Allah'la Bağlantı Kurmak ve Ruhani Yolculuk kaydında Bizi yurttan mal eden, varlığından haberdar eden Halife Zülcelal'ımız, Kuran-ı Kerim'in de ayet-i celile-i cebiresinde, ne buyuruyor, sıdkla dinleyelim. Keşmelerde Çeşmelerde bardağın doldurmadan korursan dünyanın ne durursa kendi dolası derim. Bir de çeşmenin ağzına, destini vermek lazım. Doldurur o zaman Rabb'ımızı, Kuran Rabb'ımızı,…
Bizi yurttan mal eden, varlığından haberdar eden Halife Zülcelal'ımız, Kuran-ı Kerim'in de ayet-i celile-i cebiresinde, ne buyuruyor, sıdkla dinleyelim. Keşmelerde Çeşmelerde bardağın doldurmadan korursan dünyanın ne durursa kendi dolası derim. Bir de çeşmenin ağzına, destini vermek lazım. Doldurur o zaman Rabb'ımızı, Kuran Rabb'ımızı, biz Allah'ımızın, lisanlar Allah'ımıza, yardığı akıl Allah'ımıza, hiç vehmimiz yok. Hiçbir şeyimiz yok. Yalnız kendimize nispet etmekle günahkar günahkar oluyoruz. Onun için Allah'ımızın ayet-i celilesini okuyoruz. Ennullah'tan katnazlarını, fevcirîn-i izamın verdiği manaları da okuyacağız. Ey şerefi imanla şerefi ya bulunan kullarım, Allah bizi yarattı ya böyle başıboş, yarattı ya böyle başıboş bırakır vermedi. Peygambersiz olmaz, peygamber gönderdi. Peygamberin eline, peygamberin eline, kalbine Kuran-ı Kerim'i verdi. Kuran-ı Kerim'le bizi devam etti.
Hayır belli, şer belli, zararı belli, kar belli, cehennem belli, cennet belli. Yetti bir kat. Sen oraya varınca ne uyuyorsun? Sen ettin onu işte böyle cehenneme gönderiyorsun diyecek yerini koymaz. Yani bunların hepsini duyurdun bir kat diyor Allah. İtiraz edeceğiniz hiçbir şey yok, nefsimize uyunuz, kendinizi cehenneme layık ettiniz. Ben cennete girin diyor. Siz Resulullah'ın ardına düşmediniz de şeytanın ardına düştüğümüzden böyle olmuyor. Onun için kardeşim şeytanı bırakalım. Allah'ımıza uyalım. Allah'ımızın gösterdiği yoldan bilelim inşallah. Bu huzuru giderek. Resulullah'a da bırakıvermeli işi. İşte gelene kadar ulemayı zahir ve bahtına böyle tevhitti bunlara doğru yolu gösterin diye gösteriyorlar bize. Allah o yoldan gitmeye, sizi muvaffak etsin inşallah.
Hacı Efa'de yer bile Kuddüsessirullah Hazreti Efendimiz, tabi diyor bir akıl olursa, bir de nefs ile şeytan olursa iki kez hacca bela olur. Siz de namazda huzursuzluğumuz, evde huzursuzluğumuz, içinizde huzursuzluğumuz, nefse uyuşunuz, şeytana uyuşunuz, ondan olur. Çünkü o zorla cehenneme götüreyim diyor. İmansız öldüreyim diyor zorla diyor, kahrosun. Bilirsiniz ben Hazreti Ali Bin Mutaza radiyallahu anh Efendimiz şehadeti geliyordu. Ya Ali, buyur ya Resulullah, yok. Şimdi olmaz zaten. Sohbetimizi seviyor. Fatiha deyince o zaman Risale-i Nur'a. Aman ya resulullah, büyük cihad ettik zannediyorduk. Yok küçük, öyleyse Rusya'yla mı, Mustafa'yla mı yapacağız, Amerika'yla mı yapacağız? Hayır, hayır onlar da kötü. Anlayalım ya resulullah, Nahl-üttü. Onlarla cihadeler de harbe girişirsek, yürürsek şehihi doldurup, öldürürsek gazi olur.
Ama benim diyeceğim bir düşman var, onu öldürürsek gazi-i ekber olur, o bizi öldürürse imansız öldürür. Bunun keyfinde ölürsen Allah korusun çok fena o içimizde kalan dedi, nefis diyor. O nefsi öldürmenin için güç yetmeye imkan yok diyor Hacı İhsan Efendimiz bir kutb-ı cihana teslim olur. O deve hoşuna benzer yük götürür dedin mi, tabanını şeyini, kanadını gösterir, ben kuşum der. Erenlerle uç dedim mi tabanını gösterir, ben deveyim der. Nefis bu kadar itirazlı içeride. Ne uçar ne yük götürür. Fazla laf say celal versen, nasıl çekilmiş canım bu alemde olmaz da, nedir? Götüremem der. Erenlerle uç haydi gidelim Yahya'yı yüzü yere gidelim filan. İnan benim manilerim, çok dükkanlerim hemen bakayım, şey mi edeyim kardeşim hele siz girin filan deyip ne uçar ne yük götürür. Öyle bir diyor şey.
Allah'la Bağlantı Kurmak ve Ruhani Yolculuk ne anlatıyor?
Allah'la Bağlantı Kurmak ve Ruhani Yolculuk kaydında Bizi yurttan mal eden, varlığından haberdar eden Halife Zülcelal'ımız, Kuran-ı Kerim'in de ayet-i celile-i cebiresinde, ne buyuruyor, sıdkla dinleyelim. Keşmelerde Çeşmelerde bardağın doldurmadan korursan dünyanın ne durursa kendi dolası derim. Bir de çeşmenin ağzına, destini vermek lazım. Doldurur o zaman Rabb'ımızı, Kuran Rabb'ımızı,…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 9 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Bu diyor bu kadar itirazlı olan düşmanınıza diyor, buluşmana diyor ancak şimşide hafeykat, hafeykat kılıcı, o bacağını kılıcı yüz lira. Terslerimi çok duydum. Allah kurban olduğum Allah nefse uydurmasın, ayağınızı kaydırmasın. Ey şerefi imanla şerefyab olan kullarım, Allah'tan kork, Allah'tan kork, kendi Allah'ımız, kendi buyuruyor. Benden korkma bunlar. Neyin için kendini yaktın da dağlarda soğutturuyorsun? Senden korktum ya Rabbi. Kurhanları affettiğimi bilmedin mi? Hayır, seni affettim diyor Allah. Allah korkusu bir girse içeriye, Allah korkusunun girdiği belli olan şeyi günahlardan bir kaçmaya başlasan, sevapları işlesen şöyle devam edelim, kitaptan devam edelim. Allah'tan sakının, menhiyetten kaçının da Allah'tan sakındığınız, Allah'tan korktuğumuz bir belli olsun bunların. Ha, ve te'u ile hilvesile, Allah'a takarul için vesile arayın.
Allah'a kavuşmak için içeriğinizde bir kuş bir pat, pat, pat, pat, pat, pat, pat, pat, pat, pat, pat, pat, pat, pat, pat, pat, pat, pat, pat, pat, pat, pat, pat, pat, pat, pat, pat, pat, pat, pat, pat, pat, pat, pat, pat, pat, pat, pat, pat, pat, pat, pat, pat, pat, pat, pat, pat, pat, pat, pat, pat, pat, pat Konya'da. Vantın bir yüzü sırf alemi ekber, kalbinin alemi ekber olduğundan konuşmuşsun böyle. Nasıl büyük olduğunu, Efendimiz nasıl gösterdiğini ileri birer haber verin doktorlar, bu yüksek İslam enstitü şeylere durmuş sertler neler. Bek çok oluyor. Bak güzel bir kişi belki de razı olmuş. Bir bak yüz kişi var.
Şimdi sığmaz kardeş, öyle Allah'a tekabül için, Allah'a kavuşman için, Allah'ın rızasına kavuşmak için vesile arayın, Hakk'ın rızasına nailiyet için ibadetle taatte bulunun da, bak onlar nasıl olsa bilmem ne şeyi göz ardı dikkat göstermiş oluyor ama aşağı geniş, buraya inederiz inşallah. Allah yolunda mücahede yapın, Allah yolunda cihad edin. Üç Türk kafirlerle mücahede yapın, cihad edin, savaş edin. Şeytanıyla cihad edin, savaş edin, ona fırsat vermeyin. Et, nail edeyim. Lan geçen bir gün nefsimiz oluyor inan. Bu günahın etinden yüksek Kürtte demişler, haşa, haşa diyorsunuz. O onu güzelce yağın içinde halde düşüğe benzemeye getirdim. Birinin ikisini yedim. Sana vermeyeceğim dedi, ille vereceksin diye yemiyor. Hasta oldum, yemiyorum dedim. Ayşen'e hamma yemeye diyor. Aynı diyor nefes süt emen. İmam-ı Bursu'ya hazretleri süt emen çocuğa benzer. O yarırsan memelerini emer.
Şöyle atıverdim nuteyana. Eeheh deyince, magazin başına bir şey sürdü. Giyemem, al şöyle yememez, öyle ayrılır. On bir yaşına kadar diyor menet havuz gelmiş diyor. Arasını yıkaramıyor musun? Nefis böyle fırsatını bulursa seni emer durur. Yani sabahla kaldırmaz, göbincin, işte şafak attık, abdest ısırıyor canım. Yok Ta ki tevz-ü pelaha nail olasınız. Fevz-ü pelaha nail olasınız. Kurtuluşa nail olasınız. Hellaha nail olasınız. Korktuğunuzdan kurtulup umduğunuza nail olmaya kavuşasınız inşallah. Ya kardeş, Cenabı Hakk'ın rızasını kazanarak saadete ilersiniz, tam başlasın bırak kocan der. Yahya'dan beri gelir, senin dinine razı olsun biliyoruz. Şu ittika nedir bize bir haber verin. Anlayamadım, müttaki kiminle olur? Mütevri olan kim? Mütevri olmayan kişi. Şöyle bir tahlil et, ben bu tahlille çalışacağım. Bu hususta müteaddit ahvallar var, müteaddit kaviller var, öyle ya.
Ercümle deniliyor ki ittika, şer-i şer-i şerifin edebini muhafaza etme. Şer-i şerifin adabını muhafaza ettiğini ittika etmiş olursun. Bundan da anlamak bize daha ittigahe aç der. Peki ya şimdi kardeşim siz yorulmazsanız, ben müşterimi bulursam yorulmam. Bak ya, görmüyor musun bulursam yorulmam. Bak ya, görmüyor musun? Akşama kadar mağazada dineliyor da müşteri üst üste geldi mi dünyanın tamahını mı için, yahu namazımma bakıp bulamadın arkadaş. Arkadaş müşteri durun, dur. Hih, hile kaçarsa ne uğrayıp? Yazık, dünyanın için namazımı feda ediyor, manzara durur kadar. O öyle geliyor da biz Allah müşterisi gelmiş, Kulubu şu ağa Hazineti'l-Rahman olan kalpten üste yiyoruz. Allah'ın Hazinesinden girme ile yorulur mu? Hoca ihtiyar efendimiz yorulmuyor. Sabahla başlıyor da akşam bir tek sor verdi. Bir tane boşluklar başlardı efendim, yorgunluk.
Bilmem diyor, ayrıldıktan sonra yorgunduruz, bilmem ikramlığa bildirmez ki diyor. Yorgunluğu, hastalığı, hep kovbarır gider. Çünkü varisi evliya onlar. Varise evliya olunca nasıl olur da ücretsiz, nesil peygamber, hani o sana böyle sohbet eder ama nasıl olsa da şunları da ben isterim yani şöyle karar vereyim de öyle yerim, dinler. Allah yolunda dinliyor diye canını çıkar, izle vereceğim falan. Allah'ım sizlerin kalbi gibi eylesin inşallah. Vakı ya, herkes kendini müttaki faziletkar akide denir. Ben müttakiğimdir, ben faziletli insanım diye zannerim kendini. Ama, ama fakat bu mutlaka rum-i celred kafi değildir. O kafi değil, ya takvanın bir kısım alametları var. Ben ona haber vereceğim ya, sen öyle takva olduğunu bileceğim. Şimdi terazide böyle yok, takva mı yık, itika idi yok mu, korku yok mu, korkmuyor mu, var. Kendisinde bu alametlar bulunmayan insan müttaki sayılamaz.
Her cümle, insan lisanını gıybetten muhafaza ediyorsa müttaki, yok lisanı gene gıybet ediyorsa müttakidar, Allah'tan korksa gıybet etmeyecek. Hasan'ın Basri, Cesir Rahul Aziz camide bir toplayan görmüş böyle. Geçilen şu kardeşimiz camide toplaması iyi olur demiş. Gece onu kızartmışlar, önüne vermişler. Ya Rabbi ben gıybet etmez, ben kalbimden geçti. Büyüklerin, büyüklerin küçüklerin hasenesi, büyüklerin seyyiesi olur. Ölünün besbelli dediklerinden, cennet cennet dedikleri bir evle bir kathuridir. İsteyen eviranları bana Allah seni Hacer, seni. Allah'ın cemal-ı bağ kemalını rızasını isterler. Biz de cennetini nasip ettiysek yeter yav. Uzzat işte cemal, Allah istediği için cennete niye, orada adamı kalben gıybetini verince kızarlıyorlar, veriyorlar. Sen diyor sana layık, değer de kalbinden de geçmeyecek senin diyor heybet diyor. Tasavvuf erbabı diyor veliler yolunda.
Onlara altı saatten fazla yatmak da doğru olmaz, 000 kadar yemek de doğru olmaz, abdestsiz yatağa girmek de olmaz, ondan sonra şüpheli bir şey yemek de olmaz, küçük su yolunda silip de namaz kılması da olmaz, herhangi bir buluntuyu başa ne ne de olup da yemeden olmaz, ineğe dışarıya yayılıp da sözünü sabit yemek de olmaz. O müttaki kimse bu tasavvuf erbabı. Ben böyle etmezsek korkar da. Şöyle başladık, bifranlı gıybetten dedik. Sabahla kalktın mı diyor, o pervişi arıyorum diyor. Kuluyum da halallaşayım diyor. Bir çeşmenin altına oturmuş diyor. Sokumunu şöyle yıka etmeği açmış diyor. Orada dereotları koyuyor üstüne diyor, bu kadar fakirmiş diyor. Gelin yiyip de yıkadığı dereotlarını sokumuna katı etmem için öyle onları koyuyor diyor. Beşden beri geliyordum diyor. Nasıl gıybeti anladınız mı ya Hasan dedi diyor. Beni camide dedi diyor, camide diyor deşiriyor değil diyor.
Kalben gıybet ettiniz de kızardılar, beni önüme Gitsinmedin mi diyor. Doğru mu sana bunlar deyince diyor, aman dermiş beni affet diye geldi, gayb oluvermiş. Mahoşum, kayboldu gitti, rica aldatılır. Bir daha bulamadım diyor. Bak, çok gıybet etmeyelim kardeşlerim. Nerede son iyiliklerimiz olur. Allah'tır, biraz şimdi bu kadın, yani senin bahseden birisi gıybet etmişmiş. Ona birisini baklava göndermiş, yapmış, şerbetini bolca bolca dökmüş, umrunda aklın büklüm. Yalan. Hep milletin üstüne yük olmanın için o evliyalık yapıyor. Şimdi lan, geçim mi temin edeyim diye ediyor. Neler diyorlar bize ne ya? Fadime layık. Layim levmetmeye alışkınsa onlar diğer adetleri. Biz kervanımız yeriz, köpek verirsin. Hepsi haklı. Oh, Koşmuş gelmiş elmesin değil mi efendim ben? Sana çok kötü söyledim dedim. Niye gıybet ettin bana o baklava gönderdim. İşte o gıybet ettiğin için gönderdim.
Yavrum hakkını helal et, ne kadar hac etmişsin, zekatın biat etmişsin bana vermişsin onları, benim günahımı da almışsın, ben sana ne kadar eğilip etsem bödeşemem dedim. Kimseye gıybet ettin. Evet, il bizim gıybetimiz ettin. Parthini mahana edip de bir araya gelip sohbet yerinde filan şöyle dedi, ne böyle yaptı. E Türkiye şunu demiyoruz. Bunlarla sohbet geçirme Allah'a şey yapacağız yahu. Sorunun, kardeşimize da sorun diyor. Hiç evinde gıybet geçer misin diye ara sohbetinde hiç böyle partil akıyor ne olur mu? Ha şöyle hatırladıkça, dün yerden bazıları daha iyi diye falan diye devriliyor. Yoksa alabildiğine bu ne der? Ellerinde hemen vazocı getirmeden bir böyle Kayseri'de otostop Geldi mi bizim kasaba geldi mi? Ne olacak ya? İşte aman hoca söyle, kurban olayım. Yok yok yarın inşallah. Canım, benim. Şu an gibi yani herkesin bir ustalığı var yavrum, aldanmıyor.
O adamla ne damat etmiş bir daha peydahen konuşmam. Allah rızası için peydahen. Çünkü günahı kebairdir, adam öldürmüştür. Yani zina ile ney ile, livatta ile ney ile berabercağız o gıybet. Onları delirtiyoruz ya bunu adet etmiştik birbirimizle. Deyibet eden adam, kırk gün evinden çıkamıyordu mu Medine'ye mi ne böyle? Kırk günden sonra iadesini arıyorlar geçmiş olsun diye ağzı, hi bir kokuyordu. Şimdi de niye kokmuyoruz efendim? Hipilip gıybet ediyor, ondan korkmuyor. Burada haramın hepsi surara kokar mı? Hepsi, hepsi gıybet ediyor. Allah hepimiz surara ediyor. Bazı kardeşlerimiz oluyor, vardır diyor. Bilmiyorum, üstüne baktın mı diyor. Neci kopar diyor, diyor. Cihazı diyor, sorduğun önünde daha vardı, nefret ettim. Kimseye varamam diyor evin köşesinde. Hep yapmayın, yapmayın, halletmiş olacağım.
İnsan takva olmasını bilmesi için lisan-ı heybetten muhafaza ediyorsa takva, kalbini suyu zandan muhafaza ediyorsa takva, insan kibirden, gururdan Hakir görmekten hazer ediyorsak Allah'tan ittiba ediyor. İnsan yalan söylemekten, hıyanetten, nasih ifaldan, cenabit halklardan, temayüldan müşten tabii, kesecavını söyledik şöyle. Omaribü'l Hattab radiyallahu anh efendimiz Allahu Teala hazretlarından neydi rüyada korkardı, iktirası vardı? Muhafatullah, hama sarılı. Bazen Kuran-ı azimin ayetleri okunup, dinden ince hıpinden bayılır, günlerce hasta kalırdı. Kendisini iadede bulunanlarda, hatta bir gün kalbini istila eden bir haşyet üzerine, Allah korkusu üzerine eline birden bir saman küpü alarak keşke ben böyle bir küp olaydım, keşke ben mevcut bir şey olmasaydım, keşke ben olmasaydım. Keşke ben nesyen mensiye olaydım. Uzunulmuş gezmiş olaydım. Düşük çocuk gibi. Ne işmiş böyle geçmiş ya sus.
Keşke öyle bir şey olsaydım, keşke validen beni hiç doğurmasaydı, anadan doğmuş bir şey olmasaydım demişti. Halbuki kendisi cennet ile evli bir şey, cennet ile tebşir olunmuştu. Bu zat böyle diyor kardeş Allah'tan korkmanın. Bak fazileti nasıl ileriye gitmiş, bizim halimiz ne olacak acaba? Biz ne kadar Allah'tan korkmalıyız? Hazreti onlar bu kadar korkarsa, neyin için korkmayı oğlan? Kalbimizin üstü kabuk bağlamış. Günah üstüne günah, günah, günah, günah, günah üstüne günah tesir etmiyor. Tesir etmiyor. Ehl-i dünyanın yağlı lokmalarını yediğimiz için diyor. Mevaizin tesiri olmaz o kimseye. Vaızın tesirini duymazsa duymuşa duymamış gibi kendine. Meyliste olur, bizim dibinde olur, kulak verir mi? Nefesinden yukarıdan girer. Mermi kalbine isabet etmez çünkü kalp fasih olmuş. Kalp avamınasın, kankalı yemeğinden neden yemiş, faiz neden yemiş vesairinden yemiş kardeşim.
Ya Ahmet Baba diyor ki Allah'a Zuhşan Hazretleri, ya eyyüheellezine amenü ta'kula, yeniden yine. Ayet-i kerimesinde evvela takva ile emrediyor ki bu meliyeti terk etmek olduğundan tahliye mesabesindedir. Temizlenme mesafesindedir. Sonra da bununla bir saat belki asker hocamız varsa asker hoca, işte hadis Salah ibn-i Geylani Bey'in evinde bize bir şey giydirdiler, o çocuğun en güçlü cemaatin halis beyne ehli. Hamza Efendi'nin halifelerinden İstanbul'da bizim hiç öyle sohbet görmedim bu iş yani. Ve bir buçuk saat mana vaziyetin tükenmiyor, öte yanda Arap Kabız var, meşru. Yani müşteri büyük çünkü. Onlar var. Hacı Salahattin Geylani diyor, bu konuşan adam bilmez diyor. Vallahi bilmez diyor. İtirazım varsa söyle diyelim de diyor, yani bir buçuk saatte konuştuğu bir ayetin üzerinde varsa diyor bir itiraz, ne dedim hacı ben vallahi ben bir şey demiyorum, o mest oldum diyor ben. Şaştım kaldım.
Diyor. Doğru ve efendimize varıyor, elini öpüyor. Efendim bir efendiyi tayin etmişsiniz, İskenderun'a gelmiş. Gündüz öğlenliğe gelince arkadaşları Bayezid'de, Kastamonu'a gitti, kendi hastaymış kalmış. Ben bir umut çocuk gördüm böyle, ben de itiraz edeyim, dışında ne olur ki dedim ama yatsırayı oldu. Leylani berföreye bir gencin şey attığı sandığa ve Hicaz başlığından bir şey giydirdi. Oraya oturdum konuşmaya başlayınca ben kendimden çıkmıştım sana, hiç haberim iyi olurdu. Efendim demiş vallahi hacı Hasan Efendi dedi. Yani dedi, gir dedi biz orada. Yani öyle rabıta yetmiş ki demiş bakıyorum, o sakalı üniversiteye adam diyen sakalı, siz bunu gibi yüzünüze döndü. Bu da şair asker hocanın yanında olmuştur. Yani burada hayran oldular yani. Sizi diyor kılavuzladım, mezduanın başına oturttum, asla. Vay vay. Şimdi de amelim azladık. İşte işe yaramazdık.
Ve pegu ileyhilmesiyle nazm-ı şerifi ile vesile talebeliğinde bulunmamızı emrediyor ki bu da Tahiyyat hükmündedır. O halde vesile net, bize o halde. Vesile. Veya orada da konuştuğumuz. Vesile, Allah'ım bana paradır, Allah'ım. Olmaz dağın başında yalvar. Bin kişi yallarsa olmaz. Türkiye'nin aç, ziraat yaptı vesaire bir sanata başlayan, fabrika yaptı. O zaman zenginlik gelir, yoksa vesilesiz para insana gelmez, koşan dönmez değil de bir adama gelir. Fahr-i Kainat Muhammed Mustafa sallallahu teala aleyhi ve sellem Efendimizin ruhu tayyibelerine, eline ashabına bütün peygamberani insan, evliya-i kiram, annelerimiz, babalarımız akraba-i talibımızdan ahirete ithal edenlerin ruhlarına, bütün mümin ve müminatın ruhuna
Kaynak: Genel
Allah'la Bağlantı Kurmak ve Ruhani Yolculuk | Mihmandar