Ahlakın Önemi ve Ruhun Arınması kaydında Yetmiş sekiz. Ay onuncu ayın, yirmi iki ikinci günü ve bazal ertesi gecesi hicri sene doksan dokuz, bin üç yüz doksan dokuz, Allah izin verirse kardeşlerimizla beraber sohbete başlıyoruz. Çünkü bu bandı İstanbul, Ankara, Muğla, Denizli, Kayseri Develi, Yahyalı, Van Erciş, Erzurum vesaire yerlerden istiyorlar. Onun için Mevla rızası için…
Ahlakın Önemi ve Ruhun Arınması kaydında Yetmiş sekiz. Ay onuncu ayın, yirmi iki ikinci günü ve bazal ertesi gecesi hicri sene doksan dokuz, bin üç yüz doksan dokuz, Allah izin verirse kardeşlerimizla beraber sohbete başlıyoruz. Çünkü bu bandı İstanbul, Ankara, Muğla, Denizli, Kayseri Develi, Yahyalı, Van Erciş, Erzurum vesaire yerlerden istiyorlar. Onun için Mevla rızası için…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 20 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Yetmiş sekiz. Ay onuncu ayın, yirmi iki ikinci günü ve bazal ertesi gecesi hicri sene doksan dokuz, bin üç yüz doksan dokuz, Allah izin verirse kardeşlerimizla beraber sohbete başlıyoruz. Çünkü bu bandı İstanbul, Ankara, Muğla, Denizli, Kayseri Develi, Yahyalı, Van Erciş, Erzurum vesaire yerlerden istiyorlar. Onun için Mevla rızası için konuşalım bakalım bu fakirin sözünü dinlesinler. Bu taifelerine haline ashabına bütün peygamber-ı ezan, evliya-ı kiram, İslam dininde kardeşlerim İslam dininde ahlak mevzuu muazzam bir ailedir. Kaç gündür size söylüyorum ya sohbet ediyoruz, çok namaz kılıyoruz, çok oruç tutuyoruz, çok ibadet ediyoruz, çok zikrediyoruz. Ahlak kötü oldu mu? Dağlar gibi ekin saplarını yısık bir kibritle mahvolup geliyor. Muhakkak ahlak lazım. Ahlak aklıiyle. Haklı kainat edemimize soruyorlar sallallahu aleyhi ve sellem. Hadis-i şerifin mahalleri bunlar.
Ya Muhammed en hayırlı ümmetimi bize haber ver. En hayırlı ümmetim ve selim ahlakı özel olan. Ya Resulallah anlatamıyor mu? En efdal ümmetini en efdal ümmetim halim selim ve hane halkı ile hoş geçinen ümmetim hayırlısı ümmetlerin arasında. Ravalü Hassel Hazreti Hasan radiyallahu anh efendimiz rivayet etti hadisi. Bu mevzuya girsek Hasan'ın Masrafe en uzun menakıbıyla sohbet bütün biter. Çünkü onun münafıklarını çok yiyoruz biz. Fiteciğimi diyeyim hayatında tek günah etmiş bir efendi bunu. Hayatında tek günah etmiş başka yapmamış. Onu da yaz levha halinde yakasına yazdırmış, yapıştırmış. Kendine bir varlık gelmek ihtimali olduğu zaman o yazıya bakar Allah'a karşı isyan ettiği için ağlar ağlar ağlar o elbisesinin o kısmı o yazılar yaşlara bastırılır.
Bir gün balkonda yatırkana tövbe ibadet ederken mevlamızı düşüne düşüne gözlerinden akan yaşlılar aşağıdaki alanın üzerine tap tap tap yaşlıdırılıyor. Acaba mundar mı ola, Müslüman mı ola, bursu ne ola diye sormuşlar günahkar Hasan'ın gözünün yahşi iki ayında temizlensiniz belki kötü olur gözünden aktı diyor Ondan sonra damlası dünyayı kurtar Allah sorduğu zaman cevap vermeden çekinecek. Nasıl cevap versin? Çok hata etmiş çünkü. Şöyle yapın. Hayır ya Rabbi diyor. Diyor. Ben onu yapmadım. Yanlış yazmışlar oraya. Vurun ağzına mührü diyor. Halık-ı Zülcelal Yasin-i Şerif'te ağzına mührü vuruyor Allah. Her ağza kendi kusurunu tıkır tıkır haber veriyor. Gözlüyor beni bile harama baktı dinliyor beni bile günah söyledi gıybet etti iftira etti benim ile televizyona baktı içinde en parlak çeşit günahlar vardı. Geliyle fenalık yaptı ayağıyla fena yollara yürüdü bir bir haber veriyor.
Hey evde şahit olursa dışarıdan gelenler yerde başka bir şey istemiyor ki. Yani boynu bükülüp kalıyor. Halık-ı Zülcelal Nasratı maslahatlarına kibrikten bir kıl çıkarak ben de lehine şahidim Ya rabbi ben de lehine şahidim bunun o aleyhine şahitlik etti. Söyle kork oğlum söyle ne oldu? Bir gün senin korkundan senin korkundan azamet-i ilahiyeden kalbi titredi de gözüne yaş geldi. Gözü yaşartı sana içini doldurdu ve dışarıya çıkamadı. Yaş kediye dağıldı ama bana derdi diyor bir tekkine değdi. Senin korkundan ağlamadı, dışarıya çıkmadan bana derdi. Benim korkumdan sana derdi ha? Ya sana malum ya Rabbi, derdi. Öyleyse kolumu affettim Allah'a vasıl eden vasıta üç oldu. Üç şeyle Allah'a vasıl oldum. Geceleri ibadet ile gündüz ile siyamına giraseti ilm ile vasıl olamadım. Beni ahlak vasıl etti Allah'a. Allah'a o yüzden kavuştum ben. Vuslat makamına çıktım, cem ul cem makamına o çıkardı.
Ne o diyor. Bir sürü diyor baştan diyor Kerem ve Saha herkese ikram etmek, sahabet ellerimi açmakla oldu bu iş. İkincisi tevazula oldu. Allah onu yüksel, kim kibri derse Allah onu yerlerini indirir. Arkadaşlar Allah rızası için tevazu olun, sakıy olalım. Bir de Selamet-i sadrına bu dişimde diyor hiçbir dişimce kalmadı sırf Allah vardır dişimde diyor. Neden iyi oldu diyor. Zikrullah şifa un kulub Allah, Allah, Allah zikrine ile albüm şifaya kavuştu. Yani ne hırs kaldı, ne tamah kaldı, ne hukul kaldı, ne adavet kaldı, ne ken kaldı, ne hasetlik, ne kibir, ne riya, ne süm'a bunları temizledi kalbin Allah'a kavuştuğu için. Osman Hazreti Hasan Muhammed Mustafa'nın torunu, torunu Hafi Hasan radıyallahu anh bundan rivayetinde hadis sahih olmam için ravileri aldatır baştan.
Daha efendim Hazreti Hasan kimdi biliyorsun sen Muhammed Mustafa'nın hakitleri, Hazratı Aliyyel Murtaza'nın bebekleri, Padmata zühranın kuzuları, kuzuları, Cennet-i Ala'nın şavatları, gençleri, seyyideler, seyyidleri yani gençlerin. O kadar Allah'ın kulundan makbul ve merhul kullar ki Peygamberimiz onları ağırlarına bastı. Bir gün Yahya gelirdi, çok gene geldi. Yahya diyelim işte, Cebrail o surrat da gelirdi. Sahabelerin en güzeli, en güzeli. Kelde oturunca dizlerine oturiverdiler Hasan-ı Hüseyin Efendimiz çok küçükler. Cebrail'e koynunu arıyorlar böyle ceblerini. Ceblerine sokar. Yağmur onlar bilemedim ne diyorlar bunlar? Seni bir dünya zannettiler de hurma getirdiler ceblerim de. Sen de hurma getirdin mi diye arıyorlar. Ya Rabbi da Ya Rabbi Muhammed kılınanlarından beni mahcup etme. Cennete alaya uzan da hurma al da cevvlerine koy Oradan hurma alarak.
Dünya'dayken cennet hurmalarını yiyen Hasan'a Büyük iki yani buralara girdim geçen çok uzun uzun dilimi döndüremiyorum geriye çeviriyorum bak şeyleri Uzun uzun büyük vakalar Hazreti Ali ile Muaviye arasında aralarında olan vakalardan eve? Hazreti Hasan efendimize kalınca benim oğlum iki büyük fitnenin önünü alacak diye buyurmuştu. Menbere çıktı, dedi ki ben hakkım olan hilafetten vazgeçiyorum. Halbuki sükut, ne iki ezik ay, ben hilafet devri geçti, ondan sonra bütün hikmet sevindi bir hadiste. Böyle bir zat. Hasan benden ben Hasan'danım buyurdu. Belimden yukarı Hasan Hasan'a benzer belimden aşağı Hüseyin'e benzerim ben. Böyle böyle onların vasıfları var. Tek etmez ne yapayım? Onun için halen vaaz birisi vaaz verirken güneş açacakmış, ikindi geçiyormuş.
Öyle aşılsak ki ben bir daha gördüm bunu Konya'da bir İktisadi Hacı Mustafa Efendi keşke ki rahmet o zattan böyle akardı Tahir hocamız da varmış birinde Hocamız ya efendimize Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem mevluni şerifin içerisinde kana kana kevseriçini gördüm diyor Hocaz efendi öyle bir hocaydı ben inemiyorum Yakamı çekin kürseden aşağı düşürün artık Kalbimin gurubu başka adamın elinde kıvranıyor mikrofonu dedi. Ete hamur edemiyorum ne yapayım dedi. Güneş de geliyor, ikindi de geliyor ama ne yapacağım dedi. Demiş ki dedi. Zaat deve ben Hasan, Hüseyin'den bahsediyorum, güneşi geriye iade et demişti. Güneş'ine gelmiş, kimliği kılmışlar, derhal açmış, gitmiş devi. O yüzden büyülü zatlar onlar. Bir. Bunu neyin için konuşuyorsun. Bunlar tuzlu oğlum muhabbet edelim. Ehli beyte muhabbetimiz düşün. Onları canlarımız, sultanlarımız Allah şefaatlerine nail etsin inşallah.
Lawal hasen anil hasan. Hazret-i Ali mentübası menakiplar içinde birçok yeri tutmuş, söylemeğiyle neyle bitecek yeri yok. Allah şefaatine nail etsin, başta çaremiz yok. Geçiyoruz. Han Ceddül Hasan Hasan'ın Ceddül Muhammed Mustafa buyurdular Güzellerin en güzeli dünyada, güzellerin en güzeli Kimin ahlakı güzel ise en güzelisinizdeki insan o. Ahlak çirkin olduktan sonra, ahlak benim ahlağıma benzedikten sonra çok korkarım. Ahlakınızı ahlakı, Resulullah sırrına mazhar buyursun. Allah'ın ahlakıyla ahlaklanın Muhammed Mustafa'nın ahlakıyla ahlaklanalım kardeşim. Hiç kimseyi gayrı görmeyiz o zaman. Ben şu meslekteyim de o bir meslektir de onun yolu tarikatı hiçbir şeyi kalmaz. Hepsi vahdete kavuşur insanın. Ayrı gayrı görenler, kendi ayrı ve onun için ayrı gayrı görenler Mevla'yı seversek severiz. Mevlayı severiz. Hiç birbirimizi ayrı görmüyor çünkü etmiş olursun. Onun için ol gitmiş oluruz.
Hepimiz bir can gibi kardeş olalım. Peygamberimiz Muhammed Mustafa ehli iman bir bina gibidir. Birbirinden kuvveti alır. Bak bunun içinde kimisi ağaç kimisi demir, şunlar içinde kimisi çimento kimisi kireç kimisi taş her biri bir türlü şeylerden meydana gelmiş içinde oturuyoruz. Müslümanların birbirinden ayırmaya çalışanlar helak olurlar gönül birinde görürsün. Yani Müslümanın hipisi bir ta İstanbul'dan bize sormaya geliyorlar. Hocam yanığı yok mu lan?
Yani biz Türk'üm Türkleri müdafaa ayıralım, Mustafa binanın içindeki Kabkara Demir, Kabkara Arap yani bembeyaz kireç, bembeyaz Türk, biraz donuk, biraz donuk ceresinde Kimonta Kürtler, Çerkezler vesaireler bir araya geliyor imanlı işte kütle halinde mümindir bunlar bunları birbirinden ayırmak büyük günah olur ya Allah rızası için hiç kimseye gayret görmeyin Sizin en mükerreminiz benim indimde, benim indimde diyor Allah en mühim aklınız Allah'tan en ziyade intikaldeniniz. Yirmi senede görüştüğüm aldığım emirle milleti vahdete kavuşturmak birliğe kavuşturmak böyle çalış kız. Hermin şahi ziyaret ettiğin kadar Elhamdülillah hepsinin gömrünü gördünüz, ağzımızda indirdi. Onlarla seviştik. Hayretle kaldılar. Benim muhabbetime bir meşayika vardı.
Simsiyah dolapları kapkalın Ozan'dan Muhammed Muhammed Seyyid Muhammed Abdullah Tatlı hocamızın babası Şık Arap onun halife tayin ettiği İbrahim Efendi vardır yuh diyabdıysan öyle cam istiyor ki zaten ben üzümlerden kara üzümü çok hoşlanır. Sen niye o şimdi bu kara üzüm kara kiraz daha tatlı olur kara kiraz büyük büyük kara kiraz Yani Allah'ın kara kirazı, at kirazı, kırmızı kirazı, hevengi bilmem vesairesi hep bunun gözü mü, hep bunun mahsulu biz niye ayrı görüyoruz acaba? Ben onu takip ediyorum. Çoğu insan da siyah üsümü yemeyi seviyor. Aslında niyaz'ı seviyor, geçmiş. Bunun için kardeşlerim, Allah rızası için sözlerime iyi dinleyin. Aferin ahlaktan açık konuşayım inşallah. İslam dininde ahlak muazzam mevzu muazzam bir alimdir. Bu bahiste yazılmış yüz binlerce eser elimizde mevcuttur. Hiçbir dinde ahlak bu kadar mükemmel olarak ele alınmamıştır.
Bu bizim İslam dini kadar hiçbir yerinde almamıştır. Üzerinde durmamıştır. Yazılardan okuyun. Medeniyetin, nübüvvetin, insaniyetin, nezaketin, bütünkardığın, muavenetin, kadir şinaslığın hakiki mana ve ilmi bu dinin samimi saliklerine bir ilahi ver gibidir. Kalpte zulüm almış türem yürümüş, Harpte zulüm almış yürümüş, yine derlikleri türemiş. Insanların vahşeti en kavli karanlıkları içinde kalmış iken Resulü İslam İslam Resulü sahabelerine radiyallahu anh ala rasulullah Sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu. Cihamusayici üç sahife dört yüz kırk iki üç yüz yetmiş sekiz Sizden biriniz tam mümin olamazsınız İyi dinleyelim, buna geldik mevzua. Ta ki kendi nefsi'ün sevdiğini din kardeşi için de sevmedikçe tam mümin sayılmazsınız.
Size ne seviyorsanız mümin kardeşlerimize da onu sevmedikçe diğer bir hadisi şerif de Hageydı Müslüman Müslümanın hageyısı İnsanlar onun elinden, dilinden selim ve emin olan kimsedir. Ne dilinden zahmet görüyor, ne elinden zahmet görüyor. Yani ona Müslüman denilir, Müslüman denir buyuruyorlar. Burada şunu hiç çekinmeden kuvvetli olarak söyleyebiliriz ki bugünkü beşeriyet bugünkü şu beşeriyet içinde buluruz. Hadid-ı beşer beyannamesi yerine bu iki hadisi, bu hadisi Muhammediyeyi sallallahu aleyhi ve sellem düstur kabul etsin, anayasanı aramasın. Bu iki hadisi düstur kabul etsin. Sevdiğini elin için sevmek, elinden dilinden herkes selametle olmak. Bu iki hadisle amel etsinler. Tam tatlı gitsinler. Nizam-ı alem en kısa zamanda düzelecek. Anlıyor musunuz? Mahkemeler rahat edecek. Hakimler dinlenecek, hapishaneler boş kalacak. Ben dışarıdan çıkıp misal hatırıma geliyor, vermiyorum.
Hicaz'ın mahkemesine vardım diyor. Hadisin efendi hocamız Kayseri, müftesi elli bir sene vaazı. Elli bir sene vaazı vermiş misal. Öyle hakim hakim Arapça konuştu diyor. Bize söz veren taksi gelmedi şu numara taksın Medine-i Münevvere'ye yetişemeyiz diyor. Peki, hemen yazı ver diyor. Bir buçuk buçuk saat sonra buraya koyuyorum. Dedi diyor Arapça diyor bir buçuk saat sonra bağlıyor. Adamın diyor hele arkasına bağlanmış taksinin başında. Gözünden sim sim yaş geliyor. Bana Arapça dedi ki yollarım makinemin tekerlerini atladı hocam affetmezsem de çok büyük mesafe ederler. Peki çıldırmıyor. Bunlar diyor ki şöyle siz ne diyorsunuz. Ben öyle bir macera atlarım şimdi affediyorum. Götürecek misin? Götüreceğim. Bunu çevirdi diyor, bir şey yazdı, göz anlattı diyor. Böyle bir şey vuku bulmasın, bir daha niye oradan malumat vermediniz?
Telefon edilmedi falan İsviçre'de yine ayrı olan bir adam uyuyorsunuz bunu da diyor. Hacı Ali diye kardeşimiz Adana'da vaaz bir kere o zat bize haber verdi. Bir misafir olduk diyor onlardan birisine diyor şöyle uzun başında oturuyoruz diyor bir kuş geldi şöyle yakamıza on dörde bir taş var attım diyor elimden tuttu buyur diyor nereye buyur bir yere gideceğiz vardık mahkemeye diyor bu diyor kuşa kuşa taş attı cezası beş lira diyor. Koşu incitmek doğru değil. Oraya yazdı beş liraya aldı diyor. Geriye geldi oturalım diyor. Yav sen bana kuşa taş atılmaz atma deseydin atmazdım ben. Sen beni götürdün de kendi paramı verdin de beni kurtardın. Buyur. Kimesen olurdu. Buyur dediler. Yine gitti. Hakkın uzun olarak Efendim bana yalanı talim ediyor. Yalan evleniyor, cezasını, manyak ediyor. Ondan sonra diyor ki, öyle bir şey yok. Ferdacım, yani bizim en büyük yapacağımız şeyleri onlar yapıyor.
Cihan bağım Bey, insan nedir matlu bir insur için? Ne sen denk kimse incinsin, ne sen bil kimseden incin. Kimseyi incitmemek, kimseden incinmemek lazım. Bizzat örnek vereceğim. Adana'dan buraya hicret eden bir hoca efendi Adana'da vaaz verirken müftü, müsebbid vaazlar onun başına biriken cemaate tahammül edemeyerek Hasetlikleri kabararak inmesi için valiye varmışlar. Adana'nın fabrikatör o Hasan yeklerini büyük teşkilat Tayyara tutmuşlar Tayyaraya yazılmışlar, hınkıraya gidiyorlar müftü müsevit vesaire Atısının yerine başka tayin olursun Bir de mühendis damadı var. O varmış demişler efendim. Böyle böyle teşebbüse geçtiler. Miftüye falan hep atıyorlar. Çünkü size hakaret ediyorlar bunlar. Onun için dedi. Onlar atmaya, yarın gidiyorlar. Onlar bir grup oldular da. Bir de çık duyurur mu derler. Ben duyuruyorum. Hiç seslenmedi, gözlerinden bir aşk geldi. Bana filan için tasisini getirsin.
Hasan efendi ile Cemal Aman baba ne bileyim böyle? Demin sarından yataydım. Yok hicret edeceğim. Çünkü ben yeni bir mesleke süluk ettiğim zaman Ali deve namında yedilerde mizah vardı. Oğlum dedi bana, oğlum. Oğlum, buyurun. Yürüyene kadar şu dervişliği terk etmezsen, ben şöyle söyleyeyim. Bugüne kadar sana bir vasiyet ediyorum, bunu devam ettir. Ne senden kimse incinsin, ne sen bir kimseden incin. Ben bu dervişliğimin muhafaza edeceğim. Müftü, müsevhid vesaire benden incindikten sonra bu memleketi terk ettiğimde hayır dedim. Dört sene çocuklarımızı getirdi diyor tamamına ve o yüzden ilgilendiğini geliyor. Yani öteki benden Bir güğmül yıkmak, bir güğmül yıkmak bin defa Beytullahı uçurmak gibi günah. Bundan haberiniz olsun yani. Niçin hocam bu kadar böyle oluyor? Kabe'yi Günyat Halili Azerest Kabe'yi bina eden Azer'in oğlu İbrahim Aleyhisselam beyefendi.
Lakin bir nazargahi celid-i Ekberest. Cemaatimiz çünkü ona göre geliyor söz. Gelen müşteriye göre geliyor. Bir sakatlık oluyorsa o cemaatten oluyor. Cumaıza gelen büyük kumaşlar isterdim ama o verilir. Kimisi bul ister, kimse kaz ister, öyle oluyor. Yoksa iş o seviyede gider. Sure-i Hidayet yer onun noktası çok büyüktür. Biz onu nasıl gördüğümüzü, bize nasıl gösterdiklerini daha hayranım evde dinledim, kurt gibi alıyorum. Buna şimdi diyemiyorum, ne yapayım? İşte ey mutlak bu kadar büyük. Nasıl incinmek? Yani incinmem desen nasıl incinmeyeceksin bu dereceye çıkan zatlar? Allah onlardan bizi ayırma. Ya Rabbi! Söyle söyle göndereceğim size çok zahmet etmeyin. Ahlak ve hamideyi İslam büyükleri muhtelif şekillerde tarif etmiştir. Bir, Hasan'ın Basri'dan ahlak, özel ahlak, güler yüz, Özel haklardan birisin, güler yüz. Beş şans aldı. Niyametlere şükretmek, belalara sabretmek.
Bunlar hep hadis karışamıyor. Yani kendim bu zevk ile konuştuğum için vücutta bir morfinleşmiş oluyorsun, duymuyor. Ayrıldıktan sonra hasta oluyorum. Şimdi öyle olunca şöyle koyun hani hisleri size haber vereyim doktor hayırlı olmaz şimdi gidecek sonra gece yarısı da gidecek sonra kağıt çok konuşmayı canım istiyor benim vücudumu unutuyorum Vicotun da bende bir hakkı var. Peygamberimiz öyle buyuruyor. Ailenin de bir hakkı var. Annen, babanın da bir hakkı var. Gelen misafirlerin de bir hakkı var diyor Peygamberimiz hadisinde bunu da uzatsak cauzun Selman-ı Fasisi ile Ebü'l-Derdenin arasında geçen hadisi şerif. Malum malum fasile tutma. Evet efendim bir de okuma hadisin yanında bir de lütuf hadisini okuyun. O da hadisi buyursun. Kullarımdan bir koluma teveccüh ettiğim vakıflarda o kulumdan razı olacaksam razı olmak istersem musibeten bir bedeni bedenine bir hastalık isabet edeceğim.
O benim nutfumdur. İşte biz kendimizi şimdi Şimdi biz kendimizi Safiye bulunuyoruz. Bilmiyorum sabredebiliyorum bunları. Yol kadar tehlikeli şeyler duyuyorum, senin razı oluyorum. Elhamdülillah. Kurban olduğum Allah'a şükrederim. Şu bizim yirmi bir senedir evelenir böyle, yani evelerler dostlarımız. Baktınız Hacı Şaban Efendi gibi büyük bizzat o da dizisini eveler diyor. Baktınız da Medine-i Tahirede Hacı Ziyaüddin Türkistan Mürşid-i Kamili bir milyon müridi var. Ayakları adaya dönmüş böyle iki tane siyah sakallı dermiş böyle dizini evrel ettirdiler dermiş. Çoş Tövbe yarabbim. Yeslerin balım, iyisin demiş. Tavam, mıncık çekiyor, hiç tahammül ediyoruz. Allah'ımız Sabri hesap versin inşallah. Kullarımdan bir kuluma teveccüh etmek istersem yani razı olacaksam Bedenine hastalığı isabet ettir. Evladına ölümüne verir. Yan bir yavrum gitti dünyadan.
Medine'ye müezzin istiyorlardı yani o havuz Ahmed Efendi. Sesi muhrik insanlar yatırdı yere Kuran okur, hasibe okur, bağırmak gelirdi içine. Allah rahmet etsin yirmi beş, yirmi beş yaşında. Nasıl olduğumuz nasihatler, nasıl oldunuz? İçerimize manevi buradan da mektup geldi. Bir su serpildi. Gölü ilim zannettik, herkese teselli vermeye gelenlere. Bu sazımızı tazeye yazmışlar, diyor. Kendinizdeki olan haleyi iftihar etmeyin, meslekinizin semeresi olsa gelir. Yani veyahut evladına bir musibet gelir insan veyahut da malı telef olur Eyyub aleyhisselam gibi birden Bunun üçüne de Sabrı Cemil ile karşılarsa bir kimse. Sabri Cemil'e haber ver efendim. Tasavvusça Sabri Cemil ney?
Tasavvusça Sabri Cemil, buradaki evladı mülenin babası kim olduğu dışarıdan girince belli olmayacak şekilde onlar gibi naşatlı oturursa yani kahrasını suyu yok kendini topluyor bu sabır değil Sabrın dışı bu kabı bile değil ama habeykıl sabır Sabrı Cemil diyorum bak özel sabır. O dışarıdan gelen alan musibet sahibi kim olduğunu bilemiyor gözüyle geziyor. O da Mevlamız kalbine bir fiil zatı ilahiye dökmüş Yivmi kıyamette o kolumdan haya muamelesi buyururum. Haya ederim dese sıfat olur haya. Yalnız Allah kullarımın haya ettiği muameleyi yaparım, onu azaba göndermenin için ondan da Allah. Çünkü vücuduna hastalık veriyorum, sav ne diyor? Evlatına veriyorum yahut yahut da malına veriyorum hiçbir şeyle böyle bozulmuyor. Allah bilir de Allah aldı diyor. Her şeyi Allah'tan dua ediyor. Öyle derken başka şey geliyor şey, hemen ben bunu bitireyim, onu da diyeyim.
Evet, Musa aleyhissalatu vesselamden unutursan Musa aleyhissalatu vesselamı hatırladım. Diyor ki darttırsın. Hadi züht efendi hocamız baktın feriydi bir alimi babama dedi ki bir dua daha ilave ettim duama. Dedi işte efendi dedi ne ilave ettim? Allah çekemeyeceğim derdi verip de kalbim sana şifa etmesin Ya Rabbi diyelim diyor. Üç gün bir hal oldu. Kocaman hacz üstünün kalbi Allah itirazi bir yazdı diyor. Estağfurullah diyor. Ne istersin Ya Rabbi benden bu kadar çekemeyeceğimiz derdi verme ya Rabbi dedim diyor ondan sonra diyor. Ondan sonra arkadaşım kula çekeceğimiz kadar versin, sabır lütfetsin hiç vermesin sakat afiyetle yaşayalım Ben Allah'tan bir şifa istiyorum yakında gelecek bu inşallah Çünkü niyetim hayır Kardeşlarıma benim hizmetim çok oluyor. Senelerden beri.
Yine onlara hizmet edeyim diye Rabbımızdan sak at istiyorum ama yok onlara hizmet edemeyeceksem hizmet edemeyeceksem Halık-ı Zülcelal iman-ı kamil ile cümlemimizde ahirete ithal eden zümraya ilhak buyursun inşallah buyuruyor. Musa aleyhissalatu vesselam iyi dinle! Bir gün Tur-i Kitaplarımız yazıyor ve ben oradan söylüyorum. Hiçbirisi bir uzun kelimeler değer bunların. Yani görmediğim bir hayali konuşma değil. Şiddetli karnı ağrı yiyordu. Ya Rabbi sana ne olur kalbim çok ağrı, karnım çok ağrı yiyordu. Ve beca oldum karnımda, ağrı yaptı. Ya Musa ben hiçbir derdi dermansız halk etmedim. Çokları bulamaz ya seninle konuşuyoruz. Çoğu da gizli bu ya filan ot bu karniğin ağrısının devası. Kanısıyıp filan şunu ot. Evet bildim ya Rabbi, eve götürdüler biraz yiyor, yine turnesi yine aya çıkıyor Ya Rabbi, karnım aynı ağrıyor diyor Ağıyor mı? Musun? Sen o ot şifasın.
O otu şifa olaraktan halk ettim, yamusu ottan. Ottan yine yiyor biiznillahi teala kesilmemiş yine. Hikmeti var kesmediğinden yine arıyor karnı yine arıyor yarabbim. Ya Musa o ot şifası yalımız o otu topla doktora götür doktora ilet Bu ne tertip verirse ona göre yiyor yavrum sen. Sen o doktorun tarif ettiği gibi ye. Peki, yatıracak doktor bey, şu Rabbimiz bana bildirdi, karnımın şifasıymış nasıl yiyeyim? Çok yiyeyim. Doktor, çok karnını ağrıyanların ilerisini buldum diye alıyor. Diyor ki bu yağmursa bir çaydanlığa konulmalı, iyice kaynatılmalı. Anladım. Ne soğuk ne sıcak normal hale geldim mi acı olacak biraz içine şeker ilave et erisin onu aç karnına içeceksin dök de Yemekten evvel bir bardak içiver. Öğle yemeğinden bir bardak evvel içiver. Akşam ekmeğinden ev böyle bir bardak iç. Bir izni lai teala kesecek dedi Sabah davetsinde bir kadeh içtim diyor cilt kesildi.
Böyle ikindi aşama ihtiyaç yok. Halık-ı Zülcelal'in huzuruna vardı. Yine Musa Kelimullah Allah'ımız ile görüşüyor. Halık-ı Zülcelal, Ya Musa biliyor ya değil mi? Ya Musa karnı nasıl oldu? Ya Rabbi karnımı eğittin ya! Yası ne diyor Kainatta yemekten evvel hiç derdi Niye doktora beni muhtaç ettin de doktor kapılarını da gezdiriyor Bunu Bir desen derdin geçer giderdi, derdim. Yalnız seninle konuşuyorum. Başka kimse kelamımı duymaya haiz değil, duyamazlar. Herkes benden sorup da bu ilacı nasıl kullanayım Ya Rabbi diyemez ki. Doktora gitmek vacip olsun diye koca Musa aleyhisselam bile Allah'a U'l Azım peygamber iken doktora gitmiş de ben niye gitmeyeceğimmişsin. Gitsinler de doktora gitsinler diye. Yani seni doktora gönderdim Anladık değil mi bu meseleyi? Doktora için mi söyledim? Yok.
Halık-ı Zülcelal hazretları, Kuran-ı Kerim Hadis-i Şerif şifadır dertlerinizin, karnınızın, hırsınızın, tavanınızın, kululunuzun, kabahatınızın, cininizin, rüyanızın, sübhanızın ilecidir, oturursunuz. Ayetler, hadisler onları yiyin, onlarla amel edin. Yedim yedim de Ya Rabbi tesir etmiyor bana bir tabi ve haset doktor bulacaksın manevi bir, ben onu çıkaracağım şeyin içerisinden, sözümün içerisinden manevi bir doktor bulacaksın. O yine Kuran-ı Kerim'den yazar. Estağfirullah çekin, estağfirullah lazım çekeceğiz şu kadar. La ilahe illallah çekeceksin şu kadar. Muhammedün Resulullah Sadikul vacül Emin çekeceksin şu kadar. Salavatı Şerife okuyacaksın şu kadar. Ayetine hadisten topluyor o kutlu cihanlar. Şimdi şu kadar ayeti celilelerden sonra Fatiha çekeceksin ruhlarına göndereceksin. Pirani peygamberin bütün peygamberani izamın ruhunu göndereceksin.
Hediyen vardın mı o vardı, vardıkmadan evvel tefekkürü niyet yapacaksın. Ölümü tefekkür edeyi de dünya muhabbetini gönülden sökeceksin. Peygamberimiz Muhammed aleyhissalatu vesselam dünya muhabbetini kalpten sökücü ölümü çok Kuran insanı buraya uymayacak, bilgisi uymayacak. Yalnız affınızı rica ederim. Onunla beraber yani padişah konmaz seraya hana mamur olmadan, Yunus, o yalan devayı gel ortaya kusivayı Temiz et guyl evini dost gelecek kondurmaya. Dost, Allah muhabbeti, Muhammed Mustafa muhabbeti, evliyaullah muhabbeti. O dostlar gelince oraya kondurmanın için orayı boşalt bir kere. Bu da ölüm tefekkürüyle olur. Size işte kumpurmak halinde veriyorum ilaçları. Yani dün baktın ki kalbin dünyaya meyletti, dünyaya sevgi alakası var.
Derhal ölüm tefekkürünü, hınayı öldürmek, dolayını öldürmek, senin öleceğini, servetin, sağmanın bütün dünyada kalıp bir kefinle gireceğini, kefenle gireceğini tefekkür ederken, ederken gözler ağlamaya başlar böyle sağırları. Ondan sonra rabıtayı mürşit yapıyor bu adam. Yol Bir yol ile aşık alem geliyor. Gelmiş. Staj günü gördüğüme nazaran böyle diyor. Lellülüğümü alemi ama böyle ısınayı verip de çekmek kahveyi pişirmez. Şöyle, her şeyimiz misalla olur. Hava kazının üzerine azıcık şeyi dut verip de geriye çekmeyle kahve olmaz. Çay pişirecek, verecekler bize. Sayih iyice kaynatmayınca olmaz, aşka taşıyla iyice kaynamayınca olmaz. Çayını içerisine manevi füyuzatı dökünce, demlenmeyince olmaz. Saharlar evradını okuyunca rabıta da demlenmeyince olmaz kuzum.
Yani sa'hatlar Allah Allah Allah Allah Allah Allah Allah böyle yapma hala olmaz kuzum Yani düşündürmez bu insanı Allah Allah Allah'ın azameti kudreti düşünülecek çünkü Allah Allah Allah Allah deyince Nazife yetişiversin bir şey aldımasa bir yerden evrak işte bitsin tükensin değil mi olur ulan? Allah Semaları direksiz tutan Allah Beni bir kokar sudan hal eden Allah ha. Kendini düşün yeter diyor. Ben Arap'a nefse oku fakat Arap Arap kendini bildim mi Allah'a bilirsiniz o zaman. Biz kendimizi düşünüyoruz. Başta ne idik biz de ya. Ustasın birini vasfettilerdi, neyin vasf veriyorsun, bir avuç toprağa alır mı ben? Allah'a aittir, ben bilgim nereden olacağız efendim?
Zekamı ben mi verdim, Ben mi halk ettim o dili ve size konuşacağım arkadaşlarım Ben mi getirdim sizi Mevla mı getirdi karşıma böyle Size polis, komiser, askerine mi gönderdim de davet ettim geldi yoksa manevi muhabbet mi sizi çekti karşıma getirdi böyle? Bunları hep Allah'tan bilmeyince olmaz. Ben başka şey yapıyorum kardeşim. Sevmiyorum kardeşim. Bu demlenmeler, bu feyizin içinde zikrini ya baktın ki çarklara dokunamıyoruz. Cereyan, su biraz daha arttıracağız. Kaynatmaya biraz daha arttıracağız. Yoksa Celal binse iki bin mi olacakmış? Dokundu mu? Yok hayır kaynatmayarak. Şu gümrüğe soymemenin iki bağırmak altında olan kalp dik dik dik dik açmaya başlayacak. Dayanamaz çünkü orada suvey-i day-i yar-i yar-i yar-i yar-i yar-un var. Su zayıf nokta ora. Allah'a hiç dayanamaz ora. Allah'ı duyunca böyle hel Allah diye sıçrayanlar ne yapıyorlar, ne oluyor. Buraya tokunu verdi mi? Geliyor.
Bisbibi gibi ora Sübeydayi der. Yaa şimdi anlamadan dünyayı Dünyayı Konya'yı anlamadan göçüp gidiyor dünya da ben öyle oluyorum Züpdedü'l Hakayık tercüması gayet ütte Kaayık kitabı diyor ki adam üyesi dükkaninde gezmiş dolaşmış falan etmiş. Necık bir çember falan sarmış ne etmiş. Çocuklarının rızkını zor temin etmiş. Kalk lan ahirete gidiyormuşmış. Ahirete giderken bakmış, dükkanın tabanını kaldırmışlarmış, yedi küp altın dolu içinde, define varmış. Altmış yaşı duvara çınamış, tepmemiş, kaldırtmamış, bakmamış. Gözü açık geliyor diyor. O da ötekileri zannediyor, bakımını gördü de açtı zannediyor. Mahkum geliyorum diyor o. Güneydoğu bardağı değirirken gözüne yummuş vefat etmiş. Birisi onun yetişkin halifelerine efendim niye gözümüzü yumur. Rabbımı görmeyince açmayacağım diyor. Dünyada bir sevdiğim yok ki dünyaya bakayım kalayım Dünyayı bitirdim Ahirete yumdum gözünü orada açayım Allah'a.
Bunun altında define biz namaz ile abdest ile oruç ile vesaire ile onda gıybet ile ödeşmeyle, solu zemm ile ne ile tükelim Allah'ın huzuruna şu tabanı kaldırıp bikere de şu kapağı kaldırıp ruh kalbin ile zikretmeyince, huhumla zikretmeyince, hıfzla zikretmeyince, hıfzla zikretmeyince, bin yıl da okunup da ruhumuzdan alınması için, zahiri batını şifa tarifi diye şu hayatları yazmıştık. Şimdi okunduğunda da biz vefat ettikten, sonra okunduğunda da, şimdi kardeşlerimizin rivayet edin. Bismillahirrahmanirrahim Besmele geçsin başına, gelsin müminler hoşuna, geçirme hunri boşuna Kur'an'ına devam lazım. Allah'a hamd eder kul, Peygamber göstermiş doğru yolu, Şükle devam eyle olur bunu nasip bilmek lazım. Gelip kaldığı dumanı, kulağı evireti imanı, Resuldür itme dumanı salavat da gayret lazım. Muhammed Mustafa, vazife-i yetki ifa, ali assafruha Safa yollarından gitmek lazım.
Namaz İslam'ın binası, şehadet olduğu hanesi, tenvir ettiği uyan nasıl tevhide çalışmak lazım. Kavm ile kes nefsin birini, aksever, zekat veren kulunu haccırt görmekte elini, farz olana gitmek lazım. Evvela ilim olmalı, amel nehrinde dolmalı, ihlas bahyine dalmalı bu işe ihtimam lazım. Tarikat kemeri bunlar, rabıta ile kalbi dinler, teslim olup işi anlar, meylid gibi olmak lazım. Tarifeye hile gitme, eksik yahut fazla gitme, kendin etsin sözün tutma, başını indirmek lazım ve Taif dersini alan, mahzun kalma geri kalan, riyakarla bela bulan, yokluğa atılmak lazım. Kardeş gel benliği bırak, yere gayet temiz yönet, yakın fanla yol çok ırak, tederi için görmek lazım. Gaz zikri soldan başlar, ruhun da ıs sağdan işler. Sır çalışır olur üçler, tarifeyi tutmak lazım. Hafah sav memenin üstü, ahvanım Muhammed dostu, ihvanım kes geçmek kastı, lakin burada durmak lazım.
Eşini bir eyle burada, daima kalbinden burada, çok durdukça şifa o tarif diye yara açma, her arzın suyundan içme, mendalını bulmak lazım. Beşten sonra anla çıkan, adün esse zendir takan zikrin aleviyle yakan rabıta çok olmak lazım. Şeytan dünya hücum eder, meyliyle sen zikir keder, yetişen var gitmek keder, hazrata bağırmak lazım. Allah Allah, bundan sonra zikri küle, bir sızıçı kökmeli bile, zikir hiç gelemez ile, cemi alsa demek lazım. Zikri sultaniye dönen ma heva nar turap binen bütün vücut bir, bir, bir, sana yarenlerle sohbet lazım. Bundan sonra nefis ispat, gelir Tevhid gider zulmet, lakin çok istermiş gayret, fikren buna devam lazım. Nefesini çeken içe, tek olacakların içe yirmi bire yol açar, mahsup rıza lazım. Yazmakla bu iş bilinmez, sadra yazılı silinmez, acil bu sende bulunmaz lakin tarif etmek lazım.
Bir murakaba içine, atış ebrarlar göçüne, bunlar gelmesin içine hedefini gözetmek lazım. Albüm arşa temas açmalı, Allah'ın feyzü içmeli, fena ahlaktan geçmeli, nefsini çiğnmamak lazım. Üç şey bu derslere zarar, hatta cer ve ceva arar, Üstadımız vermiş karar, zekat etsin yapmak lazım. Şeriatsız işi yapmak, fenalık ağzına kopmak, ne kadar hattan sapmak, zararını bilmek lazım. Şeriatsız tarik olmaz, cahil sofu dinim bilmez, belki camiye da gelmez, bu kavimden kaçmak lazım. Kadınla zikre oturur, halel der dinim yitirir, giydiği köyü batırır, namusu korumak lazım. Allah Allah. Hepseri cahil toplanır, varır ilmeğe saplanır, yumurta olsan da kulplanır, cahilden kaşınmak lazım. Allah, böyle olur kerametten azan şeriat elde bir mizan, elde aldadıysan de keramet kazan her şahsı bir dağıtmak lazım. İkinci Gafiliyle sohbet aman bu hiç denet nevler, sana lazım gözüm özler, halvete çekilmek lazım.
Bütün dünyayı sevmek, kalbine sevgisini koymak, daima lafını giymek bu sözlerden Hacer lazım. Alemdar kusurun dolu, bu üç şey sende var deli, öyleyse midem eli kendini düşünmek lazım.