Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
341 Seyrü Sülük "Makamımıza geçecek olan asker geliyor mu?" buyurarak, Allah’ın kalplerine bahşettiği irfan nuruyla, bu sırrı keşfeder. Adana’dan iki kişi, İstanbul’a Es’ad-ı Erbİli (ks)’yi ziyarete gelir. Hizmette bulunan Sami Efendimiz (ks) için birbirlerine, "Bu delikanlı kim?" derler. Adanadan denince, "Belki doğum yeri Adana olabilir ama edebine, ahlakına ba kılacak olursa bu delikanlı, Medineli." diye övgüde bulunurlar. Söylenildiğine göre, üstazının huzuruna, gusül abdesti al madan çıkmazlarmış. Şimdi ise, sandalyelerde ayak ayak üstüne atan kimselere de tesadüf edilebiliyor. Es’ad-ı Erbİli (ks), büyük bir cemaatin huzurunda, "Melek görmek ister misiniz?" deyince, "Evet" derler. Pir Efendimiz de, "O melek Adanalı Sami evladımız." buyururlar. Sami Efendimiz (ks) konvoy hâlinde Niğde’den Adana’ya giderlerken; trafik memuru, geriden takip eden arabayı durdurur ve, “Allah için söyleyin, önde giden taksideki zat, peygamber miydi yoksa melek miydi?" diye sorarak şaşkınlığını ifade eder. Biz, Kayseri imam Hatip Okulu’nda okurken, Hacı Haşan Efendimiz (ks) okulumuzu teşrif ettiler. Arapça Hocamız Süley man Uğur Bey, Üstazımızı görünce, birden afallar, ' "Bu zat-ı âlî kim?" der. Daha sonra girdiği bütün sınıflarda, Yahyalıh öğrencilere seslenerek,

