Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
^ M; JU ¿1 013 .LiSl lib ^V U ^^1 ¿1» (^1 A j ¿J Aj Aleyhi ’s-selâm Efendimiz de eşyâyı gördü lâkin bu zât ü eceli ü â’lâyı gördü; hem de bir hey’et-i mahsûsa veyâhûd ezmine veyâhûd esmâ ile mukayyed olmayarak gördü. Şeyh-i Ekber hazretlerinin muammâ kabilinden olan şu ifadelerinin halli ancak bir hadîs-i şerifin mefhûmu ile kabil olabilir. O da, “Hazreti Allah bir kabza nurundan Hz. Muhammed’i ve o hazretin nurundan mâsivâyı halk buyurdu ”dan ibârettir. Şu kadar var ki, hadîs-i “men arafe”de "Nefsini bilen Cenâb-ı Allah'ı bilir” buyurmuş olduğu hâlde ^LiSl Uy ^l hadîs-i şerifinden ma’rifetullahın, ma’rifet-i eşyâya mütevakkıf olduğu anlaşılıyor. Binâenaleyh müellif hazretleri JLp ^ pU^I ^Ij) OL^Sh ¿j» û^j ^1 “Eşyâ” hem “nefs”e hem de gayrısına ıtlâk olunur, buyuruyor. (ûJI ^ jL^ flJ^I s^jj jJJl iyrj jü) Zîrâ vücûd ve hakikatten ibâret olan nefs, eşyâ-yı şâire ile “şey’iyyef’te müsâvîdir. Öyle olunca ^U^l oy> ¿yJ) (ujl Jy aü ^1 3/ y^j ^1 oy> Eşyâyı bilen nefsini bilir. Nefsini de bilen Allah’ı bilir. ^JJI bA) (^Ug ¿1 JL' <¿1 d Zîrâ “sivâ” zannettiğin şey sivâ değil, çünkü sivâ; hakikatte ma’dûmdur. Mevcûd ancak Cenâb-ı Hak’tır. L dh£Jj) (oloÎj 4i/ Lâkin her şeyi de gördüğün hâlde Cenâb-ı Hakk’ı bilemiyorsun, (aly ¿d (Jg f j) Eğer hakikati bilmiş olsa idin elbette eşyâdaki mevcûdiyyet Cenâb-ı Hakk’ın olduğunu görmüş olurdun. <¿1 ^U cJ ¿d oL ^J’ İla ¿Ü <_Li ^j) 101

