Adalet Ve Denge Kavramı ve Yaratılışın Sırları | Mihmandar
Mihmandar ses arşivi
Adalet Ve Denge Kavramı ve Yaratılışın Sırları
Adalet Ve Denge Kavramı ve Yaratılışın Sırları kaydında Kalbi Selim. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin dilinden gönül sohbetleri. Cenabı Hak, Halıkı Lemyezen, İsrail oğullarını, Yakup Aleyhisselam'ın on iki evladını, on iki kabileye ayırdı. Demek ki bu kabileler Yakub Aleyhisselam'ın on oğlundan geliyor. Yakub Peygamberimizin on iki oğlundan geliyor. Ve Musa, İdris tez kavu kavmihu, kavmi Musa…
Kalbi Selim. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin dilinden gönül sohbetleri. Cenabı Hak, Halıkı Lemyezen, İsrail oğullarını, Yakup Aleyhisselam'ın on iki evladını, on iki kabileye ayırdı. Demek ki bu kabileler Yakub Aleyhisselam'ın on oğlundan geliyor. Yakub Peygamberimizin on iki oğlundan geliyor. Ve Musa, İdris tez kavu kavmihu, kavmi Musa peygamberimizden su istiyorlar. Biz de ona vahyettik. Su istemeleri tih çölü. Çölde suyun bulunmasına tabii ki güçtür, zor. Ona göre de Mevlamız hayvanını hazırlıyor, binitini. Ona göre tahsis buyuruyor. Devenin malum, ülkücünde on günlük su depo edecek şekilde Cenabı Hak yüce kudretimi izhar buyuruyor. On iki gün su depoluyor. Nasıl ayar varmış? Mümlai Zülcelal'in ayarı kadar güzel bir ayar olur mu? Her şeyi buyuruyor Cenabı hak. Biz bir ölçü daha üstünde halk ettik. Her şeyi. Ölçü.
Mesela siz dersiniz ki, ah, şu bir mevsim dolaylarında olsak ne kadar güzel, en şık üç günde. Yazın da onlar yanıyor. Onlar da bu tarafları arz ediyor. Ah diyor, diyor, şu tekerin arkaları, bilmem planlar, yaylalar, gülücük yaylaları, namlunun yaylaları, tekirler, oralara arz ediyor. Her şeyi dengeyle halk etmiş bir Mevla. Yani ben şurada değil de burada bulunsaydım hiç yok, gerek yok. Oranın şartlarına göre o insanı da ayarlamış Mevla. İşte bunu anlayabilirsek bu adalet sırrının tecellisidir. Çok manalar çıkar. Hiç insan daralmaz o zaman. Bak bir yere lütfettiği nimet diğer bir yer ile aynı değil. Karadeniz'de lütfettiği nimet bir İç Anadolu gibi değil. İç Anadolu'ya verdiği de ora gibi değil. Belki onlar da ceviz bulamıyor. Biz burada fındık nimetini bulamıyorsak onlar da belki elmayı bulamıyor. Paraca böyle kabul edin. Ondan dolayı Halık'ül Emyezen ayarını çok güzel yapmıştır.
İnsanın tabiatını da yapmıştır, yaratılışını da ona muvafık, halk buyurmuştur. Mesela kutup ayıları burada olsa yaşayamaz o. Senin hayvanın da orada olsa yaşayamaz. Onu dengelemiş bir kutuplardaki hayat buraya benzemez. Çok soğuk. Tamamen buzullarla dolu. Rabbimiz oranın mani okulunda bir deve gibi halk etmemiş ki. Yağ tabakasını on santim kadar kalın halk etmiş. Yağ tabakası on on santim kadar kalın. Beş santime yakın da derisini halk ayırmış. Şümüyor işte. Hatta buzullara kafasını sokuyor, öyle ayarlamış Mevda'yı Türkçe'ye. Bir Suudi Arabistan'daki hayatla bura bir değil, orayı oraya göre düşünmemiş. Orada üşüdük dediğiniz hava olmadı ya, o yirmi derecedir o. Siz Medine pek soğuktu, dayanamadı. Yahu ne kadar bir hava şef geçti, kemiklerimize sirayet etti dediğiniz o hava yirmi derecedir. Burada yirmi derece tevretmeye başlar. Yengesi Cenabı Hak'la anlatılmakta bitmez ki.
Mesela Afrika dediğiniz zaman oradaki adamlar diyorsunuz, açtır, aç. Görüyorsunuz çocukların taşı yaladığını görürsünüz, taşı yalıyor çocuk. Lütfetmiştir ki uranyum madenleri kıymetini, değerini ölçmekle bitiremezsiniz. Şu bor madenleri bile öyle. Bu demir, öyle yelekler yapıyorlar, demir olmaz da. Böyle akıllı yelekler yapıyorlar, çelik yelekler yapıyorlar. Bunlar hemen hemen beş on kilo ağırlığında oluyor çelik yelekler var. O madenleri de Cenabı Hak Mevla'yı Züleyha buraya lütfetmiş, ihsan etmiş. Ondan kattıkları zaman iki üç kiloya geliyor. O on kilo. Onun faydalarını faydalarını anlatmakla bitiremezsiniz. Ben burada anlatırım da şimdi uymaz, kafalara muvaffak düşmez. Ters ya, buradayım size. Ters gelir, anlatırım yeni gelişmelerden. Söylediğiniz. Bak dünya nereye gidiyor gittikçe? Değişiyor, her şey değişiyor. On sene önceki teknikle şimdinin arasında çok büyük fark var.
Adalet Ve Denge Kavramı ve Yaratılışın Sırları ne anlatıyor?
Adalet Ve Denge Kavramı ve Yaratılışın Sırları kaydında Kalbi Selim. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin dilinden gönül sohbetleri. Cenabı Hak, Halıkı Lemyezen, İsrail oğullarını, Yakup Aleyhisselam'ın on iki evladını, on iki kabileye ayırdı. Demek ki bu kabileler Yakub Aleyhisselam'ın on oğlundan geliyor. Yakub Peygamberimizin on iki oğlundan geliyor. Ve Musa, İdris tez kavu kavmihu, kavmi Musa…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 13 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Eve bir telefon alınacağı zaman bambaşka yine bir telefon alınacak. Evet. Telefon alınacak. Şimdi o telefonları geç, çoğunun çiftlerinde telefonla ulaşıyor zaten çiftlerinde telefon. Şimdiki gelişmeler nano teknoloji diye çok müstesna bir gelişme var. Bir, bazı sözler söylüyordum, onun üzerinde duracağım, burayı size anlatırım. Gördüm ki bu kaşif deniyor, kaşif. Ne demek? Keşfeden. Tasavvufi bir terimdir bu keşif. Keşif ve keramet tasavvufi bir terimdir. Kaşif, tasavvufta iç gözlere açılmış gibi. İç gözlere açılmış, alemde her şeyi görüyor. Allah'ımız gösteriyorum ben. İç gözlere açılmışım. Hemen başka yere dönerim de gel dönmeyeyim. Başka, başka gözlerden anlatırım da, hassüt gözlerden anlatırım da geçiyorum. Hiç sözüm yok, nurlu bir cemaatinlik. Şimdi kaşif keşfediyor mesela şimdi. Çok büyük keşifler yapıyorlar. Onların keşifleri hiçbir mana ifade etmez.
O keşiflerin keşiflerin temelinde yatan nedir? İslam alimleridir. Evet. İç gözleri açılmış Allah onlara. Akıl lütfetmiş. O zekanın dışında akıl lütfetmiş Mevla'yı Zülcelal. Şimdi fizik ve matematik konularında biraz da değişsin mevzu. Fizik ve matematik konularında Avrupa'nın temel taşları sayılan eserlerin diyor, bunlar yabancı isimler, Hiç değişmeksizin kendi çalışmalarında İbn-i Haysem, bu bir İslam alimidir, İbn-i İhsan, bunun, bunun eserlerinden, fikirlerinden, buluşlarından istifade etmişlerdir. Yani yaptıkları bir şey yok. Hep böyle kendimizi geri göremeyeceğiz. Biz de onu yakalayacağız. Bunları okudum bir yerde anlattım da. Efendim, dedi birisi, şimdi neden, dedi, bak hep onlar söyleniyor da, yine kaşifler keşfedenler bulunmuyor. Sen söyle. Söylerim dedim Allah'ın izni, sensin. Dedi ki, dünya mailler çuvatı, tamam.
Mesela onların öğüt kaynağı olarak sahiplendiği bilimsel ilerleyişlerine temel gerekçe olarak gösterdikleri deneysel çalışma metodının bacon diye birisi var. Ona ait olduğunu söylenenler. Halbuki diyor, İbni Heysem'in çalışmalarından öğrenmişlerdir. İbni Hiksem'in Kitabü'l Menazip adlı eserini bunlar bunlar ısrarla okutmuşlar, İngiliz filozofun Müslüman suçlanmasına ve senelerce zindanlarda tutulmasına sebep olmuştur. Neden sen bu İslam alimlerinin eserini okudun diye. Hep Müslümanlarda ne varsa? Şimdi bu kediler bir ara açırsa, bir işi anlasak, çok güzel olacak. Bu maddi buluşlardır. Bir yaş geçti. Çok anlatım bir yaş geçti. O yaşını geçirmeyen dikkat edenlerimizde çok büyük gelişmeler var. Evet, buraya gelmeden önceydi. Yolda arabaya aldım onu. Efendim dedi, derslerimi görüşeceğim. Tarif ettim, içime sinmedi, şöyle bir oturayım. Ben de büyüklerimize müracaat edeyim.
Şöyle gazmen, öyle görüşeyim, arzu ettim. Görüştüğümde baktım, iyi bir ilerle olmuş. Çok uzun bir ilerle olmuş. Var. Bu buraya mahsustur herhalde. Utanmalar ne der? Öyle bir seçim zamanları ne gelsin de var, hiç utanma kalmıyor. Üç. Bunda diyeceğim, bir yere gittim mi dedi, seçimden bir gün önceydim. Bütün seçimin, işte diğer kuruluşların seçilecek adaylara gelmiş. İçeri girin, ne diyeyim Allah'ım dedim. Şunlara biri bir yerden, biri bir diğer izle. Hepiniz kazanın dedim. Başka yorgun olanlar. Hepiniz kazanın. Bunu bizim Mehmet Emin Hocamızla beraberdim de. Efendimiz ne güzel bir buluş, ne güzel, gayrı öyle değil mi? Hepiniz kazanın Allah'ın yolunu diyeceğim başka bir ayette ifade eder. Yeter, cennet edilmez buraya. Çok üzülüyorum. Alsınlar bir o kardeşe yaptığımız vazife bir buldoz. Az çok az çok az. Geçtiydi öbür, geçiyor. Şimdi bunlar maddi buluşlar. Onlar manevi buluşlardır.
Bunları sağlayacağız ya. Hoş ömür geçmeyecek. Elektronik ve otomasyon alanlarının temeli İngiliz bilim adamlarına dayandırılıyor. Halbuki asıl istifade ettikleri El Cezeri diye adlandıran, bilim dünyasında mühendisliğin babası olduğu ispatlanmıştır. İslam alimi bunlar. Bunların yaptığı ettiği şeyi, tabii okuyanlar bilecektir daha güzel. Trikgonometrinin astronomiye uygulanışı ve bugün uzaya yapılacak yolculukların ileri seviye gelmesinin temelleri İslam dünyasında kurulan rasathanelerin ortaya koyduğu verilerle atılmıştır. Şimdi onlar gök cisimlerini araştırmak için giriyorlar. O gittikleri o çalışmalar neler? O sinüsler, kosinüsler, tanjant gibi tabirleri ortaya koyan, güneş saati hesaplamalarıyla günümüzde geçerliliği kabul edilen sonuçlara bulaşan, İslam alimlerinden battaniye'dir. Bunlar değil mi yani? O kimseler değil.
Nasıl bir fikir yerleşmişse, bunu çokça görüyoruz, bize de tesir etmiş. Böyle anlatır mesela İslami bilimlerden, onun bir yabancıdan girdin mi ulağa böyle dikerim. O yabancı ne? Onlar, Allah'ımız onları gübre olarak haber veriyor. Nices buyuruyor. Kula'an-ı Kerim'e nices o. Nices, bunun hayatı nices o temizlik bilmez. Gidip haya kural yok onlar da öyle. Böyle yerleşmiş. Astronomi, bu gök bilimi demek, yıldızlarını araştırıyorlar ya, büyük katkı sağlayan bilginlerden. Sabit bir kura diye bir İslam alimi. Dünyanın çapının küre biçiminde olduğunu, astronomi hesaplamalarının temel kurallarını bilimsel bir dille ortaya uyan bu İslam bilgindir. Neredeydin? Neredeydin dedim ki? Şu dedim, bizim dağın çobanları çok üstün, dedim. Çok üstün. O dağda dedim, bir abdest alıp iki rekat namaz kılan, zeki demler var ya, çoban. Niye bunları, ne bunları, ne caz bunları?
Ebul Vefa Hazretleri astronomide ayın üçüncü inhiraf kaidesi diyorlar. Yedi asır önce bunu bulan Ebul Vefa Hazretleri olmuştur. Dürbünsüz, Beyruni, Galilei, bunlar batılı insanlar, beş altı asır önce bu İslam alimi dürbünsüz gerçekleştirmiş bu gelişimi. Semavattaki ilim hususunda bu ayın yıldızı, güneş sistemlerinin, gezeğinin neyse artık, bu bunları beş altı sene asır önce bu Müslümanlar bulmuş. Bunlar da bir şey yok, ne bir şey. Biçim? Çiçek aşısı batıdan bin yıl önce Müslümanlar tarafından uygulanmıştı çiçek aşısı. Çiçek aşısını bin sene önce vurmuş. Çok hoşuma gitti de kardeşlerimiz okuyunca. Kateratta ameliyatının sekiz yüz kırk altı yıl önce, bu Kateratta perde var ya, göze perde göremem ne diyor. Birine geliyor kapanıyor, Allah'ımız ötekine biraz muhafaza buyuruyor. O sağlam oluyor. Ötekine ameliyat olduktan sonra o kararmaya başlıyor.
Yaşlarınızdan diyor bir kafeye bir göz yeter diyor. Öyle söyleyeyim. Allah Allah, sekiz yüz kırk altı yıl önce el Masfili diye bir İslam alimi bulmuş bunun kişi var. Doktorlukta bayılma yöntemi dayanıyor ya. Ya. Bir hazfe ziyarete gitmiştim dün kayırlı. Dedim ki çok yürüyüş duruyor. Bu niye? Efendim, bir saat oldu, dedi. Ayılalı bir saat oldu. Ondan yeniden geçmiş fondötenimde. Çünkü şeyler diyorum duymuyor. Biz bir saat oldu bayıldı, şimdi ayıptılar nakluz bir yere. İşte bunları ne? Sırp'ta ilk defa kullananlar Müslüman ilim adamlardır. Sarılık kolera mikroplarını bulan ve tedavi usulleri geliştiren, yine Müslüman doktorlardır. Eczaneleri ilk defa kuran ve tıbbın emrine verenler de Müslüman alimleridir. Bin üç yüz yılına kadar koca Fransa'da tıp kitabı olarak sadece bir kitaba rastlanmıştır ki o da bir Müslüman doktor olan El Razi'nin eseridir.
Bu büyük eser tam bin yıl, batılı bilim adamlarına yol göstermiştir. Cebirin bugün geldiği seviyeye çıkmasını sağlayan Herzemi diye bir İslam alimidir çocuklarınız, torunlarınız okula gittiklerinde görürler. Evet, Harezmi diye bir İslam alimlerinin eserlerini ve uygulamalı çözümlerini kullandığını itiraf etmekten çekinmez. Oradan aldım diyor, Müslümanlardan aldım diyor. Batı dillerinde yaygınlaşan sıfır kelimesinin kökeni Müslümanların Arapçada yokluk boşluk kavramını ifade ettikleri es sıfır kelimesidir. Sıfır rakamı için ayrı bir işaretin bulunması, herhangi bir hastalığa çare bulmak ya da bir makine icat etmezse verebiliriz. Girdik gayri liderleyin. Pil sayısı en haşaninin geometriye bir armağanı olarak kalacaktır. Eserlerinin asilları Londra, Moskova, Oxford'daki ünlü kıtpanelerde saklanan Ömer Hayyam. Pascal üçgeni diye adlandırılan matematiksel açılımın sahibidir.
Ayrıca permat teoremi diye sunulan denklem çözümleri de ilk defa Hayyemin eserlerini de yaratmıştır. Arap rakamları Haçlı Seferleri ile Avrupa'ya geçti. Böylelikle sayfalar dolduran Romen rakamlarının ilkelliğinden kurtuldular. Eski kimyanın büyücülükten başka bir şey olmadığını batılılara Müslüman kimyacılar göstermiştir. Ayrıca kimyada sülfatasidi, nitratasidi imbikleme, kristalleştiğinde, ışınlama, alkol, amino, cıva, ofisi, şeker, gümüş, nitrat suda, boyacılık, ayrışım, İslam bilgilerinin keşfi olarak ortaya çıkmıştır. En son şunu da diyeyim artık. Fransız fizik ve kimya bilgini modern kimyanın babası olarak kabul etti. Oysa ki on altıncı yüzyıla kadar süren İslam dünyasındaki kimyasal çalışmalar, onun ve çağdaşlarının çalışmalarına hız veren en büyük İskenderenleri hep Müslümanlardır. Başkası değil, başkası değil Müslümanlardır. Essahne kıldık.
Kavmi ondan su istediği zaman Hasanı taşa vur diye biz vahyettik. Essau billahi. Bu pencerese, bu cebe ve ceset, yine yanlış yapayım. Bu kelime suyun yavaş yavaş akması demek, yavaş yavaş. O tenpecara fışkırması demektir. On iki tane pınar kaynadı. Her kabile de nereden su içeceğini çok iyi bildi. Şimdi öyle bir mucize ki güneşte kalıyorlar ya, gölge onları hep takip etti, takip etti ve Halıkımız da onlara kudret helvasıyla bıldırcın etinden ikram etti. Kulumin tayyibatı maarazaknakun, Allah'ın selut etmiş olduğu rızıklardan temiz, temiz rızıklardan yiyin. Haram karıştırmayın. Öyle ki şimdi adam trilyonun içinde oynuyor, trilyon. Şahitim, iyice şahit. Trilyon, yirmi milyarı kurtaracak. Yirmi milyar karı var. Trilyonla oynuyor, trilyon. Trilyon bir şey değil şimdi. Şimdi yirmi milyar zarara gidecek. İşte burada belli oluyor.
Demiş ya, dağda sütçüymüş, şehirde de ayakkabıcıymış, kardeşim demiş. Dağın başında evliyalığı ben de yaparım. Mühim olan böyle isyanın içerisinde gelinin boyayabilmek demiş. Kadının böyle beyaz topuğuna evin değdi gönlün kaydı, dediği gibi. Şimdi trilyonlarla oynuyor, ticari bir yanlışlık var burada. Yirmi milyar için kendine ateş atıyor, yirmi milyar, yirmi lira. Allah'ımız buyuruyor, rızkın temiz olanlarından yiyiniz. Efendim niye bu işlem meşgul? Bu efendim değil birileridir. Senin hakkını avucuma koydum elhamdülillah. Nasıl koydum efendim? Elimi kaldırdım Rabbime, yalvardım ben. Havari ettim ben Rabbime. Şimdi sufiler derler ki ibadet ve taatın lezzetinin onda dokuzu helal rızıkdır, helal rızık. Bir tanesi de uzlettedirdir, uzlettedir. Kardeşim helal rızık gibi. Risale Ethane Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem çalışmayana selam verilmiş. Hiçbir sohbetinizi terk ediyor muyum?
İşte Kazım Efendi. Tabii kendi içinizde olduğu için pek bilinmez bunlar. Akşam kaç yere tire dolaştım. Burada İsmail Efendi var, Talas'tan kardeşimiz, bilecek. Hem kendileri ile görüştüm, hem Sivas'ta olaylarından gelenlerle görüştüm, hem bir başka yillerle görüştüm, dedim gitmeyeceğim. Aman ha, yetişin konuşsun. Bak, bak, bak. Bırakmam Allah'ın izniyle, katiyen seni. Ziyaret etsin. Efendimiz'in dostlarınız. Onunla sizin gönlümüzü mesul etmek, onu memnun etmek demektir. Rızkın helal olanlarından yeğiniz. Ve ma ve lemune ve lakin kanuvenistavum yallimun. Böyle çılgınlık yapmak suretiyle asıl kendinize zimmediyorsunuz, bir başkasına değil. Ne suçu var yani, ne suçu var? Şimdi Allah'ımıza çatamıyorlar çatıyorlar. Allah'ımıza bir şey diyemiyor. O bizim de ilahımız diyor. Amma Resulüne Mecnun diyor, şair diyor, bir başkalarının satırlarından diyor.
Şimdi Resulullah'a bir şey demiyor, o diyor peygamberdir. Ama ashabına oynamadığı oyun yok. Ah, o Bilal var ya diyor, o Selmanlar ya, o fakirler, onlar kalksa da diyor, biz diyor Rasulullah'ın huzurunda otursak, Kehf Suresi ayet yirmi sekiz. Şimdi Resulullah'a çatamıyor, ondan sonra yanındaki dostlarına. Evliyaya çatamıyor, ah şunları görüyorum. Aynen durum bu. Allah'ımıza bir şey diyemeyip de Peygamberimize çatanlar gibi, peygamberimize çatamayıp da bütçediremiyor. Çünkü çarpılacak. Ondan sonra ashabına. Evliyaullah'a ullah'a bir şey diyemiyor ama şunları görüyor. Siz kendinize zulmediyorsunuz. Bir başkasına katiyen, katiyen değil, oturup kalkıp Allah'ı anacağımız yere neden böyle olsun? Bize değil, kendi kendilerine zulmediyorlardır diye buyuruluyor. Buraya okudum Hadis-i Şerif ve kardeşimiz vasıtasıyla görüştüm. Diye başlar Hadis-i Şerif.
Efendimiz buyuruyor ki Salli Allahu Aleyhi ve Sellem, Cebrail Aleyhisselam bana böyle emirler getirdi ki ben zannettim ki bunlar farz olacak. Onlardan bir tanesi de farz olacak diye buyurulan. Zikrullah hususunda böyle tavsiyelerde bulundu. Onun dışında hiçbir şey konuşulmayacak zannettim. Asıl yerinden size okuyayım. Ravi, ancak bir Ribni Abdullahil Ensari, Radıyallahu Anin Nebi ya sallallahu aleyhi ve sellem. Zikrullah hususunda öyle tavsiyede bulundu ki zannettim ki onun dışında hiçbir şey fayda vermeyecek. Şimdi bizim oturup kalkıp, kalkıp zikretmemiz ne anlama gelir? Tabii iş adamısınız yerine göre, çalışan kimsesiniz, belki boşluğa çıktınız ama yazın birini bulmak mümkün değil, arkadaşların işinde gücünde. Nasıl olacak bu? Oturup, kalkıp birçok güzel prim vardır büyüklerimizin ifade ettiği gönül ehillerinin, zikri daim derler. Devamlı zikir, bu nasıl olacak bu zikir?
Memleketimize göre diyeyim, traktörünü çalıştırıyor, marşa basıyor. Af buyurun, gübreyi doldurmuş bahçeye götürüyor. İşte bu zikirdir, zikir daimdir. Neden? Rızkım helalinden olsun diye gidiyor. Eğer bir bahçıvan ise, bir çiftçi ise böyle. E bir bakkal ise dükkanına girerken, kapıyı açarken de duyayım. Hanım kardeşlerimiz var, onlar da çoluğuna, çocuğuna, kocalarına hizmet ederken de öyle hiç çıkmaz. Ne işte bulunuyorsak onu en güzel şekilde yapmaktır. Zikir bu. Zikri daim de olmalı. Hani tespihi alıp da devamlı çekme manasına değildir. Şimdi burada Ayet-i Celile'nin aşağıya doğru indiğimiz zaman Bakara Suresi'nde, bakın öyle bir çıldırdılar ki Bir yemekten yiye yiye biz artık daraldık dediler. O bir taam dedikleri nedir? Kudret helvası ile bıldırır bıldırdin eti, o da Rabbimizin katkıten geliyor. Dediler ki usandı ki şundan usandı. Ne istiyorsunuz?
Dediler ki, dediler ki, ya Musa bizim için Rabbine dua et de yerin bitirdiği şeylerden, sebzesinde, kapağı, kabağından, sarımsağından, mercimeğinde, soğanından bize çıkarsın birine. Yahu Allah tarafından geliyor. Tarif edilmezdi Seddi. Rabbimiz ifade buyuruyor zaten. Allah'ım sordu ki daha iyiyi daha kötü ile değiştiriyor musunuz? Siz şehre inin, istediğinizi orada bulun. Ve zuribez aleyhimuzzilla, artık büyük bir hakikati de inkar ettikleri için onlara cennet damgası vuruldu. Çünkü hakaret ettiler. Allah. Ve bereubivavabin minallah. Allah Allah. Allah. Muazzeti Rabbim. Allah'ın gazabına uğrabilirler. Hiç şüphesiz. Onlar Allah'ın ayetlerini inkar etmeleri, inkara devam ediyorlar ve peygamberlerini haksız yere öldürmeleriyle, onların hepsi sadece isyanları ve düşmanlıkları sebebiyledir.
Sonra dikkat giderseniz, Allah'ımız tarafından gelen nimeti değersiz olanı değerli olana tercih ediyorlar. Biz buradan hareketle diyoruz ki Habibullah Sallallahu aleyhi ve sellem Safa Tepesi'nde İslam'a davet ediyor, Kuran'a davet ediyor. Ebu Leheb evine taş alıp onu kovalıyor. Neden? Atalarımızdan devraldığımız din, o daha kıymetli diyorlar. Halbuki tek Mevla'ya inanılacak, her yönde her yönde söz sahibi olarak o kabul edilecek, Efendimiz böyle buyuruyor Salli ve Sellem. Resul olarak Habibi Habibi tanınacak. Onu kabul etmiyorlar, adalarımızdan devraldığınız din diyorlar. Bir bakıyorsunuz, şimdi ibadet ve taat dendiği zaman kaçıyor ama isyan tarafına çok çok isimlerini pek verip burayı da rahatsız etmek istemiyorum. Kötülükler artık anlaşılsın. Elimizin, ayağımızın, gözümüzün, kulağımızın işlemiş olduğu, Allah'ın razı olmadığı ameller, onları tercih ediyorum. İşte gel bak cuma vaktidir.
İlk oturana bir deve kurban etmek gibi ecir ve mükafat var. Sonra bir cumadan diğer cumaya kadar günahları bağışlanıyor. Yok diyor. İbadet ve taatin yerine başka meclisleri seçiyor. Bak nasıl değersiz olanı, değerli olana tercih ediyor insanları. Diyorsunuz ki yüz elli tane böyle sıralarlar güzel ahlak var. Bunları yerine getirelim, güzel ahlak sahibi olalım, kötülüklerden kurtulalım, yok. Ne olacak? Hilmiyetin yerine, yumuşak huyluluğun yerine kasap. Şehre belli zaten. Bulunmuştum, Hadis-i Şerif'e. Bu böyle bir Allah muhafaza buyursun. Amin. Efendimiz buyuruyor Salli Allahu Aleyhi ve Sellem, evvela sarardıkları buyuruyor. Bir hayli zaman geçti, okuyalım. Ondan belki bulmakta zorlanacağım. Mal olarak söyleyebilirim. Bu Yehud ve Nasara Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem ve ashabına karşı öyle bir kin güdüyorlar ki öyle bir kin güdüyorlar, ondan dolayı sapsarı geçiyorlar.
Hatta dudaklarını ısırıyorlar, geldi. Ehvaru sufralü'l-cuv, ehvaru sufralü'l-cuv, böyle rengin ve kinden dolayı yalnız, bunu izah edecek kinden dolayı sapsarı geçiyor. Bundan sakınınız. Ve innehu inlem yekun min illetin. Öyle bir hastalık yok. Mesela günlerce evinde kalmış, sapsarı geçmiş, tabii IŞİD ne görmediği için, bundan değil. Ev Seherin, uykusuzluktan dolayı da değil, Müslümanlara hayırlı cümleye, mukarrem olan cümleye oturup kalkıp her geride hakaret eden, şahit yok, ispat yok, insanlar safsarı geçer. Sonra mı vurur, sonra da kararır. Allah'ım sizin yüzleriniz gibi simaun piyucuhi min neferi vücut, bizim de yüzlerimizi secde eserleriyle nurlandırsın. Amin. Ve bu evsafta olanlarımıza da hidayetler lütf eylesin. Amin. İlahiyatçı yazar Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin kalbi selim sohbetini dinlediniz.