Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
Yansımalar/31 bulamıyoruz; “Nerede Bayezid-i Bistami, nerede Ma’ruf-u Kerhî, nerede Ebul Hasen-i Harekani, nerede İmam-ı. Rabbani, nerede Muhammed Masum?” deyip durmayınız. O günkü yağan yağmur, o günün toprağına hayat veriyordu, bugünkü yağan yağmur da, bugünün toprağına hayat vermektedir. Efendimiz (s.a.v.)’in iki sevgilisi vardı: Birisi Allah (c.c.), İkincisi de ümmetidir. Doğduğu zaman “Ümmeti, Ümmeti” diye şehadet parmağını kaldırıyor; hayatında ümmetim diyor, irtihalinde Cebrail (a.s.)’e “Ey Cibril! Ben âhirete göçüyorum ama benim ümmetimi kim irşad edecek.” diye yine ümmetini düşünüyor. Sonra şefaati hususunda, “Şefaatim ümmetimin günahkârları üzerine olacaktır.” buyuruyor. “Bütün ümmetim cennete girecektir ancak ayak diretenler müstesna.” Bu İhtan gözleri önüne almayanlardan, Fahr-i Kainat’ın sözüne dikkat etmeyenlerden olmaktan çekiniyoruz. “Kim bana itaat ederse cennete girer.” Allah muhafaza buyursun, isyan edenler ise değişik şekle dönerler. Efendimiz (s.a.v.), ümmetine karşı böyle bir şefkat, böyle bir merhamet içerisindeyken, bizim de O (s.a.v.)’nun sünnetini yaşamamız ve hadis-i şeriflerini öğrenmemiz gerekir. “Benden bir hadis-i şerif öğrenip de Öğrendiğini bir başkasına nakledenin Allah, dünyada ve ahirette yüzünü nûrlandırsın.” hadîsi mucebince hareket etmeliyiz.

