Akılsızlık ve Nankörlük Üzerine Manevi Değerlendirmeler
Akılsızlık ve Nankörlük Üzerine Manevi Değerlendirmeler kaydında Mana-yı Münifi, ama bütün bunlardan sonra kalpleriniz yine kaskatı kesilip taş gibi oldu, hatta daha da sert, taşlar, kayalar bile sizin şu duyarsız kalplerinizin yanında yumuşacık kalır. Çünkü öyle kayalar vardır ki içerisinden ırmaklar kaynar, Öyleleri de var ki çatlayıp yarılır da bağrından pınarlar fışkırır. Yine öyleleri de vardır ki…
Mana-yı Münifi, ama bütün bunlardan sonra kalpleriniz yine kaskatı kesilip taş gibi oldu, hatta daha da sert, taşlar, kayalar bile sizin şu duyarsız kalplerinizin yanında yumuşacık kalır. Çünkü öyle kayalar vardır ki içerisinden ırmaklar kaynar, Öyleleri de var ki çatlayıp yarılır da bağrından pınarlar fışkırır. Yine öyleleri de vardır ki Allah korkusuyla yuvarlanıp aşağılara düşer. O halde ey inkarcılar akılsız şuursuz dediğiniz şu taşlar, ağaçlar, kuşlar bile yüce yaratıcının kanunlarına kayıtsız şartsız boyun eğerken, bu nokta çok önemli.
Buyuruyor ki o ağaçlar, taşlar, kuşlar yaratıcının kanunu kanunlarına akılsız ve şuursuz dediğimiz bu varlıklar, kayıtsız ve şartsız olarak boyun eğerken Cenab-ı Hakk'ın emrine, akıl ve irade sahibi olan sizler sonsuz merhamet ve şefkati ile sizi yoktan var eden ve yaratılmışlar içinde en şerefli makama yücelten Rabbinize karşı nasıl olur da nankörlük eder emirlerine baş kaldırırsınız. Kuran-ı Azimüşşan'daki özellikler anlatmakla bitmez. Bu insanın kalbi hali ile alakalı, hikmetle alakalı, marifetle alakalı, hakikatle alakalı. Yalnız biz bu halimize göre anladığımız, eğer bir konu çokça zikir buyruluyorsa önemine binaendir. Mesela akıl olarak geçmez de aklı çağrıştıran ifadelerle beyan buyrulur. Aklı ifade eden kelimelerle bahis bulunur. Bu konuda yedi yüz ayet-i celile var akıl ve aklı ifade eden yedi yüzün üzerinde ayet-i celile var. O zaman çok önemli.
Mesela namaz en mühim taatlerimizden birisidir, seksenin üzerinde. Cihat diyelim dört yüzün üzerinde ama akıl hakkında yedi yüze yakın veya yedi yüz olunca demek ki çok mühim. Yalnız biz duyduğumuz ve araştırmalardan gördüğümüz kadarıyla beynin yüzde ikisinin çalıştığını ifade ediyorlar. Diyorlar ki beynin sadece yüzde ikisi çalışıyor. O zaman diğeri hususunda ne yapacağız? Akıl bir nurdur. O zaman nur ziyadeleştikçe akıl da ziyadeleşiyor. Bunu nasıl izah edeceğiz? Mesela peygamberlerimizin sıfatlarından birisi nedir? Fetanet, akıl. Çok önemli bir nimet. Allah'ımız akılsız etmesin. Firaset bununla alakalı, tefekkür bununla alakalı, tefehhün bununla alakalı, daha pek çok Rabbimizin nimetleri var. Eğer bir veli bize sorarsanız veli olmuşsa aklının gücüyle olmuştur. Aklını da vahye dayandırarak Kuran-ı Azimüşşan gibi bir esas ile yönlendirmişse, velinin velayetteki yüceliği de akıldır.
İsterseniz bu konuda kaydetmiş olduğum birçok hususlar var. Akilla ilgili eğer zaman almazsam hemen ilgilenmek istiyorum. Bu hayır hakkında üzerinde durmuşuz, hayır nedir diye. Hayır ve şer çok önemli bir konu olmasına binaen ele almışız. Velhasıl akıl müstesna bir nimetidir Rabbi Zülcelal'imizin. Biz burada Ayet-i Cellenin izağına bakalım, Müfessirine İzam efendilerimizin beyanını. Şimdi kalbin siyahlaşmasının işareti nedir? Şimdi kalp de akıl da hep beyin birbirleriyle alakalıdır. Minhe cümüdü'l-ayn, gözün taş gibi olup ağlamaması ve tulü'l-emel taşımak. Geçirmiş olduğumuz günlerde işlediğimiz hatalar ve yaptığımız taatten dolayı, işlediğimiz günahtan dolayı hüzünlenmemek, yaptığımız taatten dolayı da o, yok, o taati geçirmekten dolayı da işlememekten dolayı da hüzün duymamaktır, buyurmuşlar.
Akılsızlık ve Nankörlük Üzerine Manevi Değerlendirmeler ne anlatıyor?
Akılsızlık ve Nankörlük Üzerine Manevi Değerlendirmeler kaydında Mana-yı Münifi, ama bütün bunlardan sonra kalpleriniz yine kaskatı kesilip taş gibi oldu, hatta daha da sert, taşlar, kayalar bile sizin şu duyarsız kalplerinizin yanında yumuşacık kalır. Çünkü öyle kayalar vardır ki içerisinden ırmaklar kaynar, Öyleleri de var ki çatlayıp yarılır da bağrından pınarlar fışkırır. Yine öyleleri de vardır ki…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 7 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Buyuruluyor ki, hasenatı müminin ibadet vetaati ona sürur verir, neş'e verir ama yapmış olduğu hatalar da onu çok endişelendirir, kederlendirir. Ve de ve devauhu, kalbin bu katılığının devası nedir? Bu fukara kelimesi derviş manasına kullanılıyor. Böyle fakir, yoksul anlamına değil de böyle dervişlere verilen, o büyüklerimizde de fakir kelimesini kullanırlardı. Haşyet-i ilahiyeyi taşıyan ve zikreden dervişlerle yapılan sohbettir. Yalnız bu haşyet ile havf arasında fark vardır. Havf Allah'ımızın azabından korku, çekinip işlememektir. Haşilin ise kemal halini elde etmiş, fakat haşyet sahibi. Haşyet azamet-i ilahiyeye duyulan saygıdır. Vel'cülus-u beyne yedei la'rifinel-kamilin kamil, Allah'ımızı tanıyan, ariflerin huzurunda bulunmak, onlarla oturup kalkmaktır. İnsanlar uykuya daldıkları zaman kalkıp namaz kılanlardır. Ve tazarru.
Uyumayan, her zaman kaim, yani bunu ifade ederken zatıyla kaimdir Ulema-i Kiram'mız. Biz bunu tarif edemeyiz. Hani bunun izahı yok. Şimdi Allah'ımızın Sübuti sıfatları var. Burada insanların nasibi vardır, bu sıfatlardan. Mesela Allah'ımızın ilim sıfatı, insanda da ilim vardır. Ölçüsünü koyarak yürürsek ancak öyle konuşabiliriz. Cenab-ı Hak hiçbir şeye benzemez. Allah'ımızın ilmi hiçbir şeye benzemez. Ama, ama o ilminden ikramda bulunduğu kimseler de vardır. Semi, Allah'ımız mutlak duyandır. Bu ifadeyi kullanmamız gerekir. Mutlak diyeceğiz, mutlak duyandır. İnsanlar da duyar. Biz ancak belli bir alandaki sözleri duyarız. Görürsek işte belli bir çevreyi görebiliriz Ama Allah'ımızın görmesini tarif etmek mümkün değildir. Ama zati sıfatlarında vücut, kıdem, beka, vahdaniyet, muhalefetü lil havadis ve Hıyam b. Nefshi o zatına aittir.
Burada Efendimiz Aleyhissalatü Vesselam'ın mübarek sözü devreye girer, bizim itikadi yanlışlığa düşmememiz bakımından. Bu da nedir? Ya Rabbi sen kendini nasıl vasf ediyorsan sen öylesin. Şimdi ilmihal kitaplarına bakıyoruz, çok güzel. E beyan ediyor bunları, böyle okursak faydalanacağımıza inanıyorum. Böyle murakabelerine anlatılırken asıl bunlardır. Tabii o kimseler bunu gönüllerinde yaşarlar hiç şüphesiz. Allah'ımız Celle Celalühu tabi nasıl tarif edelim ki? Eslaimü billah, böyle olan Cenab-ı Hakk'a karşı, es-Suble, Başta birinci ayet-i celile, Cenabıhakk'a saygı, Cenabı hakk'ın emirlerine riayet nehyettiğinden de kaçmak hususunda Allah'tan korkunuz. Hazreti Ömer radiyallahu anh efendimiz devenin üzerindeymiş. Böyle bir tanesi ya Ömer deyince, derhal deveden inmiş, yüzünü yanağını yere koymuş, Ömer de kim oluyor diye ağlamaya başlamıyor. Allah'tan kork deyince.
İnşallah bu korku yerleşirse kalbimize, biz ahiretteki kurtuluşumuzu ancak bu şekilde temin ederiz. Ondan diyoruz ya, ya kabre girdiğimiz zaman diyoruz, biz bir başkasıyla girmeyeceğiz. Kendi şahsımız gireceğiz. Onun için dedem de ne güzel bir insanmış, ruhu şad olsun, elden bize ne lazım diyor ya. Elden bize ne lazım? Elden bize lazım olan irşadını istemek, ıslahını istemek. Çünkü bir ayet-i celile var. Bunu hukukta insanlar arasını düzeltme hususunda önemli görürler. Yani bir hususta mahkemeye gitmeden onu halletmeye esas olarak kabul ettikleri ayet-i celile, eshamne. Bunu batılı ülkeler uyguluyorlar. Diyorlar ki insanlar arasını biz düzeltmeye gayret edelim. Yani bizim yapacağımız bu. İkinci olarak nedir? Belki sırası değişik olabilir. Maruf, iyilik ve hak yolunda sarf etmek. Yoksa buyuruyor Cenabı hak, onların konuşmalarının çoğunda hayır yok. Onlar bizim amelimizi mahveder.
Aslında şunu unutuyoruz. Bak ilk anda etkileniyoruz bundan. Diyoruz ki ha dikkat edelim riayet edelim. Bu ha dikkat edelim dediğimizi her an devam ettirsek, Allah'ın izniyle biz kabı delmemiş oluruz. Mesela bir orman kolay yetişmiyor. Bir ormanın yetişmesi öyle kolay değil. Ama görüyorsunuz bir ateşin sıçramasıyla çok küçük ateşten bir parça koskoca ormanı yakıyor. O kadar ibadetimizi, taatimizi bir gıybet yok edebiliyor. Bir hasetlik yok edebiliyor. Bir kimseyi böyle hakir görmek, alaya almak, bunlar mahvedebiliyor. Dikkat edersek, çünkü Rabbimiz ilk evvela Kötülükten korunmamızı ifade buyuruyor. Kötülüklerden kaçınmamızı. Onlardan kaçınırsak, mesela doktor ilaç veriyor, perhizlerine dikkat edersek belki kullanacağımız ilaçlara bile gerek kalmayacaktır. Bu kadar önemli.
Yine bir ayet-i celîle Mülk suresinde Allah'ımız bizi bildirmek için imtihan ederken, yani geliş gayemiz de odur zaten. Evvela ölümü sonra hayatı halk eden diyor. Ölümü bilmeyen ve ölümle meydana gelecek, başımıza gelecek kabirdir, kabirden kalkışımızdır. İşte mizan, defterlerimize alışımız, sıratımız, sırat hali bunları beyan buyuruyor ki önünüzde tehlike var, aman dikkat edin diye Rabbimiz bildiriyor. Yoksa bu ilham hususu, vahiy bitmiştir, Efendimiz aleyhissalatu vesselamdan sonra. Ama ilham devam eder. Vahiy ile aleyhissalatu vesselam Efendimiz bize Kuran-ı Azimüşşan'ı haber veriyor. O vahiyle Kuran'ı bize izah buyuruyor, tefsir ediyor ve anlatıyor. Ashab-ı Kiram soruyor: Bu ayet-i celîleden maksat nedir? Hep ifade buyuruyorlar. İlhamat-ı ilahiyye ile de Cenab-ı Hak onun esrarına sevdiği kulları eriştiriyor. Bak böyle bir imkan vermiş Cenab-ı Hak bize.
Vahiy bitmiştir ama ilham ile aynen Cafer-i sadık vesairlerinde olduğu gibi, bilmediği bir hususta Cenab-ı Hakk'a gönlünü açıveriyor. Ben büyüklerimizden anlatmakla biiznillahi teala bitiremem. Onların nasıl ilim aldıklarını o ilhamat-ı ilahidir gönlüne düşüyor, nur çünkü. Burada birincisi Allah'ımızın korkusu, ikinci bir aşaması var bunun. Gücünüz yettikçe ve gale ibn-i Ata rahimehullahü teala bir kere gücünüz yettikçe demek amellerimizi zahire, bak abdest aldık, elimiz, ayağımız, yüzümüzü yıkıyoruz ve Bak burada değişti. İki hususa dikkat çekti. Çok önemli. Birincisi nedir? Birincisi, kalp ile. Böyle abdest alırken diyelim, onu söylediğimiz için mesela elimizi yıkıyoruz. Yıkarken kalben nasıl olacak? Ya Rabbi, elimi benim senin sevmediğin, razı olmadığın bütün hallerden de yıka düşüncesinin kalbe inmesidir. Bu indiği zaman hallolur zaten. Yaşar o onun. İnşallah anlamaya çalışırız.
Diyor ki hiçbir yere iltifat etmeksizin. Yani ne şunu ne bunu, bunlara hiç dalmadan Rabbi Zülcelal'imize yönelmektir. Gücümüz yettikçe bu azalarımızın yapmış olduğu vazifedir, diyor. Mesela gözümüzün Kur'an-ı Azimüşşan'ı okuması, kulağımızın hak sözleri duyması. Şimdi başta diyor, belki zorluk olacaktır, emri ilahiyeyi tutmakta, ama Rabbimizin emridir deyip teslim oluyor. Allah'tan korktuğunuz, takva Allah korkusu artık onun kalbine yerleşmiş, o şekilde yapıyor. Şimdi ne kadar müttaki olsa bile kendisini adap risalesinde buyruluyor ya, ne kadar makamı yükselse bile kendisini ilk kademede görür. İlk kademeyi bırak bizde neler meydana geliyor Rabbimize tövbe ediyoruz. Yine izah buyruluyor.
Aleyhissalatü vesselam efendimiz hakkıyla Cenabı Hak'tan korkmayı izah buyururken, en muttaa felah yahsî, yoksa diyelim, inşallah hata etmeyiz, Allahü Zülcelal'e tarifete aynmin, göz açıp yumuncaya kadar bir müddet de olsa asi olmamak. Aleyhissalatü vesselam Efendimiz göz açıp yumuncaya kadar, ondan da daha az bir zaman da olsa beni nefsime terk etme buyuruyor. Rabbimizi zikredip hiçbir zaman unutmamak. Nimet-i ilahiye şükredip inkarında olmamaktır. Burada Allah'ımızdan hakkıyla korkma hususunda dilinden çıkan söze dikkat buyrulmuş. Dilinden çıkan sözlere dikkat etmektir. Ayet celilesinde, Bu kısmını da ele alarak Müslüman olarak ölünüz diye bitiriyor ve buradaki hitapta da birinci olarak İslam ve iman tarif edilmiş. Tevhid de tecridi ele almış. Tecrid Allah'tan gayrı duyguları atmak diye düşünüyoruz.
İkinci olarak bize batıni iç hallerinin güzelleşmesini, yani içini ıslah ederse Cenabı Hak dışında ıslah eder şeklinde de izahta buyurmuşlar. Burada Ebul Abbas Hazretleri, Bir kere böyle bir, bazen vücutta yaralar, bilmem filan oluyor, diyorlar ki ciğerden geliyor. Bunu ciğerden kestirmeyince o hastalıktan insan zahiren de kurtulmuyor. Bu günah hastalıklarından da başta gönül olarak kurtulmanın gerekliliği beyan buyruluyor. Gücünüz yettikçe Allah'tan korkun ayet-i kerimesi bedendedir, buyuruyor. Hakk'a tugati, tam manasıyla korkun, gönüldedir. Zaten gönülde olunca da azalara sirayet ediyor.
Kaynak: Genel
Akılsızlık ve Nankörlük Üzerine Manevi… | Mihmandar