Sultanü'l arif'in Merhum Mahmud Sami Ramazanoğlu KaddeSaluhu Sırrahü'l Aziz'in bir ömür vererek hazırlayıp yaptığı sohbetlerinden ve kitaplarından derlediğimiz İhsan Mektebi. İslam ahlakını öğrenmek, İslam, iman, ihlas, gayret, hizmet gibi insanı insan kılan hasletlerle yetişip mükerrem insanlar olabilmek için İhsan Mektebi. Aladdin Biçici. Değerli dinleyicişlerimiz, İhsan Mektebi programımızın yeni bir bölümünde sizlerle birlikteyiz bugün de elhamdülillah. Yine Mahmut Sami Ramazanoğlu Gadesallahu Sirrahü'l Azies'in Musahabe isimli eserinin beşinci cildinden inşallah kaldığımız yerden itibaren devam edeceğiz programımıza. Bu programımızda sizlere akl-ı selim ve adalete dair derlenmiş bazı hadis-i şerifleri paylaşmaya çalışacağım. Buyuruyor Efendimiz. Selim akıl ile rızıklanan, Ondan hissedar olan kişi umduğuna nail ve onun muradı hasıl olmuştur buyuruyor. Müminin ferasetinden sakının.
Çünkü o Allah'ın nuruyla bakar, görür. Buyrulmakta. Feraset, bir şeyi dikkat ve teemmül ile isabetle idrak etmek manasına gelen teferruüsten isimdir. Rey ve idrakte ince, derin ve isabetli olmak demektir. Şu şekilde tarif edilmiştir. Bir. Kalpte olana muttali olmak. İki. Yakinen keşfetmek, gaybı görmek. Üç. Kalbinde manaların idrakine yarayan ve parlayan nurlar yükselmek. Müminlerin ferasetinden sakınmak tavsiyesi, günah yapmaktan içtinap etmek lüzumuna işarettir. Çünkü öyle feraset erbabı vardır ki, manevi müşahede ile günahkarın içini görür. Onu utandıracak sözler söyler ve utandırır. Bununla beraber bu hadis-i şerifte zeka ve ihtisas ehline karşı saygı göstermeye de delalet olsa gerektir. Mümin bir yuvadan iki defa ısırılmaz. Yani uyanık olan bir mümin iki defa aldanmaz, dikkatle gözünü açılır.
Müşrik şairlerden Ebu Girre, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'i icveden azılı düşmanlardandı. Bedir muharebesinde esir olmuştu. Kızlarım var, öksüz kalacaklar, fakirim diye yalvarınca Rasul-ü Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem bir daha Müslümanlar aleyhinde hicivde bulunmamak şartıyla ve kendisinin de kuvvetli teminatı üzerine fidyesiz serbest bırakılmıştı. Hatta bu müşrik bundan fevkalade memnun olarak irticalen lehinde bir şiir de söylemişti. Sonra tek dört küfrriyatına başladı. Uhud muharebesinde Müslümanların eline esir düşünce yine yalvarmaya başladıysa da Rasul-ü Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem bu sefer affetmedi ve bu hadis-i şerifi iran buyurdu. Bahtiyar adam kendisinden başkasıyla yani başkasının halinden veya başkasının başına gelenden ibret ve öğüt alandır. Bedbaht ise kendisiyle yani kendisinin halinden başkasının ibret ve öğüt aldığı insandır.
Bir diğer hadis-i şeriflerinde ise Efendimiz şöyle buyurmaktadırlar: İnsanları layık oldukları yerlere koyun. Herkese halince muamele edin. Biz, insanlara akillarının alacağı tarzda ve o miktarda söz söylemekle emrolunduk. Sen akillarının ermeyeceği bir söz ve herhangi bir zümreye hakikatte söyleyince değilsin. Yani söylemiş, marifet ve hizmet yapmış değilsin. Çünkü o söz onlardan kimi üzerinde ancak fitne olmuştur. Menavi diyor ki: Akillar takatları derecesinden fazlasını taşımaz. O takatların üstüne çıkılırsa, herhalde mevcut olan salah bile yerini fesada terk eder. Bu yüzden alim ve ariflerden birçoğu, anlaşılması güç ve tevili müşkil olan bir kısım tasavvuf kitaplarını, ehil olmayanlarca mütalaasını yasak etmişlerdir. Bütün insanlar Adem'in evlatlarıdır, Adem de topraktan yaratılmıştır.
İki Müslüman ellerindeki iki kılıncıyla yahut silahıyla karşılaşıp da bunlardan biri arkadaşını öldürürse, öldüren de, öldürülen de ateştedir, Cehennemdedir. Denildi ki Ya Rasulallah! Hadi bu öldürendir, cehenneme girecektir. Ya öldürülenin suçu nedir? Rasul-ü Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: Çünkü o da arkadaşını öldürmeye hırslı idi, azmetmişti. Zulüm kıyamet gününde zulmetler yani karanlıklardır. Dünyada insanlara şiddetle azap ve işkence eden, kıyamet günü insanlar içinde ve Allah katında en çetin azap görecek olandır. Kim kendisinin hakkı olmayan herhangi şeyi benimdir diye iddia ederse bizden, bizim yolumuza gidenlerden değildir. O şimdiden ateşten, cehennemden oturacağı yeri edinedursun. Eğer insanlara mücerret davalar ile her istedikleri şey verilseydi, muhakkak ki bazı kimseler şu veya bu zümrenin mallarını ve kanlarını dava ederdi.
Lakin beyyine yani iddiayı ispat külfeti davacıya yemin de inkar edene aittir. Bütün insanlar, tarak dişleri gibi eşittir. Ancak ibadetle birbirinden üstün olurlar. Kendisine layık gördüğün meziyet ve faziletin benzerini, senin için reva görmeyen hiçbir kimseyle sakın arkadaşlık etme. İşte sevgili Nevcilerim, İslam demokrasisinin, insan haklarının ve insan eşitliğinin kutsi kaynaklarından biri. Üstünlüğü temin eden ibadet mefhumu gerek şahıs, gerek ailevi, gerek maşeri ve milli bütün insan vazifelerine şamildir. Çünkü bunların hepsi dinimizde ibadettir. Bu hadis-i şerifte, arkadaşlığın karşılıklı hak ve vazifelerine de işaret buyrulmuştur. Bir diğer hadis-i şerifte şöyle buyrulmakta: Sizden önceki ümmetlerin helak edilmesi ancak şu sebeptendir ki onlar içlerinde şeref sahibi hırsızlık ettiği zaman onu bırakıverirler. Aldırış etmezler.
Aralarında zayıf kimse çalınca, hakkında ağır ceza tatbik ederlerdi. Allah'a ant ederim ki Muhammed'in kızı yani benim kızım Fatıma hırsızlık etse muhakkak elini keserim. Hakim hükmünü verirken bütün cehd ve gayretini sarf ederek Hakk'a ve doğruya isabet ederse, ona iki ecir vardır. Hükmünde yine o surette cehd eylemesine rağmen hata ederse, kendisine bir ecir vardır. Ben ancak bir beşerim. Gerçekten bana aralarında davalaşan öyle hasımlar gelir ki, onların kimi kiminden daha belig, daha güzel konuşan ve çenesi daha kuvvetli olandır. Delillerini güzel, açık ve süslü anlatabilir ve ben de onu doğru söyleyen bir adam sanıp lehine hükmederim. Binaenaleyh ben bir Müslümanın hakkını, haksız olan herhangi bir kimsenin lehinde hükmedersem biliniz ki o bir ateş parçasıdır. Artık onu dileyen sırtına yüklensin, yahut onu fark ederek hakka dönsün.
Bu hadis-i şerifin sarahatine göre zahiri delillerle lehine hüküm verilmiş olan kimseler, eğer hakikatte haksız iseler, ilahi ve manevi mesuliyetten asla kurtulamazlar. O haksızlığın cezasını dünyada çekmeseler bile ahirette mutlaka çekerler. Siz ey millet, ne halde bulunursanız, başınıza da öyle idare eden adamlar geçirilir. Derdi neşrim hükumetler, sosyal bünyelerden doğarlar. Bünye, yani millet ne kadar iyi ve sağlam olursa, onun hükumeti de öyle olur. Bünyeyi ihmal edip de her işi hükumetten beklemek hatadır. Önce fert olarak kendimizi, sonra toplumumuzu ıslah edelim. O vakit görürüz ki her şey düzenine girmiştir. Allah, insanların işlerini gören herhangi bir emire hayır dilediği zaman, ona sadık, özü sözü doğru bir yardımcı verir ki, amir bir şey unutursa, o kendisine hatırlatır. Amir hatırlarsa ona yardım eder.
Allah ona hayırdan başkasını murat buyurduğu vakit de kötü yardımcı verir de amiri unutursa hatırlamaz, hatırlarsa kendisine yardım etmez. Hepiniz çobansınız, bekçisiniz, murakıpsınız. Hepiniz sürüsünden idaresini ve bekçiliğini deruhte ettiği fert ve zümrelerden sorumlusunuz. Gerçekten biz işimizin başında ona talip olanı asla kullanmayız. Ehliyeti olanı kendimiz arar buluruz diyor bir başka hadislerinde Efendimiz. İş ehli olmayana tevdi edilince kıyametin kopmasını gözetle. Eminlik ve itimat rızık getirir. Hainlik ise fakirlik getirir. Ey insanlar! Allah'ın size emrettiği neyse ben size Ondan başkasını emretmiyorum. Sizden nehyettiği şeylerden başkasını da yasak etmiyorum. Rızkı aramakta iyi ahlaklı olun. Hilekarlığa, ihtirasa, gayr-ı meşruya sapmayın. Ebul Kasım'ın ruhu kudreti elinde bulunan Allah'a yemin ederim ki herhangi birinizin rızkı ecelinin onu aradığı gibi kendisini arar.
O halde ondan rızıktan size çetin bir güçlük gelirse, rızkınızı çıkarmakta çetin zorluklara uğrarsanız, onu aziz ve celil olan Allah'a itaatte arayın. Allah'ın emirleri dairesinde hareket edin. Allah amel sahibinin iş yapınca iyi ve güzel yapmasını sever buyuruyor. Efendimiz bugün sizlere zikredeceğim son hadis-i şerifte. Bu hadis-i şerifteki kelimesinin mastarı olan ihsan şu manalara gelmekte delalet-i Neccardi. İyilik etmek, bir şeyi iyi ve güzel yapmak, bir şeyi iyi ve gereği gibi bilmek, bir hadis-i şerifte beyan buyrulduğu vechile Cenab-ı Hakk'a onu görür gibi kulluk etmek. Bu dört mananın her birine göre hadis-i şerifin meallerini şöyle zikredebilirim. Cenab-ı Hak herhangi bir amilin iş yapanın iş ve hareketinde daima iyilik etmesini, nefsinden başkalarına da faydalı olmasını sever.
Bir diğer mana: Cenab-ı Hak herhangi bir iş sahibinin yaptığı işi güzel yapmasını baştan savma yapmamasını sever. Üç. Mana, Cenabı hak iş sahibini yaptığı işini iyi bilmesini sever. Dört. Cenabı hak herhangi bir amel ve harekette bulunan kimsenin Allah'ı görür gibi davranmasını sever. Birinci mana: Maddeci, bencil ve muhteris insanları, takbih eden, kınayan her işe cemiyetin ve içtimaı nizamın daima düşünülüp korunmasını tavsiye eyleyen yüce bir düsturdur. İslam'da diğergamlık esastır. Başkasını düşünmek esastır. Bir hadis-i şerifte mealen insanların hayırlısı, insanlara en çok faydalı olandır buyrulmuştur.
İkinci mana: Herhangi bir meslek veya sanata, mensup olan adamların o meslek ve sanatlarında daima yenilikler yapmasını, işi hep güzele ve kemale götürmesini, terakki hamlelerini bir an gevşetmemesini öğütleyen bir teceddüt ve tekamül rehberidir, bir yenilenme ve olgunlaşma rehberidir. Üçüncü mana bize intisap ettiğimiz iş ve mesleğin sırlarını öğrenmeyi, o iş ve meslekte ihtisas elde etmemizi, körü körüne hareket ve taklitlerden kaçınmamızı, cehaletin ve geri bırakan göreneklerin demir perdelerini yırtarak her işte aklı selim ile işe yarayan faydalı bilgi kaidelerini rehber edinmemizi işaret buyuran bir mealdir. Dördüncü mana, bütün bu manaların manevi istikamet vechini gösteren yüksek bir irşad kaynağıdır.
Amel ve hareketlerimizde Cenab-ı Allah'ımızı görüyormuşuz gibi davranmamız, Onun gizli ve aşikar her şeyimizi görmekte, işitmekte ve bilmekte olduğunu düşünmemiz ve buna tam bir ihlasla inanmamız, bizi yanlış yollara sapmaktan kurtaracağı gibi, aramızda ve hayat mücadelemizde de daima taze kuvvet ve hamleler kazanmamızda en büyük murakıp ve amil olur, derdini işler. Kıymetli dostlarımız İhsan Mektebi programımızın bugün de sonuna geldik. Bugün sizlere Mahmut Sami Ramazanoğlu Gaddesallahu Sirrahü'l azizin Musahabe isimli eserinin beşinci cildinden aklı selim ve adalete dair bazı hadis-i şerifleri zikretmeye çalıştım. Bir sonraki programımızda bir başka konuda tekrar birlikte olmak umut ve arzusuyla. Sultanü'l-Arif'in, Merhum Mahmud Sami Ramazanoğlu Kadı Sallallahü's-Sırlahü'l-Aziz'in bir ömür vererek hazırlayıp yaptığı sohbetlerinden ve kitaplarından derlediğimiz İhsan Mektebi.
İslam ahlakını öğrenmek, İslam, iman, ihlas, gayret, hizmet gibi insanı insan kılan hasletlerle yetişip mükerrem insanlar olabilmek için İhsan Mektebi. Aladdin Biçici