Allah'a Duyulan Haşyet ve İlahi İzzetin Önemi kaydında İbni Ata rahmetullahi aleyh Hazretleri buyuruyor ki haşyet kalbin ışığıdır, nurudur. Burada haşyeti tanımlamamız gerekir. Haşyet korku anlamına değil. Korkunun ötesinde Allah'ımıza duyulan büyük bir saygı Celle Celalühü. Bu kar koçanda kıymetli bir alim var İsmail Efendi diye. İyi bir alim. Onunla bir görüşmemiz oldu bu haşyet hususunda…
Allah'a Duyulan Haşyet ve İlahi İzzetin Önemi ne anlatıyor?
Allah'a Duyulan Haşyet ve İlahi İzzetin Önemi kaydında İbni Ata rahmetullahi aleyh Hazretleri buyuruyor ki haşyet kalbin ışığıdır, nurudur. Burada haşyeti tanımlamamız gerekir. Haşyet korku anlamına değil. Korkunun ötesinde Allah'ımıza duyulan büyük bir saygı Celle Celalühü. Bu kar koçanda kıymetli bir alim var İsmail Efendi diye. İyi bir alim. Onunla bir görüşmemiz oldu bu haşyet hususunda…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 11 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
İbni Ata rahmetullahi aleyh Hazretleri buyuruyor ki haşyet kalbin ışığıdır, nurudur. Burada haşyeti tanımlamamız gerekir. Haşyet korku anlamına değil. Korkunun ötesinde Allah'ımıza duyulan büyük bir saygı Celle Celalühü. Bu kar koçanda kıymetli bir alim var İsmail Efendi diye. İyi bir alim. Onunla bir görüşmemiz oldu bu haşyet hususunda dedi ki haşyetin bir ötesi daha var. O da haşyet-i kamile dedi. Onu deyince bizim gönlümüzde kafamızda canlanan Sıddik-ı Azam Hz. Ömer Radıyallahu Anhuma ve emsali Allah sevgilileri mesela Sami Efendi Hazretleri Gaddesallahu Sırrı. Üstadımız onun görevlilerinden birisine demiş ki ben size intisap edeceğim ama nasıl efendi bu olacak bir şey değil demiş siz ta otuzlu yıllarda intisap etmiş, icat ettiğinizi almış bir kimsesiniz elli altılarda intisab edin.
Nedir bu deyince iyi bir çalışayım dediğinde demiş ki yeni Sami Fendi hazretlerinin huzurundan geliyorum. Diyorlarmış ki bu Sami'nin haline olacak? Dertleniyormuş üzülüyor. Bu Sami'nin haline olacak? Bu haşyet işte. Cenabı Hakk'a duyulan büyük bir saygıdır o. Tabii gönülde olur. Şimdi sizi tenzih ederim. Bizim halimiz şuna benziyor. Adamın evinin önüne yiyecekler, içecekler envai çeşit ikramlarda bulunuyorlar. Getiriyorlar kapısının önüne. Belki Gümüş de getiriyor, Altun Kapısının önüne koyuyor ama o kişi kapıyı açıp da içeriye almıyor. Şimdi Allah'ımız bizim önümüze hilafet gibi bir nimet ihsan buyuruyor. Inni cahilun fil arduhalif bakıyoruz Eshabne inna aralnel emanetala semavati vel ar semavat ve arza yüklenip onların çekindikleri bu tekadif I ilahi emirler Allah'ımızın muhatap kıldığı kişi biz oluyoruz.
Sonra her şeyin hülasası noktasında esammül ve allema ademe Cenabı Hak Adem Aleyhisselam'a isimlerin hepsini öğretiyor. Biz zannediyoruz ki işte Hadid, demir, şu turap, toprak, şems, güneş böyle değil işte bu değil aynı zamanda onun görevlerini bildiriyor Cenabı Hak isimler de kalmıyor acaba güneşin faydalanılacak nereleri var neleri var ve güneşten gaye nedir maksat nedir çünkü cenab-ı Hak ve şemsi veduhaha güneşe ve kusluk vaktine yemin ediyor Nedir bu? Mutlak bunun esrarı. Bunu bir yerden görmüştüm Allahu alem. Burada görüşüyoruz camimizde. İşte Cenabı Hak Adem Aleyhisselam'a Esma'yı öğretti yalnız bunun yanında onun işlevlerini yani görevlerini, vazifelerini bundan nasıl istifade edilir? Mesela sırrı nedir? O demirin sırrı bunu gayrimüslimlerden biri görünce aklını yitirecek hale geldi. O elementler hususunda işte ve enzelnel hadida ve enzelnel hadid biz demiri indirdik.
Yeryüzünde hasıl olması mümkün değil elementler var tabi sıralanır fakat demirin yeryüzünde oluşmadığı bunu duyunca bildiğiniz bir husus ama imanımızın güçlenmesi için tabii ki çok önemlidir. Nerede geçiyor diyor? Hadid suresi var zaten. Esad-i El-Bidri Hazretleri, Hadid suresi esrar doludur. Bakın kapının önüne konan anlatmak istediğimiz bu. Nimetleri ne yapmış? Bedende bırakmamış. Kalbinin kapısını açmış, ruhunun kapısını açmış, sırrının kapısını açmış, içeriye doldu. Mesela biz burada Cenabı Hak kabul buyursun, namazımızı kıldık. Biz isterseniz başka bir misal verelim. Şaban-ı Şerif'e girdik. Ne diyoruz biz şimdi? Şaban-ı Şerif ayı bugün birinci gün. Bunu biz dilimiz söylüyor ama kalbimizle bu ayın aleyhissalatu vesselam efendimizin ayı olduğunun nuruna ve sırrına ayırabiliyor mu? İş bu noktada işte. Onlar gelen en kıymetli eşyayı ne yapmışlar? Kapıyı açıp içeri almışlar.
Hani kabuk da koymamışlar. Zahir de koymamışlar. Gönül alemine onu indirmişler. Bir ara üstadımızın huzuruna öğrenciler geldi üç veya beş kişi. Onlara bir kitap okudum. Onlar ayrıldıktan sonra bize şunu anlattı. Demek ki gönül gözleri biiznillahi teala seyrediyor iç alemini. Konuştum, görüştüm içlerinden dedi sadece bir tanesinin gönlüne girdi bu konuştuklarım dedi. Bu görüştüklerim sadece bir kişinin gönlüne girdin dedi. Şeyde kaldı, satıhta kaldı. Buraya Aydınlı Şeyh diye birisi gelmiş Hızır Aleyhisselam'la alakalı. Onlar rical taifesinden manevi yerler. Tabii görevleri var vazifeleri var bizim bilemediğimiz birçok hizmetleri mevcut bu da Hızır Aleyhisselam ile görüşünce buyurmuş ki seyri sülukün de yapman lazım Mehmet Efendi demiş Seyri sülukünü yap.
Efendim kimde yapayım kendisi Adana tarafından olduğu için işte burada Hasan Efendi var, Vanlı derler soy ismi Akbaş hatırladı bir iznim. Onun da seyri sülük bu vazifeni yerine getirirsin. Belli bir yere gelmiş. Bak nefvi ispbatın tarifi uzun bir zaman alır. Anlatmış, anlayamamış. Bir devenin arkasında dolaşan, dağlardan biri hayvan otlatan yürüyor. Hasan Efendi gayrete gelmiş. O kadar söylüyorum, söylüyorum, anlamadın mı? Bunların rencide olmuş. Dert dökecek yeri var ama. Hızır aleyhisselama demiş ki efendim, beni azar diyor. Ben de anlayamıyorum. Anlayamıyorum. Yalnız bir Hasan Efendi daha duyuyorum o çok yumuşakmış demiş. Dedi hadi yani onda Celal sıfatı var üstadımızda cemaat sıfatı var olur demiş gelmiş Çok konuşuyormuş, çok konuşuyor. Burada Hasan Hocamız evine misafir almış. Demiş ki bak efendimizin huzurunda öyle konuşulmaz. İkinci gün gelmiş, hiç ses yok.
Elini dizlerinin üstüne koymuş. Çok konuşan Mehmet Efendi dut demiş bir bir bir. Efendim demiş ki Hasan Hoca ne yaptın demiş Mehmet Efendi. Sükut edip duruyor demiş. O sükutu da boş değil. O sükutunda Sami efendimizin bütün ihvanını gözetliyormuş böyle. Gözden geçiriyor. Hani biz zannediyoruz ki bir evrad aldık, asker aldık. İşte devam et, öyle değil bu. Bizzat gözetleniyor. Bir mürşid-i kamil evladını altı cihetten söylediler. Demiş ki, Efendi Hazretlerinin ihvanı içinde hayvan simasını pek göremiyorum. Bunu ladikli Ahmet Baba söylemiş. Bu zat da İhvanının genişliğini görmüş. Kesretini, çokluğunu müşahede etmiş. Velhasıl burada görevlerini yerine getirmiş. Vazifesini yapmış. Hasan hocamız öğrencileri okutuyor. O da bulunmuş. Hasan hocamız bazı noktalarda çıkaramadığı mesai oluyor, meseleler oluyor. Mehmet Efendi bu mesele nasıl? Hiç okumamış. Kitap devirmemiş ama nefsini devirmiş.
Avucunun içerisine bakıyor. Allahümme salli diyor. Hocam bu mesele şudur diyor. Abdü Hazretleri et-teba Hazretleri'ne çok büyük bir alim. Hadis alimi. Diyor ki efendim bu Hadis-i Şerif ha sen midir? Merfu mudur? Sahih midir? Nedir? Bu Hadis-i Şerif? Bu Hadis-i Şerif değil diyor. Bu Hadis-i Kudsi. Ne bildin efendim? Hadis-i Kudsilerin nuru diyor çok zialı oluyor. Bak bu kapısını açmış. Kapısını açmış. Allah'ımızın ilimdeki nurunu, hikmetini, ondaki haşyeti kalbine doldu. Af buyurun kitap yüklü bir merkep olmamışlar. Ebu Hafza Hattadi Hazretleri yarı yakınında Rahmetullah Hadi Gaddesallahu Sirre hadis okunan bir okul var. Demişler ki evim çok yakın niye gelmiyorsun hadis dinle Kübra. Ben otuz sene önce bir Hadis-i Şerif dinledim daha onunla amel itmeye çalışıyorum demiş. O da min hüsni islamil meri, terkuhu malayani. Boş sözleri terk etmek kişinin dininin güzelliğindendir.
Şimdi bir rivayette dört, Bir rivayette beş Hadis-i Şerif var. Bunlar İslam fıkhının temellerini oluşturur. Mesela bunlardan bir tanesi müftüler ne kadar fetva verilse de gönlüne danış. Bunu diyelim ki biz duyduk. Canım ne kadar fetva verirse verirsin benim kalbime uymuyor. Olmaz işte. O gönül sahibi mutmainne sıfatına eren kişidir. Ona belli olur zaten. Birisi söyledi ama gönlümüze oturmadı dinler. O onlara malum oluyor biiznillahi Teala. Okumasına gerek yok. Emir Buhari hazretlerinin hulefasından Ali dede diye mübarek bir kimse var. Üç ay okula gitmiş. Babası yok. Annesi vermiş. Hafızlık mektebine vereyim yavrum demiş. Üç ay daha Elif'i öğrenememiş Elif. Hocası gösteriyor, bilmiyor. Gayrı demiş ki anne demiş, evladını boşa vaktini zayi ettirmeyenim ya sanayiye bir yere girsin oto tamircisinin yanında çalışsın bir yerde. Hayır demiş.
Oğlum ilim yolunda isterse o herifi bilemezsin gidip gelecek. Annesinin sadakatinden olmalı ki okula girerken melaike I kiramdan iki kişi koluna girmişler. Demişler ki ey veled-i muhtar, bak dikkat ediniz ya seçilmiş. Onur belli olacak zaten. Seçildiği için belki o anda görülmüyor ama belki on yaşında çocuk da diyebiliyorlar ama sonra onur zuhur ediyor. Ey veledi Muhtar diyor. Ey seçilmiş evlat. Seni bir huzura götürüyoruz, o huzura girmenin edepleri deyip tarif ediyorlar. Aleyhissalatü Vesselam benden huzuruna varıyor. Sadece bir elifmiş. Tabii hadise çok uzun. Ondan sonra annesine diyormuş ki zaten altı gün kadar kaybolmuş, çok esrara muttali olmuş. Mesela suların çıkışına. Biz diyoruz su kaynıyor. Su nereden kaynıyor o su? O suyun Mescid-i Aksa'da melaike-i taraf tarafına melaike-i tarafından bir kova ile indiriliyor bir mekana. Oradan dağılıyor. Kova şu gördüğümüz kova değil o.
Ona akillar yetmez. Sonra geliyor nihayet. Gelince taziye ediyorlar zaten altı gün kadar kaybolmuş. Aman İsa dede geldi diye İsa imiş ismi anne diyor Kuran-ı Kerim'i okuyayım mu bak üç ay gitmiş bir hedefi söyleyemiyor istersen anne diyor Fatiha'dan başlarım nasile bitir Anne diyor tefsirini de yapayım o zaman diyor cemaat tahammül edemedi ağlaşmaya başladılar kendinden geçti cemaat bir resulü Ekrem'in sallallahu aleyhi ve sellem elif demesi elif demesi elif demesi elif demesi elif demesi Üstadımız buyuruyor ki bir gün mektebim yok mektep ne olacak mektep bana buyuruyor harflerin talimini Resulullah yaptırdı sanihü aleyhi ve sellem onun için başladığı sözün bittiğini biz görmedik ama cemaat bizim gibi değil de sizin gibi alan kimseler olursa bitmiyor. Bu haşyette, haşyette, haşyet-i kamile ki Cenabı Hakk'ın azamet-i ilahiyesinden dolayı büyük bir saygı içerisinde oluyorlar.
Sıddik Azam'ın Hz. Ömer radıyallahu anhumadimemizin sebebi işte Hz. Ömer'in radıyallahu anh bir saman çöpü olsaydım anam beni doğurmasaydı Sıddık Azam'ın ağacın dalında radıyallahu anh bir kuşa imrenmesi Sami Bendi Hazretlerinin bu Sami'nin haline olacak deyip sızlanmasın bir Esad-i El-Bini Hazretlerinin zerre bile olmayan Esad demesi şunu demek mecburiyetindeyim Sami Efendimizden sonraydı tabii Allah'ımız layık etsin biz kimseye kötü diyemeyiz bizim işimiz değil o biz saygı duymakla sevgiyle mükellefiz O Allah ile kendi arasında Celle Celalühü böyle oturuyorum geldiler yalnız Sami Efendimiz Hazretlerinin yerine kaim olduklarını ifade için geldiler çok şükür ki Sami Efendimiz hazretlerini gördüm yirmi beş senesine şahidim onun canlı Üstazımızın düğünü. Delhiha. Dedim huzuruna geldiğiniz Hacı Hasan Efendimiz eğer benim hatalarımı bilseniz kapımın önünden geçmezsiniz.
Böyle bir mahviyetin içerisinde. Sami Bendi hazretleri bu Sami iki şeyi düşünüyor. Bir, engin sudan yaratıldığını. Bir de toprak olacağıma. Es'ad Elbili Hazretleri zerre bile olmayan Esat diyor. Biz kim olduk ki? Tam insan bazı olumsuzluklarla da karşılaşabiliyor. Bir profesör kardeşimiz daha yükselir inşallah. Edep çok önemli. Efendi icazet. İcazetin yanında iki icazet daha var. Nedir o? Biri mahviyet. Biri de mahviyet. Mahviyet Allah'ımızda yok olmuş cennicallahu anh. Mahviyet halini gizliyor. Muhyiddin Arabi hazretlerine bir soru sormuşlar. Efendim büyüklerin alameti nedir? Kemalat demiş. Buyurmuş. Efendim az oldu biraz sayıyı çoğaltsanız kemalatını gizlemek demiş. Ne olur gizlediğinde Allah'ımız salih kullarının gönüllerine verir. Bak burada şahidi var. Efendimiz hazretlerine o kutbiyet durumunda canlılar yürüyor bu tarafa. Onun ruhani gözlerine tabi, o alemi seyrine.
Kabirde yatanlar da yürüyor, mahlukat da yürüyor. Hasan Efendi hutbiyete erdi, ona giriyoruz diyor. Mevlana'mız çok güzel bir söz var. Sen Mevlana ol, Şems gelir. Biz adam olursak her şey gelir. Dağımızda güzel bir su var bizim. O dağ Türkiye'nin her tarafından geliyorlar. Hatta dış ülkelerden de geliyor. Niye? Su çok güzel de onun için şifalı bir su. Yeter ki biz Allah'ımızın Şafi sıfatının tecellisine erebilelim. Gelirlerdi büstazımızın huzuruna. Efendim buradan bir şöyle bir ekmek olsa bir de bir izninden şifa buluyoruz. Ne diye? Neden onu hissetmiş artık. O tadı almış, o lezzetine almış. Gale ibni Ata Rahmetullahi Ali El Haşiye Siracul Galip.
Şunu demek istiyordu, o Mehmet Efendi geldiğinde buraya rical taifesinden, hocam diyor şu kimselerin işte gönlüne hiç ilim girdiği yok ama şuna giriyor diyor ve bilmediği bir hususta da hocamız Mehmet Efendi şuna deyince avucunun içerisine bakıp Allahümme salli diyor, haber veriyor. O ilmi nasıl almıştır? O ilmi nur olarak almıştır. Allah tarafından nur olarak inmiştir. O rahlenin önüne oturacak ondan sonra bir bir okuyacak o değil o. Bir mertebe oldu ki müdavim, Allah'ı de zatına muallim, gerek yok zaten. Almış alacağın o. Bir müderris yirmi yıl kadar öğrencilerini okutuyor, Belki daha bir zaman fazla okutamıyor. Fakat yirmi yıl okuduğu halde kafası hiç çalışmayan bir öğrencisi varmış. Hoca efendi de çok mülayim. Derviş ki belki onun hürmetine bereket yağıyor. Gelsin gitsin. Bilmez ama. Bilmiyor. Diğerleri ama çok güzel hıfz ediyorlar. Biliyorlar, not alıyorlar.
Daha başka kimselere faydalı oluyorlar. Bunun için bildiği. Bir gün hocası rahnesini önüne koymuşlar, kitabı açmış, okuyacak. Bir müddet ilerliyor. O kafası çalışmayan yirmi yıl kadar devam eden öğrenci, hocam orayı mekruh okusanız biraz daha ileri gidiyor. Hocam, Buyur evlat. Orayı meftü okusanız bir cümlede bir sürü hatalar çıkmış. Evladım beni bu kadar sıkıştırma demiş. Sen medresende kalırken aç bir hayvanı, aç bir köpeği, yavruları dünyaya gelmiş buzların üzerinde onlara şefkat göstererek hanene aldım. Çok güzel bir un. Ondan bulamaç yaptın suyun içerisine. Böyle kaynana suyun içerisine. Unu böyle eller gibi ellerinle karıştırdım ve ikramda bulundum. O köpek de ellerini Rabbimize kaldırıp yalvarıyordu. Ben de amin dedim evladım demiş. Geç rahlenin başına. Eğer kapıyı açıp gönül kapımızı bu nimetleri ikramları alabilirsek o zaman amelimiz salih olur.
Gale ibn-i Ata El Haşye Siracül-galp Allah'ımıza olan tazim kalbin nurudur. Vel havf ilahi korku edebun nefs, nefsin edebidir. Allah'ım nimet verdiğin kimselerin yolunda kıl imanla, hidayetle ve tevfikle ve gayretle, çabayla hal ve durumumuzu gözetlemekle ve Rabbimizin bizi görüp, bilip duyduğunu gönülden hissetmek suretiyle Allah'ımızın yakınlığı bu şekildedir, ilmidir. Onun her halimize vakıf olması, duyması, görmesi şeklindedir. Makamıdır. En amte aleyhim bil marife, marifetle Rabbimizi tanıma bereketiyle. Vehumul arifu, ya Rabbi bizi nimet verdiğin enbiyanın, şühedanın, sıddıkların, sıddıkın onların, şehitlerin ve salihlerin yolunda kıl derken marifetle ki Rabbimizi tanıma nimetine onlar ariflerdir. Ve en, ve en'ame alel evliya velilere olan nimet bissıt ve riza ve lyaki. O da sadakat, rıza ve yakin, kesin inanç. Birbirlerini takip ederiz zaten.
Ve en amaalel ebrar Allah'ın yoluna giren, kötülüklerden tamamen uzaklaşan zümreye yapılan ikram bilhilmi ver re'feti. Hilimle, refetle tabii bu güzel hal ile etrafına da lütuf ve ihsanla. Bir halavetit ta, taatin müritler için zevkidir. Müminler için istikamet üzere yürümektir keşke. Cenabı Hak müstakim kullarından iyileşsin. Hep bu anlatılanlar gönül kapısını açıp içine ibadetin esrarını dolduran kimselerdir. Ancak sana ibadet ederiz. Samimiyetle. Ancak senden yardım bekleriz. Allah'ımızın nutfettiği sırların belirlenmesiyle, görünmesi ile. Ve gilel hamt, nedir hamt? İfade buyururlar şudur. Yukarıdan alırsak zannederim ve senau ve senau'l arifin ariflerin Rabbimizi yüceltmesi fiş şevke ile ileyh ona olan aşk muhabbet velünsi bihh onunla olan dostluktur. Tarifi zor. Bu o ilahi nimetleri biz gümüş, altın, neredeyse gümüş altunu yakaladı.
Gümüş, altın, yakut, zümrüt bu ilahi değerleri kalbinin kapağını açıp içine dolduran kimseler demektir. Ve gilelhamd hüve senau dilillah Allahü zülcelali senadır. Zaten ilk başladığımızda Elhamdülillahi rabbil alemin bizim mesela Allah'ımız lütfettiği, ihsan ettiği cennete giren kimselerin de duası bu. Esselamü ve ahiru davahum en elhamdülillahi rabbil alemin Esselamü ve izza rayte semme rayte naiman ve murken kebira her nereye baksa büyük bir nimet görüyor. O nimeti müşahede ile Elhamdülillahi rabbil alemin diyor başka diyemez zaten sonu bu müminlerin senası Fatiha'yı okurken onu tedebbürle okuyabilmek, manasını kavrayıp hayatımıza geçirecek şekilde nurundan istifade ederek müridlerde de zikirle böyle yalnız daha çok tercih ederler.
Çünkü çok sevdiği ile halvet olan bir kimse yalnız kalan bir kimse üçüncü şahsı istemez Allah ile o celle celaluhu ve tenevvul arifin ariflerinki ise şevktir, Allah'ımıza olan dostluktur. Ve gale cuney, gaddesallahu sure. Fih bismillahirrahmanirrahim. Bismillah Allah'ımızın heybetuhu azametini bildirir. Ve fir-Rahman, rahman, haya ediyoruz kelimesi desek nasıl diyebiliriz bunu? İlahi bir kelime, ne diyeyim rahman, ismi Celali, avnuhu onun kula yardımı, ihsanı. Ve fir rahim meveddetuhu ve muhabbetuhu. Allah'ın sevgisidir ve muhabbetidir. Ve gine. Elbe fi Bismillah. Bismillah dediğimizdeki bağ, billahi, laharatil enbiya ve bihi. Bununla nebiler zuhur etti. Feniyet yok oldu bir tecellihi onun tecellisiyle kendinden geçtiler.
Hasunetul mehasini bu ihsan ne kadar büyük bir ikram ve bi-istinarihi onun nuruyla aydınlanmak suretiyle gönül kapıları açılıp içine haddesallahu sırra diyebilecek Allah sırrını takdis ettinsin denebilecek hale gelmektir. Hukeyani lagbas ibn-i ata en nehukal. El-ba birruhu bu besmeledeki Allah'ımızın ihsan, Başka ne diyebiliriz? İyilikleri desek Türkçede anlam yok ki bunu doldurabilecek. Bunu bir kelimesini lütuf ihsan diyoruz ancak. Li ervahil enbiya nebilerin ruhları için illihamir risaleti ven nübüvvet, nübüvvet ve risaletin onlara lütfedilmesi, ihsanda ikramda bulundurulması ve sin ise sirruhu onun lütuf ve ikramı hazinesi ma ehlil marifeti marifet ehli bir ilhamil gurbeti velüns bu ilham ile ona yakınlık ve dostluğun ilahi neşesi içerisindedir. La gale ibnü Ata, izzetullah diyorlar ki münafıklar içimizdeki aziz olanlar zelil olanları çıkarsınlar. O Muhacirini onlara zelil diyorlar.
Kendilerini aziz göründü Cenabı Hak. Esselamü Velillahi la izzeti ve li resului ve lil müminine ve laakinel münafikin e la yalemin. İzzet Allah'ındır, resulünündür. Yolundan giden müminlerindir. İzzetullah, Allah'ın izzeti el avam mevel gutura. Daha bu hiç çözülmüş değil, Allah'ımızın kudreti. Bunu Lokman suresinde de, Keyif suresinde de bir deniz, yedi deniz daha ilave edilse yine bitmez ve tükenmez. Nasıl anlarız bunu? Kapımızın önüne konan o idrak var ya idrak, anlayış. O kapılar açıldığı zaman yoksa Allah korusun kalpleri var, anlamaz, gözleri var, görünmez, kulakları var, duymaz şekline Cenab-ı Hak giydirmesin. Ve izzeti resul, ve izzeti resul, resulün izzet sanıyoruz. Ve izzeti-l müminin, müminleri, şerefli, üstünlüğü, kıymeti, değeri, derecesi, derecesi, derecesi, derecesi, derecesi, derecesi, derecesi, ettevu ve saha, alçak gönüllü ve cömertliğidir ve galib.
Hayatur ruh ruhun hayatı ne iledir? Bil-gall, gönülledir ve hayatun nefs şu bizim canımızın hayatı bir ruh ruh ile ve hayat-ul ruh ruhun hayatı nedir? Bir zikri Rabbımızı anmakla Cündücenu ve hayat-ül zikir zikrin hayatı nedir? Bir zikirir. O zikreden kimsenin istikameti, dürüstlüğü, meblaya olan aşkı, şevki, muhabbeti ve hayatüz zehrir, zikredenin hayatı nedir? Bilmedikur. Rabbi Zülcelal'imizi bulmaktır. Hatta zikrini unutmak, onunla olmaktır. Velhamdülillahi rabbil alemin. El Fatiha.
Kaynak: Genel
Allah'a Duyulan Haşyet ve İlahi İzzetin Önemi | Mihmandar