Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
Ve livâ-i şerifi de Ali bin Ebî Tâlib -radıyallahu anh-’a verdi. Kendisi dahi mecruh olduğu halde atına bindi. Ve altıyüz otuz kadar Uhud gazisiyle Medine’den çıkıp Hamrâü'l-Esed nam mevkie vardı. Hamrâü’l-Esed: Medine’den sekiz mil mesafede ve Medine’den Zü’l-Huleyfe nam mahalle giderken yolun sol tarafında bir yerin ismidir ki Rasûl-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz oraya varıp ordu kurdu. Ma’bed’in Ebû Süfyân’a Sözleri Ebû Mâ’bed Huzâî’nin oğlu Ma’bed bir maslahat için Mekke’ye gider iken Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’in yanına uğradı. Ashab-ı kiramın musâb ol masından dolayı taziye etti ve kalkıp gitti. Ma’bed yolda Ravha’dan geçerken Ebû Süfyan ile görüşdükde Ebû Süfyan ona “geride ne var” diye sordu. Ma’bed de “Mu hammed -sallallahu aleyhi ve sellem- bir büyük ordu ile çıkmış ki ömrümde öyle cemiyyet görmedim. Dünkü muharebeden geri kalmış olanlar da çıkmadıklarına piş man olarak bugün cümlesi toplanmışlar. Sizin İçin diş bileyip gelirler” diye cevab vermiş. Ebû Süfyan: Sen ne söylüyorsun. Onlarda ha rekete mecal kaldı mı?” dedikde Ma’bed de: “Onlar 66

