Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
Amr İbn-i Ümeyye’nin oğlu Ca’fer der ki: Bir ara ben Abdullah bin Adiy bin Hıyar ile Humus’a vardığımda Abdullah bana “Vahşî’yi görmek ister misin?” dedi. - Ben de “Evet” dedim. O sırada Vahşî Humus’da oturuyordu. Vahşî’nin nerede olduğunu sorduk. Şu köş kün gölgesindeki Vahşî’dir diye gösterdiler. O ki büyük bir yağ tulumu gibi semiz, kızıl gözlü bir kişi idi. Yanına gittim. Biraz irkilib selam verdik. Selâmımızı aldı. Abdul lah o sırada sarığını yüzüne başına dolamış idi. Vahşî, onun yalnız gözleriyle ayaklarını görüyordu. Abdullah ona “Ey Vahşî beni tanıyor musun?” diye sordu. Vahşî Abdullah’ı şöyle gözüyle süzdükten sonra cevâb verdi: “Hayır Vallahi tanımadım. Yalnız bildiğim bir şey varsa o da şudur: Adiy bin Hıyar16 Ebû’l-îys kızı Ümm-i Kıtal denilen bir kadınla evlenmiş idi. Bu kadın Mekke’de Adiy’ye bir oğlan doğurmuş idi. Ben de bir süt ana arayıp bulmuş ve bu çocuğu anasıyle beraber süd anaya götürmüş idim. Deve üstünde o çocuğun ayaklarını görmüştüm. Senin ayakların o çocuğun ayakları gibi olduğu için ayaklarına dikkâtle bakdım. 16. Adiyy bin Hıyar, Abdullah’ın babasıdır. Buhârî Şarihi, bu iki görüş arasında yarım asırlık bir zaman fâsılası bulunduğunu kaydediyor. 74

