Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
58 / Tebük Seferi «-İşte Tâbe, şu da Uhud’dur. Uhud, onun bizi bizim de onu sevdiğimiz bir dağdır» buyurdu. Yine Buhârî’nin bu babındaki rivâyetine göre Enes bin Mâlik -radıyallahu anh- der ki: Rasûl-i Ekrem -sallalla hu aleyhi ve sellem- Tebük seferinden dönüp Medine’ye yaklaştığında buyurdu ki: - Medine'de öyle ashabımız var ki, sizin gezdiğiniz hiç bir diyar, geçtiğiniz hiçbir vâdiyoktur. Ancak o dostlarımız da sizinle berâber o diyarı gezmiş geçmişçesine sevâba nâil olmuşlardır.» Ashâb-ı kiram, ya Rasûlallah! Onlar Medine’dedir, (yani orada kaldılar) dediler. Rasûlulllah -sallallahu aleyhi ve sellem-: - Evet onlar Medine’de kaldılar. Fakat onları Medine’de Özür habsetti» buyurdu. Medine'ye giriş çok meserreti! oldu. Rasûl-i Ekrem -sal- laiiahu aleyhi ve sellem- Efendimiz Hazretleri’nin ordusuyla berâber kudümü haberi Medine’de şayi olunca karşılamak üzere bütün halk, kadınlar ve çocuklar Medine dışına çıktılar. Rasûl-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem-’in sefere çıkar iken ordugâh ittihaz ettiği «Seniyyetü’l-Vedâ» (Ayrılık Tepesi)’ne kadar gidip neşîdeler okuyarak karşıladılar. Rasûl-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Medîne-i Münevvere’ye girince doğru Mescid-i Saâdet’e gidip iki rekat namaz kıldı. Her seferden avdetinde âdet-i seniyye- leri Mescid-i Nebevilerinde iki rekat namaz kılmak idi.

