Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
Zekât / 119 Bütün edyânda ebnâ-yı cinsine karşı yardım ve te- âvün emri olduğu gibi bizim âlî olan dînimiz, dîn-i mü- bîn-i İslâm da bu teâvün ve bu vecîbeye pek yüksek ve müstesna bir mevkî bahşederek zekâtı farz kılmıştır ki hiç bir dînde bu husustaki ulviyet ve fazîlet bu derece de tezâhür etmemiştir. Kur’ân-ı Kerîm’in müteaddid yerlerinde namaza mukârin olarak zikredilmiştir. (ju^ljJl lyiijlj öjSjJI lylj SjLaİI y-slj “Namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin.”^ buyurul- muştur. Bu zekât vecibe-i emr-i celîli, sadr-ı islâmdan bu ana kadar ümmet-i Muhammed’in temiz vicdânında ya şayan bir emr-i dînîdir. Binâ-yı islâmın beş şartından üçüncü bir rüknüdür. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sel- lem- islâmın beş şartını açıklarken şöyle buyurmuştur: 1- Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muham med’in Allah’ın rasûlü olduğuna şahadet etmek. 2- Namaz kılmak. 3- Zekât vermek. 4- Hacca gitmek. 5- Ramazan orucu tutmak?0 es 89. Bakara Sûresi / 43 90. Buhârî

