Aile ve Toplum Yapısı ve Dini Temeller kaydında Cenabı Allah'a raziyen onu razı ederek, onu razı olmuş olarak, kavuşmak arzusunda bulunanlar bana çokça salat göndersinler. Zaten onu müşahede edenlerin dilleri durmaz. Salatü's selam'la meşgul olurlar. Bir ziyarette bulunuyordum. Bir kimse gördüm. Alın kısmı açık fakat nurlu olduğu belli. Alnı geniş, nurlu konuşuyor. O konuşma arasında…
Aile ve Toplum Yapısı ve Dini Temeller ne anlatıyor?
Aile ve Toplum Yapısı ve Dini Temeller kaydında Cenabı Allah'a raziyen onu razı ederek, onu razı olmuş olarak, kavuşmak arzusunda bulunanlar bana çokça salat göndersinler. Zaten onu müşahede edenlerin dilleri durmaz. Salatü's selam'la meşgul olurlar. Bir ziyarette bulunuyordum. Bir kimse gördüm. Alın kısmı açık fakat nurlu olduğu belli. Alnı geniş, nurlu konuşuyor. O konuşma arasında…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 13 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Cenabı Allah'a raziyen onu razı ederek, onu razı olmuş olarak, kavuşmak arzusunda bulunanlar bana çokça salat göndersinler. Zaten onu müşahede edenlerin dilleri durmaz. Salatü's selam'la meşgul olurlar. Bir ziyarette bulunuyordum. Bir kimse gördüm. Alın kısmı açık fakat nurlu olduğu belli. Alnı geniş, nurlu konuşuyor. O konuşma arasında az bir fasıla olsa dili hiç durmuyor. Yalnız Sallallahu Aleyhi ve Sellem okuduğunu anladım. Konu şu, diyorlar nasılsınız? İyiyim diyor. O arada diyor. Bütün aralıkları dolduruyor Sallatü Vesselam'la. Hiç boşluk bırakmıyor. Dikkatimi çekti. Soramadım. Sonra o beldede olan ve onlara yakın bir kimseye sordu. O da dedi ki efendim o Nebi-i Ekrem sallallahu teala aleyhi ve sellem efendimizi çok görür rüyasında. Bizim mahallemizde yaşlıca bir anne vardı. Bize denk gelirdi. Görürdüm, dili hiç durmazdı.
Meğer salatü selam okurmuş ve Efendimizle mülaki olunca hiç terk edemiyor. Siz gördünüz mü bilmem bir yavruyu görsel cihazda gösterdiler. O yavru böyle kendinden geçmiş bir vaziyette. Annesi diyor bak oğlum seni ziyarete geldiler. Anne öyle bir yüz vardı ki, öyle bir göz vardı ki unutamıyorum diyor ama kendisinden geçmiş vaziyette. Ravza ipaki Nebi'de Sallallahu Aleyhi ve Sellem pek kuşluk vakti kimse bulunmaz. Çünkü istirahat anı oluyor bu. Mesela işrak namazını kılıyorlar, ondan sonra ayrılıyorlar. Öğleye yakın geliniyor. Öğleye yakın derken şöyle birkaç saat önce fakat bundan önce böyle iştirak vaktinden sonra pek kimse bulunmuyor. Dokuz yüz yetmiş üç sene Ashab-ı Sofia'ya geldim. Bir genç. Onun oturduğu yerde de Sami Bendi Hazretleri namaz kılarlardı. Onu muhafaza ederler çünkü Ravza-i Mutahhara genişlet genişletmemiş genişletilmemişti. O zaman çok dar bir vaziyetteydi.
Onun seccadesi zannederim pamuktan yapılmış mübarek dizleri incinmesin diye. Böyle namazı müteakip böyle bükük bırakıyorlar. Onun üzerinde namaz kılmış. Fakat öyle bir feryat ediyor ya Resulallah diyor ama gözünden öyle bir yaşlar dökülüyor ki kendisini alamıyor. Bunu kim görse kim görse Aleyhissalatü Vesselam efendimizi müşahede ettidir. Öyle bir halin içinde. Bir de oradaki artık idare mi diyeceğiz, oradaki şartlar mı, onların usulleri mi, nasıl bir usulse, onlar da böyle bir feryadı figan görseler alırlar hemen sicin, sicin. Nereye? Hapishane. Onu güller bahçesine oturturlar. Sicin denir mi? Sami Efendi Hazretlerinin görevlileri geldi. Teskin etmeye çalışıyorlar, olmadı. Sonra üstadımız geldi. Oğlum Peygamberimiz Sallallahu Aleyhi Sellem salatü selamı çok sever, salatü selamı çok sever, oku dedi. Biraz durur gibi oldu. E bir su getirin. Buyurdu, su getirdiler, sonra teskin oldum.
Görünce tahammülü yok. Sesinin son haddine kadar bağırır ama sesini tutarlar tabii. Tahammül edemez. Bizim burada Çoban Ali derlerdi, zaten çoğu çobanlardan oluyor. Ladikli Ahmet babamız da çobandı. Gelirlermiş ziyarete de köylüler gülermiş, ha ha ha ha, bizim Ahmet'e misafirler geliyor, evliya olmuş diye alay verdiler. Bilmezler ki yedilerden mübarek bir zat. Bunların çoğu bakıyorum çobanlar Veysel Karani Efendimizden Haddesallahu Sırra bir nur mu geliyor, nasıl oluyor bilmiyoruz ama peygamberlerin hepsinde bir çobanlık var. Efendimiz Ebu Talib'in evinde bulunuyorlar, yediğim, içtiğim helal olsun diye keçilerini otlatıyor. Böyle bir peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem. Bir çobanımız daha var. O Çoban Ali'yi diyeyim isterseniz. Afşin'ın Armut Ala köyünde. Bir gün sordum amca Aleyhissalatu Vesselam efendimizi görüyor musun? Görünce dedi et kemikten ayrılıyor.
Bak burada şunu tespit etmemiz lazım. Hayrettin Karaman hocamız der ki onu ilk görenler tahammül edemezmiş, sonra alışır ülfet eder ayrılamazmış diye. Kim o bir kere? Yalnız görüş nur şeklindedir. Gördüğü zaman bilim gibi görenler değil, gördüğü zaman hücre, hücrelerinin, hücrelerinin hepsi değişir, hayatı değişir onun. Bir çobandan daha anlatmak istiyorum. O ilahi çobanlar bir ayrı. Bu Şarkışta ve Bekir Emmi derler. Allah Allah. Diyorlar ya üstadımızın annelerine, aleyhisselatu vesselam efendimizin yanında hizmet ediyorlar. Kim bu ya Resulallah deyince bu Yahya'lı Musa Efendi'nin zevce-i muhteremesi Ayşe Hanım. Bu hale nasıl erişti? Kadınlığa ait bir bez parçasını dahi erkeklerin göreceği yere asmadı. Bir fark var, bir bedel ödüyorlar. Bu amcaya burada anlatılması mümkün değil.
Yalnız Hadis-i Şeriflerle alırım, Ayet I celilelerle nasıl ki Züleyha validemizin Yusuf Aleyhisselam'a kendisini arz ettiğinde galeme ala allah allah, ben Allah'tan korkarım dediği gibi. Mesela vedatu imratun zatıim mansıbin ve Cemal agal inni akafullah huşlu böyle cazibesi olan güzelliği olan bir kadın kendisini arz ettiği zaman o kişi ben Allah'tan korkarım. İşte bu Bekir amca böyle bir halde ben Allah'tan korkarım diyen bir kimse, hatta kadın sen erkek değil misin diye yüzüne tükürüyor. İşte haramdan kaçtığı için, haramdan kaçtığı için Cenabı hak ona Nebi Ekrem Efendimiz'le, sevgili peygamberimizle dostluk nasip ediyor. Hızır Aleyhisselam'la da çokça görüşüyor. Üstadımızın kutbiyetini haber verenlerden birisi de odur. Bir zat ver. Yine çünkü günümüzde en çok sıkıntı bu. En çok sıkıntı bu. Gözlerimizin muhafazası, namusumuzun korunması.
İnsanın en zayıf noktası esalne zü'l-linnese obbu şavatı minen nisa, kadınlara olan ilgi. İlk olarak ifade ediliyor Kuran-ı Kerim'de sonra oğullar mal mülk araziler vesaire altın gümüş yığın yığın diye buyruluyor. Kıymetli bir genç. Elbette kıymetlidir. Böyle bir kadın kendini arz edince öyle bir çadırmış bulunduğu yer, çadırdan öyle bir çıkıyor, kendisini kurtarıyor, Yusuf Aleyhisselam'ı görüyor. Yusuf Aleyhisselam buyuruyor ki benden daha çok ittika ettin. Allahü Zülcelal'den benden daha çok korktun diye onu tebşir ediyor. Zaten Allah'ımız onları müjdeliyor. Bazen diyoruz biz Kuran-ı Azimüşşan'da ismimizin geçmesini ister miyiz? Abdullah'tır, Abdurrahman'dır. Rabbamızın en çok sevdiği isimler olduğu için bunları söylüyorum. Geçer mi? Geçer. Hani nerede geçiyor? Eslavi billah elif lam mim. Eliflamim Allahü alemü bir müradi. Ne kastedildiğini ancak Allah bilir.
Bir de bildirildiği kullar Es'adi Erbili Hazretleri'nin bu noktada çok güzel bir izahı var. La yalamul haybe illallah, gaydi ancak Allah bilir celle celalühü derken bir de bildirdiği kullar diye ifade ediyor. Elif, Lam, Mim, bu bir şifredir. Cenabı hak ile Habibi arasında Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir şifredir. Buna agah olan olur mu? Neden olmasın? Gönlü Cenabıhakk'a garip olan yakın olan kimseler bu yakınlığı ifade mümkün değildir. Necm suresinde geçer. Yaklaştı da yaklaştı. Bir gavs. Bunu işte derler iki kaş arasıdır vesair, bunu ifade yoktur. O yakınlığı beyan edemezsiniz, edilemez. İşte birkaç arası bilmem falan yok. O Rabbimiz celle celalühü, o ve ona yakın olan kimselerin idrak edeceği bir husustur. Bir kimse velilerden birisinin kapısına gelir. Eğer kimsin benim. Haydice, müsait değil. Bir sene sonra yine kapıyı çalar. Kimsin senin, Buyur. Bir kere benlik kalmaz o yakınlıkta.
Bu beni gidermedikçe mümkün değildir. Sen kalkınca aradan neyi neydi bu çok güzel bir sözdü. İşte kalır seni yaradan. Eğer benlik gidecek olursa kalır seni yaradan. Bunu hatırlayabilirsem söyleyin Bayezid İslami Hazretleri'nin çokça da söylüyoruz. Rabbimize yakınlığı isteyince ta, nefse ve taal, nefsi arzularını bırak ve gel. Sen çıkınca aradan, kalır seni yaradan. Sen çıkınca aradan, kalır seni yaradan. Demek ki benlik diye hiçbir şey yok. Mevlana'mız gelir hatıra ve bunun dışında başka pek çok Niyazi-ı Musriğinin ifadesinde de bunu görürüz ve başka da mübarek sözlerde bir ben var, bende benden itheru diye ifade edilen sözlerin manasındadır bu. Tabii benliğini eritmiş. Yakınlık bu manada demek ki hadisi şerifte bildirildiği üzere Cenabı Allah'a Raziyen mülaki olmak arzusunda bulunanlar bana çokça salat göndersinler. Biz de okuyoruz niye görünmüyor?
Efendim bu dillere göre değişir, gönüllere göre değişir. Okuyuşlara ve kalpteki niyetlere göre değişir. Ve galen Nebi sallallahu teala aleyhi ve sellem. Sizden bana en yakın olan kimse beni çokça salatü selam ile yad edenlerdir. Efendim biz çok dualar okuyoruz hem de tesirli dualar okuyoruz. İşte şu duayı okursanız duanız kabul olur. Şu duayı okursanız hacetiniz gider, o benim değil. O bizim dilimiz değil. O namlusu temiz namlusu temiz, gönlü nur ve dili ancak Gaullen Sedi'de doğru söz söyleyen hal ve hareketi düzgün düzgün, gönlü Cenabı hakk'ın aşkıyla yanan kimselerindir o. Bazı notlar alırdım üstadımızın sohbetlerinden. Onu nasıl müşahede buyurduysa, bir akşam vaktiydi veya yatsıdan sonra miydi? O yazmış olduğu notlara şunu da kaydet buyurdu. Bir tanesi şu idi.
Ölmek üzere olan bir hastaya, ölmek üzere olan bir hastaya yirmi bir defa Bismillahirrahmanirrahim desem ayağa kalkardı buyurdular. Şahit olduğumu anlatayım, belki o dinliyor şimdi şu anda. Çocuk olması mümkün değil tıbben. Bütün doktorlara müracaat eder. Bir seher vakti Mürşid-i Kamilimiz. Buyurdular ki bana bir su getir ama bunu kimseye açma. Okur ve doktora gitme haydi selametle. Altı tane çocuğu olmuştur. Bu dediğim gibi namlusu temiz olan kimselerdir, gönül namlusu. Bir kere kalbinin Cenabıhakk'a yakınlığını ifade edemeyiz. Bu sözü biz pek ifadede zorlanırız. Mesela Cenabıhakk'a yakın yakın kullar, yakın kullar derken o yakınlığı ifade edemezsiniz. O her zaman onunla beraber. Nasıl diyeceksiniz ki yakın ifadesini nasıl kullanacaksınız? Yavuz Sultan Selim'in biliyorsunuz bir rahatsızlığa tutulur. O rahatsızlık bir türlü tedavi edilemez, son nefese doğru gelir.
Onun nedimi olan Hasan Can artık Rabbimize dönme zamanı değil mi deyince Hasan, bu zamana kadar beni kimle bilirdin? İşte bu. Tabii nefsimizin bütün arzuları ile bir olursak istediğimiz gibi yemeler, istediğimiz gibi içmeler, istediğimiz gibi gezmeler, istediğimiz gibi tozmalar, istediğimiz gibi bir hayat sürmeye başlarsak tabii hangisine itibar edilirse diğeri itibardan düşer desem ne? Cenabı hak insanoğlunun göğsünde iki kalp yaratmamıştır. Biri dünya muhabbetiyle dolu olacak, birisi ukra muhabbetiyle mümkün değil. Hangisine itibar edersek diğeri itibardan düşer. Allah muhabbetiyle dolarsa bunu derken çok utanıyor ve haya ediyor. Çünkü cemiyetimizi yine bir iman var. Elhamdülillah yalnız imanımızın tadını almaya, imanımızın tasdik olmasına büyük bir gayret istiyor. Olmasına büyük bir gayret istiyor. Çalışmamız gerekiyor. Burada biz konuşuyoruz, bu konuşma bir şey değil.
Bütün arzumuz ve isteğimiz biz büyüklerimizin gösterdiği hedefe doğru yürüyelim. Ne buyuruyor üstadımız? Hedefini gözetmek lazım. Hedefimizi gözetelim, yaratılış sırrımızı bilelim. Böyle çalışıp bir gayret göstermemiz icap eder. Yani bir silkineceğiz. Çok dualar var. Okuyoruz ama tehcili yok. Bu bizim halimize göre değişir. Durumumuza göre değişir. Bir nazar yeter onların. Yek nazar bestir efendim rahmet Allah aşkına dediği gibi bir nazar kafidir. Çünkü Allah'ın nuruyla baktıkları için bana salat gönderenlere Cenabı hak sırat köprüsü üzerinde bir nur ihsan eder, Ehli nur ise ehli nardan olmayacağı bedi'ydi, yani açıktır. Sizden cennette en ziyade huri kazanan kimse bana çokça salatü selam gönderenlerdir. Bu huri bildiğimiz huri değildir. Ya nedir? Allah'ımız orada şüphesiz nimetlerinin birisi olarak hurileri lütfediyor.
Burada ne demek istiyorsunuz derseniz o huriler Allah aşkıyla dolu olan hurilerdir. Cenabı hakk'ın muhabbetiyle dolu. Zevziyle sohbet ederken Rabbimizin sıfatları üzerinde konuşur. Marifetullah'tan konuşurlar onlar. Sadece bu ihtiyaç için değil. Onlar da onlar da işte bir dua et, duada bu ifadelerin kullanılması ne edilmesi bu alaya alınacak bir iş değildir. Bu sulandırılamaz, katiyen. O Rabbimize aşık olan kimselerdir onlar. Evet, bir nimettir, ihsandır ama sadece bu gözle bakmanın yanlış olduğunu beyan etmek istiyorum. Zaten dünya kadınları hususunda bile öyle bakıldığı için memleketimiz inşallah fesada gitmez. Bir yabancı söyler, bir kadını eti ve kemiği için 7 insan en adi varlıktır der. Bir yabancının sözü bu. Kadın insanın yarısıdır, dini hususlarda size yardımcıdır. Evet, bu ihtiyaç görülür ama bunun yanında asıl olan nedir?
Evlendiği zaman kişi dininin yarısını tamamlamış olur, bir yarısı hususunda Allah'tan korksun diye buyruluyor. Asıl yardımcı oluşu nedir bize? Asıl yardımcı oluşu dini vazifelerimizde, ibadet ve taatimizde, Rabbimize kulluğumuzda yardımcı olmasıdır. Asıl bu, Bu da ayrı bir konudur. E üzülüyoruz tabii. Şimdi kadın dendiği zaman kadın çok önemli bir nimettir. Cennet onların ayakları altındadır. Ya Resulallah kime iyilik edeyim? Ümmek, annene, kime Ümmeke annene, kime? Ümmeke annene, dördüncü defa epaka babana. Bir çocuğun yetişmesinde baba zaten kahvaltısını yapar yapabilirse gider işine gücüne, ondan sonra o yavru kimle kalır? Nasıl yetişecek? İbrahim ümmetbuli diye bir tabakat ricalinden mübarek bir kimse var. Onda olduğu gibi şimdi bu zaten müsellem belli. Bir kardeşimiz on dört yaşına gelmiş yavrusunun elinden tutarak geldi.
Dedi ki Şahı Nakşibend Kaddesallahu Sırra on dört yaşında intisab etti. Dedem de üstadımızda bizi hiçbir şey kabul etmeyin, Allah bizi ıslah etsin, biz de on dört yaşında intisap ettik ama Allah'ımız kaybedenlerden etmesin, dua buyurun Cenabı hak kazananlardan eylesin. On dört yaşında intisap etti diye yavrusunun elinden tutup getirdi. Böyle bir anne, aile hayatı bu demektir. Aile hayatı sadece maddi gözle bakıldığı zaman birçok yaralar açar bize. İşte sıkıntımız da budur bizim. Bunu bütün söyler kardeşlerimiz. Ne söylerler? Aile hayatı hususunda aile hayatı hususunda soruyoruz bazen mahkemelere gelen konular nedir diye. Mahkemeye gelen konular daha ziyade mal mülk ve bunun arasında bunun yanında daha çok ailevi meseleler hep dinlersiniz bunu göreceksiniz.
Ailevi konular ailedeki perişan haller ve o yavruların ailenin geçimsizliğinden dolayı geçimsizliğinden dolayı onların hayatlarının bozulması, psikolojilerinin bozulması. Bunun için ne yapacağız biz? Kadın ve erkek kendilerini birbirlerini ve varlıklarının amaçlarını çok iyi bilmelidir. Bunu hiç tarif eden var mı? Var. Çocuğun işi ne gencin? Nerede çalışıyor? Biz kız vereceğiz ama nasıl geçilecek? Bunun en sonra sorulması gereken bir husustur. Başta sorulacak olan şudur. Erkek ve kadın kendilerini ve birbirlerinin varlıklarının amaçlarını çok iyi bilecek. Bu varlıkların amaç amacı nedir? Müttaki olmaktır. Kadın erkeği ontolojik ve manevi olarak erkekle kadını aynı özellikleriyle tanıdığı oranda yuvalarını huzur haline getirirler.
Eğer eşler birbirini ontolojik olarak tanımazlarsa birbirlerine uygun olmayan roller biçmek suretiyle aile hayatlarının ömürlerini kısaltırlar, hayatı birbirlerine de zehir ederler. Hiç okuduk mu? Elbette okuduk. Okumaz olur muyuz? Aleyhisselatu Vesselam Efendimiz buyuruyor. Kadın ayağı kemiği gibidir. Onu kendi isteğine göre doğrultmaya çalıştığın zaman kırarsın. Olduğu hal üzerine fıtratına göre davranırsan ondan yararlanırsınız. Efendimiz Aleyhissalatü Vesselam daha bir madde bu, bir madde üzerinde duruyoruz. Sizin en hayırlılarınız hanımlarına karşı hayırlı olanlarınızdır. İman bakımından en kamiliniz ise ahlakı güzel ve hanımına karşı lütufkar nezaketli davranınızdır. Evlenip yuva kurmak Allah Teala'nın koyduğu güzel bir kuraldır. Bu kural sayesinde insan nesli devam eder, Ana baba yuvanın sahipleri olarak sadece şehvetin teskinine odaklanmamalıdır.
Evlilik esas amacın Allah'ın emirlerine Celle Celalühü uygulayıp hayatının her anında onun ile iletişim kuracak halife varlığın yaratılışına sahip. Buna sebep olacaklarını bilmeleridir. Bu ulvi görevin önemi kavranarak olunur ve aile ortamı buna göre inşa edilirse sevgi daha da artar. Dışarıdan gelecek tehlikelere karşı da sağlam bir tedbir alınır. Ne demek aile hayatı öyle ki vakti geldiğinde isfeti korumak ve nesli devam ettirebilmek için evlenmek nebevi bir sünnettir. Şimdi erkeklerin evlenmediği, evlenmediği bu hususta tabii birçok dertler ve sıkıntılar var, müşahede ediliyor. Özellikle de davetçi gençlerin bu konuda daha hassas davranmaları gerekir. Gençler evlenmez ve fıtratına aykırı olan bekarlığı tercih edecek olurlarsa yeryüzünde fesat çoğalır. Bu bağlamda Peygamber Efendimiz Aleyhisselam gençlerin imkan buldukları vakit evlenmelerini istemiştir.
Kuran gençlerin vaktinde evlenmeleri ve evlilik tercihinde hanımlarda aranacak özelliklerle ilgili örneklerden birini Kasas suresinde anlat anlatmıştır. Surede Hazreti Musa Aleyhisselam uzun ve çileli bir yolculuktan sonra Medyen'e hicretini gerçekleştirmiştir. Medyene varıp görülen lüzum üzere Hazreti Şuayb'ın koyunlarını su varınca kızları kendilerine yardım eden gencin ahlakını babalarına övmüşler. Görüşmeler sonunda Şuab aleyhisselam sekiz yıl kendisine hizmet etmesine mukabil kızlarından birini Hazreti Musa Aleyhisselam'ıyla nikahlamıştır. Kuran'da bu olayı kendi edebi yöntemi çerçevesinde bizlere anlatmıştır. Hazreti Musa Aleyhisselam fesahati ile ünlü bir peygamber ve denetimi altında aile sorumluluğunu üstlenerek geleceğe hazırlanmıştır. Çilesini burada doldurduktan sonra davetine başlamak firavun'a karşı büyük bir cihat vermek üzere Medyen'den ayrılmıştır.
Evlilik sadece bedeni arzu ve ihtiyacın giderilmesinin olmadığını beyan etmiş oluyoruz. Biz bu başlık altında Hazreti Musa Aleyhisselam'ın Medyen'deki hayatının ayrıntılarına girmeyeceğiz. İfade edeceğimiz şu, genç davetçilerin başarılı olabilmeleri için evliliğin önemine değinmiş oluyoruz. Evlilik sadece bir fiziki bedeni bir ihtiyaçtan dolayı değildir. Cennetteki huzuru örnek alan güzel bir yuvayı inşa etmenin yolları bu bağlamsa evliliği teşvik edip bekarlığı tercih doğru olmadığını ispat etmiş oluyoruz. Konuya girmeden önce evliliğin huzura dönüşmesi için gözetilmesi gereken hususlar vardır. Günümüzde evlilik dahil birçok sorunlarımız vardır. Sorunlarımızın çoğu itikadi, ahlaki, hukuki, siyasi, ilmi, ailevi ve iktisadidir. Bu sorunlarımıza kaynaklardan çözüm üretmezsek din, inandırıcı, kuşatıcı ve çözüm makamı olmaktan çıkar.
Hayatta hayatta bırakmış olduğu boşluklar din karşıtı düşünce ve ideolojiler vasıtasıyla doldurulur. Böylece din hayatın kendisiyle anlamlandırılması zorunlu bir kurum olmaktan çıkarılmış olur. Aslında ailevi sorunlarımız sosyal sorunlarımızın içerisindedir. Ama dini, ahlaki, siyasi iktisadi ve eğitimle ilgili nedenleri de vardır. Aile konusunu iyi anlamak için Kuran-ı Kerim'in erkeğe, kadına, çocuklara nasıl baktığını iyi bilmek ve anlamamız gerekir. Kuran'daki bu bakış sünnette nasıl karşılık bulmuş, Peygamberimiz nasıl bir aile yapısı inşa etmiştir? Eğer birey ve toplum dinin iki temel kaynağına göre, kıble bir eğitimden geçecek olursa ailenin geleceği sağlam temeller üzerine kurulmuş olur. Vahiy kadın ve erkeği hayatın devamında zorunlu varlıklar olarak görmüştür. Kuran-ı Kerim'de Ey insanlar, biz sizleri bir erkekle bir kadından yarattık.
Tanışmanız için sizleri, boyamaklara ve daha büyük kabilelere ayırdık. Allah katında sizin için en değerliniz, en takva olanınızdır. Cenabı hak yaptıklarınız bilir ve her şeyden haberdardır ayeti, evrliliğin vücut bulmasında her iki türün de olmazsa olmazlığına işaret etmektedir. Herhangi bir cinsin diğerine üstünlüğünü ifade eden bir karine ayette yoktur. Türlerin yaratılması ve yaratılıştaki farklılıklar insan özgürlüğüne girmediği için cinsiyetle övünmek İslam'da yasaklanmıştır. Türlere türlerle övünmeyi İslam cahiliye adeti saymıştır. Kuran-ı Kerim yaratılan ilk çiftin cennete girildiğinde, haber vererek ilk ailenin de cennette kurulduğuna dikkat çekmiştir. Ey Adem sen ve işin cennete yerleşim ayeti bu gerçeğe işaretliler. Bunun anlamı cennette nasıl ki sıkıntı yok ve huzur hakim ise cennetteki huzuru aile vasıtasıyla dünyaya da taşımaktır. Asıl görev bu. Bunu bileceğiz.
Demek ki fertler kadın ve erkek yaratılış amacını bilecek. Evlilikten maksat ve gaye nedir? Bunu anlamış olacaktır. Bizim asıl üzerinde duracağımız onu neydi? Onu tamahın zıttı olan kanaatkar bir hayat. Yalnız biz kanaati değişik bir tarzda ele aldık. Cenabı hak lütfederse onu da arz etmeye çalışırız. Rabbimiz yolunda daim ve kaim eylesin. Velhamdülillahi rabbil alemin el Fatiha.
Kaynak: Genel
Aile ve Toplum Yapısı ve Dini Temeller | Mihmandar