Ahlakın Önemi ve Ruhun Arınması kaydında Hacı Hasan Efendi Kuddise Sırruhu Hazretleri'nin kendi sesinden Kalemdardan sohbetler başlıyor. İstanbul'dayız. Az önce kardeşimizin evinde sohbete oturduk. Sene bin dokuz yüz yetmiş sekiz. Ay onuncu ayın, ikinci günü ve bazal ertesi gecesi. Hicri sene doksan dokuz. Doksan dokuz Allah izin verirse kardeşlerimizla beraber sohbete…
Ahlakın Önemi ve Ruhun Arınması kaydında Hacı Hasan Efendi Kuddise Sırruhu Hazretleri'nin kendi sesinden Kalemdardan sohbetler başlıyor. İstanbul'dayız. Az önce kardeşimizin evinde sohbete oturduk. Sene bin dokuz yüz yetmiş sekiz. Ay onuncu ayın, ikinci günü ve bazal ertesi gecesi. Hicri sene doksan dokuz. Doksan dokuz Allah izin verirse kardeşlerimizla beraber sohbete…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 14 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Hacı Hasan Efendi Kuddise Sırruhu Hazretleri'nin kendi sesinden Kalemdardan sohbetler başlıyor. İstanbul'dayız. Az önce kardeşimizin evinde sohbete oturduk. Sene bin dokuz yüz yetmiş sekiz. Ay onuncu ayın, ikinci günü ve bazal ertesi gecesi. Hicri sene doksan dokuz. Doksan dokuz Allah izin verirse kardeşlerimizla beraber sohbete başlıyoruz. Çünkü bu bandı İstanbul, Ankara, Muğla, Denizli, Aydın, Gonca, Kayseri, Develi, Yahyalı, Van, Erciş, Erzurum vesaire yerlerden istiyorlar. Onun için Mevla rızası için konuşalım bakalım bu fakirin sözünü dinlesinler. Vallahi İslam dininde kardeşlerim İslam dininde ahlak mevzuu muazzam bir ilimdir. Kaç gündür size söylüyorum ya sohbet ediyoruz, çok namaz kılıyoruz, çok oruç tutuyoruz, Çok ibadet ediyoruz, çok zikrediyoruz. Ahlak kötü oldu mu? Dağlar gibi ekin saplarını yiyorsun bir kibritle mahvolup geliyor. Muhakkak ahlak lazım. Ahlaklar tahmini.
Haklı kainat efendimize soruyorlar Hadi serip muavirler bunlar. Ya Muhammed en hayırlı ümmetimi bize haber ver. En hayırlı ümmetim halim ve selim ahlakı güzel olan. Ya Resulallah anlatamıyor muyum? En efdal ümmetini, en efdal ümmetim halim, selim ve hane halkı ile hoş geçinen ümmetim hayırlısız ümmetlerim arasında. Onun yönüyle dolaşıyor muhakkak ahlak-ı hamideye ihtiyacımız oluyor. Geçen gün görüştük ya. Şöyle tüpleştirivereyim. Çok alıp çok olan. Ekseri tüpçeyle girerim çünkü kardeşlerim daha çok faydalansın diye. Raval Hase Hazreti Hasan Radıyallahu Anh Efendimiz rivayet ettiği hadisi. Bu mevzuya girsek Hasan'ın Masra Efendimizin menakıbıyla sohbet bütün biter. Çünkü onun münafıklarını çok okuyoruz biz. İtecni diyeyim hayatında tek günah etmiş bir efendi bu. Hayatında tek günah etmiş başka yapmamış. Onu da yaz levha halinde yakasına yazdırmış, yapıştırmış.
Kendine bir varlık, ilmek ihtimali olduğu zaman o yazıya bakar. Allah'a karşı isyan ettiği için ağlar, ağlar, ağlar o elbisesinin o kısmı o yazılar yaşıla bastırılır. Bir gün balkonda yatırkana, tövbe ibadet ederken mevlamızı düşünür düşünür gözlerinden akan yaşlıtır. Aşağıdaki alanım üzerine tap, tap, tap yaşlıtır. Diyor. Acaba mundar mı ola, Müslüman mı ola, bursu ne ola diye sormuşlar. Hasan'ın, günahkar Hasan'ın gözünün yaşı ilk ayında temizlensin şeyiniz belki kötü olur, gözünden aktı diyor. Ondan sonra damlası dünyayı kurtar. Allah sorduğu zaman cevap bilmeden çekinecek. Nasıl cevap versin? Çok hata etmiş çünkü. Şöyle yapın. Hayır ya Rabbi diyor. Ben onu yapmadım. Yanlış yazmışlar bunu ya. Durun ağzına mührü diyor Halık-ı Zülcelal Yasin-ı Şerif'te ağzına mührü vuruyor Allah. Her ağza kendi kusurunu tıkır tıkır haber veriyor.
Göz diyor benim bile harama baktı dinliyor beni bile günah söyledi gıybet etti iftira etti beni bile televizyona baktı. Şimdi en parça çeşit günahlar vardır. Eliyle fenalık yaptı ayağıyla fena yollara yürüdü. Bir bir haber veriyor. Evde şahit olursa dışarıdan gelen her yerde başka bir şey istemiyor ki. Yani boynu bükülüp kalıyor. Halık-ı Zülcelal Hazretleri kibrlikten bir kıl çıkarıp diyor ki ben de lehine şahidim Ya Rabbi, ben de lehine şahidim onun o aleyhine şahitlik etti. Söyle. Korkalım. Söyle ne oldu? Bir gün senin korkundan, senin korkundan azamet-i ilahiyeden kalbi titredi de yüzüne yaş deldi. Yüzü yaşar sana içini doldurdu da dışarıya çıkamadı. Yaş geriye dağıldı ama bana derdi diyor. Bir tek çene değdi. Senin korkundan ağlamadı dışarıya çıkmadan ama bana derdi. Benim korkumdan sana derdi ha? Sana mı halim ya Rabbim derdi. Öyle sakuluma affettim. Yani iddia lazım kardeşim.
Hasan-ı Basri hazretlerinin gözünden akan yaşlar da aşağıya döküyor da mübarek bu yaşa da bundan üstünüzü yıkayın günahkar Hasan'ın böyle tevazula alınacak kardeşim yoksa böyle kiviyle olmaz bu. Konuştun mu da geçti gitti haberimiz oldu. Abdülkadir Geylani kudse sirrau'l aziz. Beni Allah'a vasıl eden vasıta üç oldu. Üç şeyle Allah'a vasıl oldu. Geceleri ibadet ile gündüz ile sıyamla, giraseti ilm ile vasıl olamadım. Beni ahlak vasıl etti Allah'a. Allah'a o yüzden kavuştum ben. Vuslat makamına çıktım cem makamına o çıkardı. Ne o diyor? Birisi diyor baştan diyor kerem ve saha herkese itiraf etmek, sehavet ellerimi açmakla oldu bu iş. İkincisi, tevazula oldu. Kim tevazu ederse Allah onu yükselt. Kim kibr ederse Allah onu yerlerin dibine indirir. Arkadaşlar Allah rızası için tevazu olunalım sakıy olalım.
Bir de Selamet-i sadrına bu dişimde diyor hiçbir düşünce kalmadı sırf Allah var bu dişimde diyor. Neden öyle oldu diyor? Zikrullah şifa olup gülüp Allah, Allah, Allah diye zikreder yine kalbim şifaya kavuştu. Yani ne hırs kaldı ne tamah kaldı ne fokur kaldı ne adavet kaldı ne kent kaldı ne hasetlik ne kibir ne riya ne suman bunların temizleriyle albümü Allah'a kavuşmak için Selametle santrana var. Su oturaysanız şuraya ağzını tez vur. Romal Hasan Hazreti Hasan, Muhammed Mustafa'nın torunu, torunu hatiydi Hasan radıyallahu anh Bundan rivayet edin de hadis sahih olmanın için ravileri alınır baştan. Hızır Hasan kimdi biliyorsunuz Muhammed Mustafa'nın habitleri. Hazratı Aliyyiyel Murtaza'nın bebekleri. Fatıma'da Zuhranın kuzuları Cennet-i Ala'nın şebapları Gençleri Seyyidleri yani gençlerin o kadar Allah Hintinden makbul ve merhup kullar ki Peygamberimiz onları bağırlarına bastı.
Bir gün Yahya gelirdi çok gene geldi. Yahya diyelim işte Cebrail Aleyhisselam o suratta gelirdi. Sahabelerin en güzeli, en güzeli. Geldi oturunca dizlerine oturuverdiler Hasan-ı Hüseyin Efendimiz çok küçükler Cebrail'in. Koynuna tarayollar böyle ceblerini. Ceblerine sokar. Ben Muhammed bilemedim ne diyorlar bunlar. Seni dünya zannettiler de kurma getirirdi ceblerinde Sen de kurma getirdin mi diye arıyorlar. Ya Rabbi, ya Rabbi Muhammed Rumlarından beni mahcup etme. Cennet-i Teala yaksam da hurma al da cevlerime koyup oradan hurma alarak dünyada ekrana cennet hurmalarını yiyen Hasan'ı. Büyüyüp iki yani buralara girdim, geçin çok uzun uzun dilimi döndüremiyorum, geriye çeviriyorum bak şeyleri. Uzun uzun büyük vakalar Hazreti Ali ile Muaviye arasında Radiyallahu Anh aralarında kalan vakalardan eve Hazreti Hasan Efendimize kalınca benim oğlum iki büyük fitnenin önünü alacak diye buyurmuştu.
Membere çıktı dedi ki ben hakkım olan hilafetten vazgeçiyorum. Halbuki dedi. İkide çıktı ay hilafet Devlet geçti. Ondan sonra bütün fitness sevindi bir izne. Böyle bir zat. Hasan benden ben Hasan'danım buyurdu. Bilimden yukarı Hasan Hasan'a benzer, bilimden aşağı Hüseyin'e benzerim ben. Büyüğüne onların vasıfları falan. Tüketmez ne yapayım? Onun için halen vaaz birisi vaaz verirken güneş asacağımız, ikindi geçiyormuş. Öyle aşılsak ki ben bir daha gördüm bunu Konya'da bir İktisadi Hacı Mustafa Efendi. Geçimki rahmet uzaktan böyle hakaretdi. Hayır hocamız da varmış birinden Hoca Ziya efendimize Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem mevlioğlu şerifin içerisinde kana kana kevserçi şehit gördüm diye Hoca efendi öyle bir hocaydı Ben inemiyorum dedi. Yakamı çekin kürseden aşağı düşürün artık dedi. Albimin grubu dedi başka adamın elinde kıvranıyor mikrofonu şeyi dedi.
E tahammül edemiyorum ne yapayım dedi. Güneş de geliyor, ikindi de geliyor ama ne yapacağım dedi. Demiş ki dedi zat dedi ben Hasan Hüseyin'den bahsediyorum. Bu leşi geriye iade demiştik. Güneş'ine gelmiş, kimliği kılmışlar derhal açmış gitmiş dedi. O yüzden bu büyülü zatlar onlar. Bunun neyi için konuşuyorsun? Bunlar puzuli olur. Yok muhabbet edelim diyor. Ehli beyte muhabbetimiz düşsün. Onlar canlarımız sultanlarımız. Allah şefaatlerine nail etsin inşallah. Ey canlan. Hasan'ın babası Aliyyül Murtaza o rivayet ediyor. Hazreti Ali Radıyallahu Anh'ın Mentübası, menakıklar içinde birçok yeri tutmuş söylemeğiyle neyle bitecek yeri yok. Allah şefaatine nail etsin başka çaremiz yok. Geçiyorum. Han Ceddül Han Ceddül Hasan, Hasan'ın Ceddül Muhammed Mustafa sallallahu teala aleyhi ve sellem buyurdular. Güzellerin en güzeli dünyada güzellerin en güzeli.
Kimin ahlakı güzel ise en güzel içinizdeki insan o. Ahlak çirkin olduktan sonra ahlak benim, ahlağıma benzedikten sonra çok korkarım. Ahlakımızı ahlakı kimseyi gayrı görmeyiz o zaman. Ben şu meslekteyim de, o bir meslekte de onun şeyi yolu, tarikatı şu, onun da hiçbir şeyi kalmaz. Hepsi vahşete kavuşur insanın. Ayrı ayrı görenler kendi ayrı da onun için ayrı gayrı görenler Mevlayı seversek severiz Mevlayı severiz Hiç birbirimizi ayrı görmüyor çünkü Mümin müminin kardeşi budur. Allah bundan sen zorla kendini ayırıyor da başka türlü bir kardeşlik ihdas ediyorsan Ayet-i Celile'ye muhalif hareket etmiş olursun. Onun için ol, etmiş oluruz. Hepimiz bir can gibi kardeş olalım.
Peygamberimiz Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem ümmetim ehli iman bir bina gibidir birbirinden kuvveti alır bak bunun içinde kimisi ağaç kimisi demir betunlar içinde kimisi çimento kimisi kireç kimisi taş her biri bir türlü şeylerden meydana gelmiş içinde oturuyoruz Müslümanları birbirinden ayırmaya çalışanlar helak olurlar günün birinde görürsün, yani Müslümanın hipisidir. Tabii İstanbul'dan bize sormaya geliyorlar. Hocam yanılgı yok mu lan? Yani biz Türkürk Türkleri müdafaa edelim. Dükkanları kıralım geçirelim diyor. Acaba hata ediyor mu? En büyük hata ediyorsunuz. Kürtlerin içinde Ukul aktablar var yani Ukul değil. Ukulin en başı aktab. Kavsil aksan, Ukulula, Güllü zatlar var değil mi? Bunlardan bir ünlü verelim.
Halık-ı Zülcelal ve peygamberimiz Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem'a binanın içindeki kapkara demir, kapkara Arap, yani bembeyaz kireç, bembeyaz Türk, biraz donuk, biraz donuk çevresinde Çimonta Kürtler, Çerkezler vesaireler bir araya geliyor imanlı işte kötü halinde mümindir bunlar. Bunları birbirinden ayırmak büyük günah olur ya bunlar. Allah rızası için hiç kimseye saygı görmeyin. Halık vesselam sizin en mükerreminiz benim indinde, benim indinde diyor Allah en din aklınız Allah'tan en ziyade korkanınız, iddia edeniniz, mevlamızdan korkarım Mesaj çıkarmayalım. Kimseyi ikilik bölüm yani. Öne yaşayalım inşallah. Allah ahlakımızı ahlaka hamide etsin inşallah. Rahim bu Yirmi senede görüştüğüm aldığım emir de bu milleti vahdete kavuşturmak. Birliğe kavuşturmak. Öyle alışık kız. Elimin şahıkı ziyaret ettim ben elhamdülillah. Hepsinin gönlünü gördüm. Üstadımız denildi.
Onlarla seviştik. Hayret de kaldılar. Benim muhabbetime bir meşayika vardım. Simsiyah dolapları kapkalın Kozanda Muhammed Seyyid Muhammed Abdullah Taktilur hocamızın babası şık Arap onun halife tayin ettiği İbrahim Efendi vardı bir ihtiyardıysan Öyle canım istiyor ki zaten ben üzümlerden kara üzümü çok hoşlanır. Sen niye hoşuna bakıyorsun kara üzüm? Kara kiraz daha tatlı olur kara kiraz büyük büyük kara kiraz Yani Allah'ın kara kirazı, akkirazı, kırmızı kirazı, heyengi bilmem vesairesi hep bunun gözü hep bunun mahsulu biz niye ayrı görüyoruz ulan acaba? Ben onu merak ediyorum çoğu insanlar siyah yüzünü yemeyi seviyor. Aslında beyazı seviyor. Geçmiş bunu olsun kardeşlerim. Allah rızası için sözlerimi iyi dinleyin. Habibe onun ahlaktan çıktığını inşallah. İslam dininde ahlak muazzam mevzu muazzam bin ilimdir. Bu bahiste yazılmış yüz binlerce eser elimizde mevcuttur.
Hiçbir dinde ahlak bu kadar mükemmel olarak ele alınmamıştır. Bu bizim İslam dini kadar hiçbir yerinde almamıştır. Üzerinde durulmamıştır. Yazılardan mahkum etti. Nedeniyetin, mürüvvetin, insaniyetin, nezaketin, lütufkarlığın, muavenetin, kadirşinaslığın hakiki mana ve ilmi bu dinin samimi saliklerine bir ilahi bilgidir. Kalpte zulüm almış töre yürümüş. Kalpte zulüm almış yürümüş. Yine derlikleri türemiş. İnsanların vahşeti en kavy karanlıkları içinde kalmışken Resulü İslam İslam Resulü sahabelerine Buyurdu Cami sayısı cilt üç sayfa dört yüz kırk iki Cilt üç sayfa üç yüz yetmiş sekiz. Sizden biriniz tam mümin olamazsınız. İyi dinleyelim. O an geldik mevzuya. Ta ki kendi nefsi için sevdiğini din kardeşi için de sevmedikçe tam mümin sayılmazsınız. Size ne seviyorsanız mümin kardeşlerinize da onu sevmedikçe.
Diğer bir hadisi şerifte Hageyde Müslüman, Müslümanın Hageyısı insanlar onun elinden, dilinden selim ve emin olan kimsedir. Ne dilinden zahmet görüyor ne elinden zahmet görüyor. Yani o Müslüman dilleri Müslüman denir buyuruyorlar. Burada şunu hiç çekinmeden kuvvetli olarak söyleyebiliriz ki bugünkü beşeriyet bugünkü şu beşeriyet sizinle bulmuş. Habibe beşer beyannamesi yerine bu iki hadisi bu hadisi Muhammediyeyi sallallahu aleyhi ve sellem düstur kabul etsin. Çünkü anayasanı aramasın. Bu iki hadisi düstur kabul etsin. Sevdiğini elin için sevmek elinden dilinden herkes selametle olmak. Bu iki hadisle amel etsinler. Tam tatlı gitsinler nizam-ı alem en kısa zamanda düzelecek. Anlıyor musunuz? Mahkemeler rahat edecek. Hakimler ilgilenecek. Hapishaneler boş kalacak.
Ben dışarılardan çık misal hatırıma gel onu bilmiyorum Yazın mahkemesine diyor vardım diyor Hadis-i Hüseyin Efendi hocamız Kayseri müftesi elli bir sene vaazı elli bir sene vaaz vermiş bir saat öyle hakim koy koy koy koy koy koy koy koy hakim Arapça konuştuk diyor biliyorsunuz veren taksi gelmedi şunun taksim Medine-i Münevvere'ye yetişemeyecek misiniz Peki ben yazabilirim. Bir buçuk saat sonra buraya koyalım. Dedi diyor Arapçada bir buçuk saat sonra bağlıyor adamın diyor el arkasına bağlanmış taksinin başını gözünden sim sim yaş geliyor bana Arapça dedi ki yolda makinemin tekerlerini hatırı hocam Affetmezsen ben çok büyük mesafe ederler. Peki çıldırmıyor. Bunlar diyor ki şöyle siz ne diyorsunuz Önemli öyle bir macera atarım şimdi affediyorum. Götürecek misin? Götüreceğim. Onu çağırdı diyor bir şey yazdı imza attı diyor.
Öyle bir şey vuku kurmasın bir daha niye buradan malumat vermediniz? Telefon edilmedi bana. İsviçre'ye dini ayrı olan bir adam duyuyorsunuz bunları diye. Hz. Hacı Avni diye kardeşimiz Adana'da vaaz verirken ve misal misal verdi. Bir misafir olduk diyor onlardan birisine diyor. Şöyle uzun dışında oturuyoruz diyor. Bir kuş geldi şöyle yakamıza kondurdu bir taş var attım diyor. Elimden tuttu buyurun diyor. Nereye? Buyur buraya gideceğiz. Mahkemeye diyor. O diyor kuşa taş attı. Cezasını beş lira attı diyor. Kuşuyu incitmek doğru değil. Oraya yazdı beş liraya aldı diyor. Genye geldik oturduk diyor. Yahu sen bana Kuşadası taş atılmaz atma deseydin atmazdım ben. Nereye sen beni götürdün de kendi paramı verdin de beni kurtardın. Buyur.
Yemesem olurdu, buyur, dedim diyor ki yine gittik ama hakimumuzun da var, efendim bana yalanı talim ediyor, yalan emrediyor cezasını kabul edin diyor ondan sonra bir de ki öyle bir şey dedi ki bir şey dedi ki arkadaşım yani bizim en büyük yapacağımız şeyleri onlar yapıyor. Cihan Bahan değil insan nedir matlu bir insi için? Ne senden kimse incinsin ne sen bir kimseden incin. Kimseyi incitmemek, kimseden incinmemek lazım. Bizzat örnek vereceğim. Adana'dan buraya hicret eden bir hoca efendi. Adana'da vaaz verirken müftü, müsebbid, bazıları onun başına biriken cemaate tahammül edemeyerek, hasetlikleri kabararak inmesi için valiye varmışlar. Neymiş? Vaaz derler de Şeyhün kuseyişine yani.
Adana'nın fabrikatör o Hasan deklerini Eyüp büyük teşkilat Tayyara tutmuşlar Tayyaraya yazılmışlar Ankara'ya gidiyorlar Möhti, müsevit vesaire atısının yerine onun başka tayin olsun Bir de mühendis damadı var o varmış demişler böyle böyle hapiste geçtiler müftiyi plana hep atıyorlar Çünkü size hakaret ediyorlar bunlar onun için dedi onlar atmayın yarın gidiyorlar, onlar bir grup oldular da. Bir buçuk duyurun mu dediler. Ben duyuruyorum. Hiç seslenmedir, gözlerinden yaş gelir. Bana filan içer tahsil tashisini getirsin Hasan Efendi ile Cemal ile çıkayım. Şöyle şöyle şöyle dedim. Tasfiye dedi diyor beni bugün Ankara'ya indir, yarın İstanbul'a. Keseceğim. Aman baba ne bileyim böyle? Deme sahafına yataydım ben. Yok hicret edeceğim çünkü ben yeni bir mesleke süluk gittiğim zaman Ali Dede namında yedilerde bizzat vardı. Oğlum dedi bana. Oğlum, buyurun.
Ülene kadar dervişliği terk etmezsen ölene kadar sana bir vasiyet ediyorum bunu devam ettir. Ne senden kimse incinsin ne sen bir kimseden incin. Ben bu dervişliği bunun muhafaza için müftü, müseviyet vesaire benden incindikten sonra ben bu memleketi terk ettiğimi daha hayret ettim. Ben seni çocuklarımızı getirdim diyor damadını ve bu yüzden hicret ediliyor. Yani öteki benden içmesin diye. Biz nasıl Bir gümr yapın ki o gümr yapmaklayınızın sevabı hacc-ı ekber sevabı olsun. Bir gümrüğü yıkmak bir gümrüğü yıkmak bin defa Beytullahı uçurmak gibi günah. Bundan haberiniz olsun yani. Neyin için hocam? Bu kadar böyle oluyor. Kabe'yi Günah Halini Azerest. Kabe'yi bina eden Azer'in oğlu İbrahim bir Efendim. Lakin Dil Nazar-ı Gayyi Celiliye Ekber. Kalbi yapan Halık-ı Zülcelal ve Nazar-ı Gayyi ilahidir.
El Kalbi Beytullah, El Kalbi Kenzupla, El Kalbi Arşullah Yani Konya'da büyük bir sohbetimiz vardı. O doktorlarla, mühendislerle neyle cemaatimiz çünkü ona göre geliyor söz. Gelen müşteriye göre geliyor. Bir sakatlık oluyorsa o cemaatten o diyor. Şu mağazamıza gelen efendim büyük kumaşlar istedim mi o verilir. Kimisi nasıl istiyor, nasıl istiyor. Öyle oluyor yoksa yani iş o seviyede gider. Süvey hidayet yer onun noktası çok büyüktür. Biz onu nasıl gördüğümüzü neyi, bize nasıl gösterdiklerini daha hayranım evde dinletirim. Kurt gibi alıyorum ama şimdi diyemiyorum yarabbim. İşte muhakkak bu kadar büyük. Gümül yapmaya çalışalım, gümbürtırmayalım hayatta hiçbir gümbürtırmayalım. Kimseyi incitmeyelim, kimseden de incinmeyelim. Burada bir incelik var. Kardeşlerim arzu ederler onu söylerim ve senden kimse incinsin. Babamın tasavvufuydu bu. Kimseyi incitmemek, incitmemek kolay.
Bu iradeyi cüssiyededir. Yani iradeni o muhafaza ile İncil isek bile şey yapma. Ve sen bir kimseden incin öteki sana hakaret, evinde sen de incin diyeceksin. Bu kalp işi. Elinde değil ki incin demek. İncilmen la faile illallah sırrına mazhar olunca incinilmez. Yoksa bizim gibi Allah'ım nasıl incinmek? Yani incinmem desen nasıl incinlayacaksın bu dereceye çıkan zatlardan. Allah onlardan bizi ayırma Rabbim. Ben şöyle göndereceğim size çok zahmet muhtelif şekillerde tarif etmiştir. Bir, Hasan'ın Basri'dan ahlak, güzel ahlak, güler yüz. Güzel ahlak Peygamberimiz tayinine tebessüm ve durumunda. Hak ederler bahsaha etmezlerdi. Peygamberimiz haklarını okuyun da bakın buradalar da var ya onlar yazdı ya hoş gelineceği yok. Etrafına bol ihsan. İller de seni sevmeye başlar. Bol bol verirsen tabi bol bol yedirirsen olay öyle, bol ezayı men gitmek, kimseye eziyet tutandı.
İmam-ı süyuti'den özel ahlak, güzel ahlak, Allah'tan gelen her şeye kıza göstermek. Niyametlere şükretmek, belalara sabretmek. Bunlar hep hadis karşılığı. Hani kendim bu zevk ile konuştuğum için vücutta bir parfümleşmiş oluyorsun, duymuyor. Ayrıldıktan sonra hasta oluyorum. Şimdi öyle olunca şöyle koyun. Hadisleri size haber vereyim. Doktor kaybolmaz çünkü gideceksin ben sana gece yarısı da gideceksin sohbet. Kağıt çok, konuşmayı canım istiyor. Ben vücudumu unutuyorum. Hücotun da bende bir hakkı var. Peygamberimiz öyle buyuruyor. Ailemin de bir hakkı var, anneyim, babanın da bir hakkı var, gelen misafirlerin de bir hakkı var diyor peygamberimiz hadisinde. Onu da uzatsak çoğuna, Selman-ı Fasisi ile Ebu'l-Derda'nın arasında geçen hadisi şerif. Malum malum fasiletme. Evet, evet. Bir de bu Korkma hadisin yanında, bir de lotus hadisi okuyayım, o da hadisi Muhsin.
Kullarımdan bir kuluma teveccüh ettiğim vakıflardan, o kulumdan razı olacaksam, razı olmak istersem musibeten bir bedeni bedenine bir hastalık isabet gerekir. Diyecek. O benim lütfumdur. Ya işte biz kendimizi şimdi Sırp beye yatırmış bulunuyoruz. Bilmiyorum sabredebiliyorum bunları. Yoldular tehlikeli şeyler duyuyorum, işlerim razı oluyorum. Elhamdülillah. Kurban olduğum Allah'a şükrederim. Şu dizimle ilgili bir senedir evlenir böyle. Yani efelerler dostlarımız. Baktınız Hacı Şaban Efendi gibi büyük bizzat da o da dizisini evlendirelendiriyor. Baktınız da Medine-i Tahir'de Hacı Ziyaüddin Pakistan mürşid-i kamili bir milyon müridi var. Ayakları adaya dönmüş böyle iki tane siyah sakallı dermiş böyle dizini evvela ayaklar dermiş. Coşıyor ya Rabbi dedim, gençlerin balımış iyisin dermiş, tahammül edeyim, balım mı çekiyoruz, biz tahmin ediyoruz. Allah'ımız sabrı hesap versin inşallah.
Kullarımdan bir kuluma teveccüh etmek istersem, yani razı olacaksam musibeten fi bedenihi, bedenine Evladım. Can bir yavrum getirdi dünyadan, Medine'ye müezzin istiyorlardı yani o Hafız Ahmet Efendi'nin. Sesi muhrip insanları yatırdı yere, Kuran okur kana, hasibe okur. Bağırmak gerekirdi içine. Allah rahmet etsin. Diğer oraya. Yirmi kişi, yirmi beş yaşında. Nasıl olduğumuz efendim sıhhatlar? Nasıl olduğumuz efendim? İçeriimize manevi buradan da mektup geldi. Bir sus geldi. Bir su serpildi. Ölü ilin zannettik, herkese teselli vermeye gelenlere. Üstadımız taziye yazmışlar diyor, Kendinizdeki olan hale iftihar etmeyin, meslekinizin semerisi olsa gelir. Yani yahut evladına bir musibet gelir insan. Yahut da malı telef olur Eyyub aleyhisselam gibi birden. Bunun üçüne de Sabrı Cemil ile karşılarsa bir kimse. Sabri cemil ne haber verir efendim? Tasavvusça Sabri cemil ne?
Tasavvusça Sabri cemil burada feci evladı Hülya'nın babası kim olduğu dışarıdan girince belli olmayacak şekilde onlar gibi neşatlı oturursa, yani sabrın dışı bu, abığı bile değil ama habeyden sabır, sabrı Cemil diyorum bak özel sabır. O dışarıdan gelen adam musibet sahibi kim olduğunu bilemiyor, gözüyle gözlüyor ama Mevlamız kalbine bir füyuzat-ı ilahiye dökmüş sanır suya, ölen aşağılık duruyor. Böyle karşılarsa benim verdiğim musibetleri Yivmi kıyamet de okulumdan haya muamelesi buyururum. Haya ederim dese sıfat olur haya. Yalnız Allah kullarımın haya yettiği muameleyi yaparım, onu azaba göndermenin için. Ondan da çünkü vücuduna hastalık veriyorum sabrediyor. Evlatına veriyorum yahut yahut da malına veriyorum hiçbir şeyle böyle bozulmuyor. Allah bir yerde Allah'ı kaldı diyor. Her şeyi Allah'tan bir tip. Böyle derken başka şey geliyor şeyime. Ben bunu bitireyim. Onu da diyeyim.
Evet, Musa Aleyhissalatu Vesselam ile unutursa Musa Aleyhisselam'ı hatırlatan diyor ki O grubu için lisan da kurmam karşıma dikerdim. Niye öyle ettin sen şu bu ne ya? İmem diyor. İmeye haya muamelesi buyururum çünkü kolum yediğimi darttı götürdü. Allah'ımızın verdiğini dartalım kardeşim. Allah tarttırsın. Hadi züht efendi hocamız baktın feriydi bir alimi de babama dedi ki bir dua daha ilave ettim duama dedi Şahap efendi dedi. Ne ilave ettim? Allah çekemeyeceğim derdi verip de kalbim sana şifa etmesin ya Rabbi, diyelim diyor. Üç gün bir hal oldu, kocaman hac ziftunun kalbi Allah itiraz niyazdı, diyor. Estağfurullah diyor. Ne istersin ya Rabbi benden bu kadar çekemeyeceğimiz derdi verme ya Rabbi diyelim diyor ondan sonra diyor. Ondan sonra arkadaşım Allah çekeceğimiz kadar versin, sabırlı versin hiç vermesin sakat afiyetle yaşayalım.
Ben Allah'tan bir şifa istiyorum yakında gelecek bu inşallah. Çünkü niyetim hayır. Kardeşlerime benim hizmetim çok oluyor. Senelerden beri Yine onlara hizmet edeyim diye Rabbımızdan sıhhat istiyorum ama yok onlara hizmet edemeyeceksem, hizmet edemeyeceksem Halıkun sülselal iman-ı kamil ile cümlemize ahirete, ihtihar eden zümraya, ilhaf buyursun inşallah. Hacı Hasan Efendi Kuddüses Sırruhu Hazretleri'nin kendi sesinden Kalemdardan sohbetler sona erdi.