Ahlaki Yolculuk ve Yavruların Terbiyesi | Mihmandar
Mihmandar ses arşivi
Ahlaki Yolculuk ve Yavruların Terbiyesi
Ahlaki Yolculuk ve Yavruların Terbiyesi kaydında Kurban Bayramı için hazırladığımız bir not daha ziyade ahlak üzerinde duruyordu. Ahlakın güzelliğinde çok önemli bir husus. Daha evlenmeden önce güzel ahlakın zuhuru için hür ama müşrike bir kadındansa bir Müslüman cariye ile evlenmek daha hayırlıdır buyuruyor Cenabı Hak Kuran Azimüşşan'da, Bakara Suresi'nde. Bir de anne ve babanın salih…
Kurban Bayramı için hazırladığımız bir not daha ziyade ahlak üzerinde duruyordu. Ahlakın güzelliğinde çok önemli bir husus. Daha evlenmeden önce güzel ahlakın zuhuru için hür ama müşrike bir kadındansa bir Müslüman cariye ile evlenmek daha hayırlıdır buyuruyor Cenabı Hak Kuran Azimüşşan'da, Bakara Suresi'nde. Bir de anne ve babanın salih olması gerekir buyruluyor. Bu evladın ahlakı üzerinde büyük tesirler bırakır. Hepimize malum olan bir hadise anlatılır Şeyh Vefa Hazretleri'nden. Evladının bir yanlışlığı müşahede edilir. Bir başkalarının tuluk yeri suyun taşındığı, onu deldiğini ifade ederler. Efendi Hazretleri annemize der ki ben kendimi bileli bir hata işlemedim ama sen böyle bir hata işledin mi? Bak yavrudan bu şikayet geliyor. Başkalarının mutluluklarını deldiği söyleniyor, doğrusun der. Ben bu kadına, bu çocuğa hamile idim.
O hamilelik sırasında ben bir başkasının penceresinin önünde bulunan portakala bir iğne batırdım ve onu sordum. Ben bu hatayı işledim ki o da yapıyor demiştir. Bu bir misal. Demek ki bizim ahlaki yapımız yavrularımız üzerinde büyük tesir bırakıyor. Bundan dolayı bu Ayet-i Celile'yi aldım biiznillahi Teala. Musa Aleyhisselam ile Hızır Aleyhisselam'ın yolculuğu bir duvarı düzeltme hadisesi var. Burada Musa Aleyhisselam diyor ki ücret alsa idin dediğinde işte bu yavruların babaları bunlar için bir değer bıraktı, bir kıymet bıraktı, bir altun bıraktı, bir define gibi. Onu bıraktı, ileride büyüdükleri zaman onu alırlar düşüncesiyle buraya gömdü. Onu bulabilmeleri için Hızır Aleyhisselam duvarı düzeltiyor. Burada bir hususa dikkat çekiyorlar, diyorlar ki o duvarı düzeltip hiçbir şey istememesi kanaate örnektir diye. Hadaikul Hakaid diye bir eser var. Burada geçtiğini gördüm Allahu alem.
Burada ise anne ve babanın salih olması evladın üzerinde ahlaki yapısında büyük giysiler bıraktı beyan duygu. Burada El kenz, levhan min dehhebin ve aleyhin sevate estori mekrubun fi ihteha. Oradaki bir küpün üzerinde bir tahta parçası olsa gerek. Onun üzerinde yedi satır yazılı idi. Onlardan bir tanesi Kişi biliyor ki ölüm haktır, mutlak başımıza gelecek ama biliyor. Yani aldırış etmiyor. Dünya sevinci ile seviniyor, nefsani arzuyla. Ve aciptü limen arafet dünya feniye, dünyanın da bir gün yok olup biteceğini bildiği halde, ve hu yaravu fihha, hala dünya arzusu içerisinde ona rağbet ediyor, dünyaya çok düşkün oluyor. Biliyor ki kişi her şeyi Cenabı Hak'kın takdiriyledir ama yine de kaybettiğine üzülüyor. Ve aciptu limen arafel hesab, hesabın da hak olduğunu biliyor, mutlak her şeyin bir hesabı olduğunu. Ve huve yecmeu maelen, helal haram demeden mal topluyor.
Ateşin de olduğunu biliyor ama yine de hata işliyor. Biz İstanbul'da ahi camiyi var. Oraya gittik, biliyorsunuz burada Aleyhisselatu Vesselam efendimizin teşrif buyruğu ve levada yazar ve Ashab-ı Güzin Efendilerimize namaz kılmışlar. Biz de bir sabah oraya gittik. Kart giderken gönlümüzde şöyle bir düşünce vardı. Ya Rabbi bizi irşad edecek, ıslah edecek bir kimse gönderdi. Islah olalım, biz de düzelelim diye. Beni namaza kıldık, bir tane genç. Dedi ki ben dedi akşam mangal yaktım, mangal yaktığımda elim ateşe nasıl olduysa isabet etti. Ben o ateşin şiddetine tahammül edemedim. Dedim ki bu dünyaya nimet olarak gönderilen ateş. Yarın azap için olan ateşe nasıl dayanırım? Bize bir öğüt verdi, nasihat vermiş oldu. Bundan çok memnun olduk. Ve aciptü limen arafellahe yakinen, biliyor ki mutlak Cenabı Hak bunu demekten bile biz Hicabi deriz. Allahü Teala'yı tanıyoruz.
Ahlaki Yolculuk ve Yavruların Terbiyesi ne anlatıyor?
Ahlaki Yolculuk ve Yavruların Terbiyesi kaydında Kurban Bayramı için hazırladığımız bir not daha ziyade ahlak üzerinde duruyordu. Ahlakın güzelliğinde çok önemli bir husus. Daha evlenmeden önce güzel ahlakın zuhuru için hür ama müşrike bir kadındansa bir Müslüman cariye ile evlenmek daha hayırlıdır buyuruyor Cenabı Hak Kuran Azimüşşan'da, Bakara Suresi'nde. Bir de anne ve babanın salih…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 12 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Çünkü Allah'ımızı tanıtmayan hiçbir şey yok. Her eşya onu tanıtıyor zaten. Ali Efendimize deniyor ya Radiyallahu Anh Cenabı hakk'ın varlığı hususunda olmadığı yeri gösterin diyor. Ve ahidbu liman arafallahu yakinen. Biliyor ki Cenabı Hak vardır, birdir. Bütün sıfatlarıyla, kemal sıfatlarıyla muttasıftır, noksan sıfatlardan münezzehtir. Ve huve yelkuru hayrahu Allah'ımızın varlığını bildiği halde bir başkasını düşünüyor, bir başkasını anıyor. Anmaz mı insan anar ama burada bizim İslam menüsünde okurken sonra ilahiyat ismi verirdi. Bir arkadaşımız vardı. Bu Orta Doğu'da tahsil görmüş. İslam menüsünde, Kayseri'de tekrar öğrenci olarak buraya da kaydını yaptırdı. Bizimle çok münasebet kurdu. Üstadımıza onu getirdim. Onun sohbetine oturdu ve çok da istifade ettiğini Rabbamızın gizliğiyle biliyorum. Sonra vefat etti. Bu uşat olsun. Bu bir şey derdi.
Derdi ki her ne iş yaparsak Allahu Alem hata olmasın, ipin ucunu Rabbamıza verelim dedi. Hani yürürken de işte bizi tartan üzerine basmış olduğumuz toprak bir gün bizi bağrına alacak diye düşünelim. Semaya baktığımız zaman Allah'ımızın kudretini görelim. Birbirimize olan sevgimizde bu sevgi eğer Allah için olursa arşı azamın gölgesi bahşolunur. Hep böyle her şeyde. Mesela bir taam ondan tattığımızda da o nimet Rabbamızdandır gibi düşünceler. Böyle olunduğu zaman hayatımız israf olunmamış olur. Mesela iki kişi buraya bir faiz geldi. Zannederim Aydın'da. Üstadımız çok itekliydi. Onun vaazına iştirak kurdular. O konuşmasından hatırlıyorum, çok oldu yıllar oldu. Diyor ki iki kişi evinden çıkar, iş yerine gider. Birisi attığı her adım boşa çıkar.
Bir diğeri ise Ya Rabbi ben gittiğimde dükkanımı açtığımda, çalıştığımda rızkımı helalinden nut et, yavrularım helal lokma yesin ve yolunda sarf ederim. Bak ikisi de gidiyor diyor. Ama bir diğeri ecir ve mükafat alıyor. Ama bir başkası bu düşüncelerde olmadığı için tabii bu ecre nail olmuyor. Velhasıl tasavvufun bir tarifi var. Yalnız bizi Allah'ımız cümlemizi affeylesin, layık olmadığım halde tasavvuf hocalarıyla görüşüyorum. Böyle konuştuk. Dilim bir tasavvufu tarif edin. Onlar da sözü bize havale ettiler. Derler ki siz buyurun. Tasavvuf her yaptığımızı aklımız başımızda olarak yapmaktır. Çok önemli, öyle gelişigüzel değil, aklımız başımızda olarak yapabilmek. Mesela biz şurada konuşuyoruz. Kardeşimiz dedi ki bizim konuşma durumumuz yoktu ama dedim kardeşlerimizin ricasını kabul etmezsek, Allah'ımız da bizim ricamızı kabul etmez, bu Hadis-i Şerif'tir.
Onun için riayet edelim, dikkat edelim. Belki bir kelimeden olsun, memnun olan, memnun olan olur da affımıza vesile olur mu diye. Hani biz hep bunu düşünüyoruz. Aklımız başımızda olarak yapabilmek. Bir yatağa girdiğimizde de öyle. Ben bu sıcak, sıcak yatağa giriyorum ama bir günde kabre gireceksin. Acaba orada yerim sıcak olacak mı? Cennet bahçesi olacak mı? Allah korusun cehennem çukuru mu olacak? Böyle bir tefekkürle hareket etmek. Yani aklı başında bir adam olmamız gerekir. Buraya Doğu'dan misafirler geldi. Onlardan bir tanesi şunu anlattı, belki o hatırlamıyor da bunu bilmiyorum. Üstadımız buyurmuş ki akıllı olalım, çok mühim, akıllı olmak çok mühim. Hele ölü elbap olacak olursak o marifetullah'a doğru gider. Akıl delillerde hareket etmektir. Mesela akıl hususunda bizim Selçuk Eraydın tasavvuf üzerinde güzel çalışmaları vardır. Ruhu şad olsun.
Biz bir araya gezdik, çok da memnun oldum. Bir ders yaptı Esselamü ve le Sonra bu Ayet Cellenin, onun verdiği manayı Elmalılı Hamdi Yazır Hocamızın tefsirinde Allahu alem güldü. Buradaki korku Allah korkusu olarak aldı. Ürünlerden eksilmeyi zekat olarak aldı. Çok güzel bir ders yaptı. Bandırma Ali Efendi de vardı, çok kıymetli bir insan. Ala Haydar Efendi'nin vazifelerinden bir kimseydi. Sonra buyurmuş ki benden sonra Sami Efendi hazretlerine intisap edin. Sami Efendi hazretlerine intisap etmiş, o da büyük bir saygı, sevgiyle dinliyordu. Bize bir şey söyledi orada, dedi ki insan dostuna muhabbetle gider, akilla gitmez. Akıl tedbir için. Yani dostundur senin. Hani hakiki dost olanlar böyle işte dostumdan bana bir şey gelir mi ne diyerek değil dedi. Muhabbetle ilgili çok güzel bir söz söylemiş oldu. Biliyor ki herhalde biz bunutun bir kısmını almamışız. Daha yeni almıştım bunu.
Onu hatırladım elhamdülillah. Cennetin olduğunu biliyor ama yine de istirahat ediyor. O da şu, şeytanın kendisine düşman olduğunu bildiği halde ona itaat ediyor. Burada düşünüyoruz Orada Hızır Aleyhisselam'la Musa Aleyhisselam'ın yapmış olduğu bir yolculuk, yolculuk yapıyor. Orada bir küp altın artık neyse bir definedir, bir kıymettir. Onu buluyor. Onun üzerindeki tahta parçasına ne manalar vermişler? Demek ki işin zahirinde değil, batınında olmamız gerekiyor. Sevgili kardeşimiz memnun oldum, çok güzel ifade buyurdular, çok güzel konuştular. Bilecektir, bir fıkhı zahir, bir de fıkhı batıl. Fıkhı batının olmaz, olmaması mümkün değil. Mesela bir niyet, niyet kalben dolu, sonra namaz, ibadet ve taat bunu haşyet yönünü biz nasıl anlatacağız? Hani Efendimiz buyuruyor, et takva ha huna diye mübarek kalplerini işaret buyuruyor. Hani bu gönülle alakalı.
Bu fıkıh batın uzun bir konudur, uzun bir konudur elbette mevcut. Eğer bu şekilde yürüyecek olursak, işçi kamilen yürütmeye gayret etmiş oluruz. Cenabı Hak cümlemizi yolunda muvaffak kılsın. Elhamdülillahi rabbil alemin. Yalnız bu Ömer Efendi, bu fıkıhbatın üzerinde bir diyeceğini söz verdim. Estağfurullah üstadım, siz Yani bir şey yapalım, müşaver etmiş oluruz. Estağfurullah üstadım, o bizim alanımız değil. Biz kitaplarda yazanı aktarmaya çalışıyoruz. Kalplerin fıkhını da siz bizden çok çok daha iyi bilirsiniz inşallah. Ama bu kitaplarda da geçer fıkıhbatın. Siz, siz daha iyi anlarsınız efendim. Biz Mesela İmam-ı Azam efendimiz rahmetullahi abdest alırken böyle bir çamur gibi uygunsuz maddelerin düştüğünü müşahede ediyor. Bundan dolayı main müstağmer, yani kullanılan suyun üzerimize sıçramaması gerektiğini beyan buyuruyorlar, bunun gibi. Bu İmam Şarani mi olacak?
El Mizan İmam Şarani Hazretleri'nin mi hatırladınız mı fıkka dair? Olabilir Üstadım, hakikaten. El mizan diye. Mesela bu daha ziyade fıkhı Batın bunun üzerinde durduğunu zannediyorum. Evet evet üstadım, öyleymiş. Şimdi mesela abdestte biz azalarımızı yıkıyoruz ya, mesela bunda bir tövbe de yıkıyoruz. Mesela biz dualarını okuyoruz, abdest azalarını yıkarken ona mahsus. Bir de yaptığımız azalarımızla, hatalarımıza tövbe edecek olursak, suyun son damlasına kadar Allah'ımızın izniyle dilerse Cenabı Hak, günahların döküleceği. Mesela başımızı mesh ederken Ya Rab düşünce ve fikirlerimi Salim eyle. O beynimle, düşüncemle, yapmış olduğum hatalarımla bağışla düşüncesi içerisinde olmak. Ben biz bunu üstadımızda gördüm. Ben ancak dışımı yıkamaya gücüm yetiyor. Ya Rab sen de içimi yıka diye dua ettiklerini. Mesela temizlik hususunda daha yeni gördüm.
Hem Bakara Suresi'nde hem de Tevbe Suresi'nde Cenabı Hak temizlikte aşırı olanları sever diye. Elbiseni temizle diye buyuruyor. Bunun izahında da mutlak siz onu görmüşsünüz, mutlak. İnanıyorum burada elbiseni yıka derken gaye ve maksadın ahlakın güzelliği hususunda, ahlakın da temizliği noktasında beyan buyururmuş esranü ve siya beke fetahyir diye. Şimdi bu fıkıhbatın hususunda, şu iman konusunda El iman ikrarun bir lisen ve takrirun bir kalp yok ve olmadı. Dil ile ikrar, beden ile erkan ile tatbik etmek ve amelim bil erkan ve kalbin ve tasdikun bil kalp, kalp ile tasdik etmek. Şimdi burada biz dilimizle ikrar ediyoruz, söylüyoruz. Bunu ne için? İşte Müslüman kimse olduğumuz belli olsun diye bir Müslüman kabristanlığına konulması için, mesela miras hususunda mirasın bölünmesinde Müslüman olduğunu bildirmek için. Mesela nikah aktığında, bunun gibi.
Buradan bir de kalbin tasdiki dendiği zaman bu kalbin tasdiki bedenle alakalı değil. Mesela Hac hususunda, Hac hususunda Beytullah'ın tavaf edilmesinde buyuruyorlar ki şavktır, her bir dönüşe bir şavk deniyor. Mesela yedi tavaf yaptım deniyor ya, değil. Tavaf yedi şavk. Şimdi bu dönüşleri ifade buyururken Ehlullah, her bir dönüşte nefsin mertebesini ifade eder diyorlar mesela. Cüneydi Bağdadi Hazretlerinin müridinden birisine hac yaptın mı diyor. Mesela diyor ki, ben işte ihrama büründüm. O zaman diyor elbiseni çıkardığında kötü ahlakı çıkarıp güzel ahlak ile mütehallil oldun mu diyor. Bunun gibi. Bir de şey hatırıma geliyor, Fahreddin Razi Hazretlerinin Rahmetullah Ali namaza şurui derken başlarken, ibniyyet alışı var onun. Allah'ımıza yakınlığı kastediyor. Bu yakınlık bedenen olmaz. Mesela diyelim ki sizin kesmiş olduğunuz kurbanlarda ne kanlar ne etler Allah'a ulaşmaz.
Velakin genelhu takva, ancak sizden takva ulaşın. Takva da Efendimizin Sallallahu Aleyhi ve Sellem mübarek kalbine, parmaklarıyla, o mübarek parmakları işaret ederek atta etakvaha huna, etakvaha huna buyurması. Yani bu fıkıhbatın değil de nedir? Mesela mescide giriyor. Siz şimdi çok şeyler söyleyeceksiniz, ona inanıyorum mabaris. Meshibe giriyor, Aleyhissalatu Vesselam giriyor. Bir tanesi saçı ve sakalıyla meşgul oluyor. Ölüyor ki bunun gönlünde haşyet olsaydı, azasındadı. Da. O haşyet fıkhı batıl. Misaller çokça verilebilir. Buyur. Müsellim, bu mübarek gecede buradaki katılımcılar adına da biraz haya ederek sizden dua talep ediyoruz inşallah. Nefislerimizin tezkiyesi, ruhlarımızın ıslahı için inşallah dua buyurun. Zaten iki bayram gecesi, onu hikayenin, kalpleri ölmez diye buyruluyor. İnşallah huzurla geçirmeye gayret ederiz. İnşallah.
Asıl bayram görüyor ya fıkıhbatından konuşulunca Hacı Bayram Veli'min, Bayramımimdi bayramimdi. Yar ile bayram gidelim şimdi. Yani bir yemek yemenin de fıkıh var. Yani Mün'am-ı ilahiye'yi tanıyarak yemek. Yok siz bunu çok genişletirsiniz Allah'ın izniyle. Sizin malumunuz olan bu konu. Estağfurullah, Zaplum. Kitaplarda durur bunun üzerinde. İnşallah Üstadım. Bu konuyla da ilgili bir istişare edelim. Meselelerin batini yönelik acaba neler söylenebilir? Araştıralım derslerde de bunları aktarmaya gayret edelim inşallah. Bakıyoruz kitaplarda ne deniyor mesela? Mali bedeni, hem mali hem bedeni saatler. Neden kalbi saatler deniyor? Yani bunun verilmesi lazım. Sevgili hocamız icap etmez mi? Kalbi ününü verilmek gerekmez mi? Evet. Mesela İmam-ı Ali Radıyallahu Anh'ın bir tanesi, Estağfurullah diyor. Yalan söyleme Ne yalanı ya hani, istiğfar okuyorum, dilin okuyor da kalbin okumuyor.
Kalbin de nedamet diyor. Mesela bu Tevhid var ya La ilahe illallah Muhammedün Resulullah. Çok mu zaman alıyoruz cihad kardeşimiz? Çok zaman almıyoruz değil mi? Yani Tevhid de dört esası ifade ederken iyaka naabbudu, ikincisi ve iyaka nestai, üçüncüsü inil hukmu illa lillah, bir dördüncüsü Abdülhalık-ı Güvdevani Hazretleri'ne Hızır Aleyhisselam'ın öğretmiş olduğu kelime-i tevhid, bu bedenle yapılmıyor. Bu nefes göbeğin altına alınıyor. Nefessiz olarak La ilahe illallah diyor, iman durur diyor bu noktada. Hakikat-i imana bu noktada kavuştur diyor. Bu tarikat-ı Aliye de mevcut. Üstadımız bunu tarif edince bazıları dermiş, efendim daha evvel niye demediniz? Bu nimete kavuşsaydık. Mesela İmam-ı Azam'ın Rahmetullah Ali o dördüncü maddeyi unutturmamalıdır. İmam-ı Azam'ın iki sene olmasaydı imam helakteydi. Bu yanlış değerlendirilmesin.
Ben diyor ilmel yakin biliyordum ama aynel yakin hakkal yakini sufilerle kurmuş olduğum alakalarla zaten Caferi Sadık, Rahmetullah Ali onun babalığıdır ve diğer meşayihle de alakalar kurmuşlardır. Yani imam helakte idi demek aynel yakin ve hakkal yakin diyor, bilemeyecektim. Mesela ilim noktasında esamü'l innema yahşAllahe min ay badihil ulema Şimdi biz konuşuyoruz diyor, kardeşlerim diyoruz. Alim deseniz var elhamdülillah pek çok. Ama biz böyle, bunu da o kalbi yönünü de, ruhi yönünü de görerek devam eden, mesela Kuran-ı Azimüşşan okuyoruz. Onun yanında ne olacağız, amil olacağız. Amil olmak yetmez, hikmetiyle de kamil olmamız gerekir. Bu hikmetiyle kamil olmak, bedenin işi değil.
Dördüncü olarak o Hızır Aleyhisselam'ın Abdülhalık ve Hojdevani Hazretleri'ne öğretmiş olduğunu öğretmiş olduğunu Öğretmiş olduğu on bir esasta ilahi ente maksudi Allah'ım ben senden benim maksadım ve gayem Allah'tır. Bu gaye ve maksat niyet gönüllü olan bir haldir. Ben senin rızanı istiyorum diyor. Hani bu cihetiyle vazifelerimizi götürebilmek. Mesela murakabe, kalbi olan bir vazife değil de nedir murakabe? Ve galen Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, avvidu kulubekumut terakkube. Buyuruyor ki kalbinizi murakebeye alıştırın. Murakabe nedir? Murakabe esamlet. Mirsa. Rabbimiz bizi her zaman gözetlemekte. Mesela İsamnet. İnnallahe kena lekum rakiba. Biraz destek olmanızı istiyorum ama durduğumu o. Ayet cellelerde mesela Bu aynı zamanda murakabeye de işaret eder. Bir de felem bil. Bunun izahında sadece ilmel yakin olarak değil, aynel yakin olarak da, hakkal yakin olarak da bunu bil.
Mesela büyük şairlerden bir kimse olacak. Allah'ım Yarabbim, ismi hatırıma gelince deyin, ismi hatırmayınca deyin, böyle Kuran-ı Kerim okuyor, okurken diyor ki, oğlum Kuran oku. Baba diyor, işte okuyorum. Kuran oku. İşte okuyorum diyor. Oğlum sana nazil oluyorcasına oku. Yani bu nazil oluyorcasına sana oku demek, demek ki bunun deruni şekliyle okunmasını istiyorlar. Mesela Tevhidin bir nazari yönü var. Mesela önümüzde bir su var veya süt var. Biz bunu görüyoruz nazari ama şuhudi olması kalp ile alakalıdır. Onu içebilmek, mesela imanın, imanın tasdik olması, taklidi imandan tahkike geçmek kalbin işlerindendir. Mevzu çok uzadı ve uzardı. Cenab-ı Hak cümlemizi yolunda muvaffak kılsın. Bir şeyler demenizi istiyorum ama neyse siz bilirsiniz. Memnun oldum, mesul oldum. Hak razı olsun. Eğer böyle cihad kardeşimiz şunu düşündük. Tabi kardeşlerimiz karar verecek olan onlar.
Öyle faki meseleler işlenirken diyelim yarım saatte bitiyor. Bir kitap bitti zaten. Çünkü öyle oldu herhalde. Bitti mi? El-Ftiyar Duyuyor bitti Mustafa. Bitti için. Şimdi arkadaşlarımızın da arzuları bizde, isteğimiz. Tabii onların kararıyla diyoruz ki o fıkhi konular yine aynı, kardeşlerimiz işlesinler. Ondan sonra, ondan sonra böyle günün önemli meseleler. Onlar da gündeme gezsin. Yani o hususta şeyde kalmasınlar. Yani böyle bir şüphenin içerisinde acaba bu konu nedir, ne diye. Bunlar da işlensin istiyorum. Mesela daha çok istediğimiz kurbanda bir horoz dahi kessen olur diyor. Geçen bir kardeşimiz işledi kurban konusunu. Kurban niye kesiliyor o hayvanlar dağa? Gönderirsin gitsin gibi düşünceler, neler kan akıtılacağına, bu ne demek diye. Bunlara da bir cevap olmuş olur. Çünkü İmam-ı Azam Rahmetullah Ali Hazretlerinin vacip olduğunu ifade ettiği malumunuz biliyorsunuz.
Böyle olursa diyoruz, hem aynen kitaplar işlensin, ondan sonra da böyle günlük konulara temas edilirse, insanlarımızın beyinleri ıslah olmuş olur. Biz burada yavrularımızdan da çok endişeliyiz. Yani sessiz bir inkar var, onu demiyorum, onu söylemiyorum. Niye İbrahim Aleyhisselam yine kalbi fıkha gidecek sevgili hocamız da? Diyor ki İbrahim Aleyhisselam ölüleri nasıl diriltirsin? İnanmıyor musun yoksa? Biz bu konuyu çok oldu. Cihan kardeşimiz verelim. Bak ibadetlerin kalbi yönünü işleyin diye, bunu Ömer Efendi bir mütalaa edin aranızda da, bu ibadetlerin kalbi yönü. Çünkü bu ele alınmıyor. Diyorum ya, bedeni, mali, hem mali, hem bedeni ama kalbi yönü var ibadet ve taatleri. Asıl makbuliyeti bununla alakalı. Var mı bir görüşünüz diyeceğiniz? Efendim. Çalışalım inşallah, dua bir durum. Yok, siz biliyorsunuz, bunun üzerinde durursunuz, çok güzel çıkar.
Elhamdülillahi rabbil alemin aleyhissalatü vesselam ve Efendimizin bu taifelerine, nasabına, peygamber-i rızan ve pir-i rızan bütün geçmişlerimizin, mürülatun ervahına, El-Fatiha.