Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
Hz. Saîd Bin Zeyd / 209 «Kim Medine ehlini korkutursa Allah da onu korkutsun ve Allah’ın, meleklerin ve bütün insanların lâneti onların üzerine olsun.» Hz. Said -radıyallahu anh- dört hadis-i şerif rivâyet etmişdir. Uzun boylu ve esmer’ul-levn ve çok kıllı imişler. Mücâbu'd-da've olduklarının bir misali budur ki, Erva bint-i Enîs isminde bir kadın Medine valisi Mervan’a ken disinden şikâyetle: «- Benim yerimi gâsbetti» diye müracaat eder. Hz. Said, Mervan’a cevâben: «- Benden bunu me’mûl eder misiniz? Ki, ben Resû- lullah’dan işitdim, «Bir kimse bir karış yer dahi gasbetse kıyamet gününde boynuna vebal halkası olur,» buyurdu dedi ve sonra o kadına bedduâ etti: «Yâ Allah! Eğer bu kadın yalancı ise gözünü kör etmedikçe canını alma ve kapısını ona kabir eyle,» diye. Bedduâsı bi-emrillahi Teâlâ kabul olarak o kadının gözleri kör olup evinin içinde dolaşırken kuyuya düşerek ölmüş ve kuyu da kendine kabir olmuştur. Said -radıyallahu anh-'in babası Zeyd ukalâdan olmakla, cahiliyyet devrinde puta tapmakdan ve onlara kurban kes mekten ve o nâma kesilenleri yemekden ve kan ve ölü eti yeme gibi cahili adetlerden i’raz edip muvahhidlik yolunu tutmuşdur. Hz. Saîd’in babası, Zeyd, tâlib-i dîn-i hak olup Hicaz’dan çıkıp Şam’a doğru gelmiş, Belkaa nahiyesinde bir rahib’e din-İ Hanîf-i sormuş, râhib ona:

