Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
120 / Musahabe 3 Zekâtın Farziyetindeki Hikmet Zekât içtimâî bir yardımdır. Gerek bu cemiyet için deki muhtaç, fakir olan fertlere ve gerekse dînin ve va tanın müdâfaa ve muhâfazası için asâkir-i islâmiyeye yardım etmek de dînî bir vecibedir. Zekât emrinin ahlâk üzerinde de güzel bir tesiri vardır. Bahîl ve mümsik olan kimselere mecbûrî bir emir olmayıp da ihtiyârî olsaydı, ferdî ve içtimâî yardım ve ihsân hususûnda pek ağır davranarak belki de ne- sâyih ve teşvîkât-ı lâzimede bulunulsa da o kadar tesi ri hâiz olmazdı. Fakat zekâtın cebrî emr-i İlâhî ile farîza kılınması bahîli de ifâ-yı vazifeye dâvetle, yardım ve ihsâna alıştırmağa bir vesîle de teşkil etmektedir. Kezâ zekâtın bir hâssası da; servet sahiplerinin nâil oldukları nîmet-i ilâhiyeye karşı edâ-yı şükür ve mahmedetihe de bir vesiledir. Gerek zekât ve gerekse sadakanın pek çok fezâiü vardır. Âkil olan kimsenin kalbinde zekât ve sadaka vermeye dâima meyil olması lâzımdır. Âkil olana yakışan da sadakaya rağbet ve meyi göstermektir. Zira sadakada malı temizleme ve malın çoğalması91 ile nîmeti verene bir şükran, rızıkta bolluk, ömürde bereket, sıla-i rahme teşvik, şeytana kahr Al lah’ın rızasına meleklerin ve insanların muhabbetine nailiyet, mü’minin kalbine sürürün dolması, nefsinden 91. Malın çoğalmasının temsili bir bağa teşbih edilebilir. Budandıkça ve filizleri alındıkça mahsûlü artar. Eğer budanmazsa ve filizleri alın mazsa mahsûlü pek az olur. Ve daha sonra da mahsûl vermez olur. Malın zekatını vermek ve sadaka iie Oenâb-ı Hak servet üzerine ay nı bereketi İhsan eder.

