Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
/ GÖNÜL ÂLEMİNDEN ZÂHİRÎ VE BÂTINÎ ŞİFA TARİFESİ 86 ” ÖZÜM AĞLAr Bu hicran elemi büktü belimi Gözlerim görmedi vahdet gülünü Firkatin tesiri tuttu dilimi Gözüm ağlar, özüm ağlar Kimse birbirine bakamaz halde İhvanın gözleri dikili yolda Birkaç gün kardeşler bekledi çölde Gözüm ağlar, özüm ağlar Erenler içine ateşler attı Bütün ölünürdü, himmetle tuttu Manen teşrif etti, nurlara battı Gözüm ağlar, özüm ağlar * Mahmud Sâmî Ramazanoğlu (k.s.) Efendimiz Hazretleri bazı yıllar yaz aylarında Yahyalı yakınlarında şifalı bir yer olan Yeşilhisar içmelerine gelir, orada birkaç gün dinlenirlermiş. Gelişlerinde istirahat ve ziyaret tertibini Hacı Haşan Efendi Üstadımız yaparmış. Bir defasında böyle bir sohbetten sonra yaşlıca bir kadın, bohçasına koyduğu güzel ve taze meyveleri Üstadımızın önüne koyar. Bir anlık bir sükûttan sonra, Sâmî Efendi Üstadımızın (k.s.) simâlarında devamlı bulunan tebessüm yerine bir hoşnutsuzluk belirir ve elinin tersi ile kaldırılmasını işaret ederler. İhvân-ı Kiram: “Acaba böyle nazik bir ikram niçin reddolundu?” diye düşünürlerken, biraz sonra oranın yerlisi bir adam gelir ve o kadın hakkında: “Efendim! Bu kadın birkaç kişinin miras hakkını yiyen birisidir.” der. Bunun üzerine kafalarda beliren istifham silinir ve Muhterem Üstadımızın büyüklüğü bir kere daha gönüllere nakşolunur. Yine Mahmud Sâmî Ramazanoğlu (k.s.) Üstadımızın teşriflerinden birisi için tüm hazırlıklar yapılmış, Yahyalı ve çevresinin tüm ihvanı Yeşilhisar içmelerine gelmiş ve pür heyecan Üstad Hazretlerini bekliyorlar. Saatler ilerliyor, Üstadın sevgisi ruhlarda. Sonsuz bir hasretle, herkes gözlerini ufka dikmiş bekleşiyorlar. Ve bir haber; Ankara temsilcisi; Mustafa Efendi geliyormuş, Sâmî Efendi Üstadımız (k.s.) bazı sebeplerden dolayı gelemeyeceklermiş. Bir hüzün bulutu ihvanın üzerine çöker. Herkeste bir üzüntü belirir. İşte yukarıdaki şiir bu vesile ile yazılmıştır.

