Aile Reisliğinin Sorumluluğu ve İbadet Hayatı kaydında Aile reisi sorumlu olduğu kimselerin dünyada ve ahirette mutlu olmalarından birinci derecede sorumludur. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem erkek aile fertlerinin çobanıdır. O da güttüğünden sorumludur buyrulmuştur. Çok mühim bir hadis-i şerif. Küllüküm rain diye başlayan hadis-i şerif çok müstesna. Hepsi müstesna. Hepsi müstesna. Ne…
Aile reisi sorumlu olduğu kimselerin dünyada ve ahirette mutlu olmalarından birinci derecede sorumludur. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem erkek aile fertlerinin çobanıdır. O da güttüğünden sorumludur buyrulmuştur. Çok mühim bir hadis-i şerif. Küllüküm rain diye başlayan hadis-i şerif çok müstesna. Hepsi müstesna. Hepsi müstesna. Ne olacak? Devamlı öncü olacak. Nasıl olacak? Müttakilere öncü olacak. Şerrilere değil. İnsana normal bir hayat için muhtaç olduğu suda sarf ettiği yiyecek, içecek, mesken vesaire gibi şeyler, nafaka mefhuru içinde yer almaktadır. Evin yiyeceğini, içeceğini hatta bol hareket edecek olursa yiyeceğini de içeceğini hep sadaka bunlar. Niyetlerimizin düzelmesine bağlı. Eğer niyetimiz çoluğuma çocuğuma helalinden yedireyim ve onları da başkalarına bol bol ikram etsin düşüncesinde olursak, hep ibadet hep taat olmuş olur.
Hem midelerini, hem de gönüllerini, kafalarını ne yapacağız? Doyuracağız. Bol bol doyuracağız. Kafasını, gönlünü ibadet, taat, zikir, Kuran, insanların irşadı, ıslahı, yavrularımızın hakkı bulması. İslam ailenin nafakasının yükümlülüğünü, kocaya yüklemiştir. Hanımın ve çocukların nafakası koca üzerine vaciptir. Hanım zengin olsa da nafakası kocasına aittir. Rabbi zülcelal'imiz şöyle buyurmuştur, kadınlar için erkekler üzerinde erkeklerin kadınlar üzerinde hakları vardır. Kadınlar için erkekler üzerinde. Erkeklerin kadınlar üzerinde hakları vardır. Onlarla kadınlarla maruf maruf vechile yani aklın kabul ettiği, dinimizin hoşgördüğü şekilde geçininiz buyruluyor. Gerek yatağı, infakı olsun da insaflı, söz ve sohbette tatlı, güneş yüzlü olmayı Rabbimiz hocalarına emretmektedir. Şeytanın en çok hücum ettiği yerlerden birisi bu.
Hiç eve güler yüzle, tatlı dille, güzel bir sohbetle girilmesini istemez. Onun için kadın der ki bugün bir yüzün güldü. Yani buna muhtaç. Daha onların annelerin marufeçile yiyeceği giyeceği çocuk kendisinin olana babaya aittir. Bu ayeti kerime gereğince de hanımın kafi derecede yiyeceği, ifrat ve tefritten uzak kalmak şartı yine, yiyeceği ve kadının koca üzerine terettüp eden haklarındandır. Ne ifrat ne de tefrit. Ne onu muhtaç bir duruma ne de aşırı bir israfa götürmemek. Bundan dolayı yapacağımız nedir? Biz buna engel olamıyoruz. Derler ya kadın da evde süse duymaz, duymuyor. O zaman biz yokluk içerisinde olan sıkıntı çeken ayineleri ziyaret edeceğiz. Onları güleceğiz. Onların durumlarından haberdar edeceğiz. Rasul-ü Ekrem Efendimiz Aleyhisselatü Vesselam nafakasını verdiği kimseyi aile fertlerini ihmal etmesi kişiye günah cihetinden kafidir buyuruyor Allah.
Nafakasını verdiği kimseyi, aile fertlerini ihmal etmesi kişiye günah cihetinden kafidir buyurmuştur. Ayna fertlerini ihmal edenler büyük günah işlemiş olurlar. Tembelliğinden veya iş bilmezliğinden dolayı aile fertlerini rezil edenler, keyfi israflarından lüzumsuz saçıp savurmalarından ötürü evlerini ihmal edenler büyük bir günah yüklenirler. Kendi keyfine göre sağa sola sarf edenler. İşte evimde bu yeniyor mu içiliyor mu? Çoluk çocuk anneleri böyle bir nimete mazhar mı düşünmüyorum. Ama kendi rahatı için her şeyi meşru. Zekat ve hac konularında ortaya konulan haceti asliye, nisal ve bir yıllık yiyecek yiyecek kayıtları da gösteriyor ki, Müslümanın öncelikle aile fertleri ile ilgilenmesi ihmal etmemesi icap etmektedir.
Aile Reisliğinin Sorumluluğu ve İbadet Hayatı ne anlatıyor?
Aile Reisliğinin Sorumluluğu ve İbadet Hayatı kaydında Aile reisi sorumlu olduğu kimselerin dünyada ve ahirette mutlu olmalarından birinci derecede sorumludur. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem erkek aile fertlerinin çobanıdır. O da güttüğünden sorumludur buyrulmuştur. Çok mühim bir hadis-i şerif. Küllüküm rain diye başlayan hadis-i şerif çok müstesna. Hepsi müstesna. Hepsi müstesna. Ne…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 7 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Hacca gireceksiniz, başta ailenize, çocuğunuza, ailenize, çocuğumuza, çoluğumuza yetecek, onların rahat bir şekilde hayatını devam ettireceği bir nafakanın bulunması icap eder. İnsanın ailesine karşı sorumlu olduğu bu maddi ihtiyaçlarının yanında bir de manevi ihtiyaçları vardır. Nedir o iman? En mühim olan konu iman, ibadet, ahlak ve muamelattır. Aile reisinin sorumluluğu altındadır. Zira aile mutluluğunun varlığı bir kere şunlara bağlıdır. Ailenin manevi yönden ıslahı yani terbiyesi. En mühim budur. Evimizde Kuran okunması, okutulması, ayine fertlerine bilgilerin, İslami bilgilerin verilmesi, ibadet ve taatin öğretilmesi, Ehlullahın güzel güzel sözlerinden bahsedilmesi, ikinci olarak maddi yönden ıslaha şüphe yok ki bu vazifelerin her ikisi de babadır. Fakat anne babanın vazifeleri sadece çocuklarını dünyaya getirmek değildir.
Mensup bulunduğu millete hatta bütün insanlığa, hayrunnas men yenkaunnas şerrunnas men yedurrunnas insanlığa faydalı hale getirip şerli kılmamaktır. En mükemmel bir evlat hediye etmek anne babanın başlıca vazifesidir. Artık bunları siz şahit oluyorsunuz. Çocukların dini bilgilerden, İslami bilgilerden uzak olmasının neticesi yapmış olduğu çılgınlıklar malum. Ne öğretirsek çocukta hiç şüphesiz onu bulacağız. Ne ekersek onu biçeceğiz. O çocuk konuşmazken, düşünmezken, bizim evimizdedir, bizim elimizdedir. Ona doğru sözler söylemesini, yalan gibi gıybet gibi sözler etmemesini, küfür kelimelerini hiç ağzına almamasını, ya ne yapacak? Diyecek. Çocuk daha yeni. Suyu bile ifade ederken başka kelimelerde diyor sen, amentü billah ve kefertut tağut bunu altmış yaşındaki adam da söylüyor. Çocuğa nasıl öğreteceğiz? Çocuğa mesela Allah'ın izniyle bunu öylece. Ben bilmiyorum ki bunu.
Daha yeni ana diyemiyor çocuk. Başlamışsın. Bu ayetleri okuyacak. O zaman Allah diye o dili açacağız. Bu Allah kelimesini ahraz dahi söylüyor. Ahraz olan nerede söylüyor? Allah dedirteceğiz. Buna alıştı mı? La ilahe illallah diyeceğiz. La ilahe illallah diyeceğiz. Ondan sonra yavaş yavaş aksiniz. Allah'ımızın varlığını tasdik edecek, dışındakiler bilir. Bir çocuk yanlış yapacaksa önce kendi ana babasının cebinden veya evinden alacaktır. Saygısızlık edecekse önce kendi ana ve babasını, o halde anne baba olmak, aile reisi olmak çok önemli bir vazifedir. Şimdi siz de çocuktunuz. Biz de çocuktuk. Büyüdük, geliştik, okuduk. Ne oldu? Şimdi üniversitede okuyor kardeşlerimiz. Üniversitede okuyan bir çocuk, bir çocuk, bir delikanlı ilkokulda hocasından duyduğu kafasında kalır. Yetmiş yaşına varsa bile evinde olan hadiseler kafasında mevcuttur. Anne ile babanın kafasında mevcuttur o.
Anne ile babanın Allah korusun çılgınca bir hareketi olmuşsa, bir geçimsizliği olmuşsa, altmış yaşında da olsa o kare onun kafasındadır. O yanlış düşünce, o yanlış hareket, o yanlış tavır gönlünden ve kafasından gitmez onun. Onların birbirleriyle olan geçimsizliği, birbirlerine karşı saygısızlığı, o evde olan patırtı ve kütürtü bunu unutmasın. O zaman ne yapılacak? Anne ve baba örnektir. En güzel tavrı ortaya koyacak. Ve ilkokul çağında duymuş olduğu sözler çok önemlidir. Onu unutmaz. Belki dediğim gibi o üniversitede hocalarının söylediği sözleri unutabilir. Ama ilkokul çağındakini unutmaz. Onun için ana okulları kreşler önemli. Onun için Kuran kursları önemli. Onun için bizim kafamızı ve gönlümüzü düzeltecek, ilmi meseleleri anlatan, bizi cehaletten kurtaracak yuvalar çok mühim. Baba hanımından, çocuklarından, belasız elinin altında olanlardan sorumludur.
Ve bunlardan da hesaba çekilecektir. Hesabı çok ağır. Ahzab Suresi'nde. Çocuk, Rabbimiz tarafından, infaz edilince, etmediler. Ey üretmediler. Ey iman edenler, kendinizi ve ailenizi yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun. Tabi Ayet celleyi incelersek bitmez ve tükenmez. Yakıtı taş ve insan demek ne demek? Çok büyük bir azap demek. Hele insan dinmesi, riayet etmememizin neticesi çok büyük sıkıntıların olduğu haber veriliyor. Düşünecek olursak bir fabrikanın, bir fabrikanın mükemmelliğe bağlıdır? Çıkardığı malın halitesiyle alakalıdır. Aile yuvasının sıhhat ve sağlamlığı da yetişen çocukların maddi ve manevi bakımdan babasının ve annesinin sıhhatli olmasına bağlıdır. Hem bedenen sıhhatli olacak, hem de ruhen ve manen sıhhatli olacak. Kafa çok sıhhatli olacak. İtikadı düzgün, ibadeti düzgün, ahlakı düzgün olacak. Bak biz bunun maddi yönünü düşünüyoruz.
Şimdi bizdeki hastalıklar çocuğa geçer diye, baba yüz altmış kilo ise ta doksan kiloya iniyor. Şahit olduğum için söylüyorum. Diyor ki çocuğum diyor sağlıklı da olsun, onun için diyor kendimi böyle bir rahim yapıyorum diyor. Diyetisyene gittim diyor. Bu diyetisyene gittiğimiz kadar da Kuran okumaya, ibadete, taate, ilim meclislerine gidersek çok faydalı olur. Bunları şimdi köydeki kimseler bile biliyor. Diyetisyen diyor. Ruhumuzun diyetisyeni, kalbimizin, aklımızın, Allah'ımıza olan Celle Celalühü görevlerimizde dikkat etmemiz hususu öğretecek olan o yuvalara ihtiyacımız daha fazladır bizim. Sağlıklı doğsun diye, bendeki hastalıklar onlara geçmesin diye dikkat ettiğimiz gibi, ruhi ve manevi yönüne de azami dikkat edilir. Bu husustaki örnekler bitmez ve tükenmez. Evin reisi ve sorumlusu olan erkek, aile fertlerinin dünyevi ve uhrevi saadetlerini temin için gayret gösterir.
Herkes üzerine düşen görevi yapmalıdır. Hesap günü düşüncesiyle yarın Allah'ın huzuruna varacağız düşüncesiyle yaşayacağız. Mümin küçük manevi bir cenneti olan bir yuvanın yaşaması, Mümin. Küçük manevi bir cenneti olan bu yuvanın yaşaması anca kadının ve kocanın ve çocukların yaratılışları icabı kendilerine düşen görevleri yerine getirmesiyle mümkündür. Sadece bir anahtar vermiş olduk. Bunun da biz çok kapılar açar, gönlümüzde fütuhatlar olur, hayatımızı en güzel şekilde Rabbimizin istediği tarzda, Habibi'nin arzuladığı büyüklerimizin istediği şekilde geçirmeye gayret göstermeyiz. Şimdi biz Allah'ım olsun diyoruz Celle Celalühü, bizden razı olsun bizi sevsin diye değil, sevdiği amelleri yapacağız.
Bizim mürşid-i kamilimiz, Gaddi salallahu sırra maddi olan hizmetleri yapanlara teşekkürle birlikte, onların mutlak haklarını yerine getirmek için, ikramlarda bulunmakla birlikte, asıl manevi hizmet yapanları seviyordu. Bunlar gelir getiriyor diye. İsyanda olan kimseleri kurtarmak için çaba gösterenleri çok seviyor. Dinimize hizmet ediyorlar diye bağırlarına basıyor. Evladı yaşındaki kimselerin eline eğiliyor. Bu hizmetleri veriyor diye. Hani ailesini, çocuğunu, çoluğunu kurtarmaya çalışıyor. Onları hayırlı yerlerde eğitiyor. Ve etrafından da hiç mahrum değil. Akrabası, konusu, komşusu ve insanlığa hizmet için onların yanlış düşünce ve fikirlere sapmaması için çaba gösteriyor diye daha çok ilgi duyuyorlardı. Ve şunu duyuyordum, Allah diye diye konuştukları buydu.
Ağzınızda diliniz erise, alnınız da secdeye vara vara çürse, fakat bir fakir varken, bir yoksul varken, bir muhtaç olan varken, ona koşulmuyorsa bunun bir faydası olmaz diye. O zaman biz ne yapacağız? Bir yere gelmemiz gerekir. Yaptığımız taatleri aklımız başımızda olarak yapacağız. Başka kurtuluşumuz yok bizim. Camiye giriyoruz ya, neden? Mesela büyük camiler diyoruz büyük camiler. Böyle hala kapısı gibi büyük kapılar. Oradan giriyoruz. Büyük bir avlu, ortasında bir şadır var. Ondan sonra camiye giriyoruz. Çok büyük bir hava. Neden ecdadımız öyle yapmış? Aklı başında camiye girsin diye yapmış. Belki girerken besmeleyi unutmuşsa, camiye girerken, oradan girerken ayetler yazmış. Hadis-i şerifler koymuş. Artık Rabbimize tazim göstereceğimiz yazılarla donatmış. Hatta suyu içerken dahi o şadırvanı, şaraben tahura diye çok güzel yazılar yazmış. Ayetler de yazmış, hadis-i şeriflerde yazmış.
Neden? Camiye girerken olsun aklı başında olarak girsin. Yürürken yürürken, evladım altmış adım, yetmiş seksen derken camiye Bismillahirrahmanirrahim deyip salatü selamlarla girmesi için yapmış. Sebeplerinden birisi bu. O zaman aklımız başımızda namaza duracağız. Bir Allahu ekber demenin öyle anlamları var ki, gelişigüzel insanlara en büyük budur deme diye. Hiç aklımızı, beynimizi sapıtan kimselere en büyük bu, en büyük şu, dememek için, en büyüğün Rabbimiz olduğunu bilip, itaat edeceğimizin o merci olduğunu bildirmek için, camiye girerken öyle hedefler var ki ne biter ve ne tükenir. Aklı başında olduğu için ehlullah ezan okunup içeri girmiyor. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem analarımızla konuşurken mübarek rengi alileri, mübarek leşi saadeti değişiyor. Analarımızla konuşuyor. Neden değişiyor? Rabbimin daveti diyor. Rabbimin daveti. Ehlullah mescide girmiyor.
Sebebi, haize bir kadın gibi kendimi görüyorum. Rabbimin katına bu kadar günahımla, isyanımla nasıl gireceğim diyor. Aklı başında yapıyor her yaptığın için. Ve tasavvufun tek anlamı budur. Aklı başında iş yapmaktır. Yemek yerken, ya biz deli miyiz? Aklı başında iş yapmak yemek yerken, o lokmayı alıp ağzımıza götürürken, bu elli bin yıllık yoldan gelmiştir. Bu Allah'ımızı zikretmiştir. Bu lokma konuşuyor. Beni ya rab hayırlı insanlara gıda ile. Salihlere gıda ile. Duamızda öyle ya bizim. Yemeğinizi salihler yesin diye yemeğin duasında var bu. Yemek duasında var. Yemeğinizi salihler yesin diye. Salihlere gıda olayım düşüncesiyle ağzımıza alırken böyle söylüyor diye götürebilmek. Acaba bununla ne taat yapabiliriz? İçeceğimiz suda da öyle. Her şey. Artık kafamızı çalıştırırsak bu olacaktır. Kafasını çalıştıranlar da hep Ehlullah olmuştur. Zamanın kutupları olmuştur. Vavsil azamlar olmuştur.
Üçler olmuş, yediler olmuş, kırklar olmuş. Ricarü'l Ğayh olmuştur. Biz ise onların kapısında bu aklın bizde de gerçekleşmesi için çaba ve daire ediyoruz. Elhamdülillahi rabbil alemin.
Kaynak: Genel
Aile Reisliğinin Sorumluluğu ve İbadet Hayatı | Mihmandar