Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
90 Sohbetler da şefkatli ise dünya malı ona hiç zarar vermez. Esas zararlı olan samimiyetsizliktir, riyakârlıktır. Hz. Mûsâ (a.s) zamanında bir adamın hiç çocuğu olmamış. Hz. Mûsâ'ya gelip "Ya Mûsâ, Rabb'imize bir sor. Bize çocuk verecek mi?" demiş. Hz. Mûsâ da sor muş. Rabb'imiz "Ona çocuk lütfetmedim." buyurmuş. Hz. Mûsâ Rabb'imizin cevâbını bu adama söylemiş. Bu nun üzerine adam "Lütfetmediyse gücü yetmez değil ya, lütfediversin" demiş. Seneler sonra Hz. Mûsâ (a.s) o kişinin çocuğu olduğunu görmüş. Hz. Mûsâ "Ya Rab- bi, lütfetmedim buyurmuştun ama şimdi çocuk ver mişsin." deyince Rabb'imiz: "O sözündeki samimiyeti hoşuma gitti" buyurmuş. Bütün iş samimiyete ve rızâ göstermeye bağlıdır. Rabbinin her verdiğine râzı ola na, zamanla Rabbine naz etme gücü de verilir. Niyâza duranlar, naz makamını erişirler. Bu, dostluğun bir nişânesidir. Yahyalı'mızda öyle kardeşlerimiz var ki on ların büyüklüklerini kimse bilmez. Avâmdan sayar, bel ki çağırıp sofranıza bile oturtmazsınız. Ama onlar her Öğün Rab'lerinin rızâ sofralarma otururlar. Tarîkat-ı aliyye, oyun-eğlence yolu değildir. Âyet-i kerîmede ^ U ¿11 jij^ duyurulmuştur (Hadîd, 57/4). Yâni, tarîkat aliyye her nerede olursak olalım Rabb'imizin bizimle berâber olduğuna vâkıf olma yo ludur. İçimizde namaza durduğu zaman Kur'ân-ı Azîmü'ş-şân'ı indirenin sadâsmı duyan kardeşleri miz var. Hiç şüpheniz olmasın! Fakat Cenâb-ı Allah'ın sadâsmı duymak için evvelâ dilinden ve kalbinden ge çen kötü düşünceleri düzeltmek gerekir. Bir kimsenin arkasından konuşmak münâfıklıktır. Dilini gıybetten,

