Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
74 / Tebük Seferi -------------------------------------------------------------------- «Birbirinizi sevinceye kadar (hakiki veçhile) asla iman etmiş olmazsınız. Hangi şey üzerine sevişeceğinizi size göstereyim mi? Aranızda selâmı yayın (Birbirinizi selâmlayın). Ruhum yed-i kudretinde olan Allah’a yemin ederim ki birbirinize merhamet (ve şefkat) edinceye kadar (yani merhamet ve şefkat etmedikçe) cennete giremezsiniz. ” Ashab-ı kirâm dediler: Ya Rasûlallahl Biz hepimiz merhametliyiz. Buyurdu ki: (Benim dediğim) o (merhamet) herhangi birinizin hususi merhameti değildir. Âmmeye olan merhamettir.» Ey selimü’l-vicdân! Dost ve sâhib-i hakiki ancak se nin ayb ve noksanını bildiği halde sana ikbal ve teveccüh gösterendir. O da ancak senin mevlâ-yı kerimindir. Hayırlı dost ve sâhib senden istifâdesi olmaksızın sana muhib ve tâlib olandır. Cenâb-ı allâmü'l-ğuyûb âbidin ayıblarını bildiği halde yine ibzâl-i inâyet ve ihsân-ı nîmet etmekten geri durmaz. Tabîat-ı insâniyedeki noksanlık atâyây-ı sübhâniyeye hâil ve mâni olmaz. Ahlâk-ı ilâhiyye ile muttasıf olan ehl-i kemâl de bil cümle mü’minlerin kusur vakı’alarını gördükleri ve bil dikleri halde onlara yine hüsn-i muâmele ve iltifâtdan geri durmazlar. Ama zamanın dostları ise hemdem-i mu habbet oldukları zevatın bazı kusurlarına muttali olmak la muhabbetleri derhal zâil olur. Bu halde onlar sâhib-i

