerifin topraklarını kelime-i tevhid ve zikri Mevla ile doldurdular ve bilahere kabri şerifini yaptırdı ve halen üzerinde bulunan kubbeyi şerifi ve cami-i şerif medrese, han, hamam, imaret, çarşı pazar cümlesi Fatih Sultan Muhammed'in binalarıdır.
Sonradan gelen Salahattin-i Osmaniye'nin her birisi teberrüken birtakım eserler bina ederek Ebu Eyyub el-Ensari'nin civarını cennete döndürdüler. Bir rivayette Ebu Eyyub el Ensari'nin eğri kapıdan çıkarken küffar tarafından atılan bir taş ile şehit edilmiştir ve bir rivayette ishalden irtihal etti denilmiştir. Hicaz ulemasından Abdül Hafız Bin Osman'ın unvanı'l kulub ve keşful kulub fi menakibi Ebi Eyyub unvanı eserinde diyor ki, ben şu semtte mübarek bir nurun lemean ettiğini gördüm. Zannederim ki Hazreti Mihmandar'ın kabri şerifi orada olsa gerektir, buyurdu. Sonra o yere varıp bir müddet teveccüh ve murakabede bulundu. Dedi ki, ruhum Hazreti Ebu Eyyub'un ruhuyla temas edip içtima eyledi ve Fethi Mübin'i bana tebrik etti ve sayeniz meşgul olsun ki beni zulmet-i küfürden kurtardınız diye buyurdu. Fatih Sultan gözümle görecek bir alamet lütfeyle ki kalbim mutmain olsun dedi.
Akşemsettin Hazretleri bir teveccüh buyurdu. Burası kabri Şerif'in baş tarafıdır. Burasını iki arşın kadar kazınız. Göreceksiniz ki bir mermer taş zuhur edecek ve üzerinde İbranice yazı vardır, dedi. Filhakika kazdılar. Taş üzerinde burası Ebu Eyyub el-Ensari'nin kabridir ibaresi var idi. İşte o taş El-Anan kabrin türbesi duvarındadır. Ben bunu bin iki yüz doksan sekiz tarihinde ziyaret ettiğimde görmüştüm. İstanbul'un fethinden sekiz yüz yedi sene evvel Ebu Eyyub el-Ensari radiyallahu anh irtihal buyurmuştu. Değerli dinleyicilerimiz, İhsan Mektebi programımızın bugün de sonuna gelmiş olduk. İnşallah bir sonraki bölümümüzde yine Ashab-ı Kiram isimli eserle Mahmut Sami Ramazanoğlu, Gaddes Salihü Sirrahü'l azizin anlatımıyla Ebu Eyyub el-Ensari'yi tanımaya devam edeceğiz. Tekrar görüşünceye dek Allah'a emanet olunuz.
Kaynak: Genel
Ashab-ı Kiram ve Ebu Eyyub El-Ensari'nin… | Mihmandar