Bismillahirrahmanirrahim. Kayseri'de Efendimiz Hazretlerinin, Sami Efendi Hazretlerinin eski ihvanlarından birisi böyle zikir havası içerisinde şu kıtaları okudu. O da çok hoşuma gitti. Ağırbaşlı, sonra sükunetli. Ondan dolayı bunu aldım. Mestü hayranım, zar u geriyanım, her dem lisanım, hu demek ister. Manası çok uzun. Allah'ımıza mest olur insan, başka kime olacak ki? Eğer birbirimizi seviyorsak Allah için seveceğiz. Zaru giryanım, gözlerinden bu aşktan dolayı yaşlar dökülmektedir. Her dem lisanım hoo demek ister. Acasın efendi, ara ara böyle bir gözümde yaşlar akmaya başlar. Cümle kurt kuşlar hoo demek ister. Bir kervan gidiyor, gündüz yürüyorlar gece de istirahat ediyorlar. Fakat kervanda bir tanesi hiç uyumuyor. Kervanın başında bulunan diyor ki bak yorulduk, biraz istirahat et uyu, nasıl uyuyayım diyor. Dağda geyikler, suda semekler, balıklar, havada kuşlar ve geyikler.
Her şeyi Allah'ı zikrederken ben nasıl uyuyabilirim, diyor. Pendemi tut gel bir ere ver el, ölmezden evvel Hu demek ister. Nasıl ki Ashab-ı Müzin Efendilerimiz Efendimizin mübarek eline yapıştılar. Biz yapışmıyor muyuz? Bu idrakle alakalı. Eğer kamil bir şeyhin eli tutuluyorsa o elin üzerinde ta efendimize kadar uzanan el var sallallahu teala aleyhi ve sellem. Gece ol kaim, gündüzün saim, ehli hak daim Hu demek ister. Gece diyor namaz, gündüz oruçtur. Hep ayet mahalleri bunlar. Es'am-ı Ehli hak daim Hu demek ister. Bir tanesi dağda yaşıyor. Kıymetli bir eser, iki cilt o. İbn Receb-i Hanbeliyye yedi, Hanbeli idi iki cilt. Onun son bölümlerinde Allah aşkı var. O Rabbimizin aşkını anlatırken şuna işaret ediyorum. Dağda bir adam varmış. Derviş diyelim biz ona. Demişler kimsenin burada arkadaşın kim yapayalnız duruyorsun? O demiş. Sen burada ne yer, ne içersin? Demiş. Ne deseler? Hu diyor.
Hu demekten gaye ve maksadın Allah mı deyince bir sayıya atmış. Öyle bu bizim Hu dememize benzemez ta ciğerinin derinliklerinden geliyor. Gezme yabanda, bul hakkı sende, olma bende Hu demek isterim. Eğer bu kapının diyor kölesi olacaksa Hu diyeceksin. Gayri'yi koyan, kalbini uyuyan, aşıkım diyen Hu demek ister. Burada dinimizin esaslarını, sonra tasavvufi terimleri bu kıtaların içinde görüyoruz. İzahı arz ettiğim gibi bitmez. Çünkü öyle bir yere temas ediyor ki terk et sivayı, olma mürayı, 7 hüdayi hu demek ister. Zaten en çok büyüklerimizin üzerinde durduğu husus iki şeydir. Birisi halktan uzaklaşmak. Nefsimizin arzu ve isteklerinden geçmek. Bundan dolayı dedem dahi ben Sivas'yı sevmesem, kalbime de koymasam ve ayrı sevda bilmezem rehberimden dönmezem. Hep Sivadan, Allah'tan gayri tekten bahsediyorlar.
Dokuz yüz altmış dokuz Allahu alem, üstadımız yaylada, Cahsen Efendi, Kuddise Allahu Sırrı bize bir şiir yazdı. O şiirindeki kıt adam birisi bu. Siva-i gönlüne koyma, faciru fasıka uyma, öğüdüm tut, az makusun. Hep Sivadan bahsediyorlar. Bunu Bayezid-i Bistami Hazretleri de Cenabı Hakk'a Allah'ım dedi, ben sana nasıl vasıl olurum? Sana nasıl kavuşurum deyince, Nefs et ve taayy. Nefsani arzularını bırak ve gel buyur. Demek ki Cenab-ı Hak Allah temizlenenleri seviyor. Allah'ımız temizlenenleri seviyor. Olma mürayii, böyle riyakar olma diyor. 7 hüdayi Hu demek ister. Mevla'yı severse kişi Hu'dir. Bir kaidedir. Kim neyi çok severse onu çok eder. Eğer evini severse hep evden vuruşu. Diyelim arabasını seviyor, telefonunu seviyor, şimdiki sevgi de belli. Yersiz olan sevgiler en çok sözü edilen arabalar, telefonlar, iyiyimler, kuşamlar.