Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
- Mus’ab bin Umeyr radıyallahu anh-’ın ne derecede yüksek bir sîmâ-yı fazilet olduğunu daha yakından anla yabilmek için bir de aşere-i mübeşşereden Abdurrahman bin Avf -radıyallahu anh-’ın yine Buhârî’nin bu babında tahrîc ettiği şu hadîsi mütalâa edelim: Buhârî’nin Abdurrahman bin Avf’in oğlu İbrahim’ den rivayetine göre, İbrahim diyor ki: Babamın oruçlu bulunduğu bir gün önüne konulan iftar sofrasını şöyle bırakıp bana dedi ki: “Mus’ab bin Umeyr Uhud günü şehîd edildi. Halbuki Mus’ab benden çok hayırlı idi. Bu mübarek şehîde kefen yerine bir kaftan sarılmış ki bununla başı örtülse ayakları açılıyordu. Ayakları örtülse başı açılıyordu.” İbrahim diyor ki: Öyle zannediyorum ki babam sözü ne şöyle devam etti. Yine Uhud’da Hamza da şehîd oldu. 0 da benden hayırlı idi. Onu da kefenleyecek bir hırkadan başka bir şey bulunmadı. Bunlar zühdî bir hayat içinde Hak evine gittikden sonra dünyanın bunca nimetleri karşıma seriliyor. Âhiret için kazandığımız hasenatımız ta’cil edilip de dünyada verilmiş olmasın?” deyip o şehîdlerin yüksek derecelerine vusûlü teehhür ettiğine müteessir olarak ağ lamaya başladı. Hatta iftar yemeğini de terk eyledi.23 23. Buhari, Kitâbu’i-cenâiz, 36. Abdurrahman Bin Avf -radıyallahu anh- ki İsla ma sekizinci olarak ilk dahil olan kudemâ-yı ashabdan 81

