Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
26 Sohbetler Tarîkat-ı aliyye, amel-i sâlihe talip olmanın yolu dur. Kişinin kendisini kurtaracak sâlih amelleri yoksa âhirette nesebinin, soyunun-sopunun ona bir faydası olamaz. Peygamber Efendimiz (s.a.v) Fâtıma annemize bile "Ey kızım Fâtıma, sakm babam peygamber diye gü venme!" buyurmuştur. Kişi, sırât-ı müstakimden geçe ne kadar tehlikeden kurtulmuş sayılmaz. Üstâdlarımız mübarek gecelerde ve seher vakitlerinde evlatlarını gözlerler; amelleri semâya ulaşıyor mu diye. İnsan son nefesinde îmân ile gidebilir ama sâlih bir ameli yoksa yaptıklarının cezâsmı bir bir çekecektir. Fakat zahire bakıp da kimse hakkında su-i zanda da bulunmamak lâzım. İnsanların içlerinde gizli olanı bizler bilemeyiz. Bir mevtâyı on üç gün sonra kabrinden çıkarmışlar, be deninde hiçbir değişiklik yokmuş. Herkes şaşırmış. Zîrâ adam halk nezdinde pek makbul bir kimse değilmiş. Demek ki "Allah! Allah!" diye âhirete göçmüş ki cesedi bozulmamış. Fakat bu yine de âhirette her şeyini kur tarmış anlamına gelmez. Tarîkat-ı aliyye, azaptan kurtulma yoludur. Azap ların en hafifi kabir azabıdır. Kabir azabının en hafifi ise kabirde kemiklerin sıkılmasıymış. Allah cümlemi zi muhafaza buyursun. Bütün bu azaplarm sebebi ise kalbimizden söküp atamadığımız dünya muhabbeti dir. Tarîkat-ı aliyye, dünya muhabbetini kalpten söküp atma yoludur. Ehl-i tarîk bir kişinin kalbinde zerre ka dar gayrullah bulunmamalıdır, dünya sevgisi yer alma malıdır. Kalpte dünya muhabbeti varsa yapılan evrâd ü ezkârm hiç bir tesiri olmaz.

