Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
148 | Seyr ü Sülük "İşte onlar sesini dinlemek için yaklaşan meleklerdi. Eğer devam edip sabaha kadar okusaydın, onlar da oradan uzaklaş- mazlardı ve insanlar onlara bakıp (onları) rahatlıkla seyrederler di." Beylerbeyi’nden Naci Özmine anlattı: "Medine'de yıllarca kalan, tedavi olmak için İstanbul a ge len Hafız Tabir Efendi bizde misafirdi. SamiRamazanoğlu (ks) evimizi şereflendirdi. Sohbeti müte akip Hafız TahirEfendiye Kur’an okuttular. Öyle bir aşk, cezbe zuhur etti ki hepimiz yandık tüttük. Bir de ne göreyim evin tavanı göçtü, yıldızlar görünüyor. Sonra öğrendim ki, Fahr-i Kainat’ın ruhaniyeti iştirak etmiş, ona ikram için ev bark da tazime durmuş." Esad-ı Erbili (fe/nin dergahında sürekli Kur’an okunur, meczup, aşık kullardan biri, "Yanlış okundu." diye ikaz edermiş. "Nereden biliyorsun hatayı?" dediklerinde, "Levh-i Mahfuza bakıyorum, nur bir ara kayboluyor da on dan." dermiş. Cafer-i Sadık (ks) (ö. 148/766) Kur’an okur. Manasını te fekkür eder. Anlayamadığı hususlarda müşkilini Rabbimizden sorardı. Bayezid (ks), Kur’an ve Hadislerde izaha muhtaç konuları, Rasûlullah (sav)’m ruhaniyetiyle buluşarak hallederdi. Bizzat Fahr-i Kainatla açıktan görüşür, bu süre üç günü geçerse, imanın dan şüphe ederdi. .

