Abdest ve Duaya Hazırlık ile Manevi Arınma | Mihmandar
Mihmandar ses arşivi
Abdest ve Duaya Hazırlık ile Manevi Arınma
Abdest ve Duaya Hazırlık ile Manevi Arınma kaydında Benim icazetim kutlu cihandan! Hamza Hocam Hocam bizi çok dinledi. Hata ediyorsam söylemezlerse Allah kendilerinden sorsun! Üç İhlas oku, Piran-ı İzana gönder, vaaz bir Adana'ya da on bin kişiye hitap ettim ben. Oraya Müsevvitler, müftüler, ondan sonra müfettiş uleması, Eskişehirli bir Hoca ismini neyi biliyorum ya Devlet Duası yazan…
Benim icazetim kutlu cihandan! Hamza Hocam Hocam bizi çok dinledi. Hata ediyorsam söylemezlerse Allah kendilerinden sorsun! Üç İhlas oku, Piran-ı İzana gönder, vaaz bir Adana'ya da on bin kişiye hitap ettim ben. Oraya Müsevvitler, müftüler, ondan sonra müfettiş uleması, Eskişehirli bir Hoca ismini neyi biliyorum ya Devlet Duası yazan neyden ocak da geldi. Daha bu kadar anlaşılan bir vaaz duymadık biz diyor. Türkçe bak hiç Arapça kelime konuşuyor mu ağzından, hiç kelime konuşuyor musun ağzından? Hiç hortlı kelime konuşuyor musun? Bizim hocalar var da eskiden nerede tevatun ediyorsunuz diyor. O adam tevatunu ne anlar? Hocam nereye göçtünüz nerede oturuyorsunuz deseme nerede tavaklı? O adam ne diyor? Tavak mı ne diyor? Bana vatan ettiniz nereye diyor? Muazzezar'da efendim bu dedim. Onun için böyle kapalı konuşurlardı. İnsan anlamazdı bunları.
Ondan sonra Bismillah Efendim on bir tane demin hüslum farzı var. Abdest aldıktan sonra kafanda herkes büyü, güççü, hocası, hacısı hashac koydular. Bak bende bile var. Eğer bir insan abdest eline suyu doldurur, şöyle çekiverirse şuradaki bir parmaklık kekliği yıkadığından, bahçenin dörtte birini mest etmiş olmaz. Daha Dürret'in Naciye ne kitapları hep yazıyor. Ben okudum bunları vaazımda söylerim. Ondan sonra nasıl olur derler. Ondan sonra böyle etmeyin, efendim kafanı ağzına verdin, içinde dolma değil inşallah, kavlama değil inşallah. Tamam yetmiş de dolmuş da çiğnemiş derk içmiş değil inşallah. Burnunu da istiğga şair bedenlerini yürüyüp park etmek. Bir, kafanı sabunla, sabunlamak bir kılın dibi inne koyacak kadar kuru kalırsan çocuk püf çıkmaz.
Ben size hangisini anlatayım aşağıya irkin, kaşığın içini kaşımazsan, belki üstüne su gider de içine girmez, karşında bir tercih kuru hır yer, parmağı bir kılının altı kuru yerse olmaz oğlum. Eğer dökündüğüm su soğuksa gözünü iyice yumdumsa şu gözün kapakları kırıştığı için belki kuru kalır. Soğuk su olduğu için orayı, barınağın ile gözün kapakları yıka. Elhamdülillah, elhamdülillah. Dört tane kız çocuğun büyüdü, bir tecinin kulağı delik değil. Kulağı delik bulan bir kadının, kadının rust ettiği zaman o deliğin üstünde inne koyacak kadar bir kurye kalırsa cünüplüğü çıkmaz, hambur ipliği taksın oraya diyor kitaplar. Sorar da orayı yaşardır, yukarıdan dökerken bak kaç tane oldu, kulağın şu yukarı tavanı var, oraya eğırı. Dökünce oraya belki burkulur, kulağın böyle yoklar. Birer birer haber veriyorum. Yukarıdan aşağı dökerken burnun direği, belki kuru kalır burnunun direğini.
Koltuklarını yıka, yıka. Göbek deliği içeriye doğru delik, orayı şehadet parmağın ile iyice eveleyi eveleyi yıka. Eğer göbek deliğinde kuru yer kaldıysa cünüpsün gine cünüpsün koca ihtiyarların için diyor, sünnet yeri kırıştığı için yukardan su döktüğün de kırışığın altı kuru kaldıysa, gene Cenabıetin çıkmaz. Onun için orayı da evelayı evelayı yıka. Bizim bu köylülere veriyorum şimdi ben bu evi belki sizin oraya da alıyorlar bu bandı. Kardeşlerim, özür dilerim, ben hoca değilim derim. Bak kocalarımızın dediğini diyebiliyorum ancak, ondan sonra üstadımızla bize icazet verdi. Hem Nakşiden verdi, hem kadriden verdi, hem vaazdan verdi. Üç tane icazeti var bizde. Allah merkatı nur olsun. Hasan Efendi kabul ettiğin kabulum, reddettiğin reddettiğim, Kimseyi reddettin mi bende aynı reddederim. Onun için sahip olun kardeşim. Sahip olun, Allah rızası için ben size acı veririm diyorum.
Abdest ve Duaya Hazırlık ile Manevi Arınma ne anlatıyor?
Abdest ve Duaya Hazırlık ile Manevi Arınma kaydında Benim icazetim kutlu cihandan! Hamza Hocam Hocam bizi çok dinledi. Hata ediyorsam söylemezlerse Allah kendilerinden sorsun! Üç İhlas oku, Piran-ı İzana gönder, vaaz bir Adana'ya da on bin kişiye hitap ettim ben. Oraya Müsevvitler, müftüler, ondan sonra müfettiş uleması, Eskişehirli bir Hoca ismini neyi biliyorum ya Devlet Duası yazan…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 13 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Uzun geliyor, şimdi oradan göğsüm parmak ayak tırnakları, çiftçi, çit sürer, güven sürer, bağ beper, ayağına daima tozlar dolaşır, onun tırnağının içi yettiği için gömgü olur tırnağı. Öyle olmaz mı Ahmet'im oğlum? He öyle olur. Yani isminizi de alayım burada profesör gibi bizzat daha var. Hamdi hocamız var çünkü yanında konuşmaya haya ediyorum neler biliyor onlar ben bir şey bilmediğim halde onlar buraya bağlı olduğu için boynu bük ve dinliyorlar itaat böyle olur, böyle olur. Onlar cem-i oğalar lillah, değerler cümle zikrullah. Gömül bir eğlenip düptüz, ulalar Hakk'a müstağrak, gömülü birbirine düptüz. Hiç kimse itiraz etmez birisi konuşur da hepsi dinler. Olalar cem-i oğalar lillah, değerler cümle zikrullah, gömul bir eyleyip düptüz, olalar Hakk'a müstağrak. Ondan sonra bir daha var ya onu unutmuşsun. Böyle gömülleri üz, birbirine itiraz etmezler.
Bunlar yarın mahşerda dedi Peygamberimiz Muhammed Mustafa kürsüleri nur, elbiseleri nur, vücutları nur, bütün insan onlara kıt'a edecek. Diyecek ki Ya Rabbi bunlar kimler, enbiyalar mı? Yok, enbiyalar ileriye geçti. Şehitler mi? Şehitler ileriye geçti. Salıklar, abidler, zahitler, sofular, takvalar vesaire, bütünleri kıtba edecek. Duyunca bu sözü buyurunca bu sözü, dizin çöktüğü bir arabi dediği kimler durur böyle, olağan böyle ali tak. Bunlar kim öyleyse Allah için birikenler, Allah için konuşanlar, Allah'a zikreden, gönülleri birbirine düpdüz olanlar bunlar. Hadis-i Şeriflerde, arş-ı Azam'ın gölgesinde gölgelenenler bunlar. Güneş ay kalkacak, onların yüzlerinin ziyasından mahşer yeri ay güneş gelse çıra gibi kalmayacak. Böyle Çıra dediğim, idare ateşi kadar kalmayacak. Güneş, Ay, yıldız hepsi mahvolup gidecek.
Bihterik huri kızının, şu suça parmağının doğumundan yukarı kırkta biri dışarıya çıksa ayın güneşin bütün ziyası kapanacak kapanacak çünkü huri-ayn buyuruyor Allah Kuran'da bunları gayet vasfediyor. Uslu haber ver, verdim tırnağını da kes. Altına su geçsin altına. Tırnağını uzatma. Böylelikle tepeden tırnağına on bir tane oldu bu noksanı varsa Allah'ım affetsin bizi böyle ayrılık demiş ki burada duyarmış büyürler Haydi gidelim bir post edelim böyle bir züğürt duruyormuş demişler Camiyi Gebirden yani Diveli'nin camisinden para müfttü elli sene kağıtsız vaaz verdi. Böyle demune kitabını almadan takır takır takır bir alim idi. Halen dızzıklı Hacı Kasım Efendi, bir köylü şehrin ilmini yüklendi, aldı geliyor arkadaş demiş. Çöten değildi o. Allah söylüyorum bunu ne Kayseri'ye, ne Konya'ya, ne İstanbul'a, ne Ankara'ya, ne Van'a, ne Erzurum'a, ne Kayseri'ye hiçbir yere değil.
Umum kardeşlerime Allah rızası için konuşma bu. Dedi ki Mevlana, sigaraya haram diyormuş. Ben gideyim de onu ayette mi gördü, hadiste mi? Bir görüşelim demiş, hatıra binmiş yanına bir adam almış, sen de vekilim ol, sekiz yüz tane talebesi varmış kendinin. Dergah gibi alim. Çünkü ayaklı kütüphane dedikleri Hacabız orada çok büyük ulemalar, şefaatlerini Allah nail etsin. Varmış, kapıya demiş ki Mevlana, Rıza'tan bir bela geliyor, ben Halletime gireyim de yarın görüşeyim, şimdi birdenbire gönlünden dokunır, der ki kırılır da koca mahvolur, gireyim demiş, girmiş halvethanesine. Hoca efendi havlu kapısını tak, tak, tak, tak, tak, büyüklerin kapısına öyle girilmez, edeple girilir. Bakın şu yazıyı bilen varsa, Selahattin bittiği anda edep yahu, hey tekkenin üstünde bu yazılı yemişmiş de bir kardeşimiz İstanbul'dan bunu bize getirdi. Edepsiz olanın hiçbir faydası olmaz.
Ondan sonra, talebelerine demiş ki, müridlerine: Hocanın koluna girin, hürmetle çıkarın, yerine oturdum, o sigara içer ataç verin, güler yüzlü bulunun, tekkeyi kokuttum demeyin, çehrenizi azdırmayın, çok hürmet edin demiş. Çok hürmet etmişler, oturtmuşlar, yoruldum demiş. Efendim nerede? Efendim Halvethanesine girdi anca, yani kuşlukla çıkar, vaat eder meşgul etmem. Hadis gelse yine çıkmaz, imkanı yok demiş. Canı sıkılmış, keseyi çıkarmış, bir sigara sarmış, ataş verin lan demiş. Ataş vermişler, Şu yüze giriyorlarmış, tek tek dokundum. Kahrlace çeneliyorlarmış. Ama yüzüne geldim, bükülüyorlarmış hocam. Kusura kalma çıkar. Akşam kılmış, yatsıyla kırayım ve yapayım, yorgunum. Yarın mi göreceğiz? Evet demiş. Yattığı zaman rüya görmüş. Bu Van Konya'ya da geliyor Allahu alem, dünyaya da geliyor. Çünkü kaç tane yerden koltuklarından fümuzat-ı ilahiye girmiş, kaldırmış beni yukarıya.
Ayağım yerde bakıyorum, bilemiyorum yukarıda, hanım atsam ağız üstüne düşeceğim, bizi götüren gelir bakıverdi ve altı, sahne orada kaldı. Beytullah'ı görünce öyle kalmışsın. Allah tekrar tekrar görmeyi nasip etsin. Kardeşlarımız öyle onu olsun senede iki defa üç defa ziyaret etmek ediyor. Birisi diyor ki niye çok ye devreci hoca, Hazreti İmamı Azam ne elli beş defa gitti diyor. Üstazı Azam ne diyor kaç defa o zayıf vücuduyla gitti, ben niye gitmeyeceğim? Allah bizi daima oraya götürüp gittiler ve gelip yolunda ölenlerden etsin Allah. Hastalığım durdurdular. Baba hocamız, bir hocamız Beytullah'ın karşısında diyor dua etti Hasan efendi kardeşimizi. Allah'ım sıhhat, afiyet ver. Hızır aleyhisselama girdiğin hayat gibi hayat ver, onun için da tavaf edelim diyor. Tuhaf ediyorlar. Ayaklarına kurban olayım böyle alimlerin, böyle üstadların.
Onun için orada rüya görmüş, Hacı Efendi Kayserinden giden altmış gün mahşer yeri kurulmuş. Mevlana Celaleddin-i Rumi Hazretleri şöyle geçiyor, Yürü gidin ya Mevlana Muhammed Mustafa oturuyor daha demiş. Yeşil kürün kürsüsü, gentesi yeşiller giymiş, buralar gibi parlıyor, rüyada vursak, ah müjdeler dağılacağız açıktan görenler var kardeşim, Peygamberimizi açıktan görenler var. Biz bir hoca ile gittik, cilve gözünde, cilve gözünde bana bir mektup sunduğu okulu muydu? Efendim diyor ki ismini söylemeyeyim de kendine riya gelmesin, başka adamlar da bize cephe almasın, illüzyon almaya. Ona Haccı teleferyor işte. Ona Haccı teyp. Ona Haccı sana seccade getireyim, sana filan gel. Haccı Arapça vaaz vird Şam'da bir hoca efendi ya, ona Haccı diyor. O seccade diyor. Çünkü iyi niyetle yetmiyor diyor.
Şunu alayım, bunu alayım, burada pahalı, orada ucuz diyerekten geliyor ne haccı oluyor, ne bir şeyi oluyor. Allah usullarımızı affet ya Rabbi. Buyur demiş gidelim. O da arkasına düşmüş geliyor, Peygamberimize yaklaşınca Mevlana Celaleddin Rumi, Huddise sirrahur haciz, aşıklar sultanı Mesnevi'sinin kaç gün olduğunu hocamız söylüyordu. Düveli ecnebiyye'den Mesneviyi okuyanlar gelip gelip iman ediyorlar. Allah şefaatine nail etsin. Kanaatiniz olsun. Orada bir, yani gelip gelip geliyorum ya dinleyenler iyi anlar. Mevlana Celaleddin Rumi hazretlarına bizi götürdü Hacı Mehmed Saraç amcamız Allah merak adı ne olsun Konyalıydı bu sefer. Ondan sonra Mevlana'ya girdi, Ben Mevlana'ya gelince El Kalbi Kenzullah olmasa o kadar Mesnevi'de Ebyadla El-Bünyy'ye yayabilir miydi? El Kalbi Arsullah olmasa onun için onun huzuruna varamadım, götürdüler.
Vardığımda eğer turistler ne olmazsa iz dize oturmuş gibi füyuzat-ı ilahiye akıyor biiznillah. Nasıl inkar edeyim ben? Kardeşlerimiz da duysun da ibret atsınlar, etsinler ziyaret etsinler. Turistler ile doluyor oraya, Ashab-ı Kehf'i kaç defa ziyaret ettin? Nasip olmadı daha, niye nasip olmuyor? Düveli Ecneviye'de, Sure-i Kehfte, onlara iş olduğu için ehli cennet oldu. On tane hayvan salihlere karıştığı için onu da İsmail Aleyhisselam'a inen dost suratında her cennete girdiler. Onun için Üzeyir Aleyhisselam'ın merkezi de post suratına girdi. O develerde virtecnideyim, merem şeyi ilave etti, bandı, biri geldi, Ya Rasulallah, Rasulallah, deve müteak etmiyor, su çekmiyor, dedi. Nasıl oldu bana, gidelim de bunun devesine bir evit verelim, dedi. Yani hikaye kitapları değil bu.
Bu Mevahib I ledünniye kitabından, Efendimiz'in yazdığı bir kitaptan aldığım sözler çok var da bu gülistan bahçesinde gerçi yüz bin gül biter, bu gülistandan haber ver ve birkaç gül iter. Birkaç gül göstereyim yeter. Ya Rasulallah, Allah'ın Rasulü deveye nasıl evit verecek, deve görüşecek mi? Cemaat gördüler arkasına, mal sahibi geldi kapıyı açtı, Peygamberimiz evitver girdi, Çağrı yaribü'zinler girdi, sahabe girdi, deve küsmüş kin olur develer böyle dönmüş kötü yanına. Bir zıgaha gelince, gözüne Peygamberimiz girdiğini görünce dört nala gidiyor derler ya dört nala kalkmış kopuşluyor Ya Rasulullah deve belki delirmiş olur, size bir hakaret ver şöyle çık bir kapıdan da örtelim. Yok, benim düşmanım kendi cinsinden insanlardan başka düşmanım yok benim. Hayvanlar bana itaat ederler. Aslanlar, kavmanlar, ejderhalar, nedir, görmüyor mu?
Fahr-i Şerife girince, Hazratı sıktıydın, ayağını sokan ejderha dışarıya çıktı. Ya Rasulallah beni mazur gör, iki defa vurdum ayağına kapıyı açmadı, mecbur oldum. Senin buraya geleceğin bana iki yüz sene evvel haber verildi, iki yüz senedir seni bekliyorum. Yüzümü görmenin için bunun ayağını soktum. Edepsiz yılan neden ayağını soktun deyince böyle dedi. Ya, sıttık hakkını halat ettirdi. Benim yüzümü görmenin için yalnız sana insanlar mı aşık ya Muhammed? Bütün hayvan hep aşık senin düşmanların kendi akrabalarından, tüccarların düşmanı, hasetleri kendi gibi tüccarlara hasedi derler. Görünüyor mu? Fetrillar kurmuşlar, karşıya biri kurmuş, şu karşıya da bir haset karnı mı çatlayacak? Karrıla sıcağı, niye vuruyorsun? Rızkını yiyor herif oradan. Hasyurtluktan karnı çatlayacak ve meşayıkların halifelerinin hakaretları birbirine hasetliğinden olur. Bazı hiç hasedi olmayan zat var içinde.
Allah onlardan ayırmasın, ayırmasın. Ben neler derim ama başka yerlere girer. En büyük zatları deliklerine sokmak Haset herkes, hafızlar birbirine, hocalar birbirine. Öyle hasetler yeni cinsinden olur. Halifeler öyle, müritler öyle, ayrılığa öyle hep hasetliklerinden ayrı. Siz hasetten taktınız, hasetlik diyor üstadımız. Buyur efendim, bütün halitem olsa da ahlakı kim çıkar da hasetlik çıkmak içinde? Hasetlik ayağını dayar durur. En siyahlardan bile hasetlik görüyoruz. Allah ıslah et bizi yakamıyor. Cümlemizi ıslah et. Onun için amellerimizi cayır cayır yakmasın Allah kurban olduğum bana. Ona girilmeyecek. Ne için girilmeyecek? Muhabbet ikiye ayrılır da efendim de, kazkaç iki çatal olursa yine geçmediği gibi, böyle böyle manalarla, sözler ile insanları yalandırıyorlar. Efendim biz geleceğiz, Efendimiz Ziya Fitnat'im, şimdi daha telefon aldım sekerattaymış diyor. Niye yalan söylüyor yok?
Yalanla imam bir arada durur mu? Ataşla ot kefen bir arada durur mu? Vardır zılkına, kardeşlarımızdan hiç gelen olmadı. Ne diye gelmedi? Giderken de dedik ki huzurla yıkanama yiyoruz, yıkanama yiyoruz bize ziyaretçi göndermeyin diye bir yemin etmem ben. Kanaatimiz olsun diye babam, kanaatiniz olsun yalan söylüyor. Yine o, oralar doldu, boşaldı. Doldu, boşaldı. Efendim, karnı ev boğartıkları Onun için Allah ıslah etsin diyor ki. Allah'ımız ıslah etsin, mümkünü varsa ıslah etsin, mümkünü yoksa layıkını versin Allah'ın Dinle dinlesin, herkes dinlesin, içinde kimsenin ismi yok, besliyor yok, sözü yok, sohbeti yok, onun için herkes dinleyebilir. Böyle devam etti. Şimdi kurbanın olayı unutma! Mevlana vardı, Sultan-ı Enbiya elini uzattı, elini öptü, yüzlerine sürdü. Mevlana gel, deri dedi, o da onun sekiz yüz talebe okuttuğu için, o, da vardı.
Sekiz yüz talebe okuttuğu için, ona da elini uzattı. Mübarek elini o hoca efendi de kokladı, göttü. Yalnız dedi ki, yönümü öteyen dön der, ağzın fena kokuyor, hoca attırdı. Oraya küt düştü. Ağzıstüm düştü, feryat etmeye, ağlamaya başladı. Soğan sarımsak yiyen o geçene adam camimize gelmesin diyor da, az tütün iken bir adam sağındaki solundaki adamı taciz etmiyor mu? Kardeşlerim, kurbanımız olayım, Taciz etmiyor mu? İdiyor efendim. Soğandan sarımsaktan daha fena olan, Hoca Efendimin birisinin hikayesini çekeyim burada. Şuradan gittik de Bayan deresine vardık. Bayan deresine varınca, Şüphesiz bilirim bildiririm, Tanrıdan başka yoktur tapacak. İdahiriye, hepsini okuyamayacağım, öyle okunurdu ezen. Allah merak adını nur etsin, tebdil etti ve yine eski ezene derdi birisi. İsmini de almayacağım. Siyasi bir bant olacak inşallah. Ondan sonra yine Allahu Ekber başladı. Okulda indi.
Şöyle bir yürürlük, direk ki Hüseyin Çavuş var yanımda. İspatlı. Ben de şu böğründen gencin askere gitmeden evleniyor. Ya şimdi yirmi metreden ise, askere gitmeden evleniyor. Siz neysiniz dedi. Siz neysiniz dedi. Ezap okuyunca şu çocuk gibiyim Firasetiniz Allah'ın nuru ile baktığınız hükmüz. Bizi hayvan gördüğünüzde hayvanız, yoksa biz insan mı kocanız? La havle ve la kuvvete illa billah. En küçük sözden, çocukların en büyük sözü duyulur mu? Hafız namaza geçme, hafız var namaz kılınırtın. Namazı kıldırdın, mide misafirler, havuz Yusuf'un yanında. Oraya varan hocayı gezdirip edip burnunu sürtmeyince göndermezmiş. İsmi de Seyyid Hoca, aksakallı memesinin üssünden. Ondan sonra Adana'yla Ramazan boğazlarını verir, Fahri boğaz. Ondan sonra, Kendi bizi hesaba almadığı için ocağın başına uzandı, oturdu. Ocak yanar da şöyle uzandı, oturdu. Kimsiniz bakayım, nerelisiniz? Yahyalıyım.
Kahyanı Halde'densiniz, Kavacık Mahallesi'nden. Ben de direkt yayınliydim. Kavacık, Kavacık. Herken Nurcan mı boğsun, Hacı Abdul Hoca'nın oğlu musun, Hafız Hoca'nın oğlu musun? Babam dedi bu surarayı çıkardım tabakaya çok gırtlak açıldı kağıt var üstünde, içine tütün doldurdu yaktı. Ben halam dövüyorum buna, sen ne diyorsun bakayım. Hocam küçük bir çocuğu karşımızda durdurman çok rica ediyorum bak, herkesin iradeyi, cüz'iyesi elinde, hiç etmiyor ben karışmam, ben içmem. Yok ben haram diyorum, sen de diyorsun, ben de haram diyorum. Neyin için? Kuddusu veli Hazretleri vefat ederken efendim vekiliniz kim olacak, hürde vücubunu yüzmeyeni olmaz, evladımdan evladıma tarikatım devam eder demiş. Ben de Şükrü Efendi vefat etti hakaret ettim, o sevinmez dedi. Ben de onun güluğuysam, çocuğu uysam, ördek çocuğu uysam, ben de yüzeceğim buyur da yüzelim beraber senin ve devim.
Bütün millet böyle dolu Allah'ın şu çocuğa yardım ettiği onların duasına hürmetine kazanıyormuşsun ben. Allah yardım etti yollarmış, Hocam, hocam, buyur, sizin köyünüzde su satılıyor musluktan akıyor bir tas kıt paraya satılıyor. Ben abdest alacağım, kolumu sığarım, su istiyorum sana yüz paraya verirsin. O zaman para böyle bir hal veriyor. Benim de o günün çok parası bin lira var boynumda dedim. Yok ya bin lira olsa, oraya yüz para versem, beş kuruş ve suyu alsam da abdest ile mi kılsam, orada teyemmüm mi etsem? Yok, teyemmüm edeceksiniz, suya verirseniz israf etmiş olursunuz. Abdest için verdiğim, verdiğim yüz para israf olur da teyemmümle kılarsam namazı, sizin sığaraya verdiğiniz para, sığaraya verdiğiniz para parası ele, dumanı yele, derdi belası size olan tütünüm külli müsrifün haramun değil mi çocukların rızkını niye bu kütüne veriyor da içiyorsunuz?
He, ben de gördüm kitapta da işte anızın, tütünle yıkamazlar, namaz kılarsan razı olmaz diyor da senin gibi bir hoca bir gence hakaret etmiş, al biz sırara da sen içmeyin, içmem demiş. İçeceksin, halam demiş. İçmem hocam, ne niye içmeyiyorsun demiş. Delilin ne demiş. Delilim Allah'ın bize verdiği soluk demiş. Bu soluğu bize sermaye vermiş, hüp dediğimiz de kaç sevap olur demiş. Sevap olmaz oğlum, Allah'ın, Allah desin, Kuran okusun, ev nasihat versin dediği soluğu tütüne harcarsan, efendim Huhanme layık dağıdır, letaiflere ağıdır, zikrin tesirin soğuğudur, içmeyene ezadır bu. Ey Ebyadlarımızda da söyledik orada var. HAKURSUNUZ inşallah. Bu soluktan sevap yavusa ne olur ya, günah olur oğlum. Al sofu, tövbe olsun, beni kurtardın bu sırara'da demiş. Tövbe etmiş, hocam tövbe edin de korktum, bu fena fena. Mevlana beni öpüyor da varisi Enbiya oldum.
Ağzını, ellerine ayaklarına kapanmış, ne evlat okuyor, ne ezkar okuyorsan Allah rızası için bana da tarif etti, onu okuyun. Ben buraya seni iknaya gelmemişsin, ben esir olmaya gelmişsin, elini hayal edin beni amfi demiş. Kitapta şimdi, birinci edep zikrin için ruhaniyetten biz milyar imanla istimdat etmektir. Bak vücudundan değil ruhaniyetinden. Bu cihanın ahirete geçse kılıçkınından çıkmış gibi olur. Babam itham müdürü Hacabullah Efendi Abasya'nın babasına mektup yazdı dedi ki Hacı Eshabı Elbilni efendimiz vefat etti, kime rabıta edelim dedi kılıç kınından çıktı onun ruhaniyetine. Hazreti Muhammed Mustafa gelir, yediler gelir, kırklar gelir de şu zata olacak dedim mi ona yapılır. Bu şimdiki vefatlen sultanımıza on bir on beş sene sonra geldi ancak rabıta emri. Havlundansa kendine İlahat verilmişti ser halifeydi. Böyle bana rahatta erecekler, olmaz öyle şeyler.
Diğer edepler de dersini okurken Tahir bir mekanda dizin üzerine oturmalı. Birisi diz bükmemiş de, benim gibi ayağı ağrımıyormuş da Burak Bahar rahat okuyor, okuyun diye bir de oturmuş. Bir padişahın yanına varsanız öyle oturur musunuz, Benim huzurumda edepsiz, diss yoksa ne demiş? Efendim diss çöktü, bir daha diyor, murakbağa oturmakla nasip olmadı diyor. Yani bak böyle dizi üzerine oturmalı, veray hayır tayyibe sürünmeli, her kokuyu değil, müstazımız şeyden alınan, Isparta'dan alınan gül esansı sürünürdü. Evlatlarına da onu tavsiye ederdi. Gül esansı alalım, ona belki on bin lira değil, on bin lira bir, yirmi bir bin lira para verdim. Arkadaşlarımıza dağıttım, ocağımıza niye verdim? Ondan sonra Allah, Allah cevabını lütfetsin, gaybı, lokması tıpkı halelden olmalı. Elbisede haramlık varsa feyiz alamaz.
Lokmasında haram var da karnına girdiyse, bir lokma girdiyse kırk gün ameli hat olur, kırk gün durur o bir lokma. Onun için lokması da, elbisesi de fit-bahalelden olmalı. Gelmeyin, çıkarın dışarıya atın da ondan sonra girin diyor, çıkarmış dışarıya atmış, ondan sonra sohbete başlamış. Ondan sonra feyiz yayılmıştır. Demiş ki, demiş ki, asalıkta bakın, bir münkir hastası var, feyiz gelmiyor, asayı dışarı yapmışlar, feyiz onu tutmaya başlamış. Daha daha. Çok var da demin ikisini konuşayım, diyelim siler ki bu virüsten bahçesinde gerçi yüz bin bir diker, bu virüstendan haber vermeye birkaç gün yeter. Müftatül Hakayi okumayalım kardeşim gözlerini kapanmalı, okusana, benim gibi, hayvan gibi gözünü sağa sola gezdirmemeli. Karanlık mahalde oksa daha evladır, gece lambasını da söndürmeli. Göz kapalı olursa havası zahire de kapanır ve baş gözü kapanmayınca kalp gözü de açılmaz.
Gözüne kapamalı, salih zikrine gerek hafi ve gerek cehri olursa da ihlas üzere devam etmeli. Kudurattan amelini tasfiye etmelidir. Cemi amellerinde ihlas üzere hareket etmekle lazım gelir ki devamı istikrarla sıddıkıyet derecesine tekabül etmiş olabilsin daha devam ediyor kitap edep risalesi yine burada yüz elli beş oldu Edebi tarikatta riayet edemediği noksan ve kusurunu şeyhinden ket etmemek lazımdır. Saate bak ne oldu? Dün on ikiye yirmi beş kala devam etmişsin, on altı-on yedi kalmış on ikiye. O zamana kadar devam etmişsin.