Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
76 / Tebük Seferi Ebû’d-Derdâ -radıyallahu anh- buyurdu ki: Eğer ihvânın hâli tegâyyür ederse hali değişti diye ihvânını terk etme. Zirâ ihvânın bazan düşer ve bazan da kalkar. İbrahim Nehai buyurdu ki: Âlemin zellesini nâsa söyleme. Bir kere kusur eder. İkincide terk eder. Eğer ihvânına bir keder ve âfet gelirse ve o âfet dinde olursa onu murâkebe ile ihvânına riâyet edip ihmal etmemeli belki ihvânına taltif-i dâimi üzere olmalı ve ihvânına gelen belâdan ihvânını kurtarmaya gayret etmeli. İhvanının dîninde olan ma’sıyeti belâların şiddet lisidir. . Sultan-ı Enbiyâ -sallallahu aleyhi ve sellem- bu yurdular ki: «Bir kul Allah yolunda bir kardeş edinmeye muvaffak olduysa Cenâb-ı Hak o kimseye cennette bir derece halkeder.» İbn-i Mübarek buyurdu ki: Mü’min olan özür taleb eden Münâfık kusur arar. Fudayl bin İyaz buyurdu ki: Asıl fütüvvet, ihvânın zellesini affetmektir. Sallallahu Teâlâ aleyhi ve sellem Efendimiz bir hadi sinde buyurdular ki: «Kötü komşudan Allah’a istiâze edin ki hayır görse setreder, şer görse ifşa eder.» Musannif rahimehûllah buyurdu ki: Şimdi öyle bir zamanda bulunuyoruz ki, eğer bizden bir fiil yetmiş vech-i sâhîha mütehammil ve bir vecih de vech-i fâside mütehammil olsa yetmiş sahih vechi atarlar da baîd olan bir vechi alırlar. Nefislerini müdafaa etmeyi ve ihvânını

