Ahlakın Önemi ve Sabır Dersleri kaydında İstanbul'dayız. Az önce kardeşimizin evinde sohbete oturduk. Senat bin dokuz yüz yetmiş sekiz. Ay onuncu hain, ikinci günü ve bazal ertesi gecesi. Hicri sene doksan dokuz, doksan dokuz Allah izin verirse kardeşlerimiz beraber sohbete başlıyoruz. Çünkü bu bandı İstanbul, Ankara, Muğla, Denizli, Aydın, Gonca, Kayseri, Develi, Yahyalı, Van,…
Ahlakın Önemi ve Sabır Dersleri kaydında İstanbul'dayız. Az önce kardeşimizin evinde sohbete oturduk. Senat bin dokuz yüz yetmiş sekiz. Ay onuncu hain, ikinci günü ve bazal ertesi gecesi. Hicri sene doksan dokuz, doksan dokuz Allah izin verirse kardeşlerimiz beraber sohbete başlıyoruz. Çünkü bu bandı İstanbul, Ankara, Muğla, Denizli, Aydın, Gonca, Kayseri, Develi, Yahyalı, Van,…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 13 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
İstanbul'dayız. Az önce kardeşimizin evinde sohbete oturduk. Senat bin dokuz yüz yetmiş sekiz. Ay onuncu hain, ikinci günü ve bazal ertesi gecesi. Hicri sene doksan dokuz, doksan dokuz Allah izin verirse kardeşlerimiz beraber sohbete başlıyoruz. Çünkü bu bandı İstanbul, Ankara, Muğla, Denizli, Aydın, Gonca, Kayseri, Develi, Yahyalı, Van, Erciş, Erzurum vesaire yerlerden istiyorlar. Onun için Mevla rızası için konuşalım bakalım bu fakirin sözünü dinlesinler. Rahim, İslam dininde kardeşlerim İslam dininde ahlak mevzusu muazzam bir elindedir. Kaç gündür size söylüyorum ya sohbet ediyoruz, çok namaz kılıyoruz, çok oruç tutuyoruz, Çok ibadet ediyoruz, çok zikrediyoruz. Ahlak kötü oldu mu? Dağlar gibi ekin saplar diyorsun. Bir kibritle mahfalık geliyor. Ahlak lazım. Ahlaklar daha iyi de. Haklı kainat efendimize soruyorlar Hadis-i Şerif muhalleri bunlar.
Ya Muhammed en hayırlı ümmetimi bize haber ver. En hayırlı ümmetim halim ve selim ahlakı güzel olan. Ya Resulallah anlatamıyor muyum? En efdal ümmetini, en efdal ümmetim halim, selim ve hane halkı ile hoş geçinen ümmetim hayırlısız ümmetlerim arasında. Onun şimdi dönüyor dolaşıyor muhakkak hilaf-ı hamideye ihtiyacımız oluyor. Geçen gün bir iştir ya. Ravel hasen, hanil hasen, hani bil hasen, ancettin hasen, ela inli ahsenel hasen, Şöyle tüpleştirivereyim. Çok alıp çok olan. Ekseri tüpceyle girerim çünkü kardeşlerim daha çok faydalansın diye. Ra'al Hasen Hazreti Hasan Radıyallahu anh Efendimiz rivayetinde hadisi bu mevzuya girsek Hasana Masrafamızın melekıyla sohbet bütün biter Çünkü onun münafıklarını çok okuyoruz biz. Gitecihi diyeyim hayatında tek günah etmiş bir efendi bu. Hayatında tek günah etmiş başka yapmamış. Onu da yaz levha halinde yakasına yazdırmış, yapıştırmış.
Kendine bir varlık gelmek ihtimali olduğu zaman o yazıya bakar. Allah'a karşı isyan ettiği için ağlar, ağlar, ağlar. O elbisesinin o kısmı o yazılar yaşına bastırılır. Bir gün balkonda yatırkana, tövbe ibadet ederken Mevlamızı düşünüp düşünüp gözlerinden akan yaşlıtır. Aşağıdaki alanın üzerine tap tap tap yaşlıdır. Acaba mundar mı ola, Müslüman mı ola, bursu ne ola diye sormuşlar. Hasan'ın, günahkar Hasan'ın gözünün yaşı ilk ayında temizlensin şeyiniz belki kötü olur, gözünden aktı diyor. Ondan sonra damlası dünyayı kurtar. De Allah sorduğu zaman cevap vermeden çekinecek. Nasıl cevap versin? Çok hata etmiş çünkü. Şöyle yapın hayır ya Rabbi dedim. Ben onu yapmadım. Yanlış yazmışlar bunu ya. Bunun ağzına mührü diyor Halık-ı Zülcelal Yasin-ı Şerif de ağzına mührü vuruyor Allah. Her ağza kendi kusurunu tıkır tıkır haber veriyor.
Gözlüyor benimle harama baktı dinliyor beni bile günah söyledi gıybet etti iftira etti. Benimle televizyona baktı. Şimdi en parça çeşit günahlar vardır. Eliyle fenalık yaptı. Ayağıyla fena yollara yürüdü. Bir bir haber veriyor. Evde şahit olursa dışarıdan gelen her yerde başka bir şey istemiyor ki. Yani boynu bükülüp kalıyor. Halık-ı Zülcelal Hazretleri kibrlikten bir kıl çıkarak diyor ki ben de lehine şahidim Ya Rabbi, ben de lehine şahidim onun o aleyhine şahitlik etti. Söyle. Oğlum ne oldu? Bir gün senin korkundan, senin korkundan azamet-i ilahiyeden kalbin titredi de yüzüne yaş deldi. Yaşardı sana. İçini doldurdu da dışarıya çıkamadı. Yaş geriye dağıldı ama bana derdi diyor. Bir tek kenev değdi. Senin korkundan ağlamadı dışarıya çıkmadan ama bana derdi. Benim korkumdan sana derdi ha? Esselamu Alem dedi ya Rabbi dedi. Öyle sakulumu naklettim celle dedi. Yani ittika lazım kardeşim.
Hasan-ı Basri Hazretleri'nın yüzünden akan yaşlar da aşağıya döküyordu. Mübarek bu yaşa da onlar diyor üstünüzü yıkayın günahkar Hasan'ın böyle tevazula alınacak kardeşim yoksa böyle kiviyle olmaz bu. Konuştun mu da geçti gitti haberimiz oldu. Abdülkadir Geylani kudse sirrau'l aziz. Beni Allah'a vasıl eden vasıta üç oldu. Üç şeyle Allah'a vasıl oldum. Geceleri ibadet ile gündüz ile sıyam ile, giraseti ilm ile vasıl olamadım. Beni ahlak vasıl etti Allah'a. Allah'a o yüzden kavuştum ben. Vuslat makamına çıktım cem makamına o çıkardı. Neyi o diyor? Birisi diyor baştan diyor Kerem ve Saha herkese ikram etmek sehavet ellerimi açmakla oldu bu iş. İkincisi, tevazula oldu. Kim tevazu ederse Allah onu yükselt, Kim kibri ederse Allah onu yerlerin dibine indirir. Arkadaşlar Allah rızası için tevazu ol olalım. Sahih olalım.
Bir de Selamet-i sadrla bu dişimde diyor hiçbir düşünce kalmadı sırf Allah var dişimde diyor. Yine diyordu. Zikrullah şifa olur kulüp Allah, Allah, Allah diye zikr ede eyle kalbim şifaya kavuştu. Yani ne hırs kaldı ne tamah kaldı ne fokur kaldı ne adavet kaldı ne ken kaldı ne kul ne hasetlik ne kibir ne riya ne suma bunların temizleri de kalbimi Allah'a kavuşturmuş için Selamet-i santrallar olur Su oturaysan şuraya ağzını tez koyarım. Romal Hasan Hasan Muhammed Mustafa'nın torunu, torunu hatidi Hasan radıyallahu anh Bundan rivayet edildi hadis sahih olmamım için ravileri alınır başta. Efendim Hızır Hasan kim bilir biliyorsunuz sen Muhammed Mustafa'nın hacitleri.
Hazrak ve Aliyyel Murtaza'nın bebekleri Fatıma'da zühranın kuzuları Cennet-i Ala'nın şebapları Gençleri seyyideler, zenginleri yani gençlerin o kadar Allah katında makbul ve merhup kullar ki Peygamberimiz onları bağırlarına bastı. Bir gün Yahya gelirdi çöp gene geldi. Yahya diyelim işte Cebrail Aleyhisselam o suratta gelirdi. Sahabelerin en güzeli, en güzeli. Geldi oturunca dizlerine oturuverdiler Hasan-ı Hüseyin Efendimiz çok küçüklerim Cebrail'in. Koynunu arıyorlar böyle ceblerini. Ceblerine sokar. Ben bu Hammer bilemedim ne diyorlar bunlar? Seni Yahya zannettiler de hurma getirirdi ceblerin de Sen de kurma getirdin mi diye arıyorlar. Ya Rabbi, ya Rabbi Muhammed kıllarından beni mahcup etme. Cennet-i Teala'ya olsam da hurma al da ceblerine koyup oradan hurma alarak dünyada ekrana cennet hurmalarını yiyen Hasan'ı.
Bir yürü iki yani buralara girdim, gelsin çok uzun uzun dilimi döndüremiyorum, geriye çeviriyorum bak şeyleri. Uzun uzun büyük vakalar Hazreti Ali ile Muaviye arasında Radiyallahu Anh aralarında kalan vakalardan eve Hazreti Hasan efendimize kalınca benim oğlum iki büyük fitnenin ümünü alacak diye buyurmuştu. Membere çıktı dedi ki ben hakkım olan hilafetten vazgeçiyorum. Kalp sükut. İki tez iki ay hilafet devri geçti ondan sonra bütün fitne sevindi bir izne de. Öyle bir zat. Hasan benden ben Hasan'danım buyurdu. Bilimden yukarı Hasan, Hasan'a benzer, bilimden aşağı Hüseyin'e benzerim ben. Büyüye böyle onların vasıfları var. Tüketmez ne yapayım? Onun için halen bazı birisi vaaz verirken güneş aşacakmış, ikindi geçiyormuş. Öyle aşılsak ki ben bir daha gördüm bunu Konya'da bir İktisadi Hacı Mustafa Efendi. Keşke rahmet uzaktan böyle akardı. Hayır hocamız da aramış hiçbirinde.
Hoca Ziya efendimize Muhammed Mustafa Mevlihu şerifin içerisinde kana kana kevseriç ettiğini gördüm diye Oros Efendi öyle bir hocaydı. Ben inemiyorum dedi. Yakamı çekin kürsüden aşağı düşürün artık dedi. Kalbimin grubu dedi başka adamın elinde kıvranıyor mikrofonu şeyi dedi. E tahammül edemiyorum ne yapayım dedi. Güneş de geliyor, ikindi de geliyor ama ne yapacağım dedi. Demiş ki dedi zat dedi ben Hasan Hüseyin'den bahsediyorum bu güneşi geriye iade et demiştik. Neşirine gelmiş, kimliği kılmışlar derhal açmış gitmiş dedi. O yüzden böyle zatlar onlar. Bunu neyin için konuşuyorsun? Bunlar tuzuli olur. Yok muhabbet edelim diyor. Ehli beyte muhabbetimiz düşsün. Onlar canlarımız sultanlarımız. Allah şefaatlerine nail etsin inşallah. Hasacak da Ali mi radiyallahu anh'ın Mentübası, mendeburlar içinde birçok yeri tutmuş. Söylemiyle neyle bitecek yeri yok. Allah şefaatine nail Başka çaremiz yok.
Geçiyoruz. Han Ceddül Hasan, Hasan'ın Ceddül Muhammed Mustafa sallallahu teala aleyhi ve sellem buyurdular. Güzellerin en güzeli dünyada. Güzellerin en güzeli. Kimin ahlakı güzel ise en güzel içimizdeki insan o. Ahlak çirkin olduktan sonra ahlak benim ahlağıma benzedikten sonra çok korkarım. Ahlakımızın ahlakı sırrına mazhar buyursun. Allah'ın ahlakıyla ahlaklanın Muhammed Mustafa'nın ahlakıyla ahlak lanalım kalırsın. Hiç kimseyi gayret görmeyiz o zaman. Ben şu meslekteyim de, o büyük meslekte de onun yolu, tarikatı, şurada onun hiçbir şeyi kalmaz. Hepsi vahşete kavuşur insanın Ayrı gayrı görenler kendi ayrı da onun için ayrı gayrı görenler Mevlayı seversek severiz Mevlayı severiz Hiç birbirimizi ayrı bir örnek yani çünkü Mümin müminin kardeşi budur Allah bundan sen zorla gelmeni ayırıyor da başka türlü bir kardeşlik ihdas ediyorsan Ayet-i Celile'ye muhalif hareket etmiş olursun.
Onun için ol, etmiş oluruz. Hepimiz bir can gibi kardeş olalım. Peygamberimiz Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem ümmetim ehli iman bir bina gibidir birbirinden kuvveti alır Bak bunun içinde kimisi ağaç kimisi demir şu betunlar içinde kimisi çimento kimisi kireç kimisi taş Her biri bir türlü şeylerden meydana gelmiş içinde oturuyoruz Müslümanları birbirinden ayırmaya çalışanlar helak olurlar günün birinde görürsün, yani Müslümanın hipisidir. Tabii İstanbul'dan bize sormaya geliyorlar. Hocam yanığı yok mu lan? Yani biz Türk küp Türkleri müdafaa edelim dükkanları kıralım geçirelim diyor Acaba hata ediyor mu? En büyük hata ediyorsunuz Kürtlerin içinde kutbun aktablar var yani evet. Kulpun en başı aktab. Gavsül aksan, kutkulula, gümrül zatlar var değil mi? Bunlardan mı ünlü?
Halatı Zülcelal ve peygamberimiz Muhammed Mustafa binaen içindeki kapkara demir, kapkara Arap yani bembeyaz kireç, bembeyaz Türk biraz dumuk, biraz dumuk çevresinde Kimonta Kürtler, Çerkezler vesaireler bir araya geliyor imanlı işte kütle halinde mümindir bunlar. Bunları birbirinden ayırmak büyük günah olur ya bunlar. Allah rızası için hiç kimseye saygı vermeyin. Talha Zülcelal sizin en mükerreminiz benim indinde, benim indinde diyor Allah en kıymetlınız Allah'tan en ziyade korkanınız, iddia edenler, Mevla'mızdan korkarım. Mesaj çıkarmayalım. Kimseyi ikilik bölüm yani. Öyle yaşadık. İnşallah. Allah ahlakımızı ahlaka hamide etsin inşallah. Yirmi senede görüştüğüm, aldığım emir de bu milleti vahdete kavuşturmak, birliğe kavuşturmak, böyle çalışır kız. Elimin şahıkı ziyaret ettim ben elhamdülillah. Hepsinin gönlünü gördüm. Lazımız değerlendirdi. Onlarla seviştik. Hayret de kaldılar.
Benim muhabbetime bir meşayıka vardım. Simsiyah dolapları kapkalın Ozan'dan Muhammed Muhammed Seyyid Muhammed Abdullah Tatlı hocamızın babası şık Arap onun halife tayin ettiği İbrahim Efendi vardır diyor misal. Öyle camistler ki zaten ben üzümlerden kara üzümü çok hoşlanır. Sen niye hoş geldin kara üzüm kara kiraz daha tat olur kara kiraz büyük büyük kara kiraz yani Allah'ın kara kirazı akkirazı kırmızı kirazı hayvengi bilmem vesairesi hep bunun gözü mü hep bunun mahsulu biz niye ayrı görüyoruz ulan acaba ben ona takip ediyorum çoğu insan da siyah yüzümü yemeği seviyor bahsla beyazı seviyor geçmiş bunun için kardeşlerim Allah rızası sözlerimi iyi dinleyin Habiumun ahlaktan açık konuşayım inşallah İslam dininde ahlak bir muazzam mevzuu muazzam bir alimdir. Bu bahiste yazılmış yüz binlerce eser elimizde mevcuttur. Hiçbir dinde ahlak bu kadar mükemmel olarak ele alınmamıştır.
Bu bizim İslam dini kadar hiçbir yerinde almamıştır. Üzerinde oturmamıştır. Yazılardan mahkum edecek. Nedeniyetin, mürüvvetin, insaniyetin, nezaketin, lütufkarlığın, muavenetin, kadirşinaslığın hakiki mana ve ilmi bu dinin samimi saliklerine bir ilahi bilgidir. Kalpte zulüm almış türem yürümüş. Kalpte zulüm almış yürümüş. Yine derlikleri türemiş. İnsanların vahşeti in kav ve karanlıkları içinde kalmışken Resulü İslam İslam Resulü sahabelerine Buyurdu Cihamı Sayız cilt üç sayfa dört yüz dört iki Cilt üç sayfa üç yüz yetmiş sekiz. Sizden biriniz tam mümin olamazsınız. İyi dinleyelim. O an geldik mevzua. Ta ki kendi nefsi için sevdiğini din kardeşi için de sevmedikçe tam mümin sayılmazsınız. Size ne seviyorsanız mümin kardeşlerimize da onu sevmedikçe. Diğer bir hadisi şerifte Hageydı Müslüman, Müslümanın hageydısı insanlar onun elinden, dilinden selim ve emin olan kimsedir.
Ne dilinden zahmet görüyor ne elinden zahmet görüyor. Yani o Müslüman dilleri Müslüman denir buyuruyorlar. Burada şunu hiç çekinmeden kuvvetli olarak söyleyebiliriz ki bugünkü beşeriyet bugünkü şu beşeriyet sizde buluruz. Hadid-ı beşer beyannamesi yerine bu iki hadisi, bu hadisi Muhammediyeyi sallallahu aleyhi ve sellem düstur kabul etsin. Anayasasını aramasın. Bu iki hadisi düstur kabul etsin. Sevdiğini, elini için sevmek elinden dilinden herkes selametle olmak. Bu iki hadisle amel etsinler. Tam tatlı gitsinler nizamı alem en kısa zamanda düzelecek. Anlıyor musunuz? Mahkemeler rahat edecek. Hakimler ilgilenecek. Hapishaneler boş kalacak.
Ben dışarılardan çık misal hatırıma gel öyle bilmiyorum yazın mahkemesine diyor vardım diyor Hadis-i Hüseyin Efendi hocamız Kayseri müftesi elli bir sene vaazı elli bir sene vaaz vermiş insan öyle hakim yok diyor hakim Arapça konuştuk diyor Siz veren taksi gelmedi şunun taksi Medine-i Münebere'ye yetişemeyeceksen Bir buçuk saat sonra buraya koyalım. Bir diyor Arapça diyor bir buçuk saat sonra bağlıyor. Adamın diyor el arkasına bağlanmış taksinin başında gözünden sim sim yaş geliyor. Bana Arapça dedi ki yolda muhkinemin tekerlerini hatırı hocam affetmezsem ben çok büyük mesafe derler. Bunlar diyor ki şöyle siz ne diyorsunuz Benim öyle bir maaşuratlarım şimdi affediyorum. Götürecek misin? Götüreceğim. Onu çağırdı diyor bir şey yazdı hizan attı diyor. Öyle bir şey vuku kurmasın bir daha niye buradan mağlubiyet vermediniz? Telefon edilmedi bana.
İsviçre'ye dini ayrı olan bir adam duyuyorsunuz bunları diye. Hazreti Hacı Avni diye kardeşimiz Adana'da Valizab misal misal verdi. Bir misafir olduk diyor onlardan birisine diyor. Şöyle uzun dışında oturuyoruz diyor. Bir kuş geldi şöyle yakamıza kondurda bir taş var attım diyor. Elimden tuttu buyurun diyor. Nereye? Buyur bir yere gideceğiz. Bu artık mahkemeye diyor. Bu diyor kuşa taş attı cezasını beş lira attı diyor. Kuşuyu incitmek doğru değil. Oraya yazdı beş liraya aldı diyor. Genye geldik oturduk diyor. Yahu sen bana Kuşadası taş atılmaz atma deseydin atmazsın ben nereye sen beni götürdün de kendi paramı verdin de beni kurtardın. Buyur.
Yemesem olurdu buyur dediler ki gidin gittik hanımımızın alalım Efendim bana yalanı talim ediyor yalan emrediyor cezasını makineden diyor ondan da verdi ki öyle bir şey dedi kimse kardeşim yani bizim en büyük yapacağımız şeyleri onlar yapıyor cihan Bahan Bey insan nedir matlu bir insi için ne senden kimse kimse incinsin, ne sen bir kimseden incin. Kimseyi incitmemek, kimseden incinmemek lazım. Bizzat örnek vereceğim. Adana'dan buraya hicret eden bir hoca efendi. Adana'da vaaz verirken müftü, müsebbid. Bazıları onun başına biriken cemaate tahammül edemeyerek, hasetlikleri kabararak inmesi için vali'ye varmışlar. Neymiş? Vaazlar, Şeyhin kuse içine yani.
Adana'nın fabrikatör o Hasan denklerine Eyüp teşkilat Tayyara tutmuşlar Tayyaraya yazılmışlar Ankara'ya gidiyorlar müftü müsevit vesaire atısının yerine onun başka tayin olsun Bir de mühendis damadı var o varmış demişler Efendim böyle böyle teşebbüse geçtiler müftiyi plana hep atıyorlar Çünkü size hakaret ediyorlar bunlar Onun için dedi onlar atmaya, yarın gidiyorlar onlar bir grup oldular da. Bir buçuk duyurur mu dediler, ben duyuruyorum. Hiç seslenmedir, gözlerinden yaş gelir. Bana filan şey et, kasasını getirsene. Hasan Efendi ile Cemal'i geçeyim. Şöyle şöyle şöyle dedim. Kaslaya dedi diyor beni bugün Ankara'ya indir, yarın İstanbul'a geçeceğim. Aman baba ne bileyim böyle? Demesi ardına yatsaydın ben. Yok hicret edeceğim çünkü ben yeni bir mesleke süluk ettiğim zaman Ali deve namında yedilerde bizzat vardı. Oğlum dedi bana, oğlum, tamam mı? Buyur.
Ülene kadar dermiş gibi terk etmezsen ölene kadar sana bir vasiyet ediyorum bunu devam ettir. Ne senden kimse incinsin ne sen bir kimseden incin. Ben bu dervişliğim, onun muhafaza için müftü, müseviyet vesair benden incinlikten sonra ben bu memleketi terk ettim daha hayır dedim. Dört sene çocuklarımızı getirdiği diyor damadına ve o yüzden hicret ediliyor. Yani öteki benden üzülmesin diye. Biz nasıl İlberdes daha var ki Hacc-ı Ekberest. Bir gönül yapın ki o gönül yapmaklayınızın sevabı Hacc-ı Ekber sevabı olsun. Bir gönül yıkmak bir gönül yıkmak bin defa Beytullah'ı uçurmak gibi günah. Bundan haberiniz olsun yani. Ne niçin hocam? Bu kadar böyle olur? Kabe'yi Günah Halini Azerest. Kabe'yi bina eden Azer'in oğlu İbrahim be efendim. Lakin Dilnazarıgahyi Celiliye Ekberest kalbi yapan Halıkü'l-Züncelal ve nazargahyi ilahidir. El Kalbi Arşullah yani Konya'da bir sohbetimiz vardı.
O doktorlarla mühendislerle neyle cemaatimiz çünkü ona göre geliyor söz. Gelen müşteriye göre gelen bir sakatlık oluyorsa o cemaatten o diyor. Cıvazzamıza gelen efendim büyük kumaşlar istedim mi o verilir. Kimisi de boz ister, kimisi de boz ister öyle oluyor. Yoksa yani iş o seviyede gider. Süvey-i de ait yer onun noktası çok büyüktür. Biz onu nasıl gördüğümüzü neyi bize nasıl gösterdiklerini daha hayranım evde dinletirim. Kurt gibi alıyorum. Ama şimdi diyemiyorum. İşte kalp bu kadar büyük. Gümul yapmaya çalışalım, gümbür kırmayalım hayatta espri gümbür kırmayalım. Kimseyi incitmeyelim. Kimseden de incinmeyelim. Burada bir incelik var kardeşlerim arzu ederler onu söyleyeyim ve senden kimse incinsin. Babamın tasavvufuydu bu. Kimseyi incitmemek, incitmemek kolay bu iradeyi cüziyededir. Yani iradeni muhafazayla. İncilesek bile şey yapma ve sen bir kimseden incin.
Öteki sana hakaret edince sen de incinmeyeceksin. Bu kalp işi. Elinde değil ki incinmemek. İncilmin La faile illallah sırrına mazhar olunca incinilmez. Yoksa bizim gibi Allah'ım nasıl incinmek ya Ahmet incinmem desen nasıl incinleyeceksin bu dereceye çıkan zatlar? Allah onlardan bizi ayırma. Yarabbim. Ben şöyle döndüreceğim size çok uzattım. Ahlak ve hamideyi İslam büyükleri muhtelif şekillerde tarif etmiştir. Bir, Hasan'ın Basri'dan ahlak, güzel ahlak, güler yüz. Güzel ahlaklardan birisi güler yüz ve şan şart. Peygamberimiz tayine tebessümle durumunda. Etrafına bol yaksan, iller de seni sevmeye başlar bol bol verirsen tabi bol bol yedirirsen, o da öyle, bol ihsan. Ezayı men gitmek, kimseye eziyet tıkandım. İmamı sulukiyeden, özel ahlak, Allah'tan gelen her şeye rıza göstermek. Niyametlere şükretmek, belalara sabretmek. Bunlar hep hadis karşıladı. Kaza veririm de razı olmazsınız.
Bela veririm de sabretmezseniz. Nimet veririm de şükretmezseniz Benden başka biri Allah Hani kendim bu zevk ile konuştuğum için vücut takvim, vaktinleşmiş oluyor, seni duymuyor. Ayrıldıktan sonra hasta oluyorum. Şimdi öyle olunca şöyle koyayım. Hadisleri size haber vereyim, doktor kayıp olmaz çünkü gidecek ben sana gece yarısına da gideceğiz sokağa. Kağıt çok, konuşmayı canım istiyor. Ben vücudumu unutuyorum. Vücutun da bende bir hakkı var. Peygamberimiz öyle buyuruyor. Aileyin de bir hakkı var, neyin, babanın da bir hakkı var, gelen misafirlerin de bir hakkı var diyor peygamberimiz hadisinde. Bunu da uzatsakça uzun, Selman-ı fasile ebüdeldenin arasında geçen hadisi şerif. Cem. Malum malınız fasile tutma. Evet, evet, bir de okutma hadisin yanında, bir de lotus hadisi okuyayım. Velhamdülillahti abdel min hadisiti.
Kullarımdan bir kuluma teveccüh ettiğim vakıflardan o kulumdan razı olacaksam, razı olmak istersem musibeten bir bedeniyi bedenine bir hastalık isabet ekleyeceğim. Bu benim lütfumdur. Ya işte biz kendimizi şimdi Safiye'ye yatırmış bulunuyoruz. Bilmiyorum sabredebiliyorum. Ne kadar tehlikeli şeyler duyuyorum, isterim razı oluyorum. Elhamdülillah. Kurban olduğum Allah'a şükrederim. Şu bizim yirmi bir senedir evlenir böyle. Yani evlenerler dostlarımız. Baktınız Hacı Şaban Efendi gibi büyük bizzat o da dizisini evreler diyor. Baktı mı Medine-i Tahir'de Hacı Ziyaüddin Pakistan Mürşid-i Kamili bir milyon müridi var. Ayakları adaya dönmüş böyle. İki tane siyah sakallı dermiş böyle sesini evvel yakınlardı. Coşıyor Ya Rabbi dedim. Yaşlerim balımmış iyisin dermiş. Tahmin edeyim, balım iyice çekiyoruz hiç tahammül ediyoruz. Allah'ımız sabri hesaplıyorsun inşallah.
İda teveccühtü abden min abidi, kullarımdan bir kuluma teveccüh etmek istersem, yani razı olacaksam musibeten fi bedenihi, bedenine hastalık isabet ettir. Evladına ölümüne verir. Evladına, can bir yavrum kesti dünyadan. Medine'ye müezzin istiyorlardı yani o havuz Ahmed Efendi'nin. Sesi muhrep insanları yatırdı yere, Kuran'ı Furkan'a kasibe atıp, bağırmak gelirdi içine. Allah rahmet etsin, diyelim yani. Yirmi bir şey, yirmi beş yaşında. Nasıl olduğumuz efendimiz, sıhhatlar, nasıl oldu bu egande? İçerimize manevi buradan da mektup geldi. Bir su serpildi. Ölü ilin zannettik herkese teselli vermeye gelenlere. Üstatımızı taziye yazmışlar, diyor. Kendinizdeki olan hale iftihar etmeyin, meslekinizin semeresi olsa gelir. Yani yahut evladına bir musibet gelir insanın. Yahut da malı telef olur Eyyub aleyhisselam gibi birden. Bunun üçüne de sabrı Cemil ile karşılarsa bir kimse.
Sabri cemili ha var bir efendim. Tasavvusça, Sabri cemil ney? Tasavvusça, Sabri cemil buradaki evladı külliyenin babası kim olduğu dışarıdan girince belli olmayacak şekilde onlar gibi neşatlı oturursa, yani sabrın dışı bu, babı bile de. Ama habeyden sabır, sabrı Cemil diyorum bak özel sabır. O dışarıdan gelen adam musibet sahibi kim olduğunu bilemiyor, gözüyle gözliyor ama Mevlamız kalbine bir füyuzat-ı ilahiye dikmiş sanır suya, ölen aşarlı duruyor. Böyle karşılarsa benim verdiğim musibetleri Yevmi kıyamet de okulumdan haya muamelesi buyururum. Haya ederim dese sıfat olur, haya. Yalnız Allah kullarımın haya yettiği muameleyi yaparım, onu azaba göndermenin için. Ondan da çünkü vücuduna hastalık veriyorum, sabrediyor. Evlatına veriyorum yahut yahut da malına veriyorum hiçbir şeyle böyle bozulmuyor. Allah verdi, Allah'ı alda diyor. Her şeyi Allah da erdirdi.
Böyle derken başka şey geliyor şeyime, ben bunu bitireyim onu da diyeyim. Evet. Musa aleyhissalatu vesselamdan unutursa Musa aleyhisselamı hatırladım. Diyor ki, okul bu için mizan da kurmam karşıma dikerim. Niye öyle ettin sen şu bu ne İmem diyor. İmeye haya muamelesi duyurdum. Çünkü kulum yediğini tarttı götürdü. Allah'ımızın verdiğini tartalım kardeşim. Allah tarttırsın. Hacı Zühtü Efendi hocamız baktın feriydi bir alimi de babama dedi ki bir dua daha ilave ettim duama dedi Şırfendi dedi. Ne ilave ettim? Allah çekemeyeceğim derdi verip de kalbim sana şifa etmesin ya Rabbi, dedim diyor. Üç gün bir hal oldu, kocaman hac zühtünün kalbi Allah itirazini yazdı diyor. Estağfurullah diyor. Ne istersin ya Rabbi benden bu kadar çekemeyeceğimiz yerde verme ya Rabbi diyelim diyor ondan sonra diyor.
Ondan sonra arkadaşım Allah çekeceğimiz kadar versin, sabırlık versin hiç vermesin sakat afiyetle yaşayalım. Ben Allah'tan bir şifa istiyorum yakında gelecek bu inşallah. Çünkü niyetim hayır. Kardeşlerime benim hizmetim çok oluyor. Senelerden beri Yine onlara hizmet edeyim diye Rabbımızdan sıhhat istiyorum ama yok onlara hizmet edemeyeceksem, hizmet edemeyeceksem Halıkun sülselal iman-ı kamil ile