Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
34 Sohbetler kalbini titretir, gönlünü eritir. Bunun için şâirler, tarikatı menzilleri uzun ve çok olan bir yola benzetmişlerdir: Bu yol uzaktır Menzili çoktur Geçidi yoktur Derin sular var Derin sularda boğulmamak için üstâdlarımızm emirlerini tutmak gerekir. Sâmi Efendi Üstadımız bu yururlardı ki: "Gönlünde âhiret kaygısı olan kişi delik siz uyku uyuyamaz." Şimdi kendimizi bu tariflere göre Ölçüp biçelim. Ona göre Allah'a giden yolda, tarîkat-ı aliyyede ne kadar adım attığımızı hesap edelim. Sorsalar, mürşidime bağlıyım deriz, beni Allah'ıma o götürecek deriz ama bununla beraber derin gaflet uykularmdan uyanamıyoruz. Demek ki muhabbe timiz eksik. Muhabbet eksikliğinin sebebi ise edep noksanlığıdır. Edepsiz insan tarikatta yol alamaz. Şu girdiğiniz yol, alelade bir yol değil; burada her şey Resûlullah'm onayından geçiyor. Bizim de bu edeple, ona göre yaşamamız lâzım. Sâmi Efendi Üstadımız der di ki: "Bâzı ihvanımız var; ne o bizden ne biz ondanız." "Bu yola muhabbetle gelin. Başka türlü yol alamazsı nız." Manevî hâllere vâkıf bir zat bir gün Sâmi Efendi Üstâdımız'a ihvan kardeşlerinden birinin durumunu sorar. Üstâdımız bu zata iki topluluk gösterir. Biri ihvân topluluğu, diğeri ise tarîkatte olmayanların topluluğu. "Bak bakalım, o sorduğun kişi nerdedir?" buyururlar. O zat bakar ki kardeşi ihvanların içinde değil; diğer

