Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
Belâ ve Musibetlere Sabır 67 Bostancının biri Hz. Mûsâ'nm yolunu kesmiş. "Ben den Rabbime selam söyle" demiş. Kelîmullah olan Mûsâ Peygamber huzûrullaha bu kulun selâmını iletmiş ve kendisine "Benden de o kuluna selam söyle ya Mûsâ!" hitabı erişmiş. Hz. Mûsâ, bostancıyı aramaya başlamış. Bostancıyı hiç bir yerde bulamıyormuş. Uzun bir ara madan sonra sonunda bostancıyı bulmuş. Fakat bos- tancmın derede aslan tarafından parçalanmış bedenini bulmuş. Aslan, bostancının her bir parçasmı bir yana ayırmış. Bunu gören Hz. Mûsâ dayanamamış: "Ya Rab- bi, hem benim dostuma selam gönder diyorsun, hem de dostunu aslanlara yediriyorsun?" demiş. "Dostum ben den öyle bir makâm istedi ki ona ancak böyle fedâ-yı cân eyleyerek ulaşabilirdi ya Mûsâ!" buyurmuş Cenab-ı Hak -azze ve celle- Hazretleri... Şimdi kardeşlerim, musibetin çokluğu îmânın kuv- vetindendir. Imánen zayıfsanız, musibetiniz yoktur. "İnanmayanlar niye hastalanmıyor? Kâfir niye sıkıntı çekmiyor, zâlime niye bir şey olmuyor da hep bize olu yor?" derseniz; "Sebebini Allah'a tevekkül ve îmânımzın gücünde arayın!" derim. Hadîs-i şerifte ajíi\ü J¿\| ^ ¿UNÍ ^ ^Ûl xiî» buy- rulmuştur. Yâni "İnsanlar içinde en şiddetli belâlara önce peygamberler, daha sonra ise -alâ merâtibihim- onlara benze yen evliyâ-i kiram ve meşâyih-i izam maruz kalır." Niye? Allah'a görür gibi inandıkları, her şeyi Allah'tan bildikleri, Allah'a şikâyette bulunmadıkları için! Zahmet mü'min içindir de rahmet herkes içindir. "er-Rızku alallâh", Cenâb-ı Hakk'ın sıfahdır; yâni rız-

